Ercüment Erdem Av. Naciye Yılmaz

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Acentenin Denkleştirme Talebi

Şubat 2015

Genel Olarak

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) uyarınca acente, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanır.

Bu şekilde, sürekli bir borç ilişkisi kapsamında faaliyetlerini yürüten acente, müvekkili için bir müşteri çevresi yaratır, var olan ilişkileri güçlendirir ve müşterileri müvekkilin markasına bağlar. Acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da müvekkil bu müşteri kitlesinden fayda sağlamaya devam ederse de, acente, sözleşme sona ermiş olduğu için ücret talep edemez. Bu durumu ortadan kaldırma amacıyla acenteye yapılacak hakkaniyete uygun ödeme, denkleştirme talebi olarak anılır. Denkleştirme talebi, doktrinde portföy tazminatı ve müşteri tazminatı adlarıyla da anılır. Ancak denkleştirme talebi esasen bir tazminat değildir; zira amaç klasik anlamda kusurlu davranıştan doğan bir malvarlığı zararının karşılanması değildir[2]. Amaç, devam eden portföyden hakkaniyet ölçüsünde acentenin yararlandırılmasıdır. Bu sebeple bir tazminattan farklı olarak denkleştirme için müvekkilin kusuru aranmaz[3].

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu[4] (“Mülga TTK”) döneminde acentenin denkleştirme talebine yönelik açık yasal bir düzenleme bulunmuyordu. Denkleştirme talebi Mülga TTK’nın 134. maddesinin geniş yorumlanması suretiyle uygulanmaktaydı. İlgili hükmün ilk fıkrasında, üç aylık ihbar süresine uyulmadan acentelik sözleşmesinin feshedilmesi durumunda başlanmış işlerin tamamlanamaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararın tazmin edilmesini; ikinci fıkrasında ise iflas, ölüm veya kısıtlanma sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi hallerine özgü olarak işlerin tamamlanması halinde acenteye verilecek ücret miktarına göre belirlenecek bir tazminat ödenmesi öngörülmekteydi. Fakat bu madde, gerçek anlamda bir tazminat olmayan denkleştirme talebine amaç ve nitelik açısından uygun düşmemekteydi[5]. TTK, 122. maddesinde acentenin denkleştirme talebini açıkça düzenleyerek tartışmalara son verdi. İşbu Hukuk Postası makalesinde TTK madde 122 kapsamında denkleştirme talebi ve şartları incelenecektir.

Acentenin Denkleştirme Talebinin Şartları

Acentenin denkleştirme talebinde bulunabilmesinin şartları TTK madde 122’de düzenlenir. Tazminat için bu şartların birlikte (kümülatif olarak) var olması aranır.

Sözleşmenin Sona Ermiş Olması

Denkleştirme talebi acentelik sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarından biridir. Sözleşme fesih yoluyla veya kendiliğinden sona erebilir. Burada vurgulanması gereken, sözleşmenin acentenin kusuru olmaksızın sona ermesi veya acentenin, müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi sonucu sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiğidir.

Müvekkilin feshi haklı gösterecek davranışı kusurlu olmak durumunda değildir. Buna örnek olarak acentenin ücretini haklı bir gerekçe olmaksızın geç veya eksik ödenmesi, acentenin yetkili olduğu bölgenin daraltılması, acentenin bağımsızlığına aykırı olarak düzenli ve kısa süreli rapor talep edilmesi verilebilir. Haklı bir sebep olmaksızın sözleşmeyi fesheden acente TTK madde 122/3 uyarınca denkleştirme talebini ileri süremeyecektir. Bu fıkra emredici nitelikte olmadığından müvekkilin feshi haklı gösterecek davranışı bulunmadan sözleşmeyi fesheden acenteye denkleştirme talebini ileri sürme hakkı tanınabilir[6].

Yine aynı fıkraya göre acentenin kusuru nedeniyle sözleşme haklı nedenlerle feshedilirse acente denkleştirme talebinde bulunamaz.

Yeni Müşterilerden Sözleşme Sona Erdikten Sonra Önemli Menfaatler Elde Etme

Acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesinin bir diğer şartı, sözleşmenin sona ermesi akabinde müvekkilin, acentenin yeni bulduğu müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde ediyor olmasıdır.

Yeni müşteriler genel anlamıyla acentenin faaliyetine başlamasından sonra müvekkile kazandırılan müşterileri ifade eder. Bu, müvekkille ilk defa sözleşme yapması sağlanarak müşterilerin bağlanması suretiyle olabileceği gibi, müvekkil ile iş ilişkisi uzun zaman önce kopmuş eski müşterilerin tekrar kazandırılması şeklinde de olabilir. Müvekkilin daha önce edindiği ya da önceki acenteleri yoluyla kazandığı müşteriler bu kapsamda değerlendirilmez. Ancak var olan müşterilerle ilişkilerin önemli ölçüde genişletilmesi bu kapsamda kabul edilmelidir. Yeni müşteriler kazandırıldığı hususu acente tarafından kanıtlanmalıdır[7].

Müvekkilin yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da elde edeceği kazanç tahmini olarak yapılırken, sözleşmenin sona ermesi sırasında bilinen piyasa özellikleri, rekabet koşulları, piyasadaki olası değişiklikler, müvekkilin yeni müşterilerle olan ilişkisinin hangi kapsamda ne kadar süre devam edeceği gibi koşullar dikkate alınmalıdır[8].

Acentenin Ücret İsteme Hakkını Kaybetmesi

Acentenin denkleştirme talebinde bulunabilmesinin bir diğer şartı, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle acentenin ücret talep hakkını kaybediyor olmasıdır. Burada bahsedilen sözleşme sürecinde hak kazanılan ücretlerin kaybı değil, yeni müşterilerle sözleşme sona erdikten sonra kurulacak ilişkiler için acentenin ücret hakkı kazanamamasıdır. Sözleşme sona ermesine rağmen yeni müşteriler için bir şekilde ücret ödenmişse denkleştirme talebinde bulunulamaz[9].

Denkleştirme Talebinin Somut Olayda Hakkaniyete Uygun Olması

Bu kapsamda, son olarak, hakkaniyete uygunluk kriteri getirilmiştir. Şu kadar ki, münhasıran denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmasından hareketle denkleştirmeye hükmedilemez, öncelikle diğer koşullar gerçekleşmelidir. Ancak koşulların gerçekleştiği teyit edildikten sonra son olarak hakkaniyete uygunluk denetimi yapılır. Talebin hakkaniyete aykırı olduğunu müvekkilin kanıtlaması gerekir. Bu değerlendirme yapılırken somut olay ve acentelik sözleşmesinin koşulları dikkate alınmalıdır. Benzer şekilde marka tanınırlığı ve gücü de denkleştirme bedeli tayin edilirken hakkaniyet uyarınca dikkate alınmalıdır[10].

Denkleştirme Ücretinin Hesaplanması

TTK madde 122/2 uyarınca “tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.” İlgili hüküm bir üst sınır belirler, ödenmesi gereken tazminat her zaman bu üst sınıra ulaşmayabilir. TTK’nın gerekçesinden de anlaşıldığı üzere bu hesaplama yöntemi acenteyi korumaya yöneliktir, hükmün emredici nitelikte olup olmadığı doktrin ve içtihatlarla açıklığa kavuşacağı da belirtilmiştir. Ancak acente için daha yüksek bir talebe olanak veren bir hesaplama yönteminin taraflarca kararlaştırılmasına olanak vermenin hükmün amacına uygun olacağı da eklenmiştir.

Denkleştirme Talebinin İleri Sürülmesi

TTK madde 122/4 uyarınca denkleştirme talebinden önceden vazgeçilmesi mümkün değildir. Bu düzenleme acentenin korunmasına yöneliktir. Denkleştirme talebi sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmelidir. Bu sürenin gerekçeden yola çıkarak hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir[11].

Hükmün Benzer Nitelikteki Sözleşmelere Uygulanması

Denkleştirme talebi kural olarak acenteye özgüdür. Ancak TTK madde 122/5 uyarınca “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” Acenteden farklı olarak tek satıcı tacir yardımcısı değildir, işlemleri kendi nam ve hesabına yapar. Bu sebeple tek satıcı için de sözleşmenin sona ermesinden sonra müşteri çevresinin üreticiye devrediliyor olmasına dikkat edilmelidir[12].

Sonuç

TTK’nın 122. maddesiyle Türk hukukunda açık bir düzenlemeyle acentelere denkleştirme talebinde bulunma hakkı tanınmıştır. Buna göre acentenin müvekkile kazandırdığı yeni müşterilerden müvekkilin sözleşmenin sona ermesinden sonra da kazanç sağlıyor olması gerekir. Müvekkilin bu kazancına karşılık acentenin herhangi bir ücret almaması gerekir. Bu şartların yanında aynı zamanda somut olayda denkleştirme talebine hükmedilmesi hakkaniyete uygun olmalıdır. Bu kapsamda, üst sınırı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşmayacak şekilde bir denkleştirme alacağı talep edilebilir. Bu talep sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir ve ilgili talepten önceden vazgeçmek mümkün değildir. Acentenin denkleştirme talebine ilişkin bu hükümler hakkaniyete uygun düştüğü ölçüde tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı sağlayan sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesinde de uygulanır.



[1] 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

[2] ARKAN Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 220.

[3] KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.231-232.

[4] 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

[5] ERDEM Ercüment, Türk İsviçre Hukukunda Denkleştirme Talebi, İsviçre Borçlar Kanunu’nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku’nun Türk Ticaret Hukuku’na Etkileri, İstanbul, 2009, s.212.

[6] ARKAN Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 224.

[7] KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.238.

[8] ARKAN Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 222.

[9] KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.243.

[10] KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.244-246.

[11] ARKAN Sabih, Ticari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 225.

[12] KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.261-262.