Anayasa Mahkemesi Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğuna İlişkin Hükmü İptal Etmedi

Şubat 2012

Anayasa Mahkemesi, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5728 Sayılı Kanun ile değiştirilen 35/3 hükmünün anonim şirketler yönünden iptaline ilişkin talebi reddetti.

İptal talebinin gerekçeleri

Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nde açtığı 2010/10 sayılı dava ile ilgili hükmün iptal edilmesini talep etmişti. Bu talebin gerekçeleri olarak ise, Avukatlık Kanunu’nun 35/3 maddesinin Anayasa’nın hukuk devleti, eşitlik, sözleşme özgürlüğü, özel hayatın gizliliği ve ceza ve ceza yaptırımı yerine geçen güvenlik tedbirlerinin yasayla düzenlenmesi ilkelerine aykırı olduğu belirtilmişti.

Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin 3. fıkrası

Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce anonim şirketler yönünden iptali talep edilen Avukatlık Kanunu’nun 5728 Sayılı Kanun ile değiştirilen 35/3 hükmünde, dava açma kabiliyeti olan herkesin davasını bizzat açabileceği ve davasını takip edebileceği hüküm altına alındıktan sonra, buna anonim şirketler açısından bir istisna getirilmiştir. Buna göre, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde öngörülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır”.

İlgili hükümde ayrıca bu kurala uymamanın yaptırımı da belirtilir. Buna göre, “bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, […] idarî para cezası verilir”.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı

Anayasa Mahkemesi’nin 18.02.2012 tarih ve 28208 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan E. 2010/10 K. 2011/10 sayılı ve 30.06.2011 tarihli gerekçeli kararında, iptal talebinin reddedilme nedenleri ayrı ayrı değerlendirir.

Anayasa Mahkemesi kararında öncelikle, anonim şirketlerin sosyal ve ekonomik anlamda önemini açıklar. Buna göre, “bünyelerinde pay sahiplerine, şirket çalışanlarına, şirket alacaklılarına ve topluma ait birbiriyle çatışan farklı çıkarları barındıran anonim şirketler sağladıkları büyük sermayelerle, sınırlı sorumluluğun ve tüzelkişi olmanın verdiği olanaklardan da yararlanarak, önemli girişimler gerçekleştirmişler ve ülkelerinin kalkınmalarında yararlı olmuşlardır”. Bu durum ise, esas sermayesi yüksek olan bir anonim şirket bünyesinde bulunan çıkarlar arasında bir dengeyi gerektirir ve anonim şirketlerin çağdaş işletmecilik esaslarına göre yönetilmelerini zorunlu kılar. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi ayrıca devletin ekonomik işleyişi düzenleyici görevinin de bulunduğunu belirterek, Avukatlık Kanunu’nun 35/3 hükmünün bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyar.

Hukuk devleti ilkesi, Anayasa Mahkemesi’nce yukarıdaki açıklamalar ile ilişkilendirilmiş olup, anonim şirketler açısından avukat bulundurma zorunluluğunun kapsamının belirsiz olmadığı, aksine ilgili hükmün gerekçesinde “uyuşmazlıkların büyük bir kısmının hukukî ilişki kurulurken gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklandığı belirtildiğinden, yapılan düzenleme ile anonim şirketlerin sadece taraf oldukları davalarda değil, hukuki uyuşmazlık doğmadan önce de avukat bulundurarak, avukatın hukuki yardımından yararlanmalarının amaçlandığı” ortaya konulur.

Hukuk devleti ilkesinin akabinde, Anayasa Mahkemesi ilgili hükmü, eşitlik ilkesi bakımından değerlendirir. Bu kapsamda, eşitlik ilkesinin amacı, hukuksal durumları aynı olanların kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanun karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olarak belirlenirken, Anayasa ile düzenlenen eşitlik ilkesinin “hukuksal eşitlik” olduğu vurgulanır. Dolayısıyla, eşitlik ilkesinin aynı durumda bulunanlara aynı kuralların uygulanması olarak anlaşılması gerektiği açıklanır. Anonim şirketler açısından ise, her ne kadar anonim şirketler unsurları açısından aynı özelliklere sahip olsalar da, esas sermayesi yüksek anonim şirketler sosyal ve ekonomik hayata etki ettiğinden, düşük sermayeli anonim şirketlerden ayrı tutulmaları gerekir. Anayasa Mahkemesi, düşük sermayeli anonim şirketler ile yüksek sermayeli anonim şirketlerin aynı “hukuksal konumda” bulunmadığının altını çizer.
Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce iptal talebine gerekçe olarak gösterilen diğer bir unsur, cezada yasallık ilkesidir. Anayasa Mahkemesi, anonim şirketlerden avukat bulundurma zorunluluğu bulunanlar açısından, bu yükümlülüğe uymayanlara ilişkin yaptırımın Avukatlık Kanunu’nun 35/3 hükmünde düzenlendiğini ve suç için öngörülen cezanın suç gününden önce belirlenmiş olduğunu ortaya koyarak, ilgili hükmün cezaların yasallığı ilkesine aykırı bir yönü olmadığını belirtir.

Son olarak ise, Anayasa Mahkemesi, Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nde, Avukatlık Kanunu’nun değişen 35/3 hükmü gereği yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi’nin yönetmeliklerin Anayasa’ya uygunluğunu denetleme görevi bulunmadığını belirterek inceleme konusu etmemiştir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi’nin belirli bir sermayesi bulunan anonim şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğuna dair Avukatlık Kanunu’nun 35/3 hükmüne ilişkin iptal talebini reddetmesi kanımızca yerinde olmuştur. Zira Anayasa Mahkemesi tarafından da belirtildiği üzere, büyük sermayeli anonim şirketler ekonomik ve sosyal anlamda toplum üzerinde etkiye sahiptir ve bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu ve yukarıda belirtilen diğer nedenlerle, söz konusu hükmün anayasal ilkeler ile çelişmediği düşünülmektedir.