Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi

Şubat 2014

Giriş

Anonim şirketin haklı sebeple feshi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile Türk Şirketler Hukuku sistemine girmiş bir kavramdır. Haklı sebeplerle fesih kavramı, mehaz kanun olan İsviçre Borçlar Kanunu (“İsv. BK”) m. 736/b.4’te yer almasına rağmen, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Eski TTK”)’nda karşılığı yoktu.

TTK m.531 tahtında düzenlenen anonim şirketlerin haklı sebeple feshi ileride mahkeme kararlarına ve doktrin incelemesine konu olacağından ayrıntılı bir inceleme gerektirir. Bu çalışmada TTK m. 531’da düzenlenen haklı sebeple fesih ele alınır.

TTK m. 531 uyarınca haklı sebeple fesih

Anonim şirketlerin haklı sebeplerle feshinin TTK m.531’de düzenlenmesiyle anonim şirketler için yeni bir sona erme hali ortaya çıkar. Bilindiği gibi, anonim şirketlerde çıkma hakkı bulunmaz. Bu noktada anonim şirketin haklı sebeplerle feshi, ortaklık ilişkisi çekilmez hale gelen anonim şirketler bakımından büyük önem taşır. Anonim şirketin haklı sebeplerle feshinin, sürekli borç ilişkilerinin haklı sebeple feshedilebileceği yönündeki temel ilkeye dayandığı söylenebilir.

Davada Taraflar

TTK m. 531 uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri mahkemeden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Kanun koyucunun bu dava hakkını bir tür azlık hakkı olarak değerlendirdiği ve tek bir paya sahip olan ortağa bu hakkı vermediği görülür. Sermayenin en az onda birini (halka açık şirketlerde yirmide birini) temsil eden paylar tek bir ortağa ait olabileceği gibi birden fazla ortağa da ait olabilir. Birden fazla ortak olması durumunda bunlar birlikte hareket ederler.

Bu düzenlemenin odak noktası, kurumsal yönetim ilkeleri ışığında, azlık pay sahiplerine çoğunluk karşısında etkin ve orantılı bir korunmanın sağlanmasıdır.

Dava, şirket tüzel kişiliğine karşı açılır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu davada görevli ve yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.

Haklı Sebepler

Haklı sebep, varlığı halinde sürekli borç ilişkilerinin sona erdirilebilmesini sağlayan bir kavram olarak ortaya çıkar. Haklı sebeplerle fesih, ortakların kişisel özellikleri ve aralarındaki ilişkilerin önemli olduğu şahıs ortaklıklarında önemli bir yere sahipken, sermaye şirketi niteliğindeki anonim şirketler bakımından haklı sebeplerle fesih kurumuna dikkatli yaklaşılır.

TTK m. 531, haklı sebeplerin varlığı halinde anonim şirketin feshedilebileceğini düzenlemiş olmasına rağmen, haklı sebebi tanımlamaz ve hangi sebeplerin haklı sebep olarak değerlendirilebileceği konusunda herhangi bir sınırlama getirmez. Gerçekten de TTK’nın madde gerekçelerinde, “Haklı sebep Tasarıda tanımlanmamış, haklı sebepler örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır.” denilerek, söz konusu kavramın içeriğinin içtihatlar ve doktrin tarafından belirleneceği söylenir.

Şirkette çoğunluk gücünün kötüye kullanılması, İsviçre uygulaması ve Türk hukukunda anonim şirketin haklı sebeplerle feshini gerektirecek en temel durum olarak ortaya çıkar. İsviçre doktrininde, anonim şirketin haklı sebeplerle feshi davasının amaçlarından en önemlisinin, çoğunluk pay sahiplerinin çıkarlarını şirketin çıkarları üzerinde tutması ve şirketteki oy haklarını da yine bu amaçla kullanarak azlık pay sahiplerinin haklarının ihlal edilmesinin engellenmesi olduğu belirtilir. Pay sahiplerinin mali haklarının ihlali de anonim şirketin haklı sebeplerle feshine yol açan sebepler arasında sayılabilir.

Anonim şirketlerde pay sahiplerinin haklarının ve menfaatlerinin dengede tutulması bakımından, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakları önemli yer tutar. Bilgi alma ve inceleme hakkı olmaksızın pay sahiplerinin ortaklıktaki menfaatlerinin korunması ve ortaklığın gidişatı hakkında bilgi almaları mümkün olmaz. Pay sahiplerinin bilgi alma hakkının sistematik reddi, örneğin şirket belgeleri ve kayıtlarını inceleme hakkının etkin bir şekilde kullanılamaması, şirket hesaplarının daha ayrıntılı olarak kontrol edilmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi gibi hususların da haklı sebep oluşturduğu söylenebilir.

Bilindiği üzere sermaye şirketi olan anonim şirketlerde, pay sahiplerinin kişisel ilişkileri şahıs ortaklıkları kadar önemli değildir. Ancak buna rağmen, özellikle payları birçok ortak arasında dağılmış durumda olmayan, kapalı anonim şirketler bakımından pay sahipleri arasındaki kişisel ilişkilerin şirket işleyişinde önemli rol oynayabileceği göz ününde bulundurulmalıdır. Bu nedenle hakimin önüne gelen olayın özelliklerine göre, istisnai olarak ya da diğer haklı sebeplerle birlikte, kişisel sebepleri de ortaklığın haklı sebeplerle feshine ve en azından davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verirken dikkate alabileceği düşünülebilir.

İstem ve Mahkemenin Hükmedebileceği Çözümler

TTK m. 531 uyarınca davacı, mahkemeden anonim şirketin haklı sebeple feshini isteyebilir. Ancak haklı sebeplerin bulunması halinde dahi mahkeme şirketin feshine karar vermek zorunda değildir. Anonim şirketin haklı sebeplerle feshinin, istisnai bir çözüm yolu olması ve şirketin tüzel kişiliğine son vermesi nedenleriyle, son çare olarak uygulanması gerektiği tartışmasızdır. Bunun için mahkeme öncelikle haklı nedenleri ortadan kaldıracak diğer çözüm yollarına başvurmalı, eğer bunlardan sonuç alınamayacaksa veya böyle çözümler yoksa ancak son çare olarak ortaklığın feshine karar vermelidir. Bu yaklaşım usul ekonomisi açısından ve şirketin devamlılığı bakımından da daha yerinde olur.

TTK m. 531 uyarınca mahkeme davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına karar verebilir. Bununla birlikte, hâkim, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebilir. Burada hâkime geniş takdir yetkisi tanındığı görülür. Karar verilebilecek çözümler içtihatlarla birlikte genişleyecek ve açıklığa kavuşacaktır. Ancak hakimin karar verdiği çözümün duruma uygun düşmesi ve kabul edilebilir olması gerekir. Duruma uygun çözüm, somut olaya çare olan, davacıların ve şirketin çıkarlarını koruyan dengeli bir çözümdür. Bu alternatif çözüm, somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenir ve çözümün haklı sebebi ortadan kaldırması ve davacıları tatmin etmesi gerekir. Karar verilecek çözümün ayrıca kabul edilir olması aranır. Burada kastedilen davacı pay sahipleri ile şirket tüzel kişiliğinin çıkarları arasında bir dengenin sağlanmasıdır. Orantılı çözümler kabul edilebilir çözüm olarak değerlendirilir.

Bu bağlamda İsviçre öğretisinde duruma uygun çözüm olarak mahkemelerin verdiği kararlara ilişkin örneklerden yararlanılabilir. Bu çözümlerden bazıları kar dağıtma zorunluluğu, sermaye azaltma yolu ile kısmı tasfiye şeklinde ortaya çıkar. Ayrıca şirketin bölünerek, bölünen kısımda yalnızca davacının ortak olacağı yeni bir şirket oluşturulması ve bölünerek kurulan yeni şirketin sermayesinin davacının paylarının gerçek değerine eşit olması çözümü de dikkate alınabilir. Haklı sebeple fesih davası sonucunda bölünmeye karar verilebileceği, Türk doktrininde de kabul gören bir görüştür.

Haklı Sebeple Fesih Hükümlerinin Zaman Bakımından Uygulanması

Yukarıda değinildiği üzere anonim şirketlerin haklı sebeplerle feshi TTK ile Türk hukukuna girmiş bir kurum olduğundan, ilgili maddenin zaman bakımından uygulanması da incelenmelidir.

6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun (“Uygulama Kanunu”) m. 2, Eski TTK ve TTK’nın zaman yönünden uygulanma alanlarını düzenler. İlgili madde uyarınca, TTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükteyken meydana gelmişlerse o kanun hükümleri uygulanır.

Yine Uygulama Kanunu m. 3 uyarınca ise, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar TTK yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, TTK hükümleri uygulanır.

Bu noktada, sürekli bir uygulama çerçevesinde meydana gelmiş olan, ancak bir bütün olarak değerlendirildiğinde haklı sebep olarak kabul edilebilecek olguların bir kısmının TTK’nın yürürlük tarihinden önce, bir kısmının yürürlük tarihinden sonra meydana gelmesi halinde, önceki olguların TTK döneminde açılan haklı sebeple fesih davasında ileri sürülmesinin mümkün olup olmadığı sorunu gündeme gelir. Haklı sebeplerin kavramsal niteliğine özgü durum nedeniyle, Eski TTK’nın yürürlüğü sırasında meydana gelmiş olan, ancak TTK’nın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşmiş olan olgularla bağlantılı olan hukuki olay veya işlemlerin TTK m. 531 kapsamında haklı sebepler çerçevesinde ele alınabilir. Ayrıca Yargıtay da limited şirketlere ilişkin verdiği bir kararda Uygulama Kanunu m. 3’den hareketle aynı sonuca varır (11. HD, 13.6.2013, E. 2011/14131, K. 2013/12400, Batider, 2013, C. XXIX, S. 2, s. 331-335). Gerçekten de, aksi halde ilgili hükmün TTK’nın yürürlüğe girmesinden sonra uzunca bir süre uygulanamaması sonucu doğacaktır.

Sonuç

Anonim şirketin haklı sebeplerle feshi Türk hukukunda ilk defa TTK ile birlikte uygulama alanı bulur. Bu düzenleme ile azlık hakkı sahiplerinin haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeden anonim şirketlerin feshini talep etme imkanı doğar. Mahkemeler ise feshe yahut duruma uygun düşen veya kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Hakimlere haklı sebebin değerlendirilmesinde ve uygun bir çözüme hükmetmede önemli bir takdir yetkisi sağlayan TTK m. 531’in Türk hukukunda önemli bir içtihat oluşturacağı açıktır.