Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

6335 Sayılı Kanun İle Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler

Temmuz 2012

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Yeni TTK”) 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Yeni TTK’da esaslı değişiklikler yapan 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“6335 sayılı Kanun”) 26 Haziran 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.Bu makalemizde, 6335 sayılı Kanun ile Yeni TTK’da yapılan önemli ve dikkat çekici değişiklikler ele alınacaktır.

Ticaret Unvanı Kullanma Zorunluluğu

Ticaret unvanı kullanma zorunluluğunu düzenleyen Yeni TTK m. 39, 6335 sayılı Kanun ile değiştirilen maddeler arasında yer alır. Maddenin değişiklikten önceki ikinci fıkrasında, tacirin işletmesiyle ilgili olarak kullandığı her türlü kâğıt ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarasının gösterileceği düzenlenirdi. Ayrıca anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadlarının gösterilmesi zorunluydu. 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, “her türlü kağıt ve belge” kavramı, “tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplar ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgeler” olarak açıklığa kavuşturuldu. Ayrıca bu belgelerde gösterilmesi gereken bilgiler de sınırlandırılarak, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresi olarak belirlendi. Böylece, değişiklikten önce öngörülen tüm bilgilerin tacirin işletmesiyle ilgili her türlü belgede yer almasının uygulamada yaratacağı sorunlar da önlendi.

İşlem Denetçisinin Kaldırılması

Yeni TTK ile getirilen yeni kurumlardan biri de, işlem denetçisi kurumuydu. İşlem denetçisi; kurul­uş, sermaye artırımı, azaltılması, birleşme, bölünme, tür değiştirme, menkul değer ihracı gibi nitelikli iş­lemleri denetleyen uzmanlara verilen addır. 6335 sayılı Kanun ile işlem denetçisi kaldırıldı ve Yeni TTK’da işlem denetçisine yapılan atıflar da bu doğrultuda kanundan çıkarıldı. İşlem denetçisi, önem gösteren bazı işlemlerin denetlenmesi ve bu yolla pay sahipleri ve şirket alacaklıları başta olmak üzere tüm ilgililerin korunması bakımından yerinde bir düzenlemeydi. İşlem denetçisi kurumunun kanundan çıkarılmasıyla, bu nitelikli işlemlerin denetim dışı kalması söz konusu oldu. Özellikle birleşme ve bölünmede değişim oranının, ayrılma akçesinin veya denkleştirme tutarının adil olup olmadığı işlem denetçisi tarafından denetlenirdi. İşlem denetçisi denetimi yerine başka herhangi bir denetim mekanizması getirilmemiş olması da, bu işlemlerin tamamen denetim dışında kalması sonucunu doğurdu. Şirkete Borçlanma Yasağı Yeni TTK m. 358, anonim şirketlerde pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağını düzenler. Bu maddenin 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki hali uyarınca pay sahipleri, iştirak taahhüdünden doğan borç hariç, şirkete borçlanamazdı. Bu kuralın istisnası, borcun şirketle, şirketin işletme konusu ve pay sahibinin işletmesi gereği olarak yapılmış bulunan bir işlemden doğmuş olması ve emsalleriyle aynı veya benzer şartlara tabi tutulmasıdır. Bu madde uyarınca, belirtilen hal dışında pay sahiplerinin şirkete borçlanmaları mümkün değildir. Yeni TTK’nın Madde Gerekçeleri uyarınca bu madde, pay sahiplerinin çoğu iş ve işlemde şirket kasasını kullanmalarını, kişisel harcamalarını bu şekilde yapmalarını ve şirketten para çekmelerini engelleme amacı taşır. Gerçekten de, pay sahiplerinin şirketten para çekmelerinin uygulamada çok yaygınlaşmış ve olumsuz sonuçlara yol açan bir durum olduğu tartışmasızdır. Yeni TTK m. 358’de 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz. Görüldüğü gibi, pay sahiplerinin şirkete borçlanmaları için borcun işletme gereği doğmuş olması ve emsalleriyle benzer şartlara tabi tutulması şartları kaldırıldı. Yapılan değişiklikle pay sahiplerinin sermaye taahhüdü borçlarını ifa etmiş olması ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârının geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olması şartlarının sağlanması yeterli görüldü. Bu düzenlemeyle, pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağının yumuşatıldığı görülür. Ancak avans kar payı dağıtma olanağı ve sermayenin korunması ilkesi karşısında hiçbir sınır öngörmeksizin şirkete borçlanmanın yerindeliği tartışılabilir. Yönetim Kurulu Üyelerinin Nitelikleri Yeni TTK m. 359, anonim şirketlerde yönetim kurulu (“YK”) üyelerinin sayısı ve niteliklerini düzenler. Bu maddenin 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi hali uyarınca, temsile yetkili en az bir YK üyesinin yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması ve Türk vatandaşı olması zorunludur. Ayrıca yine aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, YK üyelerinin en az dörtte birinin yükseköğrenim görmüş olması gerekir. 6335 sayılı Kanun, temsile yetkili en az bir YK üyesinin yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması ve Türk vatandaşı olması şartını kaldırdı. Yeni TTK’nın ruhuna ve getirdiği kolaylıklara aykırı olan Yeni TTK m. 359 hükmünün bu şekilde değiştirilmesini olumlu karşılıyorum. Bu değişikliğe paralel olarak, limited şirketlerde müdürlerden en az birinin yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması ve bu müdürün şirketi tek başına temsile yetkili olması yönündeki Yeni TTK m. 628 hükmü de yürürlükten kaldırıldı. Denetime Tabi Anonim Şirketler Yeni TTK m. 397, anonim şirketlerde denetimi düzenler. Maddenin değişiklikten önceki hali, anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tablolarının denetçi tarafından, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetleneceğini öngörür. 6335 sayılı Kanun ise, ilgili maddenin denetime tabi olan anonim şirketler bakımından uygulanacağını düzenledi. Denetime tabi olacak anonim şirketler ise, Yeni TTK m. 397/4 uyarınca, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir. Yeni TTK’da 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra, tüm anonim şirketlerin denetime tabi olması söz konusu değildir. Halbuki dış denetim kurumu Yeni TTK’nın en önemli yeniliklerinden biriydi ve anonim şirketlerde artık işlevsiz hale gelen iç denetimin yerine geçiyordu. Bazı anonim şirketlerin tamamen denetim dışında kalması, sermaye şirketleri olan anonim şirketlerde sermayenin korunması, ortakların ve alacaklıların haklarının güvenceye alınması açısından sorun yaratabilir. Yeni TTK’nın 6335 sayılı Kanun ile değişen bir diğer maddesi de, denetçi olabilecekleri düzenleyen Yeni TTK m. 400’dür. Maddenin değişiklikten önceki hali uyarınca denetçi, ancak ortakları, yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan bir bağımsız denetleme kuruluşu olabilirdi. Orta ve küçük ölçekli anonim şirketler, bir veya birden fazla yeminli mali müşaviri veya serbest muhasebeci mali müşaviri denetçi olarak seçebilirler. 6335 sayılı Kanun ile denetçinin bağımsız denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketi olabileceği düzenlendi. İmtiyazlı Paylar 6335 sayılı Kanun ile, Yeni TTK’nın imtiyazlı payları düzenleyen 478. maddesine 4. fıkra eklenerek imtiyazlara ilişkin kısıtlamalar getirildi. Yeni hüküm uyarınca sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte Devlet, il özel idaresi, belediye ve diğer kamu tüzel kişileri, sendikalar, dernekler, vakıflar, kooperatifler ve bunların üst kuruluşlarına ait anonim şirketlerde ve bu şirketlerin aynı oranda sermaye payına sahip oldukları iştiraklerinde; bunların sahip oldukları paylara ilişkin imtiyazlar hariç olmak üzere, diğer paylara, belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine, belirli pay gruplarına ve azlığa Yeni TTK’da düzenlenen herhangi bir imtiyaz verilemez. Böylece, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 401. maddesinde 6215 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler, Yeni TTK kapsamına da alındı. Suçlar ve Cezalar 6335 sayılı Kanun ile, Yeni TTK’nın suçlar ve cezaları düzenleyen 562. maddesinde de önemli değişiklikler yapıldı. Bağlı ve hâkim şirketlerin raporlarını düzenleyen Yeni TTK m. 199’un 1. ve 4. fıkralarına aykırılık halinde öngörülen hapis cezası kaldırıldı. Ayrıca, Yeni TTK uyarınca tutulmakla veya saklanmakla yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler hakkında öngörülen hapis cezası da kaldırıldı. Bu maddede sayılan suçların re’sen takip olunacağını düzenleyen Yeni TTK m. 563, kanun kapsamından çıkarıldı. Böylece kamuoyunda çok eleştirilen ceza hükümleri yumuşatıldı. Limited Şirketlerin Kuruluşu Limited şirketlerin kurulma anını düzenleyen Yeni TTK m. 585’te 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle nakit sermayenin derhal ve tamamen ödenmesi şartı kaldırıldı. Limited şirketlerde de anonim şirketlerde olduğu gibi sermayenin dörtte birinin kuruluşta, geri kalan kısmının da yirmi dört ay içinde ödenmesi olanağı tanındı. Ayrıca, esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa etmemenin sonuçları, bedelleri tamamen ödenmemiş payların devri hususlarında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı belirtildi. Bu yeni düzenlemeyi de olumlu karşılıyorum. İnternet Sitesi Yeni TTK m. 1524, internet sitesine ilişkin düzenlemeler getirir. Bu maddenin değişiklikten önceki hali uyarınca tüm sermaye şirketlerinin internet sitesi açma zorunluluğu öngörülmüşken, 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonrasında internet sitesi açma yükümlülüğü, Yeni TTK m. 397/4 uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri bakımından uygulanır. Bu şirketlerin, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları gerekir. Ayrıca, Yeni TTK’ya 6335 sayılı Kanun ile eklenen Geçici Madde 8 uyarınca, m. 1524’ün yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan denetime tabi sermaye şirketleri üç ay içinde internet sitesi açmak ve bu sitenin belli bir bölümünü anılan maddedeki içeriklerin yayımlanmasına özgülemek zorundadır. 6103 sayılı Kanun’da Yapılan Değişiklikler 6335 sayılı Kanun ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da (“6103 sayılı Kanun”) da önemli değişiklikler yapıldı. Esas sözleşme değişikliklerini düzenleyen 22. madde değiştirilerek, esas sözleşme değişikliklerinin Yeni TTK’nın yürürlüğe girmesinden itibaren 12 ay içinde yapılacağı düzenlendi. Maddenin değişiklikten önceki halinde, esas sözleşme değişikliklerinin Yeni TTK’nın yayımı tarihinden itibaren 18 ay içinde yapılacağı düzenlendiğinden, daha kısa bir süre öngörülmüştü ve bu süre uygulamada ve öğretide eleştiriliyordu. 6103 sayılı Kanun’un değiştirilen 26. maddesi uyarınca, esas sözleşmede toplantı ve karar nisapları açısından 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na yapılan atıflar da, yine Yeni TTK’nın yürürlüğe girmesinden itibaren 12 ay içinde esas sözleşme değiştirilerek yeniden düzenlenir. Oy hakkı ve oyda imtiyazlı paylar ile nama yazılı payların devredilmesinin sınırlandırılmasına ilişkin 28. maddede de, ilgili Yeni TTK maddelerinin yine yürürlükten itibaren 12 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtildi. Sonuç Yeni TTK’nın yürürlüğe girmesinden çok kısa bir süre önce, 6335 sayılı Kanun ile birçok temel değişiklik yapılmış ve Yeni TTK daha yürürlüğe girmeden değiştirilmiştir. Bu durum Yeni TTK gibi hazırlanması neredeyse on yılı bulan bir temel kanun açısından olağan değildir. Yeni TTK’nın getirdiği birçok yeni ve temel kurumun (işlem denetçisi ve dış denetim gibi) aceleyle ve yeterli tartışma yapılmadan kaldırılmasının veya değiştirilmesinin de kanun yapma tekniği açısından yerinde olduğunu söylemek güçtür. Kaldı ki, kanunda yapılması öngörülen birçok ikincil düzenleme de hala yapılmamış olduğundan, başta Ticaret Sicili nezdinde olmak üzere birçok sorun yaşanmaktadır. Bu temel değişikliklerin daha erken yapılması ve yoruma açılması uygun olurdu. Belirttiğimiz aksaklıkların en kısa zamanda düzelmesini ve Yeni TTK uyarınca yapılacak uygulamaların netlik kazanmasını umuyoruz.