Ercüment Erdem Av. Fatih Işık

Çok Taraflı ve Birden Fazla Sözleşmeye Dayanan Tahkimler - ICC Kurallarına Genel Bakış - I

Mart 2019

Giriş

Çok taraflı ve birden fazla sözleşmeye dayanan tahkimler, uluslararası tahkimin en karmaşık konularındadır. Bu nedenle bu tahkimlere “complex arbitrations” da denir. Bir tarafta, çok sayıda tarafın dâhil olduğu ve bu tarafların akdettiği çok sayıda sözleşmenin bulunduğu ticari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümüne duyulan ihtiyaç, diğer tarafta tahkimin tahkim anlaşmasına dayanan rızai bir uyuşmazlık çözüm yolu olduğu gerçeği bir arada değerlendirildiğinde, karmaşık tahkimler çözümlenmesi gereken pek çok usuli problem ve yetki tartışması ortaya çıkarır. 

Bu konu, 21 Mart 2019’da İstanbul’da düzenlenen ICC Young Arbitrators Forum etkinliğinin de konularından biri idi[1]. Bu makale serisi ile, anılan etkinlikte karmaşık tahkimlere ilişkin olarak tartışılan konular özetlenecektir.

ICC Kuralları’nda Bu Konuya İlişkin Düzenlemelerin Yer Almasının Nedenleri

Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce, “ICC”), 2012 yılında karmaşık tahkimleri düzenleyecek şekilde tahkim kurallarını güncelledi (“ICC Kuralları”). 2017 ICC Kuralları bu hükümleri korudu.

2012 ICC Kuralları’nın yürürlüğe girmesinden önce, ICC Milletlerarası Tahkim Divanı’nın (“Divan”), karmaşık tahkimlere ilişkin yoğun bir uygulaması vardı. Ancak bu meseleler Divan tarafından, yetkinin prima facie değerlendirilmesi sırasında tahkim anlaşmasının geniş yorumlanması yoluyla çözülmekteydi. Tahkim anlaşmasının üçüncü kişilere teşmili en çok başvurulan yöntemlerdendi. Bu yönüyle 2012 ICC Kuralları, bir anlamda 1998 ICC Kuralları döneminde oluşan uygulamayı kurallara bağladı. Bu yeni kurallar, tahkim uygulamasına öngörülebilirlik sağlamasının yanı sıra, Divan, hakem heyetleri ve tarafların tabi olduğu usul kurallarını da genel olarak belirledi.   

Bu kuralların temelinde yatan esas neden, klasik anlamda iki taraflı tahkimlerin ötesine geçen uyuşmazlıkların sayısındaki artıştır. Bu durum, ikiden fazla tarafın dahil olduğu ve bu tarafların akdettiği çok sayıda sözleşmenin bulunduğu ticari işlemlerin sayısındaki artışın doğal sonucudur. Bu tarz ilişkilerde, tahkim yargılamalarından çıkacak sonuçlar tahkim yargılamasına taraf olmayan kişileri etkileyebilir. Keza, bu çok sayıda taraf arasında talepler, karşı talepler, çapraz talepler ve rücu talepleri ileri sürülebilir.

ICC’nin 2017 istatistiklerine göre[2], tahkim yargılamalarının üçte birinden fazlası (%37) ikiden fazla taraf arasında gerçekleşti. Bu yargılamaların %13’üne beşten fazla taraf, %3’üne ise ondan fazla taraf dahil oldu. Çok taraflı tahkimler arasında en çok görülen ise %54’lük bir oran ile bir davacı ve birden fazla davalının bir arada bulunduğu yargılamalardı. Bu yargılamaların birinde ise tam 36 davalı bulunmaktaydı.   

ICC Kuralları’nın Konuya İlişkin Hükümlerinin Yapısı

ICC Kuralları’nın karmaşık tahkimlere ilişkin kuralları şu şekildedir: 

  • Üçüncü kişilerin davaya dahil edilmesine ilişkin Madde 7[3],
  • Çok taraflı davalara ilişkin Madde 8,
  • Birden fazla sözleşmeden kaynaklanan taleplerin tek bir davada ileri sürülmesi ilişkin Madde 9 ve
  • Tahkim yargılamalarının birleştirilmesine ilişkin Madde 10.

Madde 7 ve Madde 8 birden fazla tarafın dahil olduğu yargılamalara ilişkin iken Madde 9 birden fazla sözleşmeye ilişkin taleplerin tek bir tahkim yargılamasında ileri sürülmesini düzenler. Madde 10 ise hem çok taraflı tahkime, hem de birden fazla sözleşmenin tartışıldığı tahkimleri etkileyebilir ve halihazırda devam eden yargılamaların birleştirilerek uyuşmazlıkların tek bir tahkim içinde çözümlenmesini mümkün kılar.

Karmaşık tahkimlere ilişkin ICC Kuralları, tahkim anlaşmasının hükümlerini düzenleyen Madde 6’ye açıkça atıf yapar. Her ne kadar ICC Kuralları çok taraflı ve birden fazla sözleşmeye dayanan tahkimler için açık düzenlemeler içerse de, tahkim halen iradi bir alternatif çözüm yoludur ve tahkim anlaşmalarının kapsamı ile sınırlıdır. Bu nedenle, karmaşık tahkimlere ilişkin olarak her ne kadar Madde 7-10 ilgili görünse de, bu maddeler, Madde 6 ve özellikle bu maddenin 3. ila 7. fıkraları ile birlikte değerlendirilmelidir.

Davaların birleştirilmesine ilişkin Madde 10 ise diğer hükümlerden ayrılır ve Madde 6(3)-6(7)’ye atıf yapmaz. Bunun nedeni ise, Madde 10’un halihazırda görülmekte olan davalara ve Divan’ın prima facie yetki değerlendirmesinden sonraki bir aşamaya ilişkin olmasıdır.

Madde 7-10 ve Madde 6(3)-6(7) dışında, tahkim talebine ilişkin Madde 4(3), tahkim talebine cevaba ilişkin Madde 5(5), hakem heyetinin oluşmasına ilişkin Madde 12 ve masraflara ilişkin Madde 36 da karmaşık tahkimlere ilişkin hükümlerden etkilenmiştir. Ancak bu makale serisinde sadece Madde 7-10 ve Madde 6(3)-6(7) hükümleri incelenecektir.

 

ICC Kuralları Madde 6(3)-(7)

Karmaşık tahkimler için tahkim anlaşmasının önemi nedeniyle, Madde 6(3)-6(7)’ye açıkça atıf yapılır. Bu atıf ile, tahkimin iki ilkesi de yeniden vurgulanır: kompetenz-kompetenz ve Divan’ın yetki hakkında yaptığı değerlendirmenin prima facie olması. Madde 6(3) ve Madde 6(5), Divan’ın hakem heyetinin yetkisi hakkında yaptığı değerlendirmenin prima facie olduğunu ve yetki hakkındaki nihai kararın hakem heyeti tarafından verileceğini açıkça belirtir.  

Madde 6(3)-6(7) hükümleri bir sıra ile düzenlenmiştir. Madde 6(3) hakem heyetinin yetkisinin değerlendirecek kurumları belirtir. Bu madde, Genel Sekreter’e bir seçme-eleme görevi yükler. Genel Sekreter konuyu Divan’a iletmediği sürece hakem heyetinin yetkisine ilişkin tartışmalar Divan’a taşınmayacak, yargılama süreci sekteye uğramayacak ve hakem heyeti ya nihai kararında, ya da bir ara karar ile birlikte kendi yetkisi hakkında karar verecektir. Genel Sekreter, hakem kurulunun prima facie yetkisi hakkında bir tereddüde kapılmadıkça konuyu Divan’a iletmez. Böylece Genel Sekreter, hakem kurulunun yetkisi hakkında olumlu karar vermeye yetkili ilk aşamadır. Ancak Genel Sekreter, hakem heyetinin yetkisi hakkında olumsuz bir karar veremez. 

Madde 6(4), hakem kurulunun yetkisi hakkında karar verilmesi için Divan’a başvurulması halinde, Divan’ın hakem kurulunun yetkisine ve tahkimin hangi kapsamda devam edeceğine dair karar vereceğini düzenler. Şayet Divan yetki hakkında olumsuz bir karar verirse, tahkim yargılaması devam etmez ve ICC Kuralları’nın Madde 6(6)-6(7) hükümleri devreye girer. Divan yetki hakkında olumlu karar verirse yargılama devam eder. Ancak Divan’ın bu kararı sadece idari ve geçici bir karardır. Divan’ın bu kararı, hakem heyetinin daha sonradan yetkisizliğe karar vermesini veya Divan’ın kararına katılmasını engellemez. Yetki hakkındaki tartışmalı hususlar hakem heyeti tarafından hukuken ve nihai olarak değerlendirilir (Madde 6(5)). Madde 6(4)’te dikkat çeken husus, 1998 ICC Kuralları’ndan farklı olarak, 2012 ve 2017 ICC Kuralları’nın Divan’a, hakem heyetinin yetkisi hakkında tamamen kabul veya tamamen red kararı vermektense, bazı taraf ve talepler için kabul ve diğerleri için red kararı verme yetkisi vermesidir. Böylece tahkim yargılamasının hangi kapsamda devam edeceği de Divan tarafından belirlenir.    

Madde 6(4) içinde yer alan Madde 6(4)(i) çok taraflı tahkimler, Madde 6(4)(ii) ise birden fazla sözleşmeye ve birden fazla tahkim anlaşmasına dayanan taleplerin tek bir tahkimde ileri sürülmesi için gereken şartları ortaya koyar. Önemle belirtilmelidir ki, “birden fazla sözleşme” ile “birden fazla tahkim anlaşması” birbirinden farklı kavramladır. Madde 6(4)(ii) sadece birden fazla tahkim anlaşmasının bulunduğu hallere uygulanır. Tek bir tahkim anlaşması fakat birden fazla sözleşme varsa, sadece Madde 9 uygulama alanı bulur ve Madde 6(4)(ii)’deki şartlar aranmaz.

Madde 6(5), kompetenz-kompetenz ilkesinin bir yansıması olarak, hakem heyetinin yetkisi konusunda nihai kararı yine hakem heyetinin kendisinin vereceğini belirtir. Pek tabii ki hakem heyetinin bu yetkisi, Divan’ın yetki hakkında olumlu karar verdiği durumlar için geçerlidir. Yukarıda da işaret edildiği üzere Divan’ın olumsuz karar vermesi halinde tahkim yargılaması devam etmez; Divan’ın kararı ile birlikte yargılama sona erer ve dosya hakem heyetine tevdi edilmez.   

Madde 6(6) ve Madde 6(7), Divan’ın hakem heyetinin yetkisi hakkında olumsuz karar verilmesinden sonra tarafların hangi haklara sahip olduğunu düzenler. Madde 6(6), tahkim anlaşmasının kapsamına girmeyen taraflara ilişkin iken Madde 6(7) tahkim anlaşmasının kapsamına girmeyen taleplere ilişkindir. Madde 6(6)’ya göre hakkında ICC’nin yetkili olmadığına karar verilen taraflar, yetkili mahkemeye başvurup ilgili talepler için bağlayıcı bir tahkim anlaşmasının varlığı veya yokluğuna karar verilmesini talep edebilir. Madde 6(7) ise, hakkında tahkim anlaşmasının kapsamına girmediğine karar verilen taleplerin farklı bir yargılamada ileri sürülebileceğini hüküm altına alır.

Sonuç

Çok taraflı ve birden fazla sözleşmeye dayanan tahkimlere ilişkin makale serisinin ilkinde sadece bu kurallar hakkında ICC Kuralları’nın genel yapısı incelenmiştir. İlgili kuralların detayları ve bu kurallar ile aranan şartlar sonraki makalelerde incelenecektir.

 

[1] http://www.erdem-erdem.av.tr/medya/haberler/icc-yaf-etkinligi-icc-tahkim-kurallari-cercevesinde-tahkim-ipuclari/

[2] https://iccwbo.org/publication/2017-icc-dispute-resolution-statistics/

[3] ICC 2017 Tahkim Kuralları’nın Türkçe versiyonunda madde başlığı “Davaya Katılma” olarak belirtilmiştir. Ancak “katılma” ifadesi yanlış anlaşılmaya müsaittir. Üçüncü kişiler, ICC Kuralları uyarınca, kendi istekleri ile davaya katılamazlar. Yargılamanın taraflarından birinin üçüncü kişileri davaya dahil etmesi gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda kullanılan “katılma” kelimesi ise üçüncü kişilerin kendi istekleri ile davaya katılmalarını düzenler. Üçüncü kişilerin davaya “dahil edilmeleri” ise Türk usul hukukunda tartışmalıdır. Bu haliyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan düzenlemeler, İngilizce terim olarak “joinder” değil, “intervention”a ilişkindir. “Intervention” ise, “joinder”dan farklı olarak, ICC Kuralları’nda öngörülmeyen bir yöntemdir.