Ercüment Erdem Av. Selen Öztürk

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu M. 202/1 Uyarınca Şirketin Zararlarının Tazmini Davası

Aralık 2013

Genel Olarak

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan (“Eski TTK”) farklı bir sistem benimsenmiş ve şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler yer almıştır. Bu düzenlemelerin en önemlilerinden bir tanesini sorumluluk hükümleri oluşturur. TTK’nun 202. maddesi 1. ve 2. fıkralarda iki farklı hukuka aykırılık hali öngörmekte ve bunlara farklı sonuçlar bağlamaktadır. Bu çalışmada m. 202/1’de düzenlenen hukuka aykırılık hali ve bu aykırılık sonucunda ilgili madde çerçevesinde açılabilecek dava incelenecektir.

TTK m. 202/1’de Düzenlenen Hukuka Aykırılık

TTK m. 202/1 uyarınca hakim şirket hakimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Hakim şirketin hakimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanması TTK uyarınca hukuka aykırılık teşkil edecektir. Hakim şirketin bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; karını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısaltmak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemler almaya yöneltmesi kayıp oluşturabilecek iş veya işlemlere örnek olarak kanunda sayılır.

Bu şekilde bir kaybın oluşmasıyla birlikte TTK hakim şirkete denkleştirme yapma yükümlülüğü getirir. Hakim şirket denkleştirme yükümlülüğünü yerine getirmekle birlikte hukuka aykırılığı bertaraf eder ve sorumluluktan kurtulur. Denkleştirme, TTK m. 202/1 uyarınca ilgili faaliyet yılı içinde yapılabileceği gibi bağlı şirkete kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, denk değerde bir istem hakkı tanınmak şeklinde de yapılabilir.

TTK m. 202/1(a)’da öngörülen denkleştirme yapılmadığı takdirde hukuka aykırılık olduğu kabul edilir ve bağlı şirket pay sahipleri bağlı şirketin zararlarının tazmini amacıyla tazminat davası açabilir. Davaya ilişkin hususlar aşağıda kısaca inceleme konusu yapılacaktır.

Dava Açılmasına Sebep Olan Haller

TTK m. 202/1(b) bendinde düzenlenen davanın açılabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunlardan ilki bir topluluğun varlığıdır. Ayrıca bu davanın açılabilmesi için TTK m. 195 anlamında bağlı ve hakim ortaklıklar bulunmalıdır. Bu davada amaç hakimiyetin kötüye kullanılması sebebiyle zarara uğrayan bağlı şirketin zararının tazminidir. Dolayısıyla burada hakim ve bağlı şirketin varlığı zorunludur. Davanın açılabilmesi için TTK m. 202/1(a)’da belirtildiği üzere bir hukuka aykırılığın varlığı gereklidir. Hukuka aykırılık ise bağlı ortaklığın hakimiyetin kullanılması sonucunda kayba uğramış olması ve kaybın süresi içinde denkleştirilmemiş olması halinde ortaya çıkar. Bu şartların varlığı halinde bağlı ortaklık pay sahiplerince şirketin zararlarının tazmini davası açılabilir.

Davanın Tarafları

TTK m. 202/1 uyarınca denkleştirme faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hakim şirketten ve onun kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Kanunda davacı bağlı şirketin pay sahibi olarak düzenlenir, bağlı şirketin kendisine dava açma hakkı tanınmaz. Bu düzenlemenin nedeni TTK’nun gerekçesinde açıklanır. Gerekçede bağlı şirketin bu davayı hakim şirkete karşı açıp samimiyetle izleyebileceği konusunda şüpheye düşüldüğü belirtilir. Bu sebeple kanunda bağlı şirket değil, bağlı şirketin pay sahipleri davacı olarak düzenlenir.

İlgili madde çerçevesinde dava hakim şirkete ve kayba sebep olan hakim şirket yönetim kurulu üyelerine karşı açılabilir. Davada zararın tümünden asıl sorumlu olan hakim şirkettir. Bununla birlikte kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerine karşı da dava açılabilir. TTK m. 202/1 bent (e)’de bulunan düzenleme sebebiyle bu davaya kıyas yoluyla TTK m. 553, 555 ila 557, 560 ve 561inci madde uygulanacaktır. İlgili maddeler anonim şirket yönetim kurulunun sorumluluğunu düzenlemektedir. Buna göre yönetim kurulu üyeleri ancak kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulabileceklerdir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ise farklılaştırılmış teselsül esasları uygulanır.

Kurtuluş Kanıtı

TTK m. 202/1(d) hakim ortaklığın ve onun yönetim kurulu üyelerinin sorumluluktan kurtulmasına imkan tanır. Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı halinde tazminata hükmedilemez.

Talepler

Hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına bağlı açılan davada pay sahibi bağlı şirketin zararlarının tazminini talep edebilir. Tazmini talep edilen tutar bağlı şirketin malvarlığının içinde bulunduğu durum ile hâkimiyetin uygulanması sonucu gerçekleştirilen iş ve işlem gerçekleştirilmeseydi malvarlığının içinde bulunacağı durum arasındaki farktır. Bu zararın hesaplanmasında kayba sebebiyet veren işlem ile nedensellik bağı olan hususlar dikkate alınır. Tazminin nakden mi aynen mi yapılacağına ise hakim karar verir.

Davacı pay sahibi tazminat talebi yerine paylarının hakim şirket tarafından satın alınmasını da talep edebilir. Ancak bu çözümün uygulanması için tazminat talebinin mümkün olmaması gerekir. Ayrıca hâkim resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine davacı pay sahiplerini paylarının hakim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Bu düzenleme ile hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmaktadır. Hakim, talep olmadan durumun koşullarını göz önünde bulundurarak payların satın alınmasına veya başka bir çözüme karar verebilecektir. Payların satın alınma değerinin tespiti için TTK m. 202/2 uygulanır. Buna göre paylar varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir değerle satın alınır.

Görev, Yetki ve Zamanaşımı

Davada görevli mahkeme m. 561 atfı dolayısıyla asliye ticaret mahkemesi olarak belirlenmiştir. Anılan maddede sorumlular aleyhine davanın şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinde açılacağı ifade edilir. Ancak maddeden hakim şirketin mi bağlı şirketin mi merkezinde dava açılacağı anlaşılmamaktadır. 202/1(e) hakim şirket merkezinin yurt dışında bulunması halinde tazminat davasının bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılacağını belirtir. Bu sebeple dava bağlı şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

Zamanaşımı konusunda ise kıyasen TTK m. 560 uygulanacaktır. Buna göre sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Sonuç

TTK m. 202/1 sorumluluk hukukuna farklı bir boyut getirir ve hakim şirketin yöneltmesiyle bağlı şirketin yaptığı, kayba yol açan ve kanunda öngörülen sürede denkleştirilmeyen iş ve işlemler için bağlı şirketin zararının hakim şirket tarafından tazminini öngörür. Dava bağlı şirket pay sahibi tarafından bağlı şirketin zararının tazmini amacıyla açılır ve davanın davalısı hakim şirket veya onun kayba sebep olan yönetim kuruludur. Topluluk hukukunda sorumluluğu düzenlemesi sebebiyle TTK m. 202/1 Türk hukukunda yeni ve önemli bir madde olarak değerlendirilmiştir.