Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Murat Develioğlu

Banka Kartları ve Kredi Kartı Çıkaran Kuruluşlar ile Kart Hamilleri Arasındaki Sözleşmelerin Şekli ve Yeni Düzenleme

Ekim 2020

Giriş

Bilindiği üzere, Türk Özel Hukuku’nun temel özelliklerinden biri “sözleşme serbestisi” prensibidir. Sözleşme serbestisi prensibinin de görünümlerinden biri “şekil serbestisi”dir. Bu husus Borçlar Kanunu’nun “Sözleşmelerin Şekli – Genel Kural” kenar başlıklı 12. maddesinde açıkça şu şekilde düzenlenmiştir: “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” Diğer bir anlatımla, kanunda aksi belirtilmedikçe, her sözleşme, sözleşme konusu ne değerde olursa olsun, sözlü dahi yapılabilir. Bununla beraber, bazı kanunlarda, çeşitli sözleşmelerin geçerliliği, “yazılı şekil”, “nitelikli yazılı şekil”, “resmî şekil” gibi çeşitli şekillerde yapılmalarına tabi kılınmıştır.

Geçerliliği belirli şekilde yapılmış olmasına bağlanmış bu sözleşmelerden biri de, banka kartları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmeler idi. Ancak bu durum 7247 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişmiş gözükmektedir.

Banka Kartları ve Kredi Kartı Çıkaran Kuruluşlar ile Kart Hamilleri Arasındaki Sözleşmelerinin Şekli ile İlgili 7247 Sayılı Kanun’un Yürürlüğe Girmesinden Önceki Düzenleme

Banka kartları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmelerin şekli ile ilgili düzenleme 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun “Sözleşme Şartları” kenar başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasında yer alır. Ancak, şekil şartı ile ilgili bu hüküm 7247 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Hükmün değişmesinden önce anılan sözleşmelerin geçerli olarak kurulabilmesi ile ilgili düzenleme aşağıdaki şekildeydi.

Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.”

Banka Kartları ve Kredi Kartı Çıkaran Kuruluşlar ile Kart Hamilleri Arasındaki Sözleşmelerinin Şekli ile İlgili 7247 Sayılı Kanun’un Yürürlüğe Girmesinden Sonraki Düzenleme

Yukarıda anılan banka kartları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmelerin şekline yönelik 24. maddedeki düzenleme 26 Haziran 2020 tarihinde yürürlüğe giren 7247 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değiştirilmiştir. 5464 sayılı Kanun’un 24. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi aynı kalmış, ilk cümlesi ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az on iki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak sözleşmeler ile düzenlenir ve buna ilişkin usûl ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.”

Banka Kartları ve Kredi Kartı Çıkaran Kuruluşlar ile Kart Hamilleri Arasındaki Sözleşmelerin Şekli ile İlgili Yeni Düzenlemenin Etkileri

Aslında bu düzenlemenin etkisi, ilk bakışta, son derece açıktır. 7247 sayılı Kanun değişikliği ile getirilen yeni hükmün yürürlüğe girmesinden önce, Türk Borçlar Kanunu’nun 13 vd. maddelerinde yer alan yazılı şekille ilgili kuralların uygulanması – mesela, borç altına giren tarafların imzalarının sözleşmede yer alması – banka kartları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmelerin geçerlilik şartı iken, artık yazılı şekil şartı aranmayacaktır.

Bu değişikliğin gerekçesi ise aşağıdadır.

Madde ile, 5464 sayılı Kanun kapsamındaki kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmelerin şekli düzenlenmektedir. Bu kapsamda, sözleşmelerin yazılı olarak veya uzaktan iletişim araçlarıyla mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulabilmesi öngörülmektedir. Böylelikle, bankalar ile müşteriler arasında kredi kartı sözleşme ilişkisinin uzaktan iletişim araçları vasıtasıyla mesafeli olarak da kurulabilmesinin ve fiziki belge ve ıslak imza kullanılmadan Kurulun yazılı şeklin yerine geçeceğini belirlediği günün teknolojisine uygun diğer yöntemlerin de kullanılabilmesinin önünün açılması amaçlanmaktadır

Aslında, özetle, mesafeli sözleşmeler yapabilmenin önünün açılması amaçlanmıştır.

Burada sorulması gereken soru şudur: Acaba bu şekil şartı, sözleşmelerle birlikte yapılan teminatları da kapsar mı? Diğer bir ifade ile, bu teminatlarla ilgili kanunda öngörülen şekil şartları da geçerliliğini yitirmiş midir? Gerçekten de, bilindiği üzere, örnek olarak kredi kartı sözleşmelerinin hemen hepsinde, kredi kartı çıkaran kuruluş, kredi kullanan müşterisinin ödeme yapmasını garanti altına almak için, kefalet, alacak rehni, alacağın teminat amacıyla devri gibi çeşitli teminat imkânlarından faydalanır. Bu teminat sözleşmelerinin kurulması ise çok defa özel şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Verdiğimiz ve uygulamada sıkça başvurulan teminat örneklerinden devam edersek, kefalet sözleşmesi nitelikli yazılı şekil şartına (TBK m. 583), alacak rehni ve alacağın devri yazılı şekil şartına tabidir (TMK m. 955, TBK m. 184). Sorumuza tekrar dönersek, 5464 sayılı Kanun m. 24/f. 1’deki yeni düzenleme, düzenlemenin konusu olan sözleşme ile verilen teminatlar açısından uygulama alanı bulur mu?

Aslında kanun koyucunun amacının tarafların fiziksel olarak biraraya gelmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmak olduğu düşünülerek olumlu cevap akla gelebilirse de, kanımızca, bu soruya verilecek cevabın olumsuz olması gerekir. Zira teminat sözleşmeleri, kefalet sözleşmesi dahil, her ne kadar genelde ana sözleşmede yer alsalar bile, aslında ana sözleşmeden ayrık, bağımsız sözleşmelerdir. Ana sözleşmenin objektif esaslı unsuru değildirler ve taraflar aksine bir düzenleme yapmadıkça, ana sözleşmenin geçerliliği de, teminat sözleşmesinin geçerliliğine bağlı olmaz. Konumuza dönersek banka kartları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmeler, bunlarla beraber bir teminat sözleşmesi yapılmış olmasa bile geçerli olur. Sonuç olarak, 5464 sayılı Kanundaki yeni düzenleme teminat sözleşmelerini kapsamaz. Zaten kanun koyucu da yeni düzenlemede sadece sözleşmelerden bahsetmekle yetinmiş, teminat sözleşmelerinden söz etmemiştir.

Sonuç

Banka kartları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması zorunluluğu 7247 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile kaldırılmış olsa da, kanımızca, bu düzenleme anılan sözleşmenin güvencesi olarak yapılan teminat sözleşmelerinin geçerliliğini etkilemez; teminat sözleşmelerinin geçerliliği kanunda kendileri açısından öngörülmüş olan şekil şartlarına uyularak yapılmış olmalarına bağlıdır.