Ercüment Erdem Av. Piraye Erdem

Ferdi Kazalara İlişkin Tazminat Taleplerinde Genel Esaslar

Nisan 2019

Giriş

Olağan yaşamda haksız fiil ile çeşitli şekillerde karşılaşmak mümkündür. Haksız fiilin en yaygın örneklerinden biri de kişinin geçirdiği ferdi kazalardır. Bunlar trafik kazaları olabileceği gibi iş kazaları veya oteller, restoranlar gibi kamusal alanlarda yaşanan zehirlenmeler veya fiziksel yaralanmalar da olabilir.

Ferdi kazalardan doğan sorumluluk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (“TBK”) Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri başlıklı bölüm ve m. 49’da düzenlenir. Bu bölümde arandığı üzere Türk Hukukunda haksız fiilin dört unsuru bulunur. Bunlar: kusur, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarardır. Ölüm veya bedensel zarar nedeniyle açılan tazminat davalarında bu dört unsurun ispatlanması şartıyla zarar görenin uğramış olduğu zararın giderilmesi amaçlanır.

Tazminat

Bir ferdi kaza sonucu Türk hukuk mahkemelerinde açılan tazminat davalarında mahkeme hem maddi hem de manevi tazminata hükmedebilir. Meydana gelen olay sonucunda ölüm gerçekleşmesi halinde, TBK m. 53 uyarınca istenebilecek maddi tazminat kalemleri; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararlardır. Oluşan sonuç bir bedensel zarar ise TBK m. 54 uyarınca istenebilecek maddi tazminat kalemleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.

TBK m. 50 uyarınca zararın varlığı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü zarar gören üzerindedir. Bununla birlikte, bu unsurları zarar görenin kendisinin ispatlaması her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle yargılama sürecinde, mahkemenin belirleyeceği bilirkişiler aracılığıyla zarar ve kusur oranı tespit edilebilir. Mahkemenin zarar tespitinde yararlandığı bir başka kurum ise Adli Tıp Kurumudur (“ATK”). Bu tespitler, Yargıtay içtihatlarında belirlenen çeşitli yöntemler ile gerçekleştirilir.

Yaşanan bir kaza sonucu ölüm gerçekleşebileceği gibi, ağır yaralanmalar ve bunun sonucu kalıcı maluliyetle birlikte iş gücü kaybı da oluşabilir. Ölüm ve bedensel zararlar halinde bilirkişi ve ATK’nın dikkate aldığı aktüerya hesaplamaları Yargıtay içtihatları ile de uyumlu olarak genellikle PMF 1931 yaşam tablosu ile, istisna olarak TRH 2010 yaşam tablosu ile yapılır. Ölüm halinde yapılan hesaplamalarda, müteveffanın olası ömrü, bu ömür süresince kazanacağı geliri, destekten yoksun kalan kişilerin –bunlar eş, çocuklar olabilir- her birinin ayrı ayrı olası ömrü ve yoksun kalacakları gelir, müteveffanın eşinin yeniden evlenme olasılığı vb. gibi durumlar belirlenir ve cenaze giderleri de eklenerek tazminat miktarı bu durumlar üzerinden hesaplanır. Sürekli sakatlık halinde ise yine kazaya uğrayanın muhtemel ömrü, kaza geçirmemiş olsaydı kazanacağı gelir, maluliyet oranı, geçici iş görmezlik zararı ve sürekli iş gücü kaybı belirlenir, bunlarla birlikte tedavi giderleri de eklenerek tazminata hükmedilir.

Zamanaşımı

Ferdi kazalardan kaynaklanan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmeden talep edilmelidir. Aksi durumda mevcut fiilden kaynaklanan tüm tazminat talepleri zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımı ile ilgili özel bir durum, ferdi kazaya yol açan fiilin aynı zamanda ceza kanunları kapsamında bir suç teşkil etmesidir. Tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, tazminat taleplerinde de iki ve on yıllık zamanaşımı süreleri değil, ceza kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri uygulanır.

Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

Bu makalede bahsi geçen ferdi kazalardan, fail ile birlikte fail ile bağlantılı üçüncü kişiler de sorumlu tutulabilir. En sık rastlanan hal ise, adam çalıştıranın sorumlu tutulduğu hallerdir. Bu haller özellikle restoran ve otel gibi işletmelerde çalışanların vermiş olduğu zararlardan dolayı, işletme sahiplerinin de tazminattan sorumlu tutulması olarak karşımıza çıkar.

TBK m. 66 uyarınca, adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu sorumluluktan kurtulmak için adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat etmelidir. Aksi takdirde, fail durumundaki çalışan ile birlikte adam çalıştıran da üçüncü kişilere verilen zarardan sorumlu tutulabilir.

Hukuk ve Ceza Mahkemelerinde Kararların İlişkisi

Ferdi kazalar tazminat bakımından hukuk mahkemelerinin görev alanına girmesine rağmen, bazı haksız fiiller aynı zamanda ceza kanunları kapsamında suç teşkil edebilir ve aynı fiile ilişkin ceza mahkemelerinde de bir yargılama yürütülebilir. Uygulamada, hukuk mahkemeleri tazminat hakkında karar vermeden önce ceza yargılamasının sonuçlanmasını bekler.

Hukuk mahkemeleri, tazminatın bazı unsurları için ceza mahkemelerince yapılacak tespitlerle bağlı iken, ceza mahkemesinden bağımsız bir şekilde karar verebileceği hususlar da bulunur. TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi yaptığı yargılamada; ceza hâkiminin verdiği beraate, kusur ve derecesine, zarar tutarına ve illiyete ilişkin kararları ve ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleri ile bağlı değildir. Ancak maddenin mefhum-u muhalifinden de anlaşılacağı gibi yukarıda sayılan konu ve kavramlar dışındaki tespitler ile hukuk hâkimi bağlıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve öğretide, hukuk hâkiminin, ceza yargılamasındaki maddi olaylarla ve özellikle mahkumiyet ve “fiilin hukuka aykırılığı” ile ilgili tespitlerle bağlı olacağı kabul edilir.

Diğer bir anlatımla, maddi olaylar ve yasak eylemlerin varlığına ilişkin verilen kararlar hukuk mahkemelerinde kesin delil teşkil eder. Ceza mahkemesinde bir olayın varlığına ilişkin kesinleşmiş bir karara rağmen aynı konunun hukuk mahkemelerinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Bu bağlamda Yargıtay, örneğin ceza mahkemesince verilecek mahkûmiyet kararının hukuk mahkemesini bağlayacağını, bu nedenle mahkemece, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini belirtir[1].

Sonuç

Ferdi kazalar sonucunda açılacak olan tazminat davalarında kaza neticesinde ölüm veya bedensel zarar meydana gelmesi halinde tazminat olarak istenecek kalemler farklılık gösterir. Kusur ve zarar miktarı hesaplanırken Yargıtay’ın belirlediği hususların takip edilmesi ise hem kararların yeknesaklığı açısından önemlidir; hem de taraflara bir öngörülebilirlik sağlar. Son olarak hukuk hâkiminin, ceza yargılamasında tespit edilen bazı hususlarla bağlı olduğu uygulama, içtihat ve doktrince de kabul edilir.

[1] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Karar No. 2013/4-1008 E. ve 2014/490 K., 09.04.2014.