Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Fiyat / Marj Sıkıştırması

Kasım 2016

Giriş

Hakim durumdaki teşebbüsler, belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabeti davranışlarıyla bozmamakla yükümlüdürler. Ancak bazı hallerde hakim durumdaki teşebbüslerin, piyasada faaliyet gösteren diğer oyuncuları engelledikleri ve onların seçeneklerini sınırladıkları görülür. Bu hallerden biri de fiyat sıkıştırmasıdır. ‘Fiyat sıkıştırması’ (ya da ‘marj sıkıştırması’), bütünleşik sağlayıcının alt pazar fiyatı ile rakibine sattığı girdinin fiyatı arasındaki marjın daralması halinde oluşan rekabeti engelleyici bir uygulamadır. Fiyat sıkıştırması halinde, alt pazardaki mevcut rakip, daralan bu marj karşısında ya etkin bir şekilde rekabet edemez hale gelir ya da pazardan çıkmak durumunda kalır[1].

Rekabet otoriteleri tarafından incelenen fiyat sıkıştırmasına yönelik uygulamalar hemen hemen benzerdir. Fiyat sıkıştırması uygulaması başta telekomünikasyon sektörü olmak üzere; su, demiryolu, posta hizmetleri, tıbbi ürünler, ödemeli yayıncılık platformu (Pay TV), yakıt sektörleri gibi pek çok sektörde görülür[2].

Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Kapsamında ‘Fiyat Sıkıştırması’

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) ‘Hakim Durumun Kötüye Kullanılması’ başlıklı 6’ncı maddesi hakim durumun kötüye kullanılmasını yasaklar ve başlıca kötüye kullanma hallerini sıralar. Her ne kadar ‘fiyat sıkıştırması’ 6’ncı maddedeki kötüye kullanma hallerinden biri olarak açıkça belirtilmese de, Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (“Kılavuz”) kötüye kullanma hali olarak gösterilir.

Kılavuz’da tanımlanan fiyat sıkıştırması, Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) 19.11.2008 tarihli ve numaralı 08-65/1055-411 kararına[3] dayanır. Kılavuz’da belirtildiği üzere, fiyat sıkıştırması “dikey ilişkili pazarlarda faaliyet gösteren ve üst pazarda hâkim durumda bulunan bir teşebbüsün üst pazar ürünü fiyatı ile alt pazar ürünü fiyatı arasındaki marjı, alt pazarda eşit derecede etkin bir rakibin dahi kârlı bir şekilde kalıcı olarak ticari faaliyette bulunmasına imkân vermeyecek nitelikte belirlemesidir”. Dikey bütünleşik ve üst pazarda hâkim durumda bulunan bir teşebbüs, üst pazar ürününün fiyatını yükselterek, alt pazar ürününün fiyatını düşürerek veya her ikisini aynı anda uygulayarak fiyat sıkıştırmasına yol açabilir. Böylece, hakim durumdaki teşebbüs üst pazardaki ürünü üzerinde sahip olduğu pazar gücünü alt pazara aktarabilir ve bu şekilde ilgili pazardaki rekabetin kısıtlanmasına neden olabilir.

Fiyat Sıkıştırması için Aranan Koşullar

Rekabet kurallarının ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespitte bulunmadan önce, dikey bütünleşik ve hakim durumdaki teşebbüs ile rakiplerinin faaliyet gösterdiği pazarın yapısına ilişkin bazı ekonomik ve hukuki koşulların eşzamanlı olarak bulunması gerekir[4]. Kılavuz’da belirtildiği üzere, Kurul, incelenen davranışın fiyat sıkıştırması yoluyla rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açmasının muhtemel olup olmadığının tespitinde bazı hususları dikkate alır. Bunlar: (i) teşebbüs, bir üretim zincirinde birbiriyle bağlantılı üst ve alt pazarlarda faaliyet göstermelidir, (ii) üst pazar ürününün alt pazarda faaliyet gösterebilmek için vazgeçilmez olması gerekir, (iii) teşebbüsün üst pazarda hâkim durumda olması gerekir, (iv) üst ve alt pazar ürünleri arasındaki marjın, üst pazarda hakim durumda bulunan teşebbüs kadar etkin bir rakibin alt pazarda kâr elde edemeyecek ve kalıcı şekilde faaliyet gösteremeyecek kadar düşük olması gerekir.

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Fiyat Sıkıştırması Hakkında Önde Gelen Kararları

Aşağıda, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (“ABAD”) önce gelen kararlarından bazıları kısaca ele alınır.

ABAD’ın Deutsche Telekom AG v. Komisyon Kararı[5]

ABAD; Deutsche Telekom AG v. Commission kararında, Deutsche Telekom AG’nin (“Deutsche Telekom”) İlk Derece Mahkemesi (şimdi Genel Mahkeme) kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu reddetti ve Deutsche Telekom’un, Almanya sabit telefon hattı pazarındaki hakim durumunu kötüye kullanması nedeniyle Komisyon tarafından verilen 12.6 milyon Avro para cezasını onayladı. Deutsche Telekom’un, ağ erişimi hizmetleri (‘yerel ağa erişimin sağlanması hizmetleri’) için rakiplerine uyguladığı fiyatların, kendi müşterilerine (son tüketiciler) uyguladığı perakende fiyatlara kıyasla daha fazla olması kötüye kullanma halini oluşturdu. Söz konusu fiyatlandırma sonucunda Deutsche Telekom’un rakipleri, müşterilerine, Deutsche Telekom’un kendi müşterilerine uyguladığı fiyattan daha yüksek bir fiyat uygulamak zorunda kaldı. ABAD’a göre, Deutsche Telekom rakiplerinin marjlarını sıkıştırmak suretiyle hakim durumunu güçlendirdi ve böylece tüketicilerin seçeneklerini sınırlandırarak zarara uğramalarına neden oldu[6].

ABAD’ın Telefónica S.A. and Telefónica de Espaħa S:A:U: v. AB Komisyonu Kararı[7]

 

ABAD; Telefónica S.A. and Telefónica de Espaħa S:A:U: v. Commission kararında, İspanya telekomünikasyon pazarında eski devlet tekeli olan Telefónica and Telefónica de Espaħa’nın (“Telefónica”), toptan genişbant pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığına ilişkin temyiz talebini reddetti. ABAD, Telefónica’nın perakende genişbant erişim pazarı fiyatları ile bölgesel ve ulusal düzeydeki toptan genişbant erişim pazarlarındaki fiyatlar arasındaki marj sıkışması yoluyla rakiplerine haksız fiyat uyguladığını, böylece hakim durumunu kötüye kullandığını saptadı[8]. Ayrıca, Komisyon tarafından Telefónica’ya verilen ve Genel Mahkeme tarafından da uygun bulunan 152 milyon Avro’luk para cezası ABAD tarafından da onaylandı.

Kurul’un Fiyat Sıkıştırması Hakkında Önde Gelen Kararları

Telekomünikasyon sektöründeki fiyat sıkıştırması uygulamasına ilişkin şikayetlerin fazla olması nedeniyle Kurul’un sık sık incelemeler yürüttüğü görülür. Bu nedenle, fiyat sıkıştırmasına yönelik Kurul tarafından verilen ilk kararın[9] telekomünikasyon sektörüne ilişkin olması şaşırtıcı değildir. Ancak söz konusu kararda, fiyat sıkıştırmasının ayrıntılı incelemesine girilmedi. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin (“Türk Telekom”) bu kampanyayı düzenleyici otorite olan Telekomünikasyon Kurumu izin ve onayıyla gerçekleştirmiş olması gerekçesiyle şikâyet reddedildi.

Kurul’un Türk Telekom ve TTNet Kararı[10]

Kurul’un fiyat sıkıştırması konulu önemli kararlarından biri Türk Telekom ve Türk Telekom iştiraki TTNet A.Ş. (“TTNet”) hakkındadır. Bu kararında Kurul, Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu, perakende genişbant internet hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması yoluyla kötüye kullandığına, bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesini ihlal ettiğine karar verdi ve ekonomik bütünlüğe 12.4 milyon TL idari para cezası uyguladı. Bu kararı önemli kılan nedenlerden bir diğeri ise, Kurul’un fiyat sıkıştırması konusunda üç konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtmesidir. Bunlardan ilki, fiyat sıkıştırmasındaki yetersiz marjın ne şekilde hesaplanacağına yöneliktir. İkinci konu, fiyat sıkıştırmasının yıkıcı fiyattan farklı nitelik taşıdığı, fiyat sıkıştırmasının oluşması için perakende fiyatın yıkıcı olmasının gerekmediği, yıkıcı fiyat tespiti yapılamadığında bile fiyat sıkıştırması tespitinin yapılabileceğidir. Üçüncü dikkat edilmesi gereken konu ise, fiyat sıkıştırması ihlalinin saptanmasında göz önüne alınacak süre olarak belirtildi. Ayrıca Kurul bu kararında, sırasıyla AB Komisyonu ve İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen -kararın verildiği yıl güncel olan- fiyat sıkıştırmasına yönelik Telefónica ve Deutsche Telekom kararlarına da atıfta bulundu.

Kurul’un Turkcell Kurumsal Tarifeler Kararı[11]

Kurul’un fiyat sıkıştırmasına ilişkin dikkat çeken kararlarından bir diğeri ise Turkcell Kurumsal Tarifeler ön araştırma kararıdır. İlgili kararda, üst pazarda hakim durumda olan Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin (“Turkcell”), alt perakende pazarda faaliyet gösteren diğer teşebbüslere sağladığı girdi fiyatının, Turkcell’in alt rekabetçi pazardaki perakende fiyatının üzerinde olup olmadığı ve bu şartlar altında ‘etkin bir operatörün’ alt pazarda ‘normal bir karla’ çalışıp çalışamayacağı değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, Turkcell’in alt pazardaki perakende ortalama fiyatları ile etkin operatörün maliyetleri arasında, piyasada faaliyet göstermek için yeterli bir marjın bulunduğu kanaatine varıldı. Sonuç olarak Kurul, fiyat sıkıştırmasına yönelik bir uygulamanın bulunmadığını tespit ederek söz konusu şikayeti reddetti.

Sonuç

Fiyat sıkıştırması rekabet hukuku kapsamında kötüye kullanma hallerinden biridir. Yukarıda da belirtildiği üzere, dikey bütünleşik ve üst pazarda hâkim durumda bulunan bir teşebbüs, üst pazar ürününün fiyatını yükselterek, alt pazar ürününün fiyatını düşürerek veya her ikisini aynı anda uygulayarak fiyat sıkıştırmasına yol açabilir. Böylece, hakim durumdaki teşebbüs üst pazardaki ürünü üzerinde sahip olduğu pazar gücünü alt pazara aktarabilir ve bu şekilde ilgili pazardaki rekabetin kısıtlanmasına neden olabilir. Her ne kadar telekomünikasyon sektöründe fiyat sıkıştırması uygulaması sıklıkla görülse de, diğer sektörlerde de fiyat sıkıştırması uygulamalarına rastlanır. Son olarak, fiyat sıkıştırması gibi rekabeti engelleyici davranışların önlenmesi ve ilgili pazarlarda etkin rekabetin sağlanması ve korunması için bir üretim zincirinde birbiriyle bağlantılı üst ve alt pazarlarda faaliyet gösteren ve üst pazarda hakim olan teşebbüslerin piyasadaki davranışlarına dikkat edilmelidir.



[1] OECD DAF/COMP(2009)36, Policy Roundtable on Margin Squeeze, http://www.oecd.org/regreform/sectors/46048803.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).

[2] OECD DAF/COMP(2009)36, Policy Roundtable on Margin Squeeze, s. 8.

[3] Kurul’un 19.11.2008 tarihli ve 08-65/1055-411 numaralı kararı için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fGerek%25c3%25a7eli%2bKurul%2bKarar%25c4%25b1%2fkarar2899.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).

[4] OECD DAF/COMP(2009)36, Policy Roundtable on Margin Squeeze, s. 218.

[5] Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 14.10.2010 tarihli ve C-280/08 P numaralı Deutsche Telekom AG v. Commission kararı, ECLI: EU:C:2010:603.

[6] Avrupa Birliği Adalet Divanı, Basın Bildirisi No 104/10, Luxemburg, 14.10.2010, http://europa.eu/rapid/press-release_CJE-10-104_en.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).

[7] Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 10.07.2014 tarihli ve C-295/12 P numaralı Telefónica and Telefónica de España v Commission kararı, ECLI:EtJ:C:2014:2062.

[8]Avrupa Birliği Adalet Divanı, Basın Bildirisi No 95/14, Luxemburg, 10.07.2014, http://curia.europa.eu/jcms/upload/docs/application/pdf/2014-07/cp140095en.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).

[9]Kurul’un 08.09.2005 tarihli ve 05-55/833-226 numaralı kararı için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fGerek%25c3%25a7eli%2bKurul%2bKarar%25c4%25b1%2fkarar1321.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).

[10]Kurul’un 19.11.2008 tarihli ve 08-65/1055-411 numaralı kararı için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fGerek%25c3%25a7eli%2bKurul%2bKarar%25c4%25b1%2fkarar2899.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).

[11]Kurul’un 04.07.2007 tarihli ve 07-56/634-216 numaralı kararı için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fGerek%25c3%25a7eli%2bKurul%2bKarar%25c4%25b1%2fkarar2070.pdf (Erişim tarihi: 07.12.2016).