Adalet Divanı Rekabet Hukukunda Meslekî Sırrın Sınırlarını Yeniden Belirledi

Eylül 2010

Avrupa Birliği Adalet Divanı (bundan böyle “Divan” olarak anılacaktır), 14 Eylül 2010 tarihinde Akzo ve Akcors v Komisyon davasıkapsamında vermiş olduğu kararda[1], kurum içi avukatlar ile yapılan iç yazışmaların meslekî sır kapsamında olmadığına karar verdi.

Karar Öncesi

Komisyon görevlileri, soruşturma kararına dayanarak[2], Adil Ticaret Bürosu (“Office of Fair Trading”)[3] temsilcilerinin yardımı ile 12 ve 13 Şubat 2003 tarihlerinde Akzo Nobel Chemicals Ltd (bundan böyle “Akzo” olarak anılacaktır) ve Akcros Chemicals Ltd’nin (bundan böyle “Akcros” olarak anılacaktır) İngiltere’de bulunan ofislerinde muhtemel rekabete aykırı uygulamalar tespit edebilmek için soruşturma gerçekleştirdi.

Soruşturma esnasında, Komisyon görevlileri, avukatlar ile müvekkilleri[4] arasındaki yazışmalar da dâhil olmak üzere, birçok belgeye el koydu ve bu yazışmaların incelenmesi sonucunda, bunların kesinlikle meslekî sır dâhilinde olmadığına karar verdi[5].

Genel Mahkeme Kararı

Akzo ve Akcros, Komisyon’un soruşturma kararının iptali ve ayrıca soruşturma esnasında el konulan yazışmaların iadesi için Genel Mahkeme’de dava açtı.

Genel Mahkeme, olayın incelenmesi kapsamında, avukatlar ile müvekkilleri arasında yapılan yazılı yazışmaların meslekî sır kapsamında değerlendirilmesi için iki kümülatif koşul öngören AM & S Europe v Komisyon kararına atıfta bulundu[6]. Kararda yer alan koşullar şöyledir:

  • Yazışmalar müvekkilin savunma hakkı için ve
  • Müvekkiliyle bir iş ilişkisi içinde olmayan, bağımsız bir avukat tarafından yapılmış olmalıdır.

Sonuç olarak Genel Mahkeme, yukarıda yer alan ikinci koşulun yerine gelmediğini ifade ederek, davayı 17 Eylül 2007 tarihinde[7] asılsız olduğu gerekçesiyle reddetti.

Taraflarca Temyiz ve Divan’ın Görüşleri

Akzo ve Akcros 30 Kasım 2007 tarihinde Genel Mahkeme’nin kararına karşı Divan’da aşağıda yer alan başlıca gerekçeler ile dava açtı:
Bağımsızlık ve Eşit İşlem Prensipleri
Akzo ve Akcros, Genel Mahkeme’nin, kurum içi avukatları kapsam dışı bırakarak, yukarıda yer alan ikinci koşulu “lâfzen ve kısmen” yorumladığını ileri sürdü ve baroya kayıtlı bir kurum avukatının, görev bilgisi ve iş disiplini sebebiyle kurum dışı bir avukat kadar bağımsız olduğunun altın çizdi. Akzo ve Akcros ayrıca, Genel Mahkeme’nin bu yorumu ile eşit işlem ilkesini de ihlal ettiğini iddia etti.

Bu iddialara ilişkin olarak Divan, kurum içi avukatların, her ne kadar Baro’ya veya başka herhangi bir meslekî kuruluşa bağlı olsalar da, işverenlerine olan ekonomik bağları ve yakın ilişkileri sebebiyle, kurum dışı avukatlarınkine eşdeğer bir profesyonel bağımsızlık içinde olmadıklarını savundu. Ayrıca Divan, eşit işlem ilkesine ilişkin yerleşik içtihata[8] atıfta bulunarak, kurum içi avukatlarının kurum dışı avukatlar ile aynı durumda olmamaları sebebiyle, meslekî sır konusunda farklı uygulamaya tabi olabileceklerini ifade etti.

Ulusal Hukuk Sistemleri ile Avrupa Birliği Hukukunun Gelişimi
Akzo ve Akcros, Genel Mahkeme’nin, ulusal hukuklarda kurum içi avukatların kurum dışı avukatlar ile aynı durumda kabul edilmeleri eğilimini dikkate alarak, AM & S Europe v Komisyon kararında yer alan ikinci koşulu “yeniden değerlendirmesi” gerektiğini ileri sürdü. Akzo ve Akcros ayrıca, Genel Mahkeme’nin Avrupa Birliği’nde olan gelişmeyi de dikkate almadığını, oysa özellikle 16 Aralık 2003 tarihli ve 1/2003 sayılı Konsey Tüzüğü’nün (bundan böyle “Tüzük” olarak anılacaktır) yürürlüğe girmesiyle kurum içi avukat ihtiyacında bir artış olduğunu ifade etti.

Bu iddialara ilişkin olarak Divan, Genel Mahkeme’nin Avrupa Birliği Üye Devletleri’nin hukuk sistemlerinde gerçekleştirmiş olduğu karşılaştırmalı incelemeyi esas alarak, AM & S Europe v Komisyon kararından beri, Üye Devletlerin hukuk sistemlerinde bu karar kapsamının genişletilmesini ve böylece kurum içi avukatlar için de meslekî sırrın tanınmasını gerektirecek bir gelişme olmadığını ifade etti. Tüzük hakkında ise Divan, Tüzüğün amacının, meslekî sır açısından kurum içi ile kurum dışı avukatların bir tutulmasını sağlamak olmadığını, amacının Komisyonun soruşturma yetkilerini, özellikle de soruşturmaya konu belgeler açısından olan yetkilerini güçlendirmek olduğunu belirtti[9].

Divan Kararı

Sonuç olarak Divan, Akzo ve Akcros tarafından ileri sürülen tüm iddiaları reddetti ve bir yandan, Avrupa Birliği hukukunda, kurum içi avukatlar ile aynı işyerindeki diğer çalışanlar arasındaki yazışmaların meslekî sır kapsamında olmadığına, diğer yandan ise, Avrupa Birliği’nde, meslekî sırrın uygulanabilmesi için bağımlılık, yani avukat ile müvekkil arasında iş ilişkisinin olmaması gerektiğine karar verdi.

Sonuç

Divan, bu kararı ile Avrupa Birliği’nin AM & S Europe v Komisyon kararında açıkladığı ve uzun süredir devam ettirdiği görüşünü yeniden onaylamış oldu. Bu sebeple, bu kararın Avrupa Birliği’nde kurum içi avukatların rolüne bağlanmış ayrıcalıklara belli bir kesinlik seviyesi getirdiği görülüyor[10].

Bu karar ayrıca, özellikle Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde, Türkiye için de büyük önem arz ediyor. Nitekim rekabete aykırı uygulamalar ele geçirmek üzere gerçekleştirdiği soruşturmalar kapsamında, Türk Rekabet Kurumu, hiç kuşkusuz bu kararda kurum içi avukatlar için öngörülen meslekî sır prensibine uygun hareket edecektir.


[1]Karar için bkz. http://curia.europa.eu/jurisp/cgi-bin/form.pl?lang=EN&Submit=rechercher&numaff=C-550/07
[2]30 Ocak 2003 tarihli ve C(2003) 85/4 sayılı Komisyon kararını değiştiren 10 Şubat 2003 tarihli ve C(2003) 5594 Komisyon kararı
[3]Adil Ticaret Bürosu (“Office of Fair Trading”) İngiliz Rekabet Otoritesi’dir.
[4]Akcros’un genel müdürü ile Akzo’nun rekabet hukuku danışmanı, Sn. S. arasında gerçekleşmiş olan iki elektronik posta söz konusudur. Hollanda Barosu’na kayıtlı bir avukat olan Sn. S., olay esnasında Akzo’nun hukuk departmanında görev yapıyordu. Bu sebeple, şirket ile devam eden bir iş ilişkisi içindeydi.
[5]8 Mayıs 2003 tarihli ve C(2003) 1533 sayılı Komisyon kararı.
[6]Karar için bkz.
http://eur-lex.europa.eu/smartapi/cgi/sga_doc?smartapi!celexplus!prod!CELEXnumdoc&numdoc=61979J0155&lg=en
[7]Karar için bkz.
http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=CELEX:62003A0125:EN:HTML
[8]Yerleşik içtihat uyarınca, eşit işlem ilkesi aynı durumların farklı koşullara tabi olmamasını ve, objektif olarak aksi gerekmedikçe, farklı durumların da farklı koşullara tabi olmasını gerektirmektedir. Bkz. C-344/04 IATA and ELFAA [2006] ECR I-403 § 95; Case C-303/05 Advocaten voor de Wereld [2007] ECR I-3633, § 56 and Case C-127/07 Arcelor Atlantique et Lorraine and Others [2008] ECR I-9895, § 23.
[9]Divan rekabet kurallarının ihalinin tespitine yönelik Tüzüğün Giriş’indeki 25 ve 26. paragraflarına atıfta bulundu. Tüzük için bkz.
http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:l:2003:001:0001:0025:en:PDF
[10]SJ BERWIN’in yorumları, “ECJ rules out legal professional privilege for communications with in-house lawyers” (“Avrupa Adalet Divanı kurum içi avukatlar ile yazışmaların meslekî sır kapsamında olmadığına karar verdi”), Community Week, Sayı 489, 20 Eylül 2010. Makale için bkz. http://www.sjberwin.com/Contents/Publications/pdf/46/9f7e3789_fc19_40ff_9a0f_07a27f3e85d7.pdf