Ercüment Erdem Av. Ecem Çetinyılmaz

Anonim Şirketlerde İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı

Eylül 2017

Giriş

Anonim şirketlerde sermaye artırımı sermaye taahhüdü veya şirketin iç kaynaklarından artırım yoluyla yapılabilir. İç kaynaklardan sermaye artırımı yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımlarının ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonların sermayeye dönüştürülmesine olanak tanır. Uygulamada çok sık kullanılan bu yöntemin, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ele alınmaması büyük bir eksiklikti. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) ise bu yöntemi ayrı bir madde altında açıkça düzenler. Bu makale, ilgili düzenleme kapsamında sermayeye dönüştürülmesine izin verilen kaynaklar ile iç kaynaklardan sermaye artırımının usul ve şartlarını inceler.

Sermayeye Dönüştürülebilir Kaynaklar

TTK m. 462/1 uyarınca esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir.

Madde gerekçesinde maddede sayılan iç kaynakların sınırlı sayıda (numerus clausus) karakter taşımadığı belirtilir[2]. Fonlar ise maddede açıkça belirlenmeden veya örneklenmeden mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar olarak düzenlenir. Bu fonlara örnek olarak yeniden değerleme, iştirak ve taşınmaz satış hasılatı ve enflasyon fonu verilebilir[3]. Uygulamada genellikle şirketin içinde biriken yedek akçeler ile şirketin ortaklarından almış olduğu borçların sermayeye dönüştürüldüğü görülür.

İç Kaynaklardan Sermaye Artırımının Şartları

TTK m. 462/2’de sermayenin artırılan kısmını iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğunun onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun vereceği açık ve yazılı bir beyanla doğrulanması gerektiği düzenlenir. TTK bu kurallara işlem güvenliğini sağlamak amacıyla yer verir; zira bu tür sermaye artırımında kullanılan iç kaynağın şirkette gerçekte var olup olmadığı ve varlığı belirlenirse bu kaynağın artırımda kullanılan miktarda var olup olmadığının denetlenmesi gerekir[4].

Dahası, madde uyarınca bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu tarafından onaylanmış olması aranır. Kanun koyucu altı aylık sürenin aşılması halinde söz konusu iç kaynağın kullanılmış olduğunu varsayar ve iç kaynağın daha yeni tarihli bir bilanço ile doğrulanmasını zorunlu kılar[5]. Buna göre, hesap döneminin bitimini takip eden yılın ilk altı ayı içerisinde iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması halinde önceki yıla ait onaylanmış bilanço yeterli olur; ancak söz konusu artırımın ikinci altı ay içinde yapılması halinde önceki yıla ait bilanço kullanılamaz ve yeni bir bilanço çıkarılması gerekir[6]. Madde gerekçesinde, somut olay izin verdiği sürece, söz konusu yeni bilançonun eskisinin değerlerinin revizyonu suretiyle çıkarılmasının, yani TTK m. 67’de öngörülen kolaylaştırılmış envanter yönteminin veya m. 81’de öngörülen değerlemeyi basitleştirici yöntemlerin kullanılmasının mümkün olduğu belirtilir[7].

Yönetim kurulu tarafından hazırlanacak beyanın içeriği ise TTK m. 457/2’de düzenlenir. Buna göre iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması halinde, beyanda, iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımının hangi kaynaklardan karşılandığı, bu kaynakların gerçekliği ve şirket malvarlığı içinde var oldukları konusunda garanti verilir. Ayrıca, sermayeye dönüştürülen fonun veya yedek akçenin serbestçe tasarruf olunabilirliği, gerekli organların ve kurumların onaylarının alındığı, kanuni ve idari gerekliliklerin yerine getirildiği, rüçhan hakları sınırlandırılmış veya kaldırılmışsa bunun sebepleri, miktarı ve oranı, kullanılmayan rüçhan haklarının kimlere, niçin, ne fiyatla verildiği hakkında belgeli ve gerekçeli açıklamalar yapılır. Ticaret Sicil Yönetmeliği[8] m. 73 uyarınca ayrıca, sermayenin karşılıksız kalıp kalmadığına, şirket özvarlığının tespitine ve iç kaynaklardan karşılanan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğuna ilişkin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu ya da denetime tabi şirketlerde bu tespitlere ilişkin denetçi raporu hazırlanması gerekir.

İç Kaynaklardan Sermaye Artırım Usulü

Sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımında aranan önceki sermayenin tamamının ödenmiş olması şartı, iç kaynaklardan sermaye artırımında aranmaz. Bununla birlikte, iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılırken de uyulması gereken bazı usuli kurallar bulunur. Bunlar TTK m. 462/3’te sıralanır.

  • Bilançoda mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonların bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Bununla birlikte, hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılması mümkündür.

Bu düzenlemenin nedeni, uygulamada bazı şirketlerin, bilançoda sermayeye eklenebilecek bir fon mevcutken önce sermaye taahhüdü yoluyla nakdi sermaye artırımı yapmaları ve çoğu kez bunun miktarını yüksek tutmaları, böylelikle artırıma bazı pay sahiplerinin katılmalarını fiilen engelleyerek ve artırıma katılabilen pay sahiplerinin sermaye payını artırarak yarar sağlamaya çalışmalarıdır[9]. Bu yöntemde, söz konusu belirli pay sahiplerinin sermaye payı artacağından iktisap edecekleri bedelsiz payların sayısı da artar. Madde metni, böyle uygulamaların önüne geçerek şirket pay sahiplerinin korunmasını amaçlar; hiçbir istisnası olmayan ve hiçbir sebeple bertaraf edilemeyecek olan bu emredici kurala aykırılığın hukuki sonucu ise butlandır[10].

Ancak maddenin bu yasağı yalnızca mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlara özgülediği, esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelere ilişkin bir sınırlamayı açıkça öngörmediği gözden kaçırılmamalıdır. Bu özel düzenleme nedeniyle, bilançoda mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonların bulunmaması ancak yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımlarının bulunması halinde, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırımının önünde bir engel bulunmadığını savunan görüşler vardır[11]. Karşıt görüş ise, fıkrada geçen “fon” kelimesinin hem yeniden değerleme fonları gibi fonları, hem de yedek akçeler ile kanuni yedek akçeleri içerdiğini, çünkü söz konusu iki iç kaynak kaleminin de öz varlığın parçaları olduğunu savunur[12].

  • Artırım, sermaye taahhüdü yoluyla artırımda olduğu gibi, genel kurul veya yönetim kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşir.
  • Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz; bu haktan vazgeçilemez.

Bu kural uyarınca, iç kaynaklardan yapılan artırımın kesinleştiği an, bir şirket organının bedelsiz payın iktisabına ilişkin bir kararına gerek olmaksızın, eski pay, bedelsiz pay ile donanmış olarak yani, eski pay ve bedelsiz paydan oluşan pay şeklinde ipso iure doğar[13]. Bedelsiz paya ilişkin eski paya bağlı hak bir rüçhan hakkı değildir; bu nedenle rüçhan hakkı gibi sınırlandırılması, kaldırılması veya bu haktan vazgeçilmesi mümkün değildir.

Maddede sayılan kurallar haricinde, tüm sermaye artırım türleri için geçerli kurallar da mevcuttur. Buna göre, TTK m. 421 uyarınca iç kaynaklardan sermaye artırım kararının şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınması gerekir. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bunun yanı sıra, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik[14] m. 32 uyarınca, bu toplantılarda Bakanlık temsilcisi bulunması da zorunludur.

Sonuç

Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir. TTK’da sayılan iç kaynaklar sınırlı sayıda değildir. Bu tür sermaye artırımı yapılabilmesi için onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun vereceği açık ve yazılı bir beyanın varlığı şarttır. TTK, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılmasına izin vermez. Sermaye artırım kararının tesciliyle o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden (ipso iure) iktisap ederler.

[1] TTK (RG, 14.02.2011, S. 27846) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2] TTK m. 462 Gerekçesi.

[3] TTK m. 462 Gerekçesi.

[4] TTK m. 462 Gerekçesi.

[5] TTK m. 462 Gerekçesi.

[6] Altaş, Soner, “Anonim Şirkette İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı”, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, C. 6, S. 22, Y. 2017, s. 534-535.

[7] TTK m. 462 Gerekçesi.

[8] Yönetmelik (RG, 27.01.2013, S. 28541) yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

[9] TTK m. 462 Gerekçesi.

[10] TTK m. 462 Gerekçesi.

[11] Altaş, Soner, “Anonim Şirkette İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı”, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, C. 6, S. 22, Y. 2017, s. 536.

[12] Tekinalp, Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Değişiklikler ve İkincil Düzenlemelerle Güncelleştirilmiş 4. Bası, İstanbul 2015, s. 129.

[13] TTK m. 462 Gerekçesi.

[14] Yönetmelik’in (RG, 28.11.2012, S. 28481) 19/2-b maddesi 01.07.2013 tarihinde, internet sitesinde ilan yükümlülüğünü düzenleyen hükümleri 01.10.2013 tarihinde, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.