Adli Tatil

Haziran 2010

Yargıda “toplu izin kullanımı“ anlamına gelen adli tatil, yargı erki üyelerinin, HUMK md. 175 uyarınca, 1 Ağustos–5 Eylül arası çalışmaya ara verdikleri dönemdir. Adli tatile 1711 sayılı Kanunla birlikte “adli araverme” de denmeye başlamıştır.

Adli tatilin çıkış noktası olarak, tarım toplumu olgusunun daha yaygın olduğu Cumhuriyet’in ilk yıllarında yargılamaya ara vererek topluma hasat imkânı tanınması olarak gösterilmektedir. Günümüzde ise bu durumun değiştiği ve adli tatilin “adalete ve hukuka” da tatil getirdiği ifade edilerek adli tatilin varlığı eleştirilmektedir. Ayrıca mahkemelerdeki iş yığılması da adli tatilin varlığına bağlanmaktadır. Bu sebepledir ki önceden 20 Temmuz- 5 Eylül arası olarak 45 gün olan adli tatil, 5219 sayılı kanunla 2005 yılından itibaren 1 Ağustos – 5 Eylül arası olmak üzere10 gün kısaltılmıştır.

Ancak bu değişiklik ve bu değişikliğe yol açan görüşler, iş yükünün sebebinin adli tatil olmadığı, hâkim ve savcıların dinlenmelerinin yapacakları işler açısından elzem olduğu ve dinlenmelerin toplu izin kullanma halinde olmasının doğal hâkim ilkesinin bir gereği olduğu belirtilmektedir. Şöyle ki, önceden belli olan bir iznin varlığı kişilere karşı aniden alınan izinlerin doğurduğu etkiyi doğurmayacak ve tatil dönüşünde yine aynı hâkim dosyayı bıraktığı yerden geri alabilecektir ve böylece doğal hâkim ilkesi de zedelenmemiş olacaktır.

Adli tatil bütün adliye mahkemelerinde geçerlidir. Ancak hukuk mahkemeleri dışında diğer mahkemeler HUMK yerine diğer kanunlara tabi olmaktadırlar. Şöyle ki Ceza Mahkemelerindeki adli tatil için CUMK md. 423, Danıştay’daki adli tatil için Danıştay Kanunu md. 86-87, Bölge İdare Mahkemeleri’ndeki adli tatil için İYUK md. 61-62, Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeki adli tatil için AYİMK md. 85-86, Askeri Yargıtay’daki adli tatil için Askeri Yargıtay Kanunu md. 25, Sayıştay’daki adli tatil için Sayıştay Kanunu md.101, Uyuşmazlık Mahkemesi’ndeki adli tatil için UMK md.5/3, İstinaf Mahkemeleri için HUMK md.176’ya 5236 sayılı Kanunun 12. maddesi ile eklenen fıkralar uygulanacaktır.

Adli tatil konusundaki tartışmalar bir kenara bırakılırsa, adli tatilin bizim için önem teşkil eden yönü adli tatilin davalara ve sürelere etkisidir. Kural olarak adli tatil süresince dava ve işler bakılmaz ( HUMK md. 81). Ancak kanun 176. maddesinde istisnai haller kabul etmiştir: İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti, deniz raporlarının alınması ve dispeççi tayini istekleri ve bunlara karşı yapılacak itirazlar hakkında karar verilmesi, adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler, her çeşit nafaka davaları, velayet ve vesayet işlerine ait davalar, nüfus davaları, hizmet akdinden doğan davalar, kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları, tahkim babındaki hükümlere göre mahkemenin görevine giren anlaşmazlık ve işler, iflas ve konkordatoya ait davalar, kanunların sulh mahkemesini veya hâkimini görevlendirdiği dava ve işler, kanunlarda ivedi olduğu veya adli tatilde de bakılabileceği belirtilen veya basit yargılama usulüne bağlı tutulan başka dava ve işler, mahkemece taraflardan birinin isteği üzerine ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde de görülmeye devam edecektir. Bununla beraber HUMK md. 176/2 uyarınca taraflar arasında uyuşma sağlanırsa veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte iken hazır olan taraf talep ederse yukarıdaki iş ve davalara bakılması adli tatilden sonraya da bırakılabilir.

Bu haller dışında adli tatil süresince herhangi bir dava veya işlem yapılamayacaktır. Bu durumda akla şu soru gelecektir: “ Adli tatilde bakılamayacak olan bu iş ve davalarla ilgili sürelerin bitmesi adli tatile rastlarsa herhangi bir hak kaybı meydana gelecek midir?”. Bu sorunun cevabı HUMK md. 177 tarafından cevaplanmaktadır. Söz konusu maddeye göre bir sürenin bitişi adli tatile denk gelirse bu süre adi tatilin bittiği günden itibaren yedi gün daha uzatılmış sayılacaktır.