Ercüment Erdem Av. Ecem Çetinyılmaz

Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali Ve Etki Kuralı

Mayıs 2015

Giriş

Pay sahipleri, yönetim kurulu ve her bir yönetim kurulu üyesi, gerekli şartların bulunmasına bağlı olarak, genel kurul kararlarının iptali için dava açma hakkına sahiptir. 6012 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) iptal sebeplerinin; kanunlara, şirket esas sözleşmesine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık olduğu belirtilir. Bu makale özellikle azlık pay sahipleri tarafından öne sürülen iptal davalarını ve etki kuralının uygulamasını ele alır. Bununla birlikte, makalede usul kuralları ele alınmamıştır.

Kararların İptali

Genel kurul kararlarının iptalini talep hakkı, azlık pay sahiplerinin, çoğunluk pay sahiplerinin haklarını kötüye kullanmalarına karşı başvurabilecekleri başlıca savunma mekanizmasıdır. Bu hak esas sözleşme veya genel kurul kararı ile sınırlandırılıp kaldırılamayacağı gibi, hakkın ileri sürülmesi talepte bulunan pay sahibinin taahhüt ettiği sermayeyi ödeyip ödemediğinden de bağımsızdır. TTK md. 446 kararlara karşı dava açabilecek olan pay sahiplerini iki gruba ayırmıştır: toplantıya katılıp olumsuz oy kullanan pay sahipleri ve toplantıya hazır bulunup bulunmadıkları dikkate alınmayan pay sahipleri.

Toplantıya Katılan Pay Sahipleri

Genel kurul toplantılarına katılan pay sahipleri, olumsuz oy kullanmaları ve muhalefet şerhlerini toplantı tutanağına geçirtmeleri şartıyla genel kurul kararlarına karşı dava açabilirler. Bir genel kurul toplantısında alınan kararların tamamına karşı ya da her bir karar için ayrı ayrı muhalefet şerhi kaydettirmek mümkündür.

Katılım Dikkate Alınmaksızın Pay Sahipleri

(i) Toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, (ii) toplantı gündeminin usulüne uygun olarak duyurulmadığını, (iii) genel kurula katılma yetkisini haiz olmayan kişilerin ya da bu kişilerin temsilcilerinin toplantıya katılmış olduklarını ve toplantıda oy kullandıklarını, veya (iv) toplantıya katılmalarının ve toplantıda oy kullanmalarının haksız olarak engellendiğini iddia eden pay sahipleri, bu ihlallerin her halükarda kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek, toplantıya katılıp katılmadıkları dikkate alınmaksızın genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilirler. İptal davasının değerlendirilebilmesi için bu şartlardan birinin varlığı gerekir.

  • Toplantıya Çağrı: Genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun olarak yapılmaması toplantıya katılamayan bir pay sahibi için karara karşı dava açma sebebi olabilir. Bununla birlikte, çağrıdaki eksikliğin özelliği de göz önünde bulundurulmalıdır. Toplantıya çağrının varlığından söz edebilmek için, söz konusu çağrının tüm pay sahiplerine yapılması, şirketin yetkili organlarınca yapılması ve toplantının belli bir yer ve zamanda gerçekleştirileceğinin pay sahipleri tarafından anlaşılması gerekir. Bu özellikleri taşımayan bir çağrı yok hükmündedir; bu sebeple çağrı yapılmadan gerçekleştirilmiş genel kurul toplantısı da hiç toplanmamış sayılacak ve mevcut olmadığı için iptal edilemeyecektir. Toplantıya çağrıyla ilgili diğer aykırılıklar ise iptal davası için sebep teşkil eder. Ancak, talep hakkı iyi niyet kuralları ile sınırlı olmalıdır. Örneğin, toplantıya katılıp olumlu oy kullanan bir pay sahibinin çağrının usulüne uygun yapılmadığından bahisle yapacağı talep, söz konusu aykırılığın karar üzerinde bir etkisi bulunsa dahi, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmeli ve reddedilmelidir.
  • Gündemin İlan Edilmesi: Gündemin usulüne uygun olarak veya hiç ilan edilmemesi de iptal davası için bir sebeptir. Usulüne uygun olarak ilan edilmiş gündem, TTK ve esas sözleşmede belirtilen usul uyarınca yapılan çağrıda yer almalıdır. Bununla beraber, gündem maddeleri pay sahiplerine toplantıda müzakere edilecek hususlar hakkında açıkça fikir vermelidir. Burada önemli olan kıstas, eğer gündem usulüne uygun olarak ilan edilseydi, talepte bulunan pay sahibinin toplantıya katılıp katılmayacağı ve kullanacağı oyu ile kararı değiştirebilecek olup olmamasıdır.
  • Yetkisiz Kişilerin Katılımı: Toplantıya katılmaya yetkili olmayan kişilerin veya bu kişilerin temsilcilerinin toplantıya katılarak oy kullanmaları halinde pay sahipleri genel kurul kararına karşı dava açma hakkına sahiptirler. Pay üzerinde rehin, hapis hakkı, saklama veya kullanım ödüncü hakkı sahibi olanlar da bu yetkisiz kişiler arasında değerlendirilir. İptal davası açabilmek için toplantıya katılan pay sahiplerinin olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhlerini toplantı tutanağına geçirtmiş olmaları şartı aranmaz.
  • Katılımın Haksız Sebeple Engellenmesi: Pay veya intifa hakkı sahiplerinin hile, tehdit veya fiziksel müdahale ile toplantıya katılarak oy kullanmalarının engellenmesi de iptal davası için sebep teşkil eder. Pay sahiplerinin toplantıdan usule aykırı olarak çıkarılmaları da söz konusu engelleme kapsamında değerlendirilir.

Etki Kuralının Kapsamı ve Uygulaması

Yukarıda da bahsedildiği üzere bir pay sahibinin yukarıda belirtilen sebeplerle bir genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmesi için o pay sahibinin söz konusu ihlalin kararın alınmasında etkili olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu kural, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda bu kadar geniş olarak düzenlenmemekle birlikte Yargıtay tarafından uygulanmaktaydı.

Etki kuralı, eğer söz konusu aykırılık olmasaydı genel kurulun o kararı alamayacağı olgusu olarak tanımlanabilir[1]. Türk mahkemeleri etki kuralını nisaplara dayanarak uygular: İddia edilen aykırılık gerçekleşmeseydi, örneğin eğer pay sahibinin toplantıya katılmasına izin verilseydi, talepte bulunan pay sahibinin oylarının kararı değiştirmeye yetecek olduğu durumlarda karar üzerinde etkinin mevcut olduğu varsayılacaktı. Pay sahibinin oy adedi veya oranı sonucu değiştirmek için yeterli değilse, söz konusu pay sahibinin toplantıda bulunmamasının kararın üzerinde herhangi bir etki yaratmadığı kabul edilir. Bu uygulama göz önünde bulundurulduğunda, bir pay sahibinin toplantıya katılmasının engellendiği durumlarda, söz konusu pay sahibinin eğer toplantıya katılabilseydi diğer pay sahiplerinin oylarını etkileyebilecek bilgi veya belgeleri sağlayabilecek olması ihtimali Türk mahkemelerince dikkate alınmamaktadır. Bu yaklaşım, pay sahipliği haklarının yalnızca oy kullanmaya indirgenmesine ve etki kuralının sadece sayısal anlamda yorumlanmasına yol açar.

TTK ile paralel olarak, İsviçre Borçlar Kanunu da etki kuralına yer verir; ancak, kuralın uygulaması yetkisiz kişilerin genel kurul toplantısına katıldıkları haller ile sınırlıdır. Bu durum etki kuralına sınırlı uygulama alanı verir ve yukarıda sayılan diğer ihlaller söz konusu olduğunda pay sahiplerine toplantıya katılıp katılmadıklarına bakılmaksızın kararlara karşı iptal davası açma imkânı tanır. Tekinalp, etki kuralının TTK’da geniş olarak düzenlenmesinin sebebinin küçük miktarda paya sahip olan azlık pay sahiplerinin yalnızca kendilerini ilgilendiren hafif aykırılıklara dayanarak dava açmalarının önlenmesi olduğunu belirtir[2]. Böylece usul ekonomisine de katkı sağlanmış olacaktır.

Sonuç ve Değerlendirme

TTK’da anonim şirketlerde pay sahiplerinin genel kurul kararlarına karşı açacakları davaların dayanakları sınırlı sayıdadır. Pay sahipleri bu sebeplerden birine dayanmakla yükümlüdürler. Yerleşmiş içtihat doğrultusunda TTK, iptal davalarını aykırılığın kararın alınması üzerinde etkili olması şartına bağlar. Pay sahipleri kararı iptal ettirebilmek için söz konusu aykırılığın genel kurul kararının alınmasını etkilediğini ispat etmekle yükümlüdürler. Bu konuda Yargıtay kararlarının yerleşmiş hukuk haline gelmiş olması sebebiyle, TTK genel kurul kararlarının iptali ile ilgili olarak İsviçre veya Almanya mevzuatında bulunan hükümleri benimsememiştir[3].



[1] Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararının İptalinde Etki Kuralı, Yaklaşım Dergisi, Ağustos 2014, s. 217.

[2] Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, s. 343.

[3] Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, s. 341.