Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Bir İslami Finansman Aracı Olarak Sukuk’un Türkiye’de Öne Çıkması

Haziran 2014

Türkiye’nin İslami Finans’a ilişkin ilk düzenlemeleri, 80’li yıllarda, doğrudan yabancı yatırımın ülkeye çekilmesi amacıyla uygulanan liberalleşme planları kapsamında ortaya çıktı. Faizsiz bankacılık, banka statüsünde olmayan ve bu nedenle bankalara özgü ayrıcalıklardan yararlanmayan “özel finans kurumları” mevzuatı ile söz konusu oldu.

İslami finans sektörü, özel finans kurumları kurarak ödünç verme faaliyetlerine başladı. Özellikle dindar müşteri kitlesine hitap eden Körfez yatırımcıları sayesinde 80’li ve 90’li yıllarda düzenli bir gelişme gösterdi.

Faizsiz bankacılığın esas yükselişi ise 2001 ekonomik krizinden sonra gerçekleşti. Bankacılık ve finans mevzuatı bu krizi takiben büyük ölçüde yenilendi. Özel finans kurumları üzerinde belli ölçüde devlet kontrolü kurmak ve destek sağlamak amacıyla bir birlik kuruldu. 2006 yılında ise katılım bankacılığını yasallaştıran ve katılım mevduatları için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aracılığı ile sigorta sağlayan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlüğe girdi. Bu değişikliklerle birlikte özel finans kurumları birliği, katılım bankalarının etik ve mesleki prensiplerini belirleyen Türkiye Katılım Bankaları Birliği’ne (“TKBB”) dönüştürüldü. Tüm katılım bankalarının TKBB’ye üye olmaları zorunlu kılındı. Sonraki yıllarda katılım bankacılığında hızlı bir yükselişe tanık olundu ve 2008 yılında yaşanan küresel kriz daha istikrarlı bir bankacılığa olan gereksinimi açığa çıkardı. Hükümetin İslami finans ve faizsiz finans araçlarına açık desteği ile Dünya Bankası Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezi, 2013 yılının sonlarına doğru Borsa İstanbul’da açıldı.

Sukuk Finansmanı

Türkiye’nin faizsiz bankacılık konusunda, çoğunlukla büyük altyapı ve inşaat projelerinde kullanılan kar-zarar ortaklığı belgesi ve gayrimenkul sertifikası şeklinde olmak üzere, çeşitli deneyimleri oldu. Sukuk ihracı esas olarak 2010 yılında, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (“SPK”) Kira Sertifikaları ve Varlık Kiralama Şirketleri Tebliği Seri III No. 43 ile düzenlendi (“Tebliğ Seri III, No. 43”). Tebliğ Seri III, No. 43, kira sertifikaları (sukuk) ihracını genel hatlarıyla ele aldı ve bu Tebliğ kapsamında bir takım ihraçlar gerçekleşti. Bu Tebliğ, Kira Sertifikaları Tebliği Seri III, No. 61 (“Tebliğ”) ile 2013 yılında yürürlükten kaldırıldı. 2012 yılında ise Hazine Müsteşarlığı’na hazine kira sertifikası çıkarma yetkisi veren 6327 sayılı Kanun yürürlüğe girdi. İslam İşbirliği Örgütü’nün istatistiklerine göre İslami bankacılık Türkiye’de, diğer Müslüman ülkelerde olduğu kadar ilgi çekmedi ve henüz doygunluğa ulaşmaktan da uzaktadır. Bu nedenle, sukuk piyasasının daha da gelişeceği söylenebilir. Bu doğrultuda, Ağustos 2013’te gerçekleşen ilk hazine sukuk ihracı dikkat çekici ölçüde fazla talep gördü ve işlem 8 Milyar Dolar’da tamamlandı.

Hukuki Temeli

Bilindiği üzere, sukuk sahipleri, belirli bir varlığın üzerinde kısmi bir mülkiyet elde eder ve bu varlığın getirdiği kar ve varlığın satılması durumunda, sağlanan kazançtan pay alır.

Tebliğ, mülkiyet (ijara sukuk), yönetim (muşaraka sukuk), ticaret (murabaha sukuk), ortaklık (mudaraba sukuk) ve mühendislik, hizmet ve inşaat (“MHİ”) sözleşmesinden (istisna sukuk) oluşan beş farklı kira sertifikası türü düzenlediği gibi, değişik türlerin bir arada kullanılması da olasıdır. Zira, SPK yeni finansal araçlara açık olduğundan, ihraç edilebilecek kira sertifikaları bunlarla sınırlı değildir.

Mevzuat aynı zamanda varlık kiralama şirketlerinin (“VKŞ”) kuruluşunu, yönetimini ve yetkilerini düzenler. VKŞ’ler, bir kerede birden fazla kira sertifikası düzenleyebilirler ve bunları, kaynak kuruluş dışındaki şirketler için ihraç edebilirler.

VKŞ’ler bankalar, aracı kuruluşlar, payları borsada işlem gören gayrimenkul yatırım ortaklıkları, ortalama piyasa değeri 1 milyar TL’nin ve ortalama piyasa sermaye değeri 250 milyon TL’nin üzerinde olan halka açık ortaklıklar ve sermayelerinin % 51 veya daha fazlası doğrudan Hazine Müsteşarlığı’na ait olan ortaklıklar tarafından kurulabilir.

VKŞ yönetim kurulu, varlık ve haklardan elde edilen gelirin tahsil edilmesi ve VKŞ’nin elde ettiği bu gelirlerin kira sertifikası sahiplerine payları oranında ödenmesinden sorumludur.

Tebliğ, kira sertifikası ihracını ana hatlarıyla düzenleyerek yorum ve uygulamaya alan bırakır. Tebliğ’e göre, gerçek kişiler veya tüzel kişiler, yazılı bir sözleşme ile kaynak kuruluş kurulması için malvarlıklarını bir araya getirme niyetlerini belirtirler. Kaynak kuruluş, söz konusu malvarlığı ve hakları, mülkiyete dayalı kira sertifikaları ihracı için VKŞ’ye veya yönetime dayalı kira sertifikası ihracı için VKŞ’ye ortak olan ve VKŞ adına mal ve hakları yöneten şirkete aktarır. VKŞ, kendisine mal ve haklar devredilen bir özel amaçlı şirket olarak işlev görür.

Kira sertifikaları türlerinin özellikleri aşağıdaki gibidir:

  • Sahipliğe dayalı kira sertifikaları, kaynak kuruluşa veya üçüncü kişilere kiralanmak veya VKŞ adına yönetilmek üzere VKŞ tarafından kaynak kuruluştan devralınacak varlık ve hakların finansmanını sağlamak için ihraç edilen kira sertifikalarıdır.
  • Yönetim sözleşmesine dayalı kira sertifikaları, kaynak kuruluşa ait varlık veya hakların yönetilmesi sonucunda elde edilen gelirlerin sözleşme hükümleri çerçevesinde VKŞ’ye aktarılması amacıyla ihraç edilir.
  • Alım-satıma dayalı kira sertifikaları, bir varlık veya hakkın VKŞ tarafından satın alınarak vadeli olarak satılması işleminde varlık veya hak alımının finansmanını sağlamak için ihraç edilir.
  • Ortaklığa dayalı kira sertifikaları, VKŞ’nin bir ortak girişime ortak olmasının finanse edilmesi için ihraç edilir.
  • MHİ’ye dayalı kira sertifikaları, VKŞ’nin de taraf olduğu MHİ sözleşmesinde kararlaştırılan işin yapılması için finansman sağlama amacıyla ihraç edilirler.

Kira sertifikaları itfa edilinceye kadar VKŞ’nin portföyünde yer alan varlık ve haklar üzerinde, VKŞ’nin yönetiminin veya denetiminin kamu kurumlarına devredilmesi halinde dahi, kira sertifikası sahiplerinin yararına kurulan teminatın amacı dışında tasarrufta bulunulamaz. Bu çerçevede, malvarlıkları üçüncü kişiler lehine rehnedilemez, teminat gösterilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, iflas masasına dâhil edilemez, ayrıca bunlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemez. VKŞ, kira sertifikaları ihracı dışında herhangi başka bir amaç için faaliyette bulunamaz.

Risk Yönetimi

Finansal riskin yanında, kira sertifikasının sertifikaya konu olan varlık ve hakların yönetimine bağlı riskler ile ihracın yapıldığı yere bağlı olarak düzenlemelere bağlı riskler de içerebildiği görülür.

Tebliğ, sukuka tabi malvarlıklarının, kira sertifikası sahiplerinin haklarını zarara uğratabilecek bir şekilde üçüncü kişiler lehine rehnedilmesini ve teminat olarak gösterilmesini açıkça yasaklar. Her ne kadar bu hüküm yatırımcılar nezdinde ortaya çıkabilecek büyük bir hukuki riski bertaraf etse de, sonuç olarak ortaya çıkacak zararların hangi tarafça üstlenileceği açık değildir. Yönetime bağlı riskler ise tahsilat ve dağıtımı kapsamında düzenlenmiştir.

Önem taşıyan diğer bir husus ise Şeriat kuralları ile uyum sorunudur. Şeriat kuralları Türkiye’de uygulama alanı bulmadığı için doğal olarak Tebliğ bu yönde bir zorunluluk öngörmez. Ancak Şeriat kurallarına uyum özellikle yabancı yatırımcılar açısından önemli olabilir. Bilindiği üzere, Şeriat kurallarının yorumlanmasında yeknesaklık veya yazılı kurallar bulunmaz. Farklı ihraççılar farklı yorumları benimseyebileceği gibi bazılarının uzmanlardan danışmanlık aldığı, diğerlerinin İslami Finansal Hizmetler Kurulu ve İslami Finansal Kurumlar İçin Muhasebe ve Denetim Teşkilatı’nın yorumlarını izlediği görülür. Aynı anda İslami kurallara uygun olan ve olmayan unsurlar taşıyan işler için ihraç edilen kira sertifikaları bakımından bu konular önem taşıyabilir. Türkiye’de hâlihazırda dört katılım bankası bulunur ve her biri üst otorite olarak kılavuz kurallar ortaya koyan TKBB’ye üyedir. TKBB’nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, tedarikçi yasaklanan işler ile iştigal etse dahi, izin verilen mal ve hizmetler İslami Finans’a konu olabilir. Bununla birlikte, bu kuralın kira sertifikası ihracına nasıl uygulanacağına dair herhangi bir açıklık yoktur.

Malvarlıklarının değerinin düşmesi ise diğer bir risktir. Tebliğ, mülkiyete dayalı kira sertifikası ihraç tutarının, ilgili malvarlığı ve hakların tespit edilen gerçeğe uygun toplam değerinin % 90’ını aşamayacağını düzenler.

Vergi Teşvikleri

Sukuk piyasası kapsamında VKŞ’ler ve yatırımcılar birçok vergisel muafiyetten yararlanırlar.

Varlıkların ve hakların VKŞ’ye ve sertifika sahiplerine aktarımından elde edilen gelirler vergiden muaftır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu da VKŞ’ler tarafından ihraç edilen kira sertifikalarının teslimini, varlıkların VKŞ’ye devri ve sonrasında kaynak kuruluşa kiralanması ile devrini KDV’den muaf tutar. Kira sertifikalarına dayanan ilgili varlıklar ve haklara ilişkin kira, devir ve rehin işlemleri için tamamlanan belgeler veya sertifikalar damga vergisinden muaftır. Aynı şekilde, bu devir, kira ve rehin işlemleri harç muafiyetinden yararlanırlar. 3 yıla kadar vadeli kira sertifikalarından elde edilen kira gelirlerine %10, 3 ila 5 yıl arasında vadeli kira sertifikalarından elde edilen kira gelirlerine ise %3’lük bir kesinti uygulanır. Hazine kira sertifikalarının yanı sıra 5 yıldan uzun vadeli kira sertifikaları herhangi bir kesintiye tabi değildir. Kira sertifikalarının alım satımından sağlanan gelirlere ise, tam ve dar mükellef sermaye şirketleri için %0, diğer kurumsal yatırımcılar ve gerçek kişiler için ise %10 kesinti uygulanır. Yurtdışında ihraç edilen kira sertifikalarından sağlanan gelirler stopaja tabi değildir.

Diğer taraftan, banka ve sigorta muameleleri vergisi (“BSMV”) mükellefi ihraççıların, Türkiye’de ve Türk lirası olarak geri alım ve satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması ile elde ettikleri gelirler ile kira sertifikalarının vadeden önce satışından kazanılan gelirler, %1 oranında BSMV’ye tabidir.

Sonuç

Özellikle körfez yatırımcısını çekme çabalarının bir parçası olarak İslami finans ve faizsiz finansman araçlarına ilgi dünya çapında artmaktadır. Türk yasa ve uygulamaları da hükümetin yabancı yatırımcı dostu ve Körfez sermayesini çekmeye yönelik politik ve ekonomik tutumuna paralel olarak hızlı bir ilerleme gösterir. Bu doğrultuda Türkiye sukuk piyasası ihraççı, yatırımcı ve finansal kurumlar için avantajlı vergisel rejimi ile büyük fırsatlara açıktır.