Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Uyarınca Senetle İspat Ve İstisnaları

Eylül 2013

Giriş

1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (“HUMK”) yer alan ve hukukumuzun temel ilkelerinden biri olan “senetle ispat ilkesi” ve bu ilkeyle ilgili olan, senetle ispat zorunluluğu ve senede karşı tanıkla ispat yasağı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (“HMK”) da yer almaktadır. Ancak yeni Kanunla birlikte bu kuralların istisnalarında bazı önemli değişiklikler yapılmıştır.

En temel değişiklik, eski kanunda “yazılı delil başlangıcı” olarak düzenlenmiş olan kurumun, yeni kanunda “delil başlangıcı” olarak düzenlenmesi ve bununla bağlantılı olarak belge kavramının kanunda tanımlanmış olmasıdır. Artık bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için yazılı olması şartı bulunmamaktadır. Kanunda belge tanımına giren ispata elverişli her türlü araç, diğer iki şartı taşıması halinde delil başlangıcı olabilecektir. Bu çerçevede elektronik belgeler de delil başlangıcı olabilirler. HMK uyarınca, karşı tarafın delil gösterme hakkını ortadan kaldıran veya aşırı derecede kısıtlayan delil sözleşmeleri geçersiz olacaktır.

Belge Nedir?

Bu aşamada öncelikle Belge’nin ne olduğuna bakmamız gerekir. HMK’da “Belge” şu şekilde tanımlanmıştır: “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.”

Karşılaştırmalı Olarak Eski ve Yeni Kanundaki Senetle İspat Zorunluluğu Kuralı ve İstisnaları

Senetle ispat kuralı uyarınca hem doktrinde, hem de uygulamada senet; hukuki işlemlerin ispatında en değerli delil olarak görülmüştür. Senet, hukukumuzda temel delil olarak değerlendirilmektedir. Zira tanığın bilinçli veya bilinçsiz olarak gerçeğe aykırı bir delil ortaya koyabileceği düşünülmüştür. Bu ilkeler HMK’da da aynen yer almaktadır. HUMK’nın 240. Maddesinde yer alan, “Bu Kanunun tayin ettiği haller müstesna olmak üzere hâkim ikame olunan delilleri serbestçe takdir eder” şeklindeki hâkimin delilleri serbestçe değerlendirmesi ilkesine HMK’da da yer verilmiştir. HMK’nın 198. Maddesine göre, “Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir”. HMK’daki düzenleme ufak bir fark içermektedir. Buna göre HMK dışındaki kanunlarla da delillere kısıtlamalar getirilmesi imkânı doğmuştur.

HMK’nın “Senetle İspat Zorunluluğu”nu düzenleyen 200. Maddesi şöyledir:

“(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.

(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.”

Eski Kanunda yer alan “senetsiz ispat olunamaz” ifadesi, yeni Kanunda da bulunmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında, eski Kanunda 289. maddede düzenlenen, karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenmesine ilişkin istisna düzenlenmiştir. Buna göre, senetle ispatı gereken hususlarda ilgili hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.

Doktrinde ve uygulamada senede karşı senetle ispat mecburiyeti olarak da adlandırılan senede karşı tanıkla ispat yasağı, HMK’nun 201. Maddesinde düzenlenmiştir:

“Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”

Eski Kanunun 290. Maddesinde yer alan bu düzenlemeden farklı olarak, eski Kanundaki “defi olarak ileri sürülen” ifadesi yerine yeni Kanunda “ileri sürülen” ifadesine yer verilmiştir. Senetle ispat zorunluluğu ile senede karşı tanıkla ispat yasağı düzenlemeleri arasındaki en temel fark, ilk kuralda senetle ispatın zorunlu olması, ikinci kuralda ise tanıkla ispatın yasak olmasıdır.

HMK’nın ispat kurallarına getirilmiş olan istisnalara ilişkin hükümleri, eski Kanuna benzer şekilde düzenlenmiştir. Kanunun 202. maddesinde “Delil Başlangıcı” düzenlenmiş, 203. maddede ise istisnalara sıralı şekilde yer verilmiştir. Senetle ispat kurallarını aşabilmenin bir diğer şekli olan Delil Sözleşmeleri’ne de daha ayrıntılı bir şekilde, 193. Maddede, yani senetle ispat kurallarından önce yer verilmiştir.

“Delil Başlangıcı” kurumunu düzenleyen 202. Madde şöyledir:

“(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.

(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.”

Kanunun, tanık dinlenebilecek halleri düzenleyen 203. Maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:

a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.

b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.

c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler.

ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları.

d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.

) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.”

HUMK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca, kanundaki istisnalara bazı içtihatlar ile ek istisnalar getirilmeye çalışılmış ve bazı durumların varlığı halinde senede karşı tanıkla ispat yasağının önüne geçilmeye çalışılmıştır. İş ve hizmet sözleşmeleri, senedin sözleşmeye aykırı doldurulması, kumar borçları gibi durumlarda Yargıtay’ın senetle ispat kurallarına istisna getiren kararları bulunmaktadır. Örneğin senedin ahlaka aykırılık sebebiyle batıl olduğu yönündeki iddialarda ve hayatın olağan akışına aykırı bir durumun varlığında hâkimin tanık dinletilmesine izin vermesi gerektiği yönünde önemli bir içtihat bulunmaktadır.

Sonuç ve Özet

Görüldüğü üzere “Senetle İspat Kuralı”nın istisnaları delil başlangıcı, delil sözleşmesi, tanık dinletilmesine muvafakat ve Kanunun 203. Maddesinde altı bent olarak düzenlenmiş olan tanık dinlenebilecek hallerden oluşmaktadır. Eski Kanundaki haksız fiillere ilişkin düzenlemeye yeni Kanunda yer verilmemiş, lakin hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları düzenlenmiştir. Delil Sözleşmeleri, eski Kanuna göre daha ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve hukuki dinlenilme hakkı uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsızlaştıran veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olacağı açık bir şekilde kanunda yer bulmuştur.

Senetle ispat kurallarının istisnaları ile ilgili olarak en önemli değişiklik, HUMK’da bulunan “yazılı delil başlangıcı” kurumunun yerine “delil başlangıcı” kurumunun getirilmiş olmasıdır. Delil başlangıcı için yazılılık şartı kalkmış ve her türlü belgenin, diğer iki şartı taşıması halinde delil başlangıcı olabileceği düzenlenmiştir. Diğer iki şart da nispeten genişletilmiş, karşı tarafın veya temsilcisinin verdiği ya da gönderdiği belgelerin kabul edileceği düzenlenmiş ayrıca ispat şartı da “vukuuna delalet etmek” yerine “işlemi muhtemel göstermek” şeklinde daha geniş anlam ifade edebilecek bir ibare ile değiştirilmiştir.