Ercüment Erdem Av. Yeşim Tokgöz

İşverenlerin Fikri Mülkiyet Hakları

Nisan 2017

Teknoloji, korkutucu denilebilecek bir hızla gelişmektedir. Bu gelişim ile paralel olarak, işgücünden çok, beyin gücüne ihtiyaç duyulmaya başlanacaktır. Günümüzde her şey daha dijital, daha görsel, daha mekanik bir boyut kazanmıştır. Bu değişimi yaratan, yöneten ve fark eden ülkeler çocuklarını yazılım, tasarım gibi alanlarda eğitmeye yönelmiştir. Bu durumun iş hayatındaki yansımaları, çalışma koşulları ve görev tanımlarında yaşanan değişimlerle olmuştur. İşverenler, çalışanlarının yaratıcılığını arttıracak ortam hazırlayarak ve onları teşvik ederek bu gücün bir parçası olmayı hedeflemektedir. Peki yaratılan ürünlerin mülkiyeti kimin olacaktır? Uygun ortamı, malzemeyi sağlayan işverenin mi? Aklını, eğitimini, yaratıcılığı kullanan çalışanın mı? Bu ayki makalemizde meydana getirilen bu eserlerin, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) ve Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) uyarınca hak sahipliğine dair bilgi paylaşılacak olup kısaca Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) uyarınca eser sözleşmelerindeki hak sahipliğine değinilecektir.

Çalışan ve İşveren İlişkisi

Çalışan, SMK m. 2.d uyarınca özel hukuk sözleşmesi veya benzeri bir hukuki ilişki gereğince, başkasının hizmetinde olan ve bu hizmet ilişkisini işverenin gösterdiği belli bir işle ilgili olarak kişisel bir bağımlılık içinde ona karşı yerine getirmekle yükümlü olan kişiler ile kamu görevlilerini ifade etmektedir. Makalemizin ilk bölümü, İş Kanunu çerçevesinde kurulmuş olan iş akitlerinin, TBK m. 393 vd hükümleri çerçevesinde kurulmuş hizmet sözleşmelerinin aktörleri için uygulama alanı bulmaktadır. Atölyede çalışan tasarımcı, reklam ajansında çalışan senarist, yazılım firmasında çalışan mühendis, laboratuarda çalışan kimyager bu bölümün sujeleridir.

İşveren, sermayesini kullanarak, bu sujelere üretim yapmaları, yaratmaları için uygun ortam sağlayan, çoğu zaman müşteriyi getiren kişilerdir.

İşverenin işyerinde, işverenin bilgisayarı ile, işverenin bulduğu müşteri için; aklını, yaratıcılığını, eğitimini, deneyimlerini harcayan tasarımcının, tasarımı üzerinde kimin hak sahibi olacağı sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Taraflar, aralarında yaptıkları sözleşme ile bu konuyu netleştirmiş ise, uyuşmazlık sözleşme hükümleri çerçevesinde çözülecektir. Fakat herhangi bir karar alınmamış ise kanun hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

Mevzuatımız hak sahipliği konusunda bazı karineler düzenlemiştir. Bu kapsamda yaratılan ürünün mahiyetine göre, edebiyat, musiki, güzel sanat, sinema, ilim (örneğin bilgisayar programları) eserleri (“Eser”) söz konusu ise FSEK’e, iki boyutlu ya da üç boyutlu tasarımlar söz konusu ise SMK’nın 3. Kitabında yer alan Tasarımlar hükümleri; buluşlar söz konusu ise SMK’nın 4. Kitabında yer alan Patent hükümlerine başvurulacaktır. Nitekim, TBK’nın hizmet sözleşmelerine ilişkin bölümünde yer alan m. 427’de bu doğrultuda, işverenin hak sahipliği konusunda, ürünün niteliğine göre FSEK veya SMK hükümlerine başvurulması gerektiğini belirtmektedir.

FSEK Kapsamında İşverenin Hak Sahipliği

Eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir. İşveren-çalışan ilişkisinde eserin sahibi, eseri meydana getiren çalışandır fakat iş ilişkisi gereği meydana getirilen eser üzerindeki haklarda tasarruf yetkisinin işverene ait olduğu düzenlenmiştir. FSEK m. 18.2 uyarınca “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.” Bu doğrultuda örneğin, reklam ajansında çalışan bir senaristin senaryosu üzerindeki hak sahibi, işverenidir. İşveren çalışanının onayını almadan senaryoyu satabilir, çoğaltabilir, işleyebilir[1].

Fakat belirtmek gerekir ki, FSEK Eser üzerindeki hakları mali ve manevi olarak ikiye ayırmaktadır[2] ve işverenin hak sahipliğini mali haklar ile sınırlandırmaktadır. Bu husus m. 18.2’de açıkça belirtilmemiş olsa da yerleşik Yargıtay kararları[3] ve doktrin, manevi hakların kişiye sıkı sıkıya bağlı ve devredilemez olması nedeniyle sadece mali hakların devrinin mümkün olabildiği sonucuna ulaşmaktadır. Bu nedenle umuma arz, ismin belirlenmesi, Eserde değişiklik yapılmasını önleme gibi manevi hakların çalışanın tasarrufunda kalacaktır.

Manevi haklara ilişkin olarak İşveren ancak çalışanından manevi hakların kullanma yetkisinin kendisine verilmesini isteyebilir. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, bir yazılım şirketi adına çalışan yazılımcı, programı üzerinde üçüncü bir kişi tarafından bir değişiklik yapılması halinde, değişikliği engelleme, eski haline getirtme veya tazminat talep etme hakkını kendisi adına kullanması için yazılım şirketini yetkilendirebilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, çalışan ancak, şeref ve itibarını zedeleyecek bir kullanım söz konusu olması halinde, işverenini bu hakları kullanmaktan menedebilecektir. Ancak bu hakkın, iyi niyet kuralları çerçevesinde ve işvereni zor durumda bırakmayacak şekilde kullanılması gereklidir.

Tasarım Hükümleri Kapsamında İşverenin Hak sahipliği

10 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan SMK uyarınca aksi sözleşme ile kararlaştırılmadığı takdirde, çalışanların bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı tasarımların hak sahibi, işverenleridir. Çalışanın görevi gereği olmasa da, işyerindeki genel faaliyet konusu bilgi ve araçlardan faydalanmak suretiyle yaptığı tasarımların da sahibi, talep etmesi halinde işveren olmaktadır. FSEK düzenlemesinden farklı olarak, çalışanın, her iki halde de, tasarımın önemi dikkate alınarak tespit edilecek bir bedel isteme hakkı bulunmaktadır. M. 74.1, tarafların bedel konusunda anlaşamamaları halinde, bedelin mahkeme aracılığı ile tespit edilebileceğini belirtmektedir. Bu tespit ile görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri olacaktır.

Patent Hükümleri Kapsamında İşverenin Hak sahipliği

Çalışanın, bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak, iş ilişkisi sırasında yaptığı buluş, hizmet buluşu, yaptığı diğer buluşlar serbest buluştur. Çalışanın bir herhangi bir buluş yapması halinde işverenine yazılı bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunmaktadır. Eser ve Tasarımlardan farklı olarak Patente konu olabilecek buluşlar hakkında işverene seçimlik haklar sunulmuştur. Hizmet buluşu söz konusu olduğunda işverenin üç seçeneği vardır; 1) Türk Patent Enstitüsüne (“TPE”) başvurarak buluşu tüm hakları kendine olacak şekilde tescil ettirebilir, 2)TPE’ye başvurarak kısmi hak talebinde bulunabilir ya da 3) yazılı bildirimin kendisine tebliğini müteakip dört ay hareketsiz kalarak buluşun serbest buluş özelliği kazanmasına neden olabilir. Serbest buluş işletmenin faaliyet alanına girmekteyse çalışan öncelikle işverenine buluştan yararlanma hakkı vermek zorundadır. İşveren çalışanının teklifine üç ay içinde cevap vermez ise, yararlanma hakkını kaybedecektir.

Tasarımlarda olduğu gibi çalışan işvereni hizmet buluşu üzerinde tam hak talep etmesi halinde, makul bir bedelin kendisine ödenmesini işverenden isteyebilir. Buluş bedeli ve ödeme şeklî, işveren ile çalışan arasında imzalanan sözleşme ile belirlenecektir. SMK, bedel hakkında doğabilecek olası uyuşmazlıklara ilişkin bir tahkim usulü öngörmüştür ancak henüz bu hususu düzenleyen bir yönetmelik yayınlanmamıştır.

Eser Sözleşmeleri Kapsamında Hak Sahipliği

Eser Sözleşmelerinde bağımlılık koşulu bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışan yerine yüklenici ifadesinin kullanılmasında fayda vardır. Bu kapsamda bağımsız çalışmakta olan yüklenici eseri meydana getiren kişi olarak eser sahibidir ve eser üzerindeki mali ve manevi haklar başından itibaren kendisine aittir. İşi ısmarlayan taraf ile imzaladıkları sözleşmeden dolayı mali hakları ona devretmek zorundadır. Şayet yüklenici sözleşmeye aykırı davranarak yazılım üzerindeki hakları işi ısmarlayana devretmezse, yüklenici devire zorlanamayacak olup, işi ısmarlayan ancak zararlarını TBK çerçevesinde talep edebilecektir.

Sonuç

Teknoloji tüm hızıyla gelişmekte ve hayatlarımızı değiştirmektedir. Bu mekanizmaya uyum sağlamamız ve bu döngünün bir parçası olmaya çalışmamız büyük önem teşkil etmektedir. Bu doğrultuda yazılım, tasarım, buluş üretmek hedefimiz olmalı, bu ürünler, hak sahiplerinin kim olduğu konusunda zaman kaybetmeden hukuk tarafından koruma altına alınmalıdır. Bu kapsamda, işverenler çalışanlarını güvenle yenilik yapmaları konusunda teşvik etmelidir. Tüm bunların yanı sıra hukukumuz bu yenilikleri kapsama alanına alma konusunda atak davranmalıdır.

[1]           Örnek olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.2011 tarihli, 2011/11-401 E., 2011/441 K. sayılı ilamları verilebilir.

[2]              Ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.erdem-erdem.av.tr/yayinlar/hukuk-postasi/fikir-ve-sanat-eserleri-sahiplerinin-haklari/ (Erişim tarihi 31.04.2017)

[3]              Örnek olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2006 tarih, 2006/3490 E., 2006/6930 K. sayılı ilamı verilebilir.