Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı

Haziran 2010

Giriş

Günlük ticari yaşamda, bir mal satımı veya hizmet karşılığında verilen belge olarak karşımıza çıkan fatura, gerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin, gerekse mal veya hizmet bedelinin ortaya konması açısından önemli bir belge olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda faturanın tanımı yapılmamış olmakla birlikte, Vergi Usul Kanunu m.229’da fatura tanımı yer almaktadır. Buna göre, “Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere fatura, taraflar arasında daha önceden kararlaştırılmış bir sözleşmenin yerine getirilmesine ilişkin bir belge niteliğindedir. Dolayısıyla öncelikle taraflar arasında kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gerekmektedir.

Her ne kadar TTK’da faturanın tanımına ilişkin bir düzenleme yer almasa dahi, “Fatura ve Teyit Mektubu” başlığı ile yer alan m.23’de bir mal satın alan veya hizmet gördüren kişinin, bu malı satan veya hizmeti ifa eden tacirden fatura isteyebileceği ve bu faturada bedelin ödendiğinin yer almasını isteyebileceği düzenlenmiştir.

Aynı maddenin devamında ise, “Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkındaki bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.” ifadesi yer almaktadır. Bu madde, faturanın taraflar arasında bir ispat vasıtası olduğunu ve itiraz edilmemekle içeriğinde yer alan hususların faturayı düzenleyen lehine, fatura verilen kişinin ise aleyhine bir karine teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Bu maddenin uygulamasında en sık rastlanan durum ise, faturaya konan vade farkının geçerli olup olmayacağı yönündedir. Bu konuya ilişkin olarak Yargıtay Daireleri arasında oluşan görüş ayrılığını gidermek amacıyla Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarafından 27.06.2003 tarih, 2001/1 E. ve 2003/1 sayılı kararla içtihadı birleştirme yoluna gidilmiştir.

İçtihadı Birleştirme Kararı

Yargıtay Hukuk Daireleri arasında, yazılı bir sözleşme ile vade farkı istenebileceğinin düzenlenmesi, ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması halinde vade farkı istenebileceğine dair tam bir görüş birliği bulunmaktadır.

Ancak taraflar arasında, vade farkı uygulanacağına dair yazılı bir sözleşme veya oluşmuş bir teamül bulunmadığı ve TTK m.23/2’de belirtilen sekiz günlük süre içerisinde de faturaya itiraz edilmediği durumda vade farkı alacağının doğup doğmadığı yönünde Hukuk Daireleri arasında görüş ayrılığı sonucunda farklı kararlar ortaya çıkmıştır. Bu sebeple Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarafından 27.06.2003 tarih, 2001/1 E. ve 2003/1 sayılı kararla içtihadın birleştirilmesi yoluna gidilmiştir. Böylece vade farkı uygulaması konusunda aşağıdaki tespitlere varılmıştır.

  1. Taraflar arasında mevcut yazılı sözleşmede vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmış ise, gönderilen vade farkı faturası sadece karşı tarafa ihbar niteliğinde olup, süresi içerisinde itiraz edilmemesi hukuki sonuç doğurmayacak ve vade farkı istenebilecektir.
  2. Taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye vade farkı uygulanacağı yönünde bir kayıt konmamış ise, gönderilen vade farkı faturasına sekiz gün içerisinde itiraz edilmese dahi, yazılı sözleşmenin asli unsuru olan bedelin tek taraflı iradeyle değiştirilmesi mümkün bulunmadığından bu durumda da yine vade farkı istenemeyecektir.
  3. Taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme olmamasına rağmen, bu hususta taraflar arasında bir ticari teamül oluşmuş ise, karşı tarafa faturanın tebliği ile faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde, vade farkı uygulanabilecektir.
  4. Taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmamış veya teamül oluşmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinde, faturaya vade farkına ilişkin ibare konularak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafın bu faturaya sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi halinde, bu durum sadece fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurup, vade farkının diğer tarafça istenebileceği sonucunu doğurmayacaktır.