Ercüment Erdem Av. İdil Gencosmanoğlu

Blok Zinciri, Akıllı Sözleşmeler ve Tahkim

Mayıs 2020

Av. İdil Gencosmanoğlu

Giriş

Akıl almaz bir hızla büyüyen teknolojilerin hukuk dünyasına etkisi üzerine tartışmalar her geçen gün artar. Blok zinciri teknolojisinin son birkaç yılın epey konuşulan teknolojik gelişmelerinden biri olarak uygulanmasına rağmen blok zincirinin hukuki süreçlere etkisi gizemini korumaya devam etmektedir.

Blok zinciri, “iki taraf arasındaki işlemleri verimli, doğrulanabilir ve kalıcı bir şekilde kaydedebilen, katılımcılara açık ve katılımcılar tarafından bağımsız olarak tutulan ve güncellenen bir veri tabanı” olarak tanımlanır[1]. Blok zincirinin çalışma prensibi, her bir işlem veya hareketin, en basit tarifiyle sisteme bir “blok” olarak eklenmesine dayanır, bu sayede platform devamlı büyür. Bu şekilde yapılan her bir işlem ile sistemin tamamı güncellenir ve işlem dünyanın herhangi bir yerinde işlemin ilgilisi kişiler tarafından görünür hale gelir.

Temel Özellikleri

Herkese açık bir platformdur. Başka bir ifadeyle, kural olarak herkes herhangi bir izin veya onaya ihtiyaç duymadan sisteme giriş yapabilir. Her bir kullanıcı kendisine ait benzersiz tanımlayıcı (unique identifier) anahtarlar ile sisteme dâhil olur.

Merkezsizleştirilmiş bir yapıya sahiptir. Bu, uygulama veya denetim anlamında herhangi bir üst mekanizmanın olmaması anlamına gelir. Sistemin güvenliği devlet düzenlemesi ve otoritesi ile değil, algoritmalar kullanılarak yapılan şifreleme yöntemleriyle sağlanır.

Merkezsizleştirilmiş olması aynı zamanda hiçbir aracı kuruma gereksinim olmaması anlamına da gelir. Örneğin, paranın karşı tarafa transferi bankacılık sektöründeki gibi aracı kurum ile değil, doğrudan gerçekleştirilir.

İradeye dayalıdır. Bir başka deyişle sisteme işlem, para transferi veya herhangi diğer bir şekilde dâhil olan herkes bir irade birliği (consensus) içerisindedir ve sistemin işlerliğini de temelde bu sağlar.

Bilgi güvenliğine önem verir. Sistemdeki tüm kullanıcılar özel veya herkese açık anahtarlar ile ağda tanımlanırlar. Bu anahtarlar, başka bir ifade ile şifreler, algoritmalar ile oluşturulmuştur. Aynı şekilde, işlemlerin gizliliği ve üçüncü kişilerin erişimine kapalı olması da bu algoritmalar ile sağlanır.[2]

Büyük ölçüde insan hatasını ortadan kaldırır. Esasen bu, koşullu bir özelliktir. Şöyle ki, algoritma tasarımının ve uygulanması için yazılan kodun kusursuz olması durumunda insan hatası elimine edilmiş olur. Bir başka deyişle, bir işlemin güvenilirliği ve geçerliliği temelindeki algoritmanın doğruluğu ile ilgilidir. Algoritmalara, yani matematik modellemelerine dayanması, insan etkisinden ve dolayısıyla hatasından arındığı anlamına gelir.

Blok Zinciri Teknolojisinin Tahkime Sağlayacağı Faydalar

Tahkim, klasik uyuşmazlık çözüm yollarına alternatif olarak, yargılamada kısa süren ve uzmanlık ile gerçekleştirilen bir karar alım sürecini hedefler. Bu nedenle blok zinciri, her aşamada onay ve kontrol gerektiren bir mekanizmanın olmaması ve aracı kurumların sürece dâhil edilmemesi sebebiyle tahkimin amaçladığı yargılama süreci için ideal bir yapı oluşturabilir. Hukuki ve finansal işlemlerde aracı kurum olarak yer alan bankalar, bu konuda örnek olarak değerlendirilebilir. Bankalar ve kredi kuruluşlarının yürüttüğü işlem bazında masraf doğacaktır ve işlemlerin tamamlanması belli bir süre alır. Blok zinciri sisteminde ise bu tarz kurumların süreçten çıkarılması ile işlemlerin daha verimli yürümesi hedeflenir.

Ayrıca tahkim sürecinin dijitalleştirilmesi hiç kuşkusuz maliyetlerin de düşmesine sebep olacaktır. Gizlilik açısından da, blok zinciri teknolojisinin, e-posta vb. yollarla sayfalarca doküman paylaşımı yapılmasından doğan güvenlik risklerini minimize edeceği öngörülür.[3]

Akıllı Sözleşmeler

Akıllı sözleşmeler, en basit şekilde, “kendi kendini yerine getiren çalıştırılabilir bilgisayar programları formunda elektronik talimatlar” olarak tanımlanabilir.[4] Blok zinciri üzerinden yürütülecek tahkim, özellikle akıllı sözleşmelerden ortaya çıkan nispeten küçük hacimli uyuşmazlıklarda verimli bir karar alım süreci hedefler.[5]

Akıllı sözleşmeler, yukarıda da izah edildiği üzere, kodlar aracılığıyla öngörülen önceden belirlenmiş şartların gerçekleşmesiyle icra edilir. Bir başka deyişle, kararlaştırılmış bir olay meydana geldiğinde bir eylem gerçekleştirmek üzere kodlanmış talimatlar bütünü olarak ifade edilebilir.[6] Akıllı sözleşmeler, kendiliğinden uygulanan (self-executing) sözleşmeler olarak da adlandırılabilir olup yalnızca sözleşmenin belirli bir koşula ve sonuca bağlanabilir, otomatik hale getirilebilir işlemleri için uygulanabilir.[7] Örneğin sigorta sözleşmeleri akıllı sözleşme olarak düzenlenmeye müsait olarak değerlendirilir. Zira akıllı sözleşme ile belirlenen rizikonun gerçekleşmesi ile otomatik bir ödeme yapılacak, bu şekilde sözleşme icra edilebilecektir.[8]

Fakat akıllı sözleşmelerin uygulanabilme kapsamı konusunda soru işaretleri bulunur. Zira sözleşmelerin tamamı koşullanabilir (if-then statements) şekilde tasarlanamaz. Zira çoğu sözleşme klozu iyi niyet, dürüstlük kuralı vb. prensipler ile yorumlanır.[9] Mevcut durumda, akıllı sözleşmede yer alan yükümlülüklerden yalnızca dijital ortamda icra edilebilir olanlar bağlayıcıdır.

Blok Zinciri Vasıtasıyla Tahkimin İşleyişi

Tahkim yargılamasının, bir akıllı sözleşmenin yürütülmesinde çıkan bir uyuşmazlığa herhangi bir noktada dâhil olabilmesi için öncelikle sözleşmede tahkim hükmü bulunmalıdır. Bu yükümlülük, klasik tahkim uygulamasının temelinde yatar ve tahkimin hangi platformda olursa olsun tarafların iradelerine dayalı olmasından kaynaklanır.

Akıllı sözleşmelere dayalı bir uyuşmazlık çıktığında tahkim süreci devreye girer. Sürecinin ilerlemesi, sistemin niteliği gereği, birçok işlemin ve dokümanın otomatikleştirilmesi ile sağlanacaktır. Bir başka deyişle, hakemin atanmasından sonraki süreç normal tahkim yargılamasındaki gibi işleyecek ancak tüm işlemler çevrimiçi olarak gerçekleştirilecektir.[10]

Hakem kararı, -henüz- hukuki değerlendirmesi geçerli kılınmış bir dijital merci olmaması nedeniyle pek tabi insan muhakemesini barındıracaktır. Hakem kararı verilmesi akabinde söz konusu kararın da uygulanabilirliği blok zinciri platformuna aktarılması ile mümkün olacaktır. Burada, hakem heyeti akıllı sözleşme kapsamındaki yükümlülüğün yerine getirilmesi için girdi sağlayan bir “oracle” olarak hareket edecektir.[11] "Oracle", bir blockchain veya akıllı sözleşmenin harici verilerle, bir başka deyişle blok zinciri dışındaki dünya ile etkileşime girmesinin bir yoludur.

Blok zinciri üzerinden gerçekleşen bir tahkim sürecinde hakem kararının geleneksel yöntemlerle tanınması ve icrasının sağlanması ise birçok problemi barındırır. Burada önemli olabilecek bir nokta da akıllı sözleşmede yer alan bir tahkim maddesinin, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Sözleşmesi’nin (“New York Sözleşmesi”) 2 nci maddesine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır.[12] Zira söz konusu madde tahkim sözleşme/maddelerinin yazılı olarak yapılmasını öngörmekle beraber ikinci fıkrasında yazılı şekli tanımlar ve akıllı sözleşmelerin bu yazılılık koşulunu sağlayıp sağlamadığı büyük bir soru işaretidir. Bu nedenle, hakem kararının bağlayıcılığı mevcut hukuk sistemine alternatif oluşturabilecek bir konumda olmadığı gibi birçok soru işaretini de bünyesinde barındırır.

Sonuç

Blok zincirinin barındığı sistemin, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yapılmasına imkân sağlayacağı öngörülür. Hızlı ve düşük masraflı bir yargılama, tahkim uyuşmazlık çözüm yolu için de avantajlı olacaktır. Fakat hukuki uyuşmazlıklara uygulanacak sistemin risklerinin doğru değerlendirilmesi gerekir. Mevcut durumda her ne kadar cazip çözümler vaat etse de henüz klasik tahkime alternatif olacak nitelikte değildir, bunun önünde her şeyden önce kararların bağlayıcılığı sorunu bulunur. Ek olarak sürecin işleyişi de tamamıyla belirlenmiş ve kullanılabilir durumda değildir. Uygulanacak hukuk ve yetki ise blok zinciri üzerinden yürütülecek sürece ilişkin soru işaretlerinden bir diğeridir.

Sonuç olarak, günümüzde akıllı sözleşmelerden doğan bir uyuşmazlığın tahkim ile çözümüne ilişkin bir örnek bulunur. Kurumsal tahkim merkezleri henüz bu doğrultuda kurallar oluşturmamışlardır. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerleyebileceği gizemini korur. Öte yandan, teknolojiye adaptasyonun katlanarak arttığı günümüz dünyasında bu ve benzeri sistemlerin hukuk dünyasında etkilerinin tartışılması kaçınılmazdır.

[1] Iansiti, Marco; Lakhani, Karim R. (January 2017). "The Truth About Blockchain". Harvard Business Review. Harvard University (Erişim tarihi: 20 Mayıs 2020).

[2] Gary L Benton FCIArb, “Beyond the Bubble”. Chartered Institute of Arbitrators (CIArb) (Erişim tarihi: 28 Mayıs 2020).

[3] “Blockchain – A Suitable Tool for Arbitration?” (Erişim tarihi: 28 Mayıs 2020).

[4] R. O’Shields, ‘Smart Contracts: Legal Agreements for the Blockchain’ (2017) 21 NC Bank. Inst. 177 at 179.

[5] “Blockchain – A Suitable Tool for Arbitration?” (Erişim tarihi: 28 Mayıs 2020).

[6] “The Rise of Blockchain Arbitration?(Erişim tarihi: 23 Mayıs 2020).

[7] “The impact of blockchain technologies and smart contracts on dispute resolution: arbitration and court litigation at the crossroads”, Uniform Law Review, Volume 24, Sayı 2, Haziran 2019, s. 430–448.

[8] “Blockchain – A Suitable Tool for Arbitration?” (Erişim tarihi: 28 Mayıs 2020).

[9] “The impact of blockchain technologies and smart contracts on dispute resolution: arbitration and court litigation at the crossroads”, Uniform Law Review, Volume 24, Sayı 2, Haziran 2019, s. 430–448.

[10] 2018 In Review: Blockchain Technology and Arbitration, Kluwer Arbitration Blog, (Erişim tarihi: 13 Mayıs 2020).

[11] ICC Dispute Resolution Bulletin, Robots Replacing Arbitrators: Smart Contract Arbitration 2018 Sayı 1, s. 30.

[12] ICC Dispute Resolution Bulletin, Robots Replacing Arbitrators: Smart Contract Arbitration 2018 Sayı 1, s. 29.