Geçici İş İlişkisi Ve Özel İstihdam Büroları

Temmuz 2009

Bir işverenin, işyerini, kazanç elde etmek amacıyla işçi ödünç vermeye tahsis etmiş olması durumunda, onun işçi vermeyi meslek edinmiş olacağından söz edilebilir. Bu durumda, başka işletmelere işçi teminini meslek olarak yapmakta olan işverenin, işçiyle sır ödünç vermek maksadıyla iş sözleşmesi yapması söz konusudur.

İşveren bu amaçla işe aldığı işçileri kendi yanında çalıştırmamakta, gereksinimi olanlara ödünç olarak vermektedir. İşçi, iş sözleşmesiyle bağlı olduğu işverenin emrinde hiç çalışmamaktadır. Hatta birçok durumda, ödünç veren işverenin o işçiyi çalıştırabileceği, üretim yapılan kendine ait bir işyeri dahi mevcut değildir. Nitekim meslek olarak ödünç işçi veren işverenler genellikle bir oiste aaliyette bulunmakta ve hukuki anlamda olmasa da ekonomik anlamda iş aracılığı yapmaktadırlar. Ödünç veren işverenin amacı, bu yaptığı hizmet karşılığında kazanç elde etmektir.

Yeni İş Kanunumuzda geçici (ödünç) iş ilişkisine dair tek düzenleme 7. maddedeki“bir işçinin holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere geçici olarak başka bir işverene devredilmesini”öngören hükümdür. Batıda “sta leasing” olarak adlandırılan bu uygulama ödünç iş ilişkisinin mesleki bir aaliyet olarak yürütülmesini kapsamaz.

Geçmişte dönemsel işçi kurumlarının dönemsel çalışmayı gelir getirici mesleki bir aaliyet olarak yürütmeleri AB üyesi ülkelerde de tartışmalara neden olmuştur.

Konu yukarıda da belirttiğimiz üzere, Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanununun kabulü sırasında gündeme gelmiştir. Aslında yeni İş Kanunumuza ilişkin taslağı hazırlayan bilim komisyonu ILO’nun 181 sayılı Sözleşmesinde de alternati istihdam türlerinden biri olarak değinilen mesleki amaçlı ödünç iş ilişkisinin esaslarını 93. madde olarak düzenlemiş; ancak, işçi sendikalarının yoğun tepkisi neticesi metinden çıkarılmıştır.

Aynı konu yakın zamanda tekrar gündeme gelmiş ve 4857 sayılı İş Kanununa, 26.06.2009 tarih ve 5920 sayılı İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 7. maddeden sonra gelmek üzere bir madde (madde 7/A) eklenerek, özel istihdam büroları aracılığı ile geçici iş ilişkisi kurulabilmesine olanak tanınmıştır.

Kanunun genel gerekçesinde; Türkiye’de 2003 tarihli İş Kanunu ve Türkiye İş Kurumu Kanunu ile daha önce özel sektör taraından yürütülmesi yasak bulunan özel sektörün iş ve işçi bulmaya aracılık aaliyeti yapmasına imkan sağlanmış ancak, bu bürolar taraından geçici iş aracılığı aaliyeti yürütülmesine izin verilmemiştir.

Diğer taratan, hemen hemen tüm AB üyesi ülkelerde (25) yasalarla düzenlenen mesleki anlamda geçici iş ilişkisi aaliyetlerinin ülkemizde de yasal zemine oturtulması, AB’ye uyum çalışmaları içinde yer almaktadır. Avrupa Komisyonu taraından Kasım 2002’de “Ödünç İş İlişkisi Hakkındaki Yönerge Önerisi” kabul edilmiş olup, üye ülkelerin mevcut mevzuatlarındaki arklı uygulamalar nedeniyle üzerinde uzun bir süre tartışıldıktan sonra 22 Ekim 2008 tarihinde Avrupa Parlamentosu Geçici İstihdam Büroları Direktiini (Temporary Agency Work Directive) onaylamıştır.

Yönergenin amacı öncelikle ayrımcılığa karşı korunma ilkesinin geçici (ödünç) işçiler açısından da uygulanmasını, geçici iş bürolarının işveren olarak tanınmasını ve geçici işçilerin korunmasını garanti etmek suretiyle geçici iş ilişkisinin kalitesini artırmak ve ikinci olarak da işgücü piyasasının etkin işlemesi ve yeni işler yaratılması için geçici iş ilişkisinin kullanımına uygun bir yasal çerçeve hazırlamaktır.

AB içinde geçici istihdam bürolarının aaliyetlerini kısıtlayan ülkeler yeni Direkti ışığında kısıtlamaları gözden geçirmek durumunda kalacaklardır. Kısıtlamalar, ancak Direkti kapsamında genel kamu çıkarları söz konusu ise olabilecek ve Komisyon taraından izlenecektir. Söz konusu büroları yasaklayan ya da bu büroların aaliyetlerini Direktite öngörülmeyen nedenlerle kısıtlayan ülkelere karşı Komisyonun yaptırım hakkı saklı bulunmaktadır.

Maddenin gerekçesinde ise, böyle bir düzenleme ile Türkiye’de yıllardır danışmanlık hizmetleri adı altında geçici iş ilişkisi sözleşmesi düzenleyen kuruluşların yasadışı uygulamalarına son verileceği belirtilmiştir. Bunun yanında, söz konusu yasayla, kayıt dışı istihdamın önlenmesinin ve bu sektörde çalışanların sosyal güvence altına alınabilmelerinin amaçlandığı da iade edilmiştir.

5920 sayılı Kanunun özellikle 1. maddesi üzerinde çok yoğun tartışmalar yaşandığı herkesin malumudur. Konunun doğal taraları olan işçi ve işveren sendikaları konu hakkında basın bültenleri yayınlayarak, açıklamalar yaparak Kanunun Cumhurbaşkanlığı Makamınca onaylanması sürecine tesir etmeye çalışmışlardır.

İşçi Sendikaları, mesleki aaliyet olarak ödünç (geçici) iş ilişkisi’nin örgütlendirmeyi zorlaştıracağı, işçi simsarlığına yol açacağı, toplu sözleşmeden yararlanmayı kısıtlayacağı, kolekti hakların kullanımını engelleyeceği, işçiyi korumasız kılacağı gerekçesiyle 5920 sayılı Kanunun onaylanmayıp, Cumhurbaşkanlığı Makamınca bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (“TBMM”) iade edilmesini istemişlerdir.

Neticede 2003 yılında olduğu gibi yine işçi sendikaların arzuladığı doğrultuda Kanun’un 1. maddesi Cumhurbaşkanlığı Makamınca bir kez daha görüşülmesi için TBMM’ye geri gönderilmiştir.

Bunun üzerine TÜSİAD taraından yapılan açıklamada da; mesleki aaliyet olarak geçici iş ilişkisi, ‘güvenceli esneklik’ anlayışıyla hayata geçirildiği takdirde, işgücü piyasasında esnek çalışma olanaklarının gelişmesine, sosyal içermenin sağlanmasına, yeni istihdam yaratılmasına, kayıt dışılık ve işsizlikle mücadeleye destek olacaktır, iadelerine yer verilmiştir.

İçinde bulunduğumuz küresel kriz sürecinde, işsizlikle mücadelenin, sosyal politikanın en önemli unsuru olduğu dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede, söz konusu kanunun TBMM’nin olağanüstü toplanacağı dönemde öncelikle ele alınmasına ve taraların endişelerini giderecek şekilde yasalaşmasına ihtiyaç vardır denilmiştir.

Konu hakkında son söz yeni yasama döneminde TBMM’de olacaktır. Meclisin tasarı üzerinde değişiklik yapması halinde Cumhurbaşkanlığı Makamınca Kanunun onaylanması veya tekrar görüşülmek üzere Meclise geri göndermesi mümkün iken, Meclisin tasarıyı aynen kabul ederek Cumhurbaşkanlığı Makamına göndermesi halinde, Cumhurbaşkanlığı Makamı artık Kanunu Anayasa’nın 89. maddesi gereğince onaylamak ve yayımlamakla yükümlüdür.