Ercüment Erdem Av. Selen Öztürk

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu M. 202/2 Uyarınca Paysahiplerinin Zararlarının Tazmini Veya Payların Satın Alınması Davası

Nisan 2014

Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m.202/2 topluluk şirketlerinde hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması halinde pay sahiplerine bir takım çözümler sunar. Bu fıkrada yer alan hakimiyet kullanımı bağlı şirkete aldırılan birleşme, bölünme, tür değiştirme, menkul değer ihracı gibi önemli kararlar kapsamında kendini gösterir. İlgili madde uyarınca hakimiyetin kullanılması sebebiyle bağlı şirkette yapılan bazı işlemlere muhalif olan paysahipleri, muhalif oldukları işlemin doğurduğu zararların giderilmesini isteyebilecekleri gibi, kendi paylarının şirket tarafından satın alınmasını da dava edebilirler. Bu düzenleme TTK’ya özgü olması, Alman hukukunda bulunmaması, pay sahiplerine çıkış hakkı tanıması sebebiyle önemli ve incelemeye muhtaçtır. Makalede TTK m. 202/2’de düzenlenen hukuka aykırılık, bu davaların şartları, tarafları, davada ileri sürülebilecek talepler ve bu davada yatırılması gereken teminat incelenecektir. TTK m. 202/2’de Düzenlenen Hukuka Aykırılık TTK m. 202/2’de düzenlenen hukuka aykırılık bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılır haklı sebebi bulunmayan kararların alınmasına dayanır. Ancak bu kararlar bağlı şirketçe alınan her tür kararlar değil, ilgili fıkrada sayılan önemli nitelikte kararlardır. TTK m. 202/2 uyarınca “Hakimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemler” hükmün kapsamına girer. Bu işler münhasıran genel kurulun yetkisine giren işler olmakla birlikte, kanun koyucu bu işlerin yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilmesi halinde kanunun dolanılmasını engellemek amacıyla ilgili maddede yönetim kurulunun bu kararları alması halinde de maddenin uygulanacağını belirtir. Bu işlemler sınırlı sayıda sayılmamakla birlikte, ortaklığın yapısını değiştiren, ortaklığı ortadan kaldıran, finansal yapısında değişiklik yapan işler veya önemli esas sözleşme değişiklikleri (örneğin nitelikli çoğunluk ile yapılabilen değişiklikler) hükmün kapsamının sınırını oluşturur. Hukuka aykırılığın doğması için bağlı şirketin genel kurulu veya yönetim kurulu tarafından alınan bu kararların bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılır haklı bir sebebi bulunmaması gerekir. Buna göre alınan kararlar bağlı ortaklığın büyümesini ve ilerlemesini sağlıyor, ortaklığın menfaati için gerekli görülüyorsa haklı sebep olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca haklı sebep değerlendirilirken doktrinde belirtildiği üzere birleşme ve tür değiştirme raporlarının incelenmesi de önem taşır. Zira bu raporlar anılan işlemin amacını ve yararlarını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda raporların incelenmesi ile haklı sebep olup olmadığı konusunda bir kanıya ulaşılabilir. İlgili hükümde pay sahibine dava hakkı tanınmasına rağmen haklı sebebin bağlı şirket bakımından değerlendirildiği görülür. Ancak doktrinde, pay sahiplerinin zararı tazmin edileceğinden pay sahibinin menfaatinin de önemli olduğu ve dikkate alınması gerektiği belirtilir. TTK m. 202/2’nin ilk cümlesinde ifade edildiği üzere bu kararların hukuka aykırı olabilmesi ve bu kararlara karşı paysahiplerinin taleplerini ileri sürebilmesi için bu kararlar hakimiyetin uygulanması ile gerçekleşmelidir. Bu bağlamda genel kurul veya yönetim kurulu kararının hakim teşebbüsüsün dolaylı veya doğrudan oy gücünün kullanılması ile alınıp alınmadığının araştırılması gerekir. Tazminat veya Payların Satın Alınması Davasının Şartları TTK m. 202/2 uyarınca hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Bu noktada ilk tartışma tazminat ve payların satın alınması talebinin bağımsız davalar olup olmadığı konusunda bulunmaktadır. Tekinalp tazminat davası ile payların satın alınması davasının ayrı davalar olduğunu ve davacının iki davayı birden açamayacağını, bu iki davanın birbirinin alternatifi olabileceğini belirtir[1]. Ancak bu davayı tek bir dava olarak görüp, davada ileri sürülebilecek taleplerin paysahibinin zararının tazmini veya paylarının satın alınması şeklinde ortaya çıkabileceğini savunan görüş de bulunur. İlgili hükümde görüldüğü üzere davanın açılabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir. Bu şartlar (i) TTK m. 202/2’de öngörülen bir genel kurul veya yönetim kurulu kararının varlığı, (ii) kararın bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmaması, (iii) kararın hakim teşebbüsün hakimiyetinin uygulanması ile alınmış olması, (iv) paysahibinin genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirtmesi veya yönetim kurulu kararına yazılı olarak itiraz etmesi ve (v) kararın pay sahibine zarar verecek nitelik taşımasıdır. Davacı Bu davanın davacısı bağlı ortaklığın paysahibi olarak düzenlenir. Paysahibinin davayı açabilmesi için ilgili genel kurul kararının alındığı tarihte pay sahibi sıfatını haiz olması gerekir. Bununla birlikte TTK m. 202/2’de gösterilen şartları yerine getirmeyen paysahibinin bu davayı açması mümkün değildir. Buna göre pay sahibi, bir genel kurul kararı söz konusu olduğu halde, genel kurul kararına red oyu vermiş ve muhalefetini tutanağa geçirtmiş olmalı; yönetim kurulu kararı söz konusu ise kararı öğrenince yazılı olarak itirazda bulunmuş olmalıdır. İlgili hüküm uyarınca çekimser oy kullanan veya toplantıya katılmayan paysahibinin dava açma hakkı bulunmaz. Ancak genel kurula katılımı engellenen paysahipleri açısından, bu paysahiplerinin menfaatlerinin korunması ve somut durumun özelliklerine göre kendilerine dava hakkı tanınması söz konusu olabilir. Bununla birlikte, hakim şirkete dava açacak paysahibinin zarar görmüş olması veya işlemin gerçekleşmesi sonucu zarar görecek olması gerekir. Davalı İlgili davada davalı genel kurulda sahip olduğu oy gücü ile kararın alınmasını sağlayan veya yönetim kurulu kararı söz konusu ise yönetim kurulunun temsil ettiği veya yönetim kurulunu seçtiren hakim teşebbüstür. Teminat TTK m. 202/3 uyarınca ikinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Hükümden anlaşılacağı üzere davalı tarafından yatırılacak teminat talebe bağlı olmayıp, teminatın yatırılmaması halinde kararların icrası engellenmiştir. Bu teminat ile dava sonunda ödenecek tazminatın ödenmesinin güvence altına alınması amaçlanır. İleri Sürülebilecek Talepler Paysahibinin Zararının Tazmini TTK m.202/2 uyarınca paysahipleri, açacakları davada hakimiyetin hukuka aykırı kullanımından dolayı meydana gelen zararlarının tazminini talep edebilir. Burada amaçlanan yalnızca paysahibinin zararının tazmini olup, bağlı şirketin zararının tazmini bu davanın konusunu oluşturmamaktadır. Hâkim hükümde belirtilen şartların gerçekleştiğine kanaat getirirse, pay sahiplerinin zararının tazminine karar verir. Tazmin edilecek zararın ise gerçekleşmiş olan zararlar olduğu şüphesizdir. Payların Satın Alınması TTK m. 202/2 uyarınca açılacak davada paysahiplerinin ileri sürebileceği bir diğer talep paylarının satın alınması talebidir. TTK m. 202/2’de paysahibine tanınan bu imkan ile paysahibi şirketten çıkma hakkına sahip olur. Bu davanın açılması için paysahibinin menfaatinin haklı sebep olmaksızın zedelenmesi ve ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi gerekir. Hâkimin paysahibinin paylarının satın alınmasına hükmedebilmesi için maddedeki koşulları yerine getiren paysahibinin bu talep ile dava açması gerekir. Bu durumda dava sonucunda paysahibinin paylarının tümü satın alınılacaktır. Paylar, varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmalıdır. Payların değeri hesaplanırken paylar üzerinde bulunan rehin, haciz gibi kısıtlamaların da göz önünde bulundurulması gerekir. Zamanaşımı ve Yetki Tazminat veya payların satın alınmasını istem davasının, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yıl içinde açılması gerekir. Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralı uyarınca davalının ikametgahı mahkemesidir. Sonuç Türk hukukunda yeni olan bu düzenleme, TTK m. 202/2’de belirtilen hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması halinde paysahiplerinin zararının tazminine veya paylarının satılmasına olanak vermektedir.