Ercüment Erdem Av. Sevgi Ünsal Özden

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Aile Anayasası

Temmuz 2021

Giriş

Türkiye’de ve dünyada faaliyet gösteren şirketlerin büyük çoğunluğunun aile şirketi olduğu ve bu şirketlerin pek azının varlıklarını gelecek nesillere aktarabildiği bilinen bir gerçektir. Aile şirketinin varlığını gelecek nesillere başarılı bir şekilde aktarabilmesi için sağlam bir kurumsal yapı oluşturulması ve aile üyeleri arasında doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi ya da şirketin işleyişine olumsuz etki etmeyecek şekilde çözüme kavuşturulması gerekli ve önemlidir. Bu doğrultuda atılabilecek en önemli adımlardan biri de aile anayasası hazırlanmasıdır. Bu Hukuk Postası makalesinde, son dönemlerde aile şirketleri kavramıyla birlikte sıkça adını duyduğumuz aile anayasasının kapsamı, içeriği ve imzalayan taraflar açısından bağlayıcılığı incelenir.  

Aile Anayasası Nedir?

Aile anayasası hazırlanmasının temelinde, şirket işleyişi ile aile misyonu ve değerlerinin gelecek nesle doğru bir biçimde aktarılabilmesi, mevcut aile üyeleri ile evlilik yoluyla aileye sonradan katılan kişiler ve aile üyeleri ile şirket arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi amaçları yatar. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan aile anayasaları, ailenin değerleri, ilkeleri, misyonu, hedefleri ve aile üyelerinin rolleri açısından gelecek nesillere yol gösterici bir rehber niteliği taşır ve aile içi muhtemel çatışmalara ilişkin çözümler içerir.  

Atipik bir sözleşme olan aile anayasası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda[1] (“TBK”) öngörülen sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında tarafların kararlaştıracağı herhangi bir şekilde yapılabilir. Herhangi bir tescil ya da ilan zorunluluğu da bulunmaz. Bu durum anayasanın içeriği ve revizyonu konusunda aile üyelerine esneklik tanıdığı gibi anayasa maddelerinin gizliliğinin korunmasını da sağlar. Ancak metnin aile tarafından erişilebilir olması ve doğabilecek uyuşmazlıklarda taraflara ispat kolaylığı sağlaması amacıyla aile anayasasının yazılı şekilde yapılması ve tüm aile üyeleri tarafından imzalanması önerilir. 

Sözleşmeye bağlılık ilkesinin, hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak esasen bir sözleşme niteliği taşıyan aile anayasası, imzalayan her aile üyesini bağlar. Ancak anayasa hükümleri sadece imzalayan aile üyeleri açısından bağlayıcı ve borç sözleşmesi hükmünde olup metinde imzası bulunmayan aile üyeleri, aileye sonradan katılan üyeler, aile şirketinin pay sahipleri ve ailenin şirketleri açısından hukuken bağlayıcı değildir. Buna karşılık, aile anayasasında yer verilen bazı hükümlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun[2] (“TTK”) izin verdiği ölçüde şirket esas sözleşmesine ya da ortaklar sözleşmesine[3] yansıtılması ve böylece bu kuralların şirket ve pay sahipleri açısından da bağlayıcı hale getirilmesi mümkündür.

Aile Anayasasında Hangi Konular Düzenlenebilir?

Aile anayasası içeriğinde hangi düzenlemelerin yer alacağı aile üyelerinin ortak kararı, talepleri ve ailenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir ve dolayısıyla her aile anayasası birbirinden farklı özgün belgelerdir. Aile üyeleri anayasa içeriğini TBK ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun[4] genel kural ve ilkelerini göz önünde bulundurarak ve kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Ancak TBK m. 27 uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu ve içeriği imkânsız olan aile anayasaları kesin olarak hükümsüz olacaktır.

Anayasa oluşturmakla hedeflenen amaç dikkate alındığında her anayasa metninde sıkça rastlanan birtakım temel konular elbette ki vardır. Bu konuları i) aile ile ilgili, ii) aile şirketleri ile ilgili ve iii) aile anayasası ile ilgili hükümler olmak üzere 3 ana başlık altında toplayabiliriz.  

Aileye ve Aile Üyelerine İlişkin Düzenlemeler

Ailenin gelecek nesillere değerlerini net bir şekilde aktarabilmesi, aile içi sağlıklı bir iletişim kurulması ve bu iletişimin sürdürülebilirliği, ortak değerler ve bilinç oluşturulabilmesi için aileyi bizzat ilgilendiren hususların doğru bir şekilde tespit edilerek yazıya dökülmesi son derece önemlidir. Bu nedenle, aile anayasaları genellikle ailenin vizyonu, misyonu, değerleri, hedefleri, kültürü, aile içi iletişim prensiplerini açıklayarak başlar ve aile üyelerinin ve ailenin pay sahibi olduğu şirketlerin tanımlandığı maddeler ile devam eder.

Aile şirketleri açısından önem arz eden konulardan biri olan aile varlıkları ile şirketin ve şirket varlıklarının ayrıştırılması ve varlık yönetimi de bu temel konu başlığı altında düzenlenir. Aile varlıklarının saklanması, varlık gelirlerinin kullanımı ve dağıtımı, yeni bir yatırım ya da aile bireylerinin ihtiyacı halinde bu varlıkların ne şekilde kullanılacağına dair politikalar belirlenebilir. Bu doğrultuda aile şirketlerinde pay sahibi olan aile üyelerinin TTK hükümleri de dikkate alınarak şirkete karşı borçlanma sınırları çizilebilir. Bunun yanı sıra, genç aile üyelerinin eğitim ve kariyer gelişimine dair kural ve ilkelerin belirlenmesi, aile bankası ya da aile kasası gibi fonlar oluşturulması ve tüm bu hususların da anayasa metnine dahil edilmesi mümkündür.

Bazı aile anayasalarında ayrıca ailenin halihazırda yaptırdığı bir müze, okul, fidanlık ya da park mevcutsa bu projelerin devamlılığının sağlanmasındaki sorumluluklar, sosyal sorumluluk projelerine aile bütçesinden karşılık ayrılıp ayrılmayacağı, projelerin seçimi ve onaylanmasına dair süreçlerin de belirlendiği görülür.

Şirketlere İlişkin Düzenlemeler

Şirketlerin yönetimine dair ilke ve prensipler de aile anayasası metinlerinde yer alan temel ve önemli düzenlemelerdendir. Bu bağlamda aile üyelerinin ve aileye sonradan dahil olacak kişilerin aile şirketlerinde çalışma ya da staj koşulları, işe alım ve değerlendirme süreçleri, performans değerlendirmeleri, yönetimde yer alma şartları, yönetim kurulu üyesi olma koşulları, yönetim organlarının oluşumu, pay sahipliğine ilişkin kurallar ve sınırlamalar ile halefiyet planı gibi konular oldukça detaylı şekilde ele alınabilir. Ancak genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarında bazı kararlar için ağırlaştırılmış nisaplar, payın devrine ilişkin sınırlamalar getirilmesi, payın aile üyelerine satış ve devir usulünün, imtiyazlı payların belirlenmesi, kâr payı oranları ve dağıtım dönemleri gibi maddelere çoğunlukla pay sahipleri sözleşmelerinde yer verilmesi tercih edilmektedir. Dolayısıyla aile anayasalarında söz konusu kural ve ilkelere genel hatlarıyla yer verilerek ayrıntılı düzenlemeler için pay sahipleri sözleşmesine atıf yapmakla da yetinilebilir. 

Aile Anayasasına İlişkin Düzenlemeler

Pek çok aile anayasası kapsamında aile konseyi ve/veya aile meclisi oluşturulduğu, bu yapıların amaç, görev ve sorumluluklarının, alabilecekleri kararlar ve toplantı usullerinin belirlendiği, üyelik koşulları ya da seçim usulleri ile aile ve aile şirketleri ile ilişkilerinin sınırlarının çizildiği dikkat çeker. Aile meclisi genellikle aileye kan bağıyla bağlı kişilerden oluşur. Belirlenen aralıklarla ve usullere bağlı gerçekleştirilecek aile meclisi toplantılarda aile üyeleri, aile ve şirketlerin geleceğini ilgilendiren konularda görüşme ve bilgi edinme imkânı elde edecek; önem arz eden konularda istişare ederek karar alabileceklerdir. Aile meclisinin aile için bir genel kurul niteliği taşıdığı düşünülebilir. Aile konseyi ise, ailenin yönetim kurulu gibi görev yapan, aile ve şirketi ilgilendiren politikalar düzenleyen, kararlar alan, uygulayan ve denetleyen bir platformdur. Bu platformlar şirketlerin yönetim kurullarıyla iletişim ve koordinasyon halinde olabilir ve bu koordinasyonun sınırları anayasada yer verilecek hükümler ile çizilebilir.

Buna ek olarak ihtiyaç ve talebe göre sayısı ve faaliyet alanları değişkenlik gösterecek aile konseyine ya meclisine bağlı çeşitli komiteler ve çalışma grupları oluşturulması da mümkündür. Aile meclisi ya da konseyinin kararıyla oluşturulup yetkilendirecek bu yapılar aile içi güçlü bir iletişim kurulabilmesinde ve meclis veya konseyin görev ve sorumluluklarını yerine getirmesinde destek sağlar.

Her sözleşme gibi aile anayasaları da genellikle gizlilik, sözleşmede değişiklik koşulları ve yürürlük gibi standart sözleşme maddeleri ile son bulur. Aile anayasasının hayata geçirildikten sonra zamanla değişen şartlara, ailenin ihtiyaçlarına, şirketlerde yaşanan gelişmelere ve yenilenen mevzuata uyum sağlayabilmek amacıyla belirli aralıklarla gözden geçirilerek güncel tutulması son derece önemlidir. Bu durum dikkate alınarak anayasa hükümlerinin belirli aralıklarla gözden geçirilmesine dair yükümlülüklerin öngörüldüğü ve bu kapsamda yapılacak revizyonlara ilişkin aile üyelerinin görev ve sorumlulukların belirlendiği düzenlemelerin metne dahil edildiği görülür. Anayasanın güncellenmesine ilişkin aile meclisi ya da aile konseyi görevlendirilebilir.

Anayasaya Aykırılık Hali

Aile üyeleri ya da aile ile şirket arasında doğabilecek sorunların uyuşmazlığa dönüşmeden ya da şirketin işleyişini etkilemeden kısa sürede ve gizlilik içerisinde çözüme kavuşturulması, aile şirketlerinin sürdürülebilir başarısının anahtarıdır. Nitekim bu doğrultuda, her ailenin kendisine özgü değerleri ve dinamikleri gözetilerek hazırlanan anayasa içeriğinde, öngörülen kural ve ilkelere aykırılık halinde uygulanabilecek yaptırımlara yer verilir. Bu yaptırımlar, yazılı ya da sözlü uyarı, aile üyeliğinin veya yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi, zarar tazmini ve cezai şart gibi farklı şekillerde belirlenebilir. Örneğin, aile anayasasını imzalayan herhangi bir aile üyesi, sözleşmeye aykırı hareket eden diğer bir aile üyesinden eğer kararlaştırılmış ise TBK m. 179 vd. hükümleri doğrultusunda cezai şart isteme hakkına sahip olabilir. Anayasaya aykırı hareket edilmesi halinde pay devrinin sınırlandırılmasına yönelik önlemler kapsamındaki alım ve satım hakkının kullanılması da bir cezai yaptırım olarak düzenlenebilir. Bu kapsamda, anayasaya taraf aile üyeleri aykırılığı yapan pay sahibi üyeye karşı ilgili üyenin paylarını alma hakkını kullanabilirler. Ancak bu tarz yaptırımlara daha çok pay sahipleri sözleşmelerinde yer verilmesi tercih edilir.   

Uyuşmazlıkların çözümü ve aile üyeleri aleyhinde uygulanabilecek yaptırımlar konusunda aile meclisi ve aile konseyi yetkilendirilebileceği gibi tarafsız bir danışman, arabulucu ya da avukattan da destek alınması mümkündür.

Sonuç

Aile anayasaları, pay sahipleri sözleşmesi gibi aile şirketlerinin esas sözleşmesindeki hükümleri bir nevi tamamlayan, aile üyeleri ve şirketi ilgilendiren konuları düzenleyerek çatışmaların önlenmesine destek sağlayan bir araçtır. Bu nedenle aile şirketlerinin sürekliliği ve gelecek nesillere devredilebilmesi için aile üyelerinin bir araya gelerek kendine özgü niteliklere sahip hükümler barındıran bir anayasa oluşturması önemlidir. Herhangi bir şekil şartına ya da tescil zorunluluğuna bağlı olmaksızın düzenlenebilen aile anayasalarında öngörülen kural ve düzenlemelerin, yasanın izin verdiği ölçüde şirketlerin esas sözleşmelerine veya pay sahipleri sözleşmelerine yansıtılması ve böylece bağlayıcılığının genişletilmesi mümkündür. 


[1]  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 04.02.2011 tarihli ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2]  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14.02.2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[3] Aile şirketlerinde pay sahipleri sözleşmesi hakkında detaylı bilgi için bkz. Çetinyılmaz, Ecem: “Aile Şirketlerinde Pay Sahipleri Sözleşmeleri” Erdem & Erdem Hukuk Postası, Mayıs 2021,  http://www.erdem-erdem.av.tr/yayinlar/hukuk-postasi/aile-sirketlerinde-pay-sahipleri-sozlesmeleri/

[4]  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 08.12.2001 tarihli ve 24607 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı ve 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girdi.