Ercüment Erdem Av. Duygu Öner

Deniz Yolu ile Eşya Taşımasında Fiili Taşıyan

Şubat 2021

Giriş

Taşıma faaliyetinin bu işi taahhüt eden kimse yerine bir başkası tarafından icra edilmesi, iç taşıma ve uluslararası taşımalarda sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Deniz yolu ile eşya taşımaları bakımından, bu taşıma türünün kendine has özellikleri ve zaman içerisinde gelişen ihtiyaçları, fiili taşıyan kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur.  Bu makalede deniz yolu ile eşya taşımaları bakımından fiili taşıyan kavramı ve fiili taşıyanın sorumluluğu incelenir.

Fiili Taşıyan Kavramı

Türk deniz ticaret hukukunda taşıyan, belirli bir ücret karşılığında (bu ücret “navlun” olarak adlandırılır) denizde eşya taşımayı üstlenen kimse olarak tanımlanır. Bir kimsenin taşıyan olarak nitelendirilebilmesi için taşıma işini fiilen icra etmesi zorunlu değildir, taşımanın taahhüt edilmesi yeterlidir. Bu kapsamda taşıyan, denizde taşıma (navlun) sözleşmesi uyarınca üstlendiği taşıma işini bizzat gerçekleştirebileceği gibi, akdedeceği yeni bir navlun sözleşmesi ile bu işi kısmen veya tamamen bir başkasına da devredebilir. Taşıyanın üstlendiği taşıma işinin icrasını kısmen veya tamamen kendisine bıraktığı bu kimse fiili taşıyan olarak nitelendirilir[1]. Bu halde, üstlendiği taşıma işini devreden taşıyan da, akdi taşıyan olarak kabul edilir.

Bir taşıma ilişkisinde fiili taşıyandan söz edebilmek için, navlun sözleşmesi uyarınca taşıma işini üstlenmiş olan taşıyanın üstlendiği işi, başka bir navlun sözleşmesi uyarınca bir başkasına devretmiş olması gerekir. Bu halde, iki ayrı navlun sözleşmesi ve iki ayrı taşıma ilişkisinin varlığı söz konusu olur; bunlardan ilki, eşyasını taşıtmak üzere taşıyana başvuran taşıtan ile taşıma taahhüdünde bulunan taşıyan arasında akdedilen navlun sözleşmesi çerçevesinde kurulur. İkinci ise, taşıtan ile akdettiği navlun sözleşmesi uyarınca taşıma işini üstlenen ancak taşımanın tamamını ya da belirli bir kısmını fiilen gerçekleştirmeyecek olan taşıyan ile taşıma işinin icrasının üstlenen (fiili) taşıyan arasında kurulur. Akdi taşıyan ile fiili taşıyan arasında akdedilen bu ikinci navlun sözleşmesinin konusu kısmen veya tamamen aynı olup, akdi taşıyanın üstlendiği taşımanın kısmen veya tamamen icrasına yöneliktir.

Birden fazla taşıma sözleşmesinin ve bu kapsamda birden fazla taşıyanın söz konusu olduğu hallerde, eşyanın hasara uğraması veya teslimin gecikmesi halinde, taşımanın hangi safhasından kimin sorumlu olduğunu tespit edebilmek açısından önem arz eder.

Fiili Taşıyanın Sorumluluğu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 1192/2 uyarınca, TTK’nın taşıyanın sorumluluğuna ilişkin tüm hükümleri, fiili taşıyanın bizzat gerçekleştirdiği taşımalarda da uygulama alanı bulur. Bu kapsamda fiili taşıyan, TTK m. 1178/2 uyarınca eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın fiili taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur.

Fiili taşıyanın sorumluluğu, akdi taşıyan gibi, prensipte kusur sorumluluğudur. Bu kapsamda, zarar gören taraf, zıya veya hasara sebebiyet veren olgunun eşyanın fiili taşıyanın hakimiyetinde iken meydana geldiğini ortaya koyarsa, fiili taşıyanın kusurlu olduğu kabul edilir. Kusur ve ihmalin bulunmadığını ispat yükü taşıyan üzerindedir.

Fiili taşıyanın sorumluluğu, akdi taşıyan için kanunda öngörülen sorumlulukla sınırlıdır. TTK m. 1191/3 uyarınca, taşıyanın kanunen kendisine yüklenmeyen bir borç veya yükümlülüğü üstlenmesi veya kendisine tanınan bir haktan vazgeçmesi sonucunu doğuran özel anlaşmalar, açık ve yazılı onayı olmadıkça, fiilî taşıyan hakkında hüküm ifade etmez. Düzenlemenin amacı, akdi taşıyanın, taşıtan ile akdettiği navlun sözleşmesi çerçevesinde yükümlülüklerini genişleten veya sahip olduğu hakları daraltan hükümlerin yalnızca akdi taşıyan için bağlayıcı olması, bunların fiili taşıyanı etkilememesidir.

Taşıyan, üstlendiği taşımanın gerçekleştirilmesini kısmen veya tamamen bir fiili taşıyana bıraksa dahi, taşıtan ile akdettiği navlun sözleşmesi kapsamında taşımanın tamamından sorumlu olmaya devam eder. Bu kapsamda taşıyan, fiili taşıyanın ve onun taşıma borcunun ifasında kullandığı ve görevi ile yetkisi sınırı içinde hareket eden adamlarının fiil ve ihmallerinden TTK’da düzenlenen sorumluluk hükümleri çerçevesinde sorumludur.

Fiili taşıyan yük ilgilisine karşı bir taşıma taahhüdünde bulunmadığından, yük ilgilisi veya taşıtan ile arasında bir sözleşme yoktur. Bununla birlikte kanun koyucu, zararın ortaya çıkması halinde yük ilgilisinin doğrudan fiili taşıyana başvurmasına imkân tanır. Bu kapsamda zararın, fiili taşıyanın sorumluluk süresi içerisinde oluşması veya bu süre içindeki bir eylem nedeniyle ortaya çıkması halinde, yük ilgilisi zararın tazmini için hem fiili taşıyan hem de akdi taşıyana başvurabilir.

Fiili taşıyanın sorumluluğu, TTK’da taşıyanın sorumluluğun için öngörülen esaslara tabi olduğundan, taşıyanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemeler ve TTK m. 1182’de öngörülen taşıyanın kusursuz kabul edildiği ve sorumluluktan kurtulduğu hallere ilişkin hükümler, fiili taşıyanın sorumluluğu açısından da geçerlidir.

Sonuç

Gerek uluslararası gerekse iç sularda yapılan taşımalarda, taşıma işinin farklı aktörler tarafından yerine getirilmesi, fiili taşıyan kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuş ve fiili taşıyanın sorumluluğunun belirlenmesi ihtiyacını doğurmuştur. Deniz yolu ile yapılan eşya taşımaları bakımından kanun koyucu fiili taşıyanın sorumluluğuna ilişkin olarak TTK’da ayrıntılı düzenlemelere yer vermekle, fiili taşıyanın hak ve sorumluluk alanını belirlemiş ve aynı zamanda yük ilgililerin haklarını da koruma altına almıştır.

[1] Kender, Rageyan; Çetingil, Ergon; Yazıcıoğlu, Emine: Deniz Ticareti Hukuku Temel Bilgiler Cilt 1, XII Levha Yayıncılık, Ekim 2012, s. 139.