Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Acentelik Ve Tek Satıcılıkta İkale Sözleşmeleri

Haziran 2015

Giriş

Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi sona erdirmenin yollarından biri de ikale sözleşmeleridir. Taraflardan birinin tek taraflı fesih beyanı ile sözleşme ilişkisini sona erdirmesinden farklı olarak, ikale sözleşmeleri tarafların müşterek iradeleriyle sözleşmesel ilişkiyi sona erdirir, tarafların sözleşmesel hak ve borçlarının yerine getirildiğinin tespit edilmesini sağlar ve aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşme sonrası ilişkiyi düzenler.

Taraflar ikale koşullarını, ikalenin yürürlük tarihini ve ikale sözleşmesinin unsurlarını belirlemekte uygulanacak hukukun izin verdiği ölçüde serbesttirler. İkale sözleşmesinin içeriği, sona erdirilecek asıl sözleşmenin özellikleri ve tarafların niyeti dikkate alınarak belirlenmelidir. Tarafların tercihine göre ikalenin yürürlüğü sözleşmenin imza tarihi veya imzadan sonra belirli bir tarih ya da bir olayın tarihi olarak belirlenebileceği gibi, ikalenin geçmişe etkili olarak yürürlüğe gireceği de kararlaştırılabilir.

Her iki taraf da asıl sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini yerine getirdiyse ve diğer tarafın ifalarını yeterli buluyorsa, ikale sözleşmesinde tarafların sona erdirilecek sözleşme tahtındaki görev ve yükümlülüklerinden ibrasına ilişkin bir hüküm öngörülebilir. İbra hükmü uygulanacak hukukun kurallarına aykırı olamaz. Uygulanacak hukuk ve uyuşmazlık çözüm merciinin, sona erdirilecek asıl sözleşmede düzenlenenden farklı şekilde belirlenmesi mümkündür.

Bu Hukuk Postası makalesi acentelik ve tek satıcılık sözleşmelerini sona erdiren ikale sözleşmelerinin özelliklerini ve temel içeriğini inceler. Her iki sözleşme tipine uygulanabilir olan temel prensipleri açıklar ve gereken yerlerde farklılıklarına da değinir.

Stokların Kullanılması ve Geri Alınması

İşin olağan akışı kapsamında acenteler stok bulundurmaz. Tek satıcılık sözleşmelerinin ikalesinde ise, stokların tek satıcı tarafından kullanılmaya devam edilip edilmeyeceği veya sağlayıcı tarafından geri alınıp alınmayacağı tarafların anlaşmasına bağlıdır. Tek satıcı tarafından geri alınması halinde, geri almaya konu malların durumunun (örneğin yeni olup olmadıkları, orijinal paketinde saklanıp saklanmadıkları, vb.) ikale sözleşmesinde açıkça belirlenmesi önem taşır. Geri alım fiyatının belirlenmesine dair esaslar tek satıcılık sözleşmesinde düzenlenmemiş ise, tarafların geri alma fiyatı üzerinde de anlaşmaya varması gerekir. Fiyat belirlenirken malların durumu göz önünde bulundurulur.

Verilerin Yok Edilmesi ve Gizlilik

Acentelik ve tek satıcılık ilişkisi kapsamında genellikle sağlayıcının gizli bilgi ve belgeleri, acente veya tek satıcı ile paylaşılır. Bu nedenle, ikale sözleşmesi söz konusu bilgi ve belgelerin akıbetine ilişkin hükümler içermeli ve bu doğrultuda acente veya tek satıcının uhdesinde bulunan veriler yok edilmeli veya sağlayıcıya iade edilmelidir. Tarafların ikale sonrası gizlilik süresi belirleyebilmesi yürürlükteki rekabet hukuku kısıtlamalarına tabidir. Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz[1]’da kamuya mal olmamış know-how’ın kullanılması ve açıklanmasının süresiz olarak yasaklanabileceği belirtilir. Avrupa Birliği Komisyonu’nun 330/2010 sayılı Tüzüğü[2] (“Tüzük”) de Türk hukukundakine paralel bir düzenleme içerir ve kamuya açık olmayan know-how’ın kullanımı ve açıklanmasına ilişkin olarak tek satıcıya süre bakımından sınırsız bir kısıtlama getirilmesine izin verir.

Rekabet Etmeme Yükümlülüğü

İkale sözleşmelerinde sona erme sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne yer verilebilir. İlgili hükümlerde rekabet yasağına tabi bölgenin kapsamı, ürün veya hizmetlerin neler olduğu ve yasağın süresi mutlaka belirtilmelidir. Rekabet yasağı tek satıcılar için bir yıl, acenteler için ise iki yıldan fazla süreyle getirilemez.

Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”)[3] acentelik ilişkilerini düzenleyen 123. maddesi acenteye uygun bir tazminat ödenmesi şartıyla sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet yasağı getirilmesine izin verir. Madde uyarınca, rekabet yasağı anlaşması yazılı şekilde yapılmalı ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bir belge acenteye verilmelidir. Anlaşma fesih tarihinden itibaren en fazla iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve acentenin kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerle ilgili konulara ilişkin olabilir. Avrupa Birliği Konseyi’nin 86/653/EEC sayılı Yönergesi[4] (“Yönerge”) de acenteye tazminat ödenmesi şartı dışında benzer hükümler içermekle birlikte, ulusal mevzuatların konu hakkında başkaca sınırlamalar getirmelerine olanak tanır. Rekabet etmeme yükümlülüğü öngörülmesi acentelik ilişkileri için genellikle kabul edilen bir uygulamadır.

Tek satıcılık sözleşmelerinin sona erdirilmesi sonrası rekabet etmeme yükümlülüğü öngörülmesi ise kural olarak ne Tüzük ne de Rekabet Kurumu’nun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği[5] uyarınca mümkündür. Ancak her iki mevzuatta da tek satıcıya şu şartlarla en fazla bir yıl süreyle rekabet yasağı getirilebileceği belirtilir: (i) yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle rekabet halindeki mal ve hizmetlere ilişkin olması, (ii) anlaşma süresince tek satıcının faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve (iii) sağlayıcı tarafından tek satıcıya devredilen know-how’ı korumak için zorunlu olması.

Müşterilerin Devri

Müşterilerin devri konusunda acentelik ve tek satıcılık ilişkileri farklı hukuki düzenlemelere tabidir. Acentelik ilişkisinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, acentenin ilgili bölgedeki müşterilerini müvekkile devretmesi ve geçiş sürecinin sorunsuz ve etkin bir şekilde yürütülmesi için müvekkile destek vermesi gerekir.

Tek satıcılar ise kendi nam ve hesaplarına hareket ettiklerinden, müşterilerini sağlayıcıya devretmeleri beklenmez. Ancak bu durum, ikale sözleşmesinde müşterilerin devrine ilişkin bir düzenleme yapılmasına engel değildir. Böyle bir düzenleme rekabet etmeme yükümlülüğünün bir uzantısı olarak öngörülebilir.

Her iki sözleşme türünde de, acente ve tek satıcıların ilgili bölge içindeki tüm satışlarını, satış tekliflerini, ürünlerin reklam ve promosyonlarını durdurmaları ve sağlayıcıyı temsil etmeyi bırakmaları gerekir.

Sona Erme Sonrası Komisyon

Yönerge uyarınca acentelerin sona erme tarihinden sonra kurulan işlemler için de komisyon isteme hakkı vardır. Ancak bunun için (i) işlemin büyük ölçüde acentenin acentelik ilişkisi sırasındaki çabaları ile ve sona erme tarihinden sonra makul bir süre içerisinde kurulmuş olması; veya (ii) sözleşme sırasında olsaydı acentenin ücret isteyebileceği bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabının acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce müvekkile veya acenteye ulaşmış olması gerekir. TTK m. 113/3 de sona erme sonrası ücrete hak kazanım için aynı koşullara yer verir.

İhbar Süreleri

Bir sözleşmede belirli bir süre yer almıyorsa ya da almasına rağmen her iki taraf da bu sürenin bitiminden sonra sözleşmeyi uygulamaya devam ediyorsa, o sözleşme belirsiz süreli sayılır. Yönerge belirsiz süreli sözleşmelerin sona erdirilmesindeki asgari ihbar sürelerini ihbarın verilme zamanına göre düzenler. Buna göre; sözleşmenin ilk yılı süresince ihbar süresi bir ay, ikinci yılda iki ay ve üçüncü ve devamındaki yıllarda üç aydır. Taraflar daha kısa ihbar süreleri kararlaştıramazlar.

Üye ülkelerin ulusal düzenlemelerinde dördüncü yıl için dört ay, beşinci yıl için beş ay, altıncı ve devamındaki yıllar için altı ay olmak üzere daha uzun ihbar süreleri öngörülebilir. Ayrıca üye ülkeler tarafların bunlardan daha kısa ihbar süreleri kararlaştıramayacağını düzenleyebilirler. Türk hukukunda ise ihbar süresi üç ay olarak belirlenir.

Taraflar yukarıda belirtilenlerden daha uzun ihbar süreleri kararlaştırmakta serbest olduğundan, buna ilişkin bir hüküm ikale sözleşmelerinin önemli unsurlarından biridir. Sözleşmede daha uzun ihbar sürelerine yer verilmesi halinde, müvekkil tarafından uyulması gereken sürenin acente tarafından uyulması gereken süreden daha kısa olamayacağı ve buna dair feragatin geçersiz olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Denkleştirme İstemi veya Zararın Tazmini

Yönerge, üye ülkelere acenteye denkleştirme istemi veya zararın tazminini talep etme hakkı tanınması arasında seçim hakkı sağlar. Buna göre, üye ülkeler mevzuatlarında denkleştirme istemi veya zararın tazmini hükümlerine yer vermelidirler. Acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesinden önce taraflar acentenin zararına olacak şekilde denkleştirme veya tazminat hükümlerinden vazgeçemezler. Acentenin sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren bir yıl içinde denkleştirme veya tazminat istemi hakkını ileri sürmesi gerekir; aksi halde acente bu haklarını kaybeder.

Acenteye (i) sözleşme acentenin kusuru sebebiyle müvekkil tarafından feshedilmişse; (ii) müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan veya acentenin yaşı, maluliyeti ya da hastalığı gibi sonucunda faaliyetlerini devam ettirmesi acenteden makul şekilde beklenemeyecek sebepler dışındaki sebeplerle sözleşme acente tarafından feshedilmişse; veya (iii) acente sözleşme tahtındaki hak ve yükümlülüklerini başka bir kişiye devretmişse, denkleştirme istemi veya zararın tazmini hükümleri uyarınca bir ödeme yapılmaz.

Zararın Tazmini

Sona erme sonucunda acente özellikle normalde hak kazanacağı komisyondan mahrum kalmışsa ve bu sırada müvekkil acentenin faaliyetlerinden kaynaklanan bir menfaat elde etmişse ya da acente müvekkilin önerisi üzerine sözleşmenin ifası için maruz kaldığı masraf ve giderleri geri alamadıysa, uğradığı zararlarının tazminini talep etme hakkına sahiptir.

Denkleştirme İstemi

Yönerge uyarınca acente tarafından ancak şu koşullarda denkleştirme isteminde bulunulabilir: (i) acente yeni müşteriler getirdiyse veya mevcut müşterilerle yapılan işlem hacmini önemli ölçüde arttırdıysa ve müvekkil bu müşterilerle yürütülen işlerden önemli menfaatler elde etmeye devam ediyorsa ve (ii) somut olayın özellikleri ve özellikle söz konusu müşterilerle yapılan işlemlerde acente tarafından kaybedilen komisyon değerlendirildiğinde ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa.

Türk hukukunda da acentenin denkleştirmeye hak kazanma koşulları Yönerge’de sayılanlar ile benzerdir. Ayrıca TTK’nın 122. maddesi ilgili hükümlerin hakkaniyete aykırı düşmediği ölçüde tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hallerinde de uygulanacağını belirtir.

Sonuç

Acentelik ve tek satıcılık sözleşmelerinin sona erdirilmesine ilişkin ikale sözleşmeleri genellikle rekabet etmeme yükümlülüğünü, denkleştirme istemini, stokların durumunu, ihbar yükümlülüklerini ve süreleri düzenleyen hükümlere yer verir. Bu hükümler, sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında, ikaleye konu asıl sözleşmenin nitelikleri ve tarafların niyetine bağlı olarak başkaca konuları içerecek şekilde genişletilebilir. Uygulanacak hükümler ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiği için ikale sözleşmeleri hazırlanırken yerel mevzuat mutlaka dikkate alınmalıdır.



[1] Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz 3 Haziran 2009 tarihinde yayımlandı. Gizli bilgiye ilişkin hüküm Kılavuz’un 40. paragrafında yer alır. Kılavuza ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FBa%C5%9Fvuru+Rehberi%2Fdikey.pdf (erişim tarihi: 09.07.2015).

[2] Avrupa Birliği Komisyonu’nun 330/2010 sayılı Dikey Anlaşma Türlerine ve Uyumlu Eylemlere Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma Madde 101(3)’ün Uygulanmasına İlişkin Tüzüğü 23 Nisan 2010 tarihinde yayımlandı. Know-how’ın gizliliğine ilişkin hüküm Tüzüğün 5/3 numaralı maddesinde yer alır. Tüzüğün İngilizce metnine ulaşmak için bkz. http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:32010R0330&from=EN (erişim tarihi: 09.07.2015).

[3] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[4] Avrupa Birliği Konseyi’nin 86/653/EEC sayılı Üye Ülkelerin Bağımsız Çalışan Ticari Acentelere İlişkin Hukuklarının Koordinasyonuna İlişkin Yönergesi 31 Aralık 1986 tarihinde yayımlandı. Acentelerin fesih sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin hüküm Yönerge’nin 20. maddesinde yer alır. Yönerge’nin İngilizce metnine ulaşmak için bkz. http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:31986L0653&from=EN (erişim tarihi: 09.07.2015).

[5] 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği 14 Temmuz 2002’de yayımlandı ve aynı tarihte yürürlüğe girdi. Tek satıcıların fesih sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin hüküm Tebliğ’in 5(b) numaralı maddesinde yer alır. Tebliğ’e ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fTebli%25c4%259f%2fteblig35.pdf (erişim tarihi: 09.07.2015).