Anonim Şirketlerin Yönetim Kurulunda Değişiklikler

Mart 2011

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (“Yeni TTK”) anonim şirketlere ilişkin hükümleri bakımından önemli değişikliklere uğrayan bölümlerinden biri de, Yönetim Kurulu’na (“YK”) ilişkin hükümlerdir. Yeni TTK kapsamında kurumsal yönetim ilkelerinin en çok etkilediği organ, YK oldu. YK, yapısal ve işlevsel yönden yeni hükümlerle düzenledi. Profesyonel yönetim ve şeffaflığı sağlamaya yönelik düzenlemeler getirildi. Bunların yanı sıra, YK’nın işleyişini kolaylaştıracak hükümler, kanun kapsamına alındı.

Yönetim Kurulunun oluşumu

Yeni TTK’nın YK’nın oluşumu konusunda öngördüğü yeniliklerden ilki, yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamındaki YK’nın en az üç üyeden oluşması yönündeki zorunluluğun kaldırılması oldu. Tek kişilik anonim şirket kurulabilmesi imkânı ile paralel olarak, Yeni TTK m. 359/1 uyarınca, tek kişilik YK oluşturulması da mümkün hale geldi. Ayrıca, temsile yetkili en az bir üyenin yerleşme yerinin Türkiye’de bulunması ve Türk vatandaşı olması şartı öngörüldü. YK üyelerinin pay sahibi olmaları yönündeki zorunluluk kaldırıldı. 

YK’nın daha nitelikli üyelerden oluşmasını temin etmek amacıyla, YK üyelerinin en az dörtte birinin yüksek öğrenim görmüş olması şartı öngörüldü. Bununla beraber; söz konusu şart, tek kişilik YK’lar bakımından uygulanmaz.

Yeni TTK’nın öngördüğü bir başka yenilik, belirli pay ve pay sahibi gruplarına ve azlığa YK’da temsil edilme hakkı tanınması oldu. Yeni düzenleme ile; kârda, oyda, tasfiye payında veya herhangi bir malvarlığı hakkında imtiyazlı olan bir pay grubuna YK’da temsil hakkı tanınmasına olanak sağlandı. Söz konusu olanak, TTK’da öngörülmemekte olup, Yargıtay içtihatları uyarınca uygulama alanı bulur. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı “grup imtiyazı”nın tanınması yönünde olduğundan, Yeni TTK’nın mevcut Yargıtay uygulamasını kanun kapsamına aldığı görülür. 

Tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilme imkânı

TTK uyarınca, ancak gerçek kişiler YK üyesi olabilir. Tüzel kişiler YK üyesi olamadığından; tüzel kişileri temsil etmek üzere gerçek kişiler belirlenir ve YK üyeliği sıfatı da bu gerçek kişilere ait olur. Yeni TTK ile, tüzel kişilerin de YK üyesi olabilmesi imkânı sağlandı. Böylece, tüzel kişilerin YK üyesi olarak sorumlu tutulmalarının önü açılmış oldu. Mevcut düzenlemede, YK üyesi sıfatı tüzel kişinin temsilcisinin üzerinde olduğundan, tüzel kişilerin YK üyesi olarak sorumluluğuna gidilemez. Bu durum, mali açıdan kuvvetli tüzel kişilerin sorumlu tutulamaması şeklinde bir olumsuz uygulamaya yol açabilir. Yeni düzenleme ile, YK üyesi sıfatı tüzel kişide olduğundan, sorumluluk da yine tüzel kişide kalır. Ancak, tüzel kişi YK toplantılarına bizzat katılamayacağından, toplantılara tüzel kişiyi tarafından atanan bir gerçek kişi katılır.

Yönetim Kurulu toplantıları

YK’nın toplantı ve karar yeter sayıları, TTK’nın 330. maddesinde düzenlenir. Söz konusu madde, toplantı yeter sayısı bakımından “yarıdan bir fazla” ifadesini kullandığından, karışıklıklara neden olurdu. Bu karışıklıklar, Yeni TTK’nın 390. maddesi ile giderildi. İlgili maddede, “yarıdan bir fazla” ifadesi yerine, “üye tam sayısının çoğunluğu” ifadesi kullanıldı. Böylece, üye sayısı tek sayı olan YK’lar bakımından doğabilecek karışıklıkların önüne geçildi.

Toplantı yapılmadan, belli bir karar metninin YK üyeleri arasında dolaştırılması ve YK üyeleri tarafından imzalanması yoluyla alınan kararlar bakımından mevcut olan belirsizlik, ortadan kaldırıldı. TTK’daki düzenleme, YK üyelerinin imzalarının aynı kâğıtta bulunmasının gerekip gerekmediği konusunda açık değildi. Yeni TTK; imzaların aynı kâğıtta yer almasının gerekmediğini açıkça belirtti, fakat YK üyeleri tarafından imzalanan tüm metinlerin karar defterine yapıştırılması zorunluluğunu getirdi.  

Yeni TTK’nın teknolojik gelişmelere uyum sağlama amacı, YK’nın elektronik ortamda toplantı yapabilme imkânı ile somutlaştırıldı. Yeni TTK m.1527 ile YK toplantılarının tamamen elektronik ortamda yapılması veya bazı üyelerin fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya bir kısım üyelerin  elektronik  ortamda  katılması  yoluyla  düzenlenmesi imkanı getirildi. Böylece, YK üyeleri fiziki olarak aynı ortamda bulunmayan anonim şirketler bakımından kolaylık sağlanmış oldu. Elektronik ortamda toplantı yapılabilmesi, esas sözleşmede bu yönde bir düzenlemenin bulunması şartıyla mümkündür. Söz konusu toplantılarda, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen toplantı ve karar yeter sayılarına uyulması şarttır.

Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri

Yeni TTK ile, yönetim hakkı ile temsil yetkisi birbirinden ayrıldı. Yönetim hakkının devrinin, ancak esas sözleşmede öngörülmek suretiyle gerçekleştirilebileceği ve gerekli düzenlemelerin bir iç yönerge ile yapılacağı hükme bağlandı. Böylece, YK üyelerinin, executive (yürütme yetkisini haiz olan) ve non-executive (yürütme yetkisini haiz olayan) YK üyeleri olarak iki gruba ayrılması imkânı getirildi. Yeni TTK ile, tüm YK üyelerinin non-executive konuma geçebileceği esnek bir rejim benimsendi.  

YK’ya, faaliyetlerin gidişini izlemek, kendisine sunulacak konularda rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim  amacıyla komiteler ve komisyonlar kurabilme imkânı tanındı. Böylece, YK’nın daha profesyonel bir şekilde işlemesi sağlandı.

Yeni TTK m.375 aracılığıyla, YK’nın devredilemez görev ve yetkileri açıkça sayıldı. Bu madde kapsamında kalan yetkilerin, bizzat YK tarafından kullanılması şartı açıkça öngörüldü. Dolayısıyla, söz konusu maddedeki yetkilerin komisyonlara devredilmesi de mümkün değildir.

Komitelere ilişkin düzenlemeler kapsamında, “riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi” adı altında yeni bir kurum düzenlendi. Bu komitenin kurulması, şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşüren sebeplerin erken teşhisi, bunun için gerekli önlemler ile çarelerin uygulanması ve riskin yönetilmesi amaçlarıyla öngörüldü. Bu komite, pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde zorunlu olarak, diğer şirketlerde ise denetçinin gerekli görmesi halinde kurulur. Bu komite tarafından, iki ayda bir raporlar düzenlenerek YK’ya sunulur, raporların bir örneği de denetçilere ibraz edilir.  

Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu

“Ultra vires” ilkesinin yumuşatılması ile beraber, YK üyelerinin sorumluluğu kapsamında da önemli değişiklikler oldu. Yeni TTK m.371/2 uyarınca, temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar. Ancak, üçüncü  kişinin işlemin işletme  konusu dışında  bulunduğunu  bildiği veya bilebilecek durumda bulunduğu ispat edildiği takdirde, şirket işlemle bağlı olmaz. Ayrıca, şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli değildir. Şirketin amaç ve konu maddesi dışında kalan işlemler bakımından şirket, işlemi yapan YK üyesine rücu edebilir. Dolayısıyla, amaç ve konu maddesi, şirketin rücu hakkının sınırlarını belirlemesi konusunda etkili hale geldi.

YK üyelerinin özen borcu açıkça ifade edildi; “görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirme” ölçüsü benimsendi. Şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü getirilerek, sadakat borcu açıkça öngörüldü.

YK üyelerinin sorumluluğu bakımından hâkim olan teselsül sistemi değişikliğe uğrayarak “farklılaştırılmış teselsül” sistemi benimsendi. Yeni sistem uyarınca, birden çok YK üyesinin aynı zararı tazminle yükümlü olduğu durumlarda, üyelerden her birinin kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olması söz konusu olur. YK üyeleri tarafından verilen zararlar, müteselsil sorumlular tarafından birlikte verilen zararlar ve üyelerin kişisel olarak sorumlu oldukları zararlar olarak farklı farklı değerlendirildi. Böylece, birlikte verilen zarar ve tek başına verilen zarar ayrımı yapılarak, farklı tazminat yükümlüsü gruplar ortaya çıkabilir.

Sorumluluğa ilişkin düzenlemeler kapsamında son olarak, YK üyelerinin görevleri sırasında oluşan zararlar nedeniyle sigortalanmaları imkânı, kanun kapsamında düzenlendi. Yeni TTK m.361 uyarınca, YK üyelerinin, görevlerini yaparken kusurlarıyla şirkete verebilecekleri zarar, şirket sermayesinin %25’ini aşan bir bedelle sigorta ettirilmiş ise, bu husus halka açık şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulu’nun ve ayrıca pay senetleri borsada işlem görüyorsa borsanın bülteninde duyurulur ve kurumsal yönetim ilkelerine uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınır.

Sonuç

Yeni TTK kapsamında, YK’ya ilişkin temel ve önemli değişikliklere yer verildi. YK üyelerinin belli bir eğitim düzenine sahip olması, komitelerle çalışmasına olanak sağlanması gibi hükümlerle, YK’nın profesyonelleşmesinin önü açıldı. Sorumluluk hükümlerindeki değişiklikler ve sorumluluk sigortası aracılığıyla, TTK’nın sorumluluk siteminde köklü değişiklikler yapıldı. Toplantı yeter sayısının açıklığa kavuşturulması, devredilemeyen yetkilerin sayılması gibi hükümlerle, pratikte görülmekte olan sorunların önlenmesi yolunda önemli adımlar atıldı. Bu değişikliklerin, YK’nın işleyişini kolaylaştıracağı, daha profesyonel ve şeffaf bir yönetime olanak sağlayacağı ve TTK döneminde ortaya çıkan sorunları ortadan kaldırmaya yardımcı olacağı kuşkusuzdur.