Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

İcra ve İflas Hukuku, Konkordato ve Zorunlu Arabuluculuk ile İlgili Önemli Değişiklikler

Aralık 2018

Giriş

19.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı, “Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” (“Kanun”) ile icra ve iflas hukuku, konkordato ve zorunlu arabuluculuk çerçevesinde önemli düzenlemeler gerçekleşti.

Kanun esasen, icra müdürlüklerinde çok büyük iş yükü oluşturan, “abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan” para alacaklarına ilişkin takipler için özel bir takip yöntemi öngörmektedir. Yine aynı kanun ile 2018 yılında yürürlüğe giren konkordato hükümleriyle ilgili hükümlerde, yaklaşık 8 aylık uygulamanın sonunda ortaya çıkan bazı sorunlarla ilgili olarak bazı değişiklikler yapılmıştır. Kanun’un getirdiği bir başka düzenleme ise, ticari davalarda, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğu olmuştur.

Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takiplerde Yeni Sistem

7155 sayılı Kanun’un amacı, abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan para alacaklarına ilişkin haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinin, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) bünyesinde oluşturulan Merkezî Takip Sistemi üzerinden başlatılmasına ve haciz aşamasına kadar yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bilindiği üzere, abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklara ilişkin icra takipleri, icra müdürlükleri nezdinde ciddi bir yoğunluk oluşturmaktadır. Kanun ile öngörülen yeni sistem ile birlikte, icra müdürlüklerindeki fiziki yoğunluğun azaltılması amaçlanmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, takip konusu alacağın Kanun’da tanımlanan para alacaklarından olması ve bu alacağın bir avukat marifetiyle takip edilmesi gerekmektedir. Kanun’da belirtilen takip işlemlerinin elektronik ortamda yapılmasını sağlamak amacıyla UYAP bünyesinde Merkezî Takip Sistemi oluşturulacaktır. Alacaklı avukatı, icra takibini başlatmak için Merkezî Takip Sisteminde yer alan takip talebini doldurur. Bu Kanun kapsamındaki takiplerde Merkezî Takip Sistemi harcı alınır; ayrıca icraya başvurma harcı ile tahsil harcı alınmaz. Takip talebinin sisteme kaydedilmesinden sonra sistem tarafından ödeme emri düzenlenir. Ödeme emrini sistem üzerinden alan PTT birimi, ödeme emrini Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca borçluya tebliğ eder. Pek tabii Borçlu, tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olan kişilerden ise, zorunlu elektronik tebligata ilişkin hükümler uygulanır. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, herhangi bir icra dairesine başvurarak ödeme emrine itiraz edebilir. İcra dairesi, itiraza ilişkin evrakı, en geç iki iş günü içinde sisteme yükler, aslını alacaklının takip talebinde bildirdiği icra dairesine gönderir. Merkezî Takip Sistemi üzerinden güvenli elektronik imza kullanılarak da itiraz edilebilir. İtiraz, itirazın sisteme yüklendiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda alacaklı avukatına tebliğ edilmiş sayılır. Dolayısıyla bu noktada dosyaların alacaklı avukatı tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekir. Ödeme emrine itiraz edilmez veya itirazın hükümden düşürülmesine rağmen süresi içinde ödeme yapılmaz ise, alacaklının yetkili icra dairesi nezdinde yapacağı talep üzerine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) ilgili hükümleri uyarınca cebrî icraya devam edilir.

İcra müdürü, cebrî icraya devam edilmesi talep edildiğinde; alacağın bu Kanun kapsamında bulunduğunu, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmediğini veya itirazın hükümden düşürüldüğünü tespit ederse cebrî icra işlemlerine devam eder. Aksi hâlde gerekçesini belirterek talebi reddeder. Verilen kararlara karşı alacaklı veya borçlu şikâyet yoluna başvurabilir.

Ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren iki yıl içinde haciz talep edilmezse takip düşer. İtirazın hükümden düşürülmesine ilişkin dava açılması hâlinde davanın açıldığı tarihten hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre hesaba katılmaz. Bu düzenleme ile daha önce bir yıl olarak uygulanan süre, bu Kanun kapsamındaki takipler için iki yıla yükselmiştir.

Kanunun, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarının takibine ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan takipler hakkında uygulanmaz; bu takipler, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan hükümler uyarınca yürütülür.

Bilindiği gibi, bu zamana kadar ilamsız icra takiplerinde, takip konusu alacak üzerinden Binde 5 oranında peşin harç alınmakta idi. 7155 sayılı Kanun ile Harçlar Kanunu’na eklenen madde uyarınca, 7155 sayılı Kanun kapsamındaki icra takiplerinde, takibe konu alacak tutarı üzerinden Yüzde 2 oranında harç alınması öngörülmüştür.

Kanunun bu takip yolunu düzenleyen hükümleri, 1 Haziran 2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Konkordato ile İlgili Değişiklikler

Bilindiği üzere hukukumuza 8 ay önce son derece hızlı bir şekilde giriş yapan konkordato müessesesi, geniş bir uygulama alanı buldu. Geçen süre içerisinde, uygulamaya dair sorunların ortaya çıkmış olduğu şüphesizdir. Bununla ilgili olarak, 7155 sayılı Kanun ile konkordato hükümlerinde de bazı değişiklikler yapılmıştır.

Buna göre, konkordato başvurusunda ibraz edilmesi gereken, bağımsız denetim kuruluşlarınca hazırlanacak olan rapora ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir. Raporu verecek denetim kuruluşları daraltılmış, “kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen” bağımsız denetim kuruluşlarının rapor hazırlaması öngörülmüştür. Ayrıca, raporun niteliği değiştirilmiş ve “finansal analiz raporu” yerine, konkordato ön projesinde yer alan teklifin makul güvence veren denetim raporu sunulması emredilmiştir. Ayrıca denetimin standardı değişmiş ve Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanması belirtilmiştir. Bu düzenleme ile borçlu ve alacak menfaati dengesinin korunmasının amaçlandığı ifade edilmiştir.

  1. maddenin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve maddeye eklemeler yapılmıştır. Yapılan ekleme ile denetim kuruluşlarının hak ve yükümlülükleri, raporların inceleme ve denetimleri, bu raporlar sebebiyle doğacak idari ve hukuki sorumluluk ile diğer hususlar hakkında 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanacağı ifade edilmiştir.

Bilindiği üzere İcra ve İflas Kanunu’nun 287. Maddesi ile konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığını seçilen komiserler denetlemektedir. Maddede yapılan değişiklik ile üç komiser görevlendirilmesi durumunda, komiserlerden birinin, mahkemenin bulunduğu ilde faaliyet gösteren, “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçiler” arasından seçileceği öngörülmüştür.

Konkordato komiseri niteliklerini belirleyen 290. Maddede yapılan değişiklik ile komiser olarak görevlendirilmek için eğitim alınması ve bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan komiser listesine kayıt olunması zorunlu hale getirilmiştir.

Konkordato talebinin reddi ve iflasın açılmasını düzenleyen 292. Maddede yapılan değişiklikle, “Borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin anlaşılması” hali de konkordato talebinin reddi ve iflasın açılması sebebi olarak düzenlenmiştir.

Bu hükümler, Kanun’un yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk

2018 yılı başlangıcından itibaren iş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda zorunlu olarak uygulanmakta olan arabuluculuğun kapsamının muhtelif uyuşmazlıkları kapsayacak şekilde genişleyeceği tahmin edilmekteydi. 1 Ocak 2019’dan itibaren yürürlüğe girmek kaydıyla, Türk Ticaret Kanunu’na (“TTK”) eklenen 5/A maddesiyle, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir.

Yapılan düzenleme ile birlikte, arabulucunun; yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağı ve zorunlu hâllerde bu sürenin arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabileceği emredilmiştir. Böylelikle iş hukukundaki zorunlu arabuluculuk sürecinden daha uzun bir süre verilmiştir.

Dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmayacağı belirtilmiştir.

Sonuç

7155 sayılı “Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve ciddi anlamda iş yükü oluşturan alacak takipleriyle ilgili yeni bir takip sistemi getirmekle kalmamış, konkordato uygulamasında önemli yer tutan finansal analiz raporu yerine, sınırlı kuruluşlar tarafından hazırlanan denetim raporu sunulması zorunluluğu getirmiş, ayrıca ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu hale getirerek dava şartı olarak düzenlemiştir.