Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Murat Develioğlu

Döviz Cinsinden Maliyet İçeren Eser Sözleşmesi Örneğinde Konusu Yabancı Para Olan Sözleşmelere Getirilen Kısıtlamalarla İlgili Bazı Düşünceler

Ocak 2019

Giriş

Bilindiği üzere 6 Ekim 2018 tarihli, 30557 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51) ve 16 Kasım 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52) ile kısmen de olsa yabancı para borcu ile sözleşme yapılması yasağının uygulama alanı değiştirildi. Bu değişiklikler uyarınca, her iki Tebliğ’in yürürlüğe girdiği dönemde 2018-32/51 sayılı Tebliğ uyarınca yapılan sözleşme tadillerinin akıbeti ile ilgili birçok sorun ortaya çıktı.

Tebliğ’de Yapılan Değişiklik Örneği

Aşağıda değinilecek sorunları doğuran değişikliklere örnek vermek gerekirse, 2018-32/51 sayılı Tebliğ’in ilk maddesince değiştirilen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” kenar başlıklı mülga 8 inci maddesinin eser sözleşmeleri ile ilgili 6. fıkrası “Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, 16.12.1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilerin inşası, tamiri ve bakımı dışında kalan eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.” şeklinde düzenleme getirmişti.

2018-32/52 sayılı Tebliğ’in 1. maddesi ile “yeniden” değiştirilen 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in 8 inci maddesinin yine eser sözleşmeleri ile ilgili – bu sefer – 8. fıkrası uyarınca ise “Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür.” şeklinde düzenleme getirildi.

Açıkça görüldüğü üzere ilk Tebliğ uyarınca istisna dışı tutulan, farklı bir anlatımla ödemenin yabancı para borcu ile kararlaştırılması mümkün olmayan “Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmeleri” 2018-32/52 sayılı Tebliğ ile istisna kapsamına alındı.

Uygulamada Ortaya Çıkan Temel Sorun

İlk Tebliğ’in yayınlandığı tarihten önce akdedilen ve bedeli yabancı para borcu olarak belirlenmiş olmasına rağmen ilk Tebliğ’deki anılan düzenleme uyarınca Türk Lirası olarak değiştirilen Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinin 2018-32/52 sayılı Tebliğ ile istisna kapsamına alınması ile akıbetinin ne olacağı konusunda birçok tartışma doğdu.

İş sahipleri sözleşmelerin Türk Lirası üzerinden devam etmesi görüşünü dile getirirlerken yükleniciler sözleşme bedelinin yabancı para borcu üzerinden devam etmesi görüşünü ileri sürdüler.

Anılan Sorunu Gidermeye Yönelik Bazı Hukukî Argümanlar

Bu konudaki görüşlerimizi açıklamadan önce belirtelim ki, verdiğimiz örnekten devam edersek, anılan Tebliğ’leri düzenleyenlerin 6 Ekim 2018 ile 16 Kasım 2018 tarihleri arasında yapılan, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinin muafiyet kapsamında olmadığını, bunun dışında kalan – yani 6 Ekim 2018 tarihi öncesi ve 16 Kasım 2018 tarihi sonrası yapılan sözleşmelerin muafiyet kapsamında olduğunu düşünmeleri kabul edilebilir bir gerekçe değildir. Diğer bir anlatımla, Tebliğ’leri düzenleyenler, ilk Tebliğ ile yaptıkları düzenlemelerin bazılarının hatalı olduğu sonucuna vararak kısa sürede bu hatadan dönmüşlerdir.

Öncelikle bu düşünceden yola çıkıldığında, iş sahibinin değiştirilen sözleşme bedelinin Türk Lirası olarak devam etmesi yönündeki talebi hakkın kötüye kullanılması yasağı ile karşılaşabilir.

Bunun dışında da, yüklenicinin sözleşme değişikliği öngören sözleşmeyi hata hükümleri uyarınca iptal etmesi gündeme gelebilir. Yani yüklenici, “Ben sözleşme değişikliğini sözleşmenin Türk Lirası üzerinden yapılması zorunluluğu gerekçesi ile hataen kabul ettim. Bu zorunluluğun devam etmeyeceğini bilsem kabul etmezdim” argümanını ileri sürebilir. Bu düşünce hatanın kural olarak sözleşmenin yapıldığı andaki olgularla ilgili olduğu, oysaki somut örnekteki zorunluluğun sözleşme değişikliğinin yapıldığı tarihten sonra ortadan kalktığı gerekçesi ile eleştirilebilirse de gerek öğretide, gerekse Federal Mahkeme ve Yargıtay kararlarında, ilerideki olgularda hataya dayanılabileceği kabul edilmekte olduğu hatırlatılabilir.

Sonuç

Kanımızca, 2018-32/51 sayılı Tebliğ’in yürürlüğe girdiği tarih ile 2018-32/52 sayılı Tebliğ’in yürürlüğe girdiği tarih arasında ilk Tebliğ uyarınca ödeme yükümlülükleri Türk Lirası’na çevrilen sözleşmelerdeki anılan yükümlülükler yabancı para borcu üzerinden devam edebilmelidir.