Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

7101 Sayılı Kanun ile Tahkim Yargılamasında Yapılan Değişiklikler

Mart 2018

Devlet mahkemelerinin tahkim süreçlerine ilişkin önemli işlevleri bulunur. Bunlar mahkeme eliyle delil toplanması sürecinde olduğu gibi, tahkim sürecini destekleyici işlevler olabileceği gibi ve iptal davasında olduğu gibi, denetim niteliğinde işlevler olarak da karşımıza çıkabilir. Bu işlevlere ilişkin düzenlemeler, bir devletin tahkim mevzuatının tahkim dostu olup olmadığının belirlenmesinde önemli rol oynar.

7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun[1] (“Kanun”) ile Türk mahkemelerinin tahkim yargılamasına ilişkin yürüteceği davalarla ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Bu bağlamda, iç tahkim ve milletlerarası tahkimi düzenleyen mevzuat hükümleri, birbirleriyle uyumlu hale getirildi. Ayrıca, güncel milletlerarası tahkim uygulamasını yansıtan hükümler benimsendi. Kanun ile yapılan bu değişiklikler, bu makalemizin konusunu oluşturuyor.

Genel Olarak

Öncelikle Kanun, temel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na (“İİK”) önemli değişiklikler getirir. Bu makalemizde bu değişiklikler üzerinde ayrıntılı olarak durulmayacaksa da iflas erteleme kurumunun yürürlükten kaldırılması, konkordato kurumuna ilişkin hükümlerde düzenlemeye gidilmesi, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen alacaklıların öncelik sırasının değişmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde düzenlenen gerçek ve tüzel kişilere yapılacak tebligatların elektronik yolla yapılması zorunluluğunun düzenlenmesi gibi önemli değişikliklere dikkat çekilebilir[2].

Kanun ile getirilen ve bu makalede ele alınacak önemli değişiklikler ise, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) tahkimi düzenleyen hükümlerine ilişkin değişikliklerdir.

MTK’daki Görevli Mahkemeye İlişkin Değişiklikler

Kanun ile yapılan önemli değişikliklerden biri, MTK’da yer alan iptal davasında görevli olan mahkemeye ilişkindir.

MTK’da yer alan değişiklikten önce, hakem kararının iptaline ilişkin davalarda görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesi olarak düzenlenmekteydi. Bu hükmün yanı sıra, 6545 sayılı Kanun[3] ile 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinde yapılan değişiklikle, MTK’ya göre yapılan tahkim yargılamasında, iptal davalarına ilişkin yargılamaların bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetle yürütülmesi ve sonuçlandırılması öngörülüyordu. Tüm bu düzenlemeler uyarınca, MTK’daki değişiklikten önce, iptal davalarında görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi olarak düzenlenmekteydi.

Kanun ile MTK’nın 15. maddesinin A fıkrasının 1. bendine yapılan değişiklikle, MTK’nın 3. maddesi uyarınca[4] yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesi, iptal davalarında görevli mahkeme olarak belirlendi.

Bu yeni düzenleme uyarınca; MTK kapsamındaki tahkim kararlarına ilişkin iptal davaları, ilk derece mahkemesinde değil, bölge adliye mahkemelerinde görülecektir. Bu düzenlemenin, günümüz milletlerarası tahkim uygulaması ile uyum içinde olduğu söylenebilir. Gerçekten de, milletlerarası uygulamada, Fransa, İsviçre ve Almanya gibi ülkelerin tahkime ilişkin mevzuatlarında, iptal davalarının temyiz mahkemelerinde görüleceği şeklinde düzenlemeler vardır. Örneğin Fransa’da, hakem kararlarına karşı açılacak iptal davaları, hakem kararının verildiği yerdeki istinaf mahkemesi (Cour d’Appel) nezdinde görülür[5]. İsviçre’de ise, iptal davaları bakımından İsviçre Federal Mahkemesi görevlidir[6]. Almanya’da da, iptal davalarının da içinde bulunduğu tahkim sürecine ilişkin davalar, Yüksek Bölge Mahkemesi (Oberlandesgericht, OLG) tarafından sonuçlandırılır[7]. Almanya’da, yerel mahkemelerin tahkim sürecine ilişkin gerçekleştireceği yargılamalarda ikinci derece mahkemelerinin görevli olmasının nedeni, kural olarak ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilecek görevlerin tahkim sürecinde hakem heyeti tarafından gerçekleştiriliyor olmasıdır[8]. Böylece, devlet mahkemeleri tarafından görülecek davaların daha hızlı ve etkin bir şekilde görülmesi mümkün olur.

Bu açıklamalarımız uyarınca, MTK’ya tabi olan hakem kararlarının iptaline ilişkin davalarda bölge adliye mahkemelerinin görevli olması yerinde bir düzenleme olarak karşılanmalıdır.

MTK Kapsamında İptal Davalarına İlişkin Verilen Kararlara Karşı Kanun Yolu

Kanun ile MTK’nın 15. maddesinin A fıkrasının 7. bendinde yapılan değişiklik uyarınca, iptal davası hakkında verilen kararlara karşı, HMK hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Değişiklikten önceki düzenlemeye göre, iptal davası hakkında verilen kararlara karşı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (“HUMK”) hükümlerine göre temyiz yolu açık olmakla birlikte, karar düzeltme yoluna gidilemeyeceği düzenlenmekteydi.

Bilindiği üzere bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması ile birlikte, HUMK’nun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanması son buldu. Kanun ile MTK’ya yapılan değişikliklerde, HMK’da kanun yolu olarak karar düzeltme yoluna yer verilmemiş olması dikkate alındı ve buna göre, temyiz yoluna başvurulabileceği açıklığa kavuşturuldu.

MTK Kapsamında Uyuşmazlığın Konusuna Göre Görevli Mahkeme

Yine Kanunla MTK’ya eklenen yeni bir hüküm ile, MTK’da asliye hukuk mahkemesine verilen görev ve yetkilerin, uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi tarafından kullanılacağı açıklığa kavuşturuldu. Bu düzenlemenin, bölge idare mahkemelerinin görev alanına dahil olan iptal davaları dışında kalan görev ve yetkiler bakımından kullanılacağına dikkat edilmelidir. Buna göre, tahkim şartına ilişkin itirazlar, hakemlerin seçimi ya da reddine yönelik davalar, delillerin toplanması için mahkemeden yardım talebi, tahkim süresinin uzatılması talebine yönelik davalar asliye hukuk veya asliye ticaret davalarının görev alanında değerlendirilir.

Kanun ile HMK’da Yapılan Değişiklikler

Kanun ile HMK’nın tahkime ilişkin hükümlerinde de önemli değişiklikler yapıldı. Öncelikle, HMK m. 410’da yapılan değişiklikle, tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olarak belirlendi. Değişiklikten önce bu hüküm, görevli ve yetkili mahkemeyi bölge adliye mahkemesi olarak düzenlemekteydi.

Kanun ile getirilen bir diğer değişiklik, HMK hükümlerine tabi olan hakem kararlarına karşı açılacak iptal davalarına ilişkin olarak, HMK m. 439/1 uyarınca, iptal davasının, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılacağını düzenlemesidir. Değişiklikten önce bu madde, iptal davasının tahkim yerindeki mahkemede açılacağını düzenlemekteydi.

Bu değişikliklerle HMK hükümlerinin de MTK ile paralel hale getirildiği görülür. Kanun ile tahkim sürecine ilişkin olarak Türk mahkemeleri tarafından verilebilecek kararlara ilişkin görevli mahkeme; tıpkı MTK’da yer alan düzenleme gibi, uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk ya da asliye ticaret mahkemesidir. İptal davaları ise bu kuralın istisnası niteliğinde olup, iptal davaları bakımından görevli mahkeme, bölge adliye mahkemeleridir.

Sonuç

Kanun ile MTK ve HMK’nın tahkim yargılamasını düzenleyen hükümlerinde yapılan değişikliklerle, bu iki kanundaki düzenlemeler paralel hale getirildi. Her iki kanun uyarınca gerçekleştirilecek tahkim yargılamalarında, iptal davalarında görevli mahkeme, bölge idare mahkemesidir. İptal davası dışında kalan dava ve işlerde ise, uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. İptal davalarının ilk derece mahkemeleri yerine bölge adliye mahkemelerinde görülmesine dair düzenleme, konu ile ilgili milletlerarası uygulama ile uyum içindedir. Bu düzenlemelerin, Türk tahkim mevzuatının daha tahkim dostu hale gelmesine katkı sağlayacağı tartışmasızdır.

[1] İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Resmi Gazete (RG), No. 30361, 15.03.2018.

[2] Kanun ile yapılan önemli değişikliklere ilişkin bilgi notu için bkz. http://www.erdem-erdem.av.tr/mailing/icra-ve-iflas-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-7101-sayili-kanun/ (Erişim tarihi: Mart 2018).

[3] 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG, No. 29044, 28.06.2014.

[4] MTK’nın 3. maddesi uyarınca, MTK’da mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu asliye hukuk mahkemesi; davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkilidir.

[5] Fransız Medeni Usul Kanunu (Code de Procédure Civile), m. 1519, https://www.legifrance.gouv.fr/affichCode.do;jsessionid=82970190322B23ADA21851631E3097A5.tplgfr23s_1?idSectionTA=LEGISCTA000023427652&cidTexte=LEGITEXT000006070716&dateTexte=20180404 (Erişim tarihi: Mart 2018).

[6] Federal Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu (Federal Statute on Private International Law), m. 191, https://www.swissarbitration.org/files/34/Swiss%20International%20Arbitration%20Law/IPRG_english.pdf (Erişim tarihi: Mart 2018).

[7] Alman Medeni Usul Kanunu (Zivilprozessordnung, ZPO), m. 1062, https://www.gesetze-im-internet.de/englisch_zpo/englisch_zpo.html#p3674 (Erişim tarihi: Mart 2018).

[8] Karl-Heinz Bockstiegel, Stefan Kröll, Patricia Nacimiento, Arbtration in Germany: The Model Law in Practice (Second Edition), s. 18, dn. 69, http://www.kluwerarbitration.com (Erişim tarihi: Mart 2018).