Gerekçe Bulunmamasının Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizine Engel Olmayacağına İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı

Av. Layla Orak Çelikboya, Eylül 2012

Giriş

Yargıtay 2. ve 13. Hukuk Daireleri arasında, gerekçe ihtiva etmeyen (kesinleşmiş) yargı kararlarının tenfizinin kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmeyeceğine ilişkin içtihat ayrılığı vardır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bu içtihat farklılığını gidermek üzere, gerekçe eksikliğinin tenfize engel olup olmayacağını nihai olarak karara bağladı. Kurulun 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı 10 Şubat 2012 tarihli kararı (“İBK”) 20 Eylül 2012 tarihli 28417 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu ayki hukuk postası yazısında bu İBK ve gerekçesi ele alınacaktır.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizi

Mart 2010 tarihli Hukuk Postasında yayımlanan “Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi” yazısında da açıklandığı üzere, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) hükümlerine tabidir. Bir yabancı ülke mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için, (a) yabancı ülke ile tenfiz hususunda sözleşmesel, yasal veya fiilî bir karşılıklılık bulunması, (b) mahkeme kararı konusu meselenin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemesi (gayrimenkulun aynına ilişkin talepler gibi), (c) kendisine karşı tenfiz istenen kişinin mahkemeye usule uygun çağrılmamış, temsil edilmemiş olmaması veya kanuna aykırı olarak gıyabında hüküm verilmemiş olması ve (d) kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması aranır (MÖHUK, m. 54).

İçtihat Ayrılığı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, gerekçe içermeyen mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği yönündeki içtihadını[i] değiştirmiştir. 2006 tarihli kararında[ii], tenfizde, mahkeme kararının doğruluğu, uygulanmış hükümler ve maddi ve hukuki tespitlerin inceleme dışında tutulması gerektiğini, gerekçe bulunmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceğini belirtmiştir. Kararda kamu düzenine açıkça aykırılık hallerinin Anayasa ile düzenlenen temel hak ve hürriyetler, milletlerarası hukukta kabul edilen temel ilkeler, adil yargılanma ve savunma hakkı gibi hallerle sınırlı bulunduğuna vurgu yapılmıştır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ise kararlarında[iii], yabancı mahkeme kararlarının gerekçe içermemesinin Anayasa ve kamu düzenine aykırı olduğu tespitini yapar. Bu nedenle, yabancı mahkeme kararlarının gerekçesiz olmasının, bu kararların tanıma ve tenfizine engel olduğunu kabul eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, gerekçe içermeyen kararların tenfizine ilişkin bir kararı bulunmamaktadır.

Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat ayrılığı, yabancı mahkeme kararının gerekçe içermemesinin, tenfiz aşamasında kamu düzenine açıkça aykırı sayılıp sayılmayacağından doğar.

Gerekçe ve Kamu Düzeni

Yabancı mahkeme kararlarının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması, MÖHUK’ta tenfiz engeli olarak düzenlenir. Zira tenfiz ile devlet, kural olarak kendi mahkemelerinin görmeye yetkili olduğu uyuşmazlıkları çözme yetkisinden feragat ederek, yabancı bir mahkemenin kararını benimser. Devletin tasarruf yetkisi başka bir devlet yargı erkine kullandırılmaktadır. Dolayısıyla yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olmaması önemli bir tenfiz koşuludur.

Kamu düzeni kavramı, zamana ve yere göre değişen, içeriği ve sınırları kesin olarak çizilemeyen bir kavramdır. Yargıtay, İBK’nın gerekçesinde, mahkeme kararlarının gerekçe içermesinin kamu düzenine aykırı olup olmadığı hususunda, Türk hukukundaki ilgili düzenlemeleri ve tenfiz konusunda bu düzenlemelerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini inceler.

Türk Hukukunda Gerekçe

1982 Anayasası m. 141 tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağını düzenler. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 (ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 388), tarafların anlaştığı ve anlaşmadığı hususların, çekişmeli hususlardaki delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin karar metninde (gerekçesinde) belirtileceğini öngörür. Türk hukukunda mahkeme kararlarının gerekçe içermesi zorunludur.

Mahkeme kararlarının gerekçeleri kamu düzeni ile ilgilidir. Gerekçe hükmü temellendirir ve bağlayıcıdır. Zira gerekçede tarafların iddia ve savunmaları dikkate alınır. Türk hukukunda gerekçenin temel savunma hakkı ile bağlantılı olduğu aşikârdır.

Kamu Düzeni ve İçeriği Tetkik Yasağı

Tenfiz aşamasında, kamu düzeninin açıkça ihlal edilip edilmediği incelemesi, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilmesi neticesinde ortaya çıkacak hukuki sonuçların kamu düzenine aykırı olup olmadığına ilişkindir. Ancak kamu düzenine aykırılık şartı dikkate alınırken, yabancı mahkeme kararının içeriğini tetkik yasağı göz önünde bulundurulmalıdır. Tenfiz istemini inceleyen mahkeme, takdir hakkını kullanarak bu yasağı yok sayamaz. Zira tenfiz incelemesi, tenfiz şartlarının varlığına ilişkin bir incelemedir. Yabancı mahkeme kararının esasına uygulanan hukuk ile usul hükümlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenemez (MÖHUK m. 54).

Türk hukukunda gerekçenin şekli ve maddi içeriği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile düzenlenir. Gerekçe, usul hukuku kurumu olması sebebiyle, lex fori prensibine tabidir. Diğer devlet usul hukuk kurallarının gerekçeye ilişkin düzenlemeleri farklı olabilir. Dolayısıyla temel savunma hakkının ihlali ile kararın gerekçesiz oluşu birbirinden farklı hususlar olarak ele alınmalı ve yabancı mahkeme kararının gerekçesiz oluşu tek başına kamu düzenine aykırılık olarak değerlendirilmemelidir.

Yabancı bir devletin usul kurallarına göre “ilam” olarak kabul edilen bir mahkeme kararının, Türk hukukundaki ilama benzetilerek Türk hukuku kurallarına tabi tutulmaması gerekir. Yabancı mahkeme kararlarında gerekçenin bulunup bulunmamasına sonuç bağlanması, mahkeme ilamının Türk maddi veya usul hukukuna uygunluğunun incelenmesi olarak değerlendirilir. Bu husus da yabancı mahkeme kararının içeriğini tetkik yasağına aykırılık teşkil eder. Aksinin kabulü, Türk mahkemelerinin yeniden yargılama yapması anlamına gelecektir.

Tenfiz aşamasında ele alınması gereken kıstas, yabancı mahkeme kararının taşıdığı hükümlerin açıkça Türk kamu düzenini ihlal edip etmeyeceğidir. İçeriği tetkik yasağı da göz önünde bulundurulduğunda, uygulanan usulün tenfiz engeli yaratması için, adil yargılama ilkelerini ihlal etmesi, savunma imkânı vermemesi, bizatihi Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi gerekir.

İBK’nın gerekçesinde de özellikle, yabancı mahkeme kararının Türk hukukundan farklı olması veya emredici kurallara aykırı olması değil, Türk hukukunun temel değerlerine, genel ahlak anlayışına ve Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışı ile hukuk siyasetine, temel hak ve özgürlüklere, adalet anlayışına aykırı olup olmadığının dikkate alınması gerektiğine vurgu yapılmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, üçte ikiyi aşan oy çokluğu ile “yabancı mahkeme kararlarının salt gerekçesinin bulunmamasının kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tenfizine engel olmayacağına” karar vermiştir. İBK’da gerekçenin usul hukuku kurumu olduğu belirtilmiş ve gerekçe ihtiva etmeyen yabancı mahkeme ilamının kamu düzenine aykırı sayılması, içeriği tetkik yasağına aykırılık olarak değerlendirilmiştir. Kamu düzenine aykırılık incelemesinde, Türk hukukundaki herhangi bir emredici hükmün ihlali değil, temel değerlerinin, temel adalet anlayışının, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediği esas alınmalıdır.

Bununla beraber, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanı ve üyeleri, karara karşı oy vermiş ve İBK’ya itirazlarını belirtmiştir. Karşı oy yazısında tenfizi istenen kararın kamu düzenine aykırı olup olmadığının ancak gerekçe ile saptanabileceği tespiti yapılır. Karşı oy kullanan üyeler tenfizi istenen kararın hüküm kısmının yalnızca talep hakkında sonucu içerdiğini ve kararın kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmeyeceğinin hüküm fıkrası ile gerekçenin birlikte değerlendirilmesi ile saptanacağını savunur.

Sonuç

Yargıtay Hukuk Daireleri arasında, yabancı mahkeme ilamının gerekçe içermemesinin kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediği hususunda içtihat ayrılığı vardı. Bu sebeple, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10 Şubat 2012 tarihinde aldığı İBK ile bu sorunu çözüme kavuşturdu.

Gerekçe usul hukuku kurumu olarak değerlendirilir. Her ne kadar Türk hukukunda gerekçenin bulunması kamu düzeni ile bağlantılı olsa da yabancı devlet usul hukuku farklı kurallar ihtiva edebilir. Yabancı devlet mahkemelerinin kararları kendi usul hukuklarına tabidir. Yabancı mahkeme kararlarını yalnızca gerekçe içermediği için Türk kamu düzenine açıkça aykırı kabul etmek MÖHUK’ta düzenlenen yabancı mahkeme kararının içeriğini tetkik yasağına aykırılık teşkil eder. Tenfiz aşamasında kamu düzenine ilişkin incelemede yabancı mahkeme kararının taşıdığı hükümlerin açıkça Türk kamu düzenini ihlal edip etmeyeceği ele alınmalıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bu nedenlerle oy çokluğu ile gerekçe ihtiva etmeyen yabancı mahkeme kararlarının yalnızca bu sebepten ötürü Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağına ve bu durumun başlı başına tenfiz engeli yaratmadığına karar vermiştir.


[i] 30.06.1999 tarihli E: 1999/5858, K: 1999/7609 sayılı karar.
[ii] 08.06.2006 tarihli E: 2006/2612, K: 2006/9147 sayılı karar.
[iii] 05.12.2001 tarihli E: 2001/9007, K: 2001/11406 sayılı ve 02.10.2003 tarihli E: 2003/6226, K: 2001/11095 sayılı kararlar.