Ercüment Erdem Av. Ecem Süsoy

Hâkimiyet Sözleşmeleri

Ocak 2014

Giriş

Şirketler topluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) ilk kez düzenlenir. TTK’da şirketler topluluğunun tanımı yapılmasa da, şirketler topluluğunun türleri ve esaslarına ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Şirketler topluluğu, bir ticaret şirketine veya bir teşebbüse doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan ticaret şirketleri sayısının ikiyi aştığı durumlarda meydana gelir. Böylece ana şirket hâkim şirket olarak nitelendirilirken, yavru şirketler ise bağlı şirket konumunda olur.

Hâkimiyet kavramı, şirketler topluluğu gibi TTK’da ilk kez düzenlenmiştir. Hâkimiyet, paysahipliği yoluyla, sözleşme yoluyla ve diğer yollarla tesis edilebilir. Bu ayki hukuk postasında, sözleşme yoluyla tesis edilen hâkimiyete, yani hâkimiyet sözleşmelerine değinilecektir.

Hâkimiyet Sözleşmesinin Tanımı

Hâkimiyet sözleşmesi, 27.01.2013 tarihli ve 28541 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin (“Yönetmelik”) 106. maddesinde tanımlanmıştır. Böylece, aralarında doğrudan veya dolaylı iştirak ilişkisi bulunmayan, bulunsa bile bu ilişkiden bağımsız ve soyutlanmış bir şekilde taraflardan birinin, sermaye şirketi olan diğerinin yönetim organına hiçbir şarta bağlı olmadan talimat verme yetkisini içeren sözleşmeler hâkimiyet sözleşmesi olarak tanımlanır.

Hâkimiyet ilişkisinde talimat veren şirket hâkim şirket, talimat alan şirket ise bağlı şirket olarak nitelendirilir. Bağlı şirket ile arasında oluşan hâkimiyet ilişkisi sonucunda hâkim şirket, bağlı şirketin yönetim organına talimatlar vererek onu sevk ve idare eder.

Hâkim şirket ile bağlı şirketler arasındaki hâkimiyet ilişkisi ile topluluk şirketleri açısından yeknesak bir yönetim şekli sağlanmaktadır. Böylece, hâkimiyet sözleşmesi neticesinde doğan yeknesak yönetim şekli, şirketler topluluğunun menfaatine yönelik bir amacı gerçekleştirir[1].

Hâkim şirket, bağlı şirkete; hedeflerin tespiti, işletmenin faaliyetlerinin koordine edilmesi ile üst düzey yönetiminin belirlenmesi gibi şirketin idaresine ilişkin temel konularda talimat verir, bağlı şirketin günlük faaliyetlerine ve işleyişine müdahale etmez[2].

Hâkimiyet ilişkisinin kurulması için, bağlı şirketin yönetiminin tüm yetkilerinin hâkim şirketin kontrolüne geçmesine gerek bulunmaz. Hâkim şirketin, bağlı şirket yönetiminin bir veya birkaç alandaki faaliyetine ilişkin olarak sevk ve idare yetkisini kullanması halinde de hâkimiyet ilişkisinden bahsetmek mümkündür.

Hâkimiyet Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Hâkim şirket ile bağlı şirket arasında borçlar hukuku bağlamında bir hâkimiyet sözleşmesi kurulur. Hâkimiyet sözleşmeleri ile sözleşmesel haklar ve borçlar doğar. Sözleşmesel şirketler topluluğunun temelinde ise hâkimiyet sözleşmeleri yatar.

Sözleşmesel şirketler topluluğunda hâkimiyetin dayanağı ne sermaye ne de yönetim organlarında üye çoğunluğudur; aksine sadece, iki veya daha fazla şirket arasında, hâkim şirketin sevk ve yönetimi altında bulunmaya olanak sağlayan borçlar hukuku anlamında bir hâkimiyet sözleşmesinin varlığıdır[3].

Hâkimiyet Sözleşmelerinde Genel Kurulun Onayı

Hâkimiyet sözleşmeleri bağlı şirketin genel kurulunun onayına tabidir. Hâkimiyet sözleşmesinin yapılmasıyla, bağlı şirketin yönetimi değişir ve bağlı şirket, şirketler topluluğunun menfaatine göre hareket etmeye başlar.

Hâkimiyet sözleşmesi yoluyla bağımsız olan bir şirketin bağımlı hale gelmesi, yani bağlı şirketin kendi organları vasıtasıyla oluşan iradesi doğrultusunda yönetilme olanağını yitirmesi ve böylece başka bir şirketin kontrolüne girmesinin olağan dışı bir hadise olarak değerlendirilmesi nedeniyle bunun genel kurulun onayına sunulması gerektiği savunulur[4].

Ancak uygulamada sıkça rastlanıldığı üzere, hâkim şirket aynı zamanda bağlı şirketin hissedarı olarak da rol alabilir. Böylece, hissedar olan hâkim şirketin, bağlı şirketin genel kurulunda oy kullanması gerekliliği doğar. Ancak TTK md. 436 uyarınca, hissedar, kendisinin hâkimiyeti altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe ve işleme ilişkin müzakerelerde oy kullanamaz. Böylece, bağlı şirket hissedarının, hâkim şirketin ancak özel menfaat sağlamak amacı taşımayan bir iş ve işleme ilişkin müzakerelerde oy kullanması mümkündür.

Hâkimiyet Sözleşmelerinin Tescili

Yönetmelik’in 106/2. maddesi uyarınca, hâkimiyet sözleşmesinin geçerlilik kazanması için bağlı şirketin genel kurulu tarafından onaylanmasının ardından ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi gerekir. Hâkimiyet sözleşmesinin tescil ve ilan edilmesi üçüncü kişilerin akdedilen söz konusu hakimiyet sözleşmesinden haberdar olmalarını sağlar.

Hâkimiyet sözleşmesi ticaret siciline tescil ve ilan edilmezse geçersiz olur; ancak TTK 198/3 uyarınca, hâkimiyet sözleşmesinin geçersizliği TTK ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel olmaz. Bir başka deyişle, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmeyen hâkimiyet sözleşmesinin geçersiz hale gelmesi, hâkim şirketin ve hâkim şirketin yönetim organının yükümlülüklerine ve sorumluluklarına gidilmesine engel olmaz.

Hâkimiyet Sözleşmesinden Doğan Sorumluluk

Hâkim Şirket Açısından Sorumluluk

Hâkim şirket, hâkimiyet sözleşmesi ile gücünü hukuka aykırı olarak bağlı şirkete karşı kullanamaz. Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması sebebiyle hâkim şirketin doğan sorumluluğu TTK md. 202’de belirtilen yeni düzenlemeler ile önlenmeye çalışılmıştır.

Hâkim şirketin bağlı şirketi kayba uğratması halinde bağlı şirketin uğradığı kaybın denkleştirilmesini talep etmesi mümkündür. Denkleştirmenin hâkim şirket tarafından yerine getirilmemesi halinde ise, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun kayba neden olan yönetim kurulu üyelerinden şirketin zararının tazmin edilmesini isteyebilir. Denkleştirmenin yapılmaması halinde ise bağlı şirket pay sahiplerine ve alacaklılarına dava hakkı tanınmıştır.

Buradaki hukuka aykırılık, hâkim şirketin bağlı şirketi yönlendirdiği işlemin, bağlı şirketin kaybına sebep olmasından ve bağlı şirkete, paysahiplerine ve şirket alacaklılarına zarar vermesinden ve bağlı şirket yönünden haklı bir sebebin bulunmamasından kaynaklanmaktadır.

Bağlı şirket yönetim kurulu üyeleri kendilerinin sorumluluğunu gerektirebileceklerini düşündükleri için yapmaktan kaçınacakları bazı tasarrufları hâkim şirketten gelen talimatlar nedeniyle yapmak zorunda kalırlar. Böylece bağlı şirket yönetim kurulu üyeleri, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının hâkim şirket tarafından üstlenmesi için hâkim şirketle sözleşme yapabilir.

Bağlı Şirket Açısından Sorumluluk

Hâkimiyet sözleşmesi doğrultusunda bağlı şirket yönetim kurulu, kendi iradesi ile karar almak yerine hâkim şirketin talimatlarına uyma yükümlülüğü altına girer, uymadıkları takdirde sorumlulukları doğar. Ancak, hâkim şirketin bağlı şirkete hukuka aykırı talimatlar vermesi halinde, bağlı şirketin yönetim organı verilen talimatı yerine getirmekle yükümlü değildir.

Bununla birlikte, hâkim şirketin bağlı şirket üzerindeki tam hâkimiyet kurması halinde bağlı şirketin doğacak sorumluluğuna değinmekte fayda vardır. TTK md. 203 uyarınca, hâkim şirketin bağlı şirket üzerinde tam hâkimiyet kurması halinde, yani hâkim şirketin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahip olması halinde, hâkim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olmak şartıyla, kaybına sebep olabilecek nitelik taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirmesine ve yönetimine ilişkin talimatlar verebilir ve bağlı şirketin organları talimatlara uymak zorundadır. Bu talimatlara uyulması halinde bağlı şirketin yöneticileri, pay sahipleri veya bağlı şirkete karşı sorumlu tutulamazlar.

Sonuç

Hâkimiyetin şirketler arasında bir sözleşme ile tesis edilmesi halinde, sözleşmesel şirketler topluluğun varlığından söz edilebilir. Hâkim şirket ile bağlı şirket arasında kurulan hâkimiyet sözleşmesi sonucunda şirketler arasında yeknesak bir yönetim şekli oluşturularak, şirketler topluluğunun menfaatine yönelik bir amaca ulaşılır.

[1] YANLI, Veliye, “Hâkimiyet Sözleşmeleri”, Regesta Cilt: 3, Sayı: 1, Yıl: 2013, s. 6.

[2] YANLI, Veliye, “Hâkimiyet Sözleşmeleri”, Regesta Cilt: 3, Sayı: 1, Yıl: 2013, s. 6-7.

[3] PULAŞLI, Hasan, Yeni Şirketler Hukuk Genel Esaslar, Ankara 2012, s. 226.

[4] PULAŞLI, Hasan, Yeni Şirketler Hukuk Genel Esaslar, Ankara 2012, s. 225.