Ercüment Erdem Av. Tuna Çolgar

Joint Venture Sözleşmesinin Özellikleri

Ekim 2017

Giriş

Gerçekleştirilmesi planlanan ticari faaliyetin hacminin büyüklüğü veya teknik özellikleri nedeniyle tek bir kişi veya kuruluşun imkânlarını aşan durumlarda, ticari faaliyetin gerçekleştirilebilmesi için bir işbirliği gerekliliği doğar. Bu noktada özellikle altyapı projeleri, ulaşım, enerji ve inşaat sektöründe Joint Venture tipi ortaklıklara sıklıkla rastlanmaktadır. Özellikle şirketler, bir Joint Venture yapısı altında güçlerini birleştirerek geniş çaplı yatırımlara iştirak etmek ve gerek uzmanlıklarını, gerekse finansman imkânlarını birlikte kullanarak daha güçlü bir şekilde projelerde yer almak isterler.

Joint Venture öğretide “Joint Venture, hukuken ve iktisaden birbirinden bağımsız birden fazla gerçek veya tüzel kişinin belirli bir işi ya da süreklilik arz eden bir faaliyeti, bir ticaret ortaklığı kurarak veya böyle bir ortaklık söz konusu olmaksızın gerçekleştirmek ve kazanç elde etmek amacıyla bir sözleşme çerçevesinde bir araya gelmeleri ve o faaliyetin rizikolarını her biri müteselsilen sorumluluk altına girmek suretiyle üstlenmeleridir.” şeklinde tanımlanmaktadır[1].

Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı gibi uygulamada Joint Venture sözleşmesinin iki temel tipiyle karşılaşılmaktadır: "Salt Sözleşmeye Dayalı Joint Venture" ve "Sermayeye Katılmalı Joint Venture". Salt Sözleşmeye Dayalı Joint Venture modelinde, ilişki sadece taraflar arasında akdedilen bir borçlar hukuku sözleşmesinden ibaret kalır; müşterek amaca ulaşılabilmesi için ortakların katılma payı edimleri yeterli olup, tüzel kişiliğe sahip bir ticaret şirketi kurulmasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Sermayeye Katılmalı Joint Venture modelinde ise, ilişkiye katılan taraflar önce aralarında bir Joint Venture sözleşmesi akdederek adi ortaklık niteliği taşıyan bir ortaklık ilişkisi oluştururlar; ardından tüzel kişiliği haiz bir ticaret şirketi kurarlar veya zaten mevcut böyle bir ortaklığa katılırlar.

Salt Sözleşmeye Dayalı Joint Venture

Joint Venture’ların konu bakımından ayrımında ise, salt sözleşmeye dayalı Joint Venture tek bir işin veya geçici nitelikteki faaliyetin yürütülmesine hizmet ederken, sermayeye katılmalı Joint Venture uzun vadeli ticari faaliyetlerin ortaklaşa yürütülmesi amacıyla oluşturulur[2]. Joint Venture’ın oluşumu, türü ne olursa olsun, ilişkiye katılanlar arasında akdedilen bir sözleşmeye dayanır[3]. Aşağıda ise salt sözleşmeye dayalı Joint Venture tipi ele alınmaktadır.

Salt sözleşmeye dayalı Joint Venture; birbirinden ekonomik ve hukuksal yönden bağımsız, birden fazla gerçek veya tüzel kişinin belirli bir işin ifasını iş sahibine karşı her bir işin tamamından sorumlu olmak üzere üstlenerek gerçekleştirmek amacıyla bir sözleşme bağı çerçevesinde bir araya gelmeleriyle oluşan ilişki olarak da adlandırılır.

Salt sözleşmeye dayalı Joint Venture’da, Joint Venture’ın ömrü, çoğunlukla yürütülen proje ile sınırlıdır. Bu anlamda geçicilik, belirli bir süre ile ölçülememektedir; zira salt sözleşmeye dayalı Joint Venture; proje sona erdiğinde, diğer bir değişle sözleşmenin gayesi gerçekleştiğinde nihayet bulunur[4].

Bu açıklamalara paralel olarak uygulamada da salt sözleşmeye dayalı Joint Venture, hukuken ve iktisaden birbirinden bağımsız bulunan birden fazla şirketin aralarında akdettikleri bir sözleşme çerçevesinde, belirli bir işi, kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili kısımlarını ayırmaksızın işin tamamını birlikte yapmak ve işin rizikosunu müteselsilen paylaşmak üzere gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelmeleriyle oluşmaktadır. Salt sözleşmeye dayalı Joint Venture’ın bir risk ortaklığı niteliği taşıması ve teşebbüslerin bu ortaklığı kurarken iktisadi bir amaç gütmelerini gerekli kılar.[5]

Joint Venture’ın karakteristik vasfı ve onu konsorsiyumlardan ayıran yönü, ortakların iş sahibine karşı, işin belirli bölümleri için değil de tamamından sorumlu olmayı üstlenmeleridir. Bir bütün olarak iş, bir ortağın uzmanlık ve faaliyet alanına tümüyle girmese ve iç ilişkide işin paylaşımına gidilse bile, ortakların iş sahibine karşı işin tamamından müteselsil sorumlulukları söz konusudur. Joint Venture sözleşmesinde, ortakların her birinin, iş sahibi ile akdolunacak sözleşmenin konusuna ve kapsamına girecek işlerin ve taahhütlerin ve sözleşmeden doğup da ortaklığa yönelecek yükümlülüklerin yerine getirilmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı açıkça hükme bağlanabilir.

Salt sözleşmeye dayalı Joint Venture, sözleşmesel bir birliktelik niteliği taşır ve sözleşmenin belirli bir şarta tabi olarak akdedilmesi zorunluluğu bulunur. Kural olarak, Joint Venture bir sözleşmeden ibaret olduğu için tüzel kişiliği bulunmaz. Ortakların her biri tek başına, söz konusu müşterek amaçta diğerini temsile yetkili olmakla beraber, sözleşmede de Joint Venture’ın temsiline ilişkin özel hükümler yer alması mümkündür[6].

Salt sözleşmeye dayalı Joint Venture’ın bir diğer özelliği ise genellikle ortaklığa özel bir sermaye tahsis edilmemesidir. Müşterek amaca ulaşılması, ortakların getirdikleri katılma payları sayesinde olur.[7] Sözleşmesel Joint Venture’ın avantajlarından biri de ortakların üstlendiği katılma payları uyarınca getirdikleri malvarlığı unsurlarını birbirlerinin ortak mülkiyetine tahsis etmemeleridir.[8] Bu tip Joint Venture’ın tek iş ortaklığı niteliği taşıması nedeniyle, iştirak halinde veya müşterek mülkiyetin tesis edilmesi veya tasfiye edilmesi gerekir ve bu da ortaklar için hem bir araya gelme hem de ayrılma konusunda zamandan ve masraftan tasarruf etme fırsatı sunar.

Salt sözleşmeye dayalı Joint Venture’ın önemli unsurlarından biri de ortakların Joint Venture’ın kâr ve zararına katılmalarıdır. Kural olarak Joint Venture sözleşmesinde ortakların kâr ve zarara katılma oranları belirlenir. Sözleşmede kâr ve zarar paylaştırılması konusunda özel hüküm bulunmuyorsa eşitlik esası geçerli olur[9].

Ortaklar, kâr ve zararın paylaşılması da dâhil olmak üzere ve fakat bununla sınırlı olmaksızın ortaklığın yönetimi konularındaki paylaşım esaslarını da Joint Venture sözleşmesi kapsamında düzenleyebilirler. İki bağımsız teşebbüsten oluşan ortaklığın yönetimi ve karar alması konularında esasların sözleşme ile belirlenmesi Joint Venture’ın işleyişi ve müşterek amaca en kârlı şekilde ulaşılması konusunda büyük önem arz eder. Oluşturulan Joint Venture’ın yönetiminde meydana gelebilecek tıkanmalar ve bu nedenle iş sahibine karşı oluşacak müşterek sorumluluğun önüne geçilebilmesi için sözleşmeye bir kilitlenme (“Deadlock”) maddesi eklenmesi yerinde olur. Ortaklığın yönetiminde meydana gelebilecek tıkanmalara rağmen işleyişin sürmesi ve müşterek amaca gecikmeksizin ulaşılması açısından detaylı bir şekilde kaleme alınmış kilitlenme maddeleri oldukça büyük önem taşır.

Sözleşmesel Joint Venture ortaklarının birbirine karşı yükümlülüklerinin ve bu yükümlülüklerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümlenmesi için ortaklık ilişkisinin tabi olduğu hukukun ve uyuşmazlık çözüm yolunun seçimi, müşterek amacın niteliğine göre dikkatle seçilmelidir.

Tüm bu açıklamalar ışığında görülmektedir ki, taraflar belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için biraraya gelir ve sözleşmesel olarak yüklenilen edimlerin tümü müşterek amacın gerçekleşmesine ve kâr elde etmeye yöneliktir. Bu bakımdan, salt sözleşmeye dayalı Joint Venture’ın, tüzel kişiliği bulunmayan bir adi ortaklık ilişkisi teşkil ettiği açıkça görülür.

Sonuç

Özellikle alt yapı, inşaat, enerji ve madencilik alanlarında yapılmakta olan geniş çaplı yatırımlar neticesinde şirketler, güçlerini birleştirerek bu yatırımlara iştirak etmek ve gerek uzmanlıklarını, gerekse finansman imkânlarını birlikte kullanarak daha güçlü bir şekilde projelerde yer almak isterler. Şirketlerdeki bu eğilim de “Joint Venture” kavramının daha sık karşılaşılan bir kavram olmasına neden oldu.

Ekonomik açıdan bağımsız en az iki teşebbüsün biraraya gelerek tek veya geçici nitelikte bir işi, genellikle müşterek yönetim altında gerçekleştirme ve kâr elde etme amacını bir sözleşme uyarınca benimsedikleri, ortakların müşterek malvarlığına tahsis edilen bir malvarlığının bulunmadığı bir sözleşmesel birliktelik olarak karşımıza çıkan sözleşmesel Joint Venture, tüm büyük yatırım gerektiren ticari faaliyetlerde en çok kullanılan ortaklık aracı olarak karşımıza çıkmaya devam edecektir.[10]

[1] Prof. Dr. Nami Barlas, Adi Ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri, 4. Bası, İstanbul 2016, s. 284.

[2] Dr. Sıtkı Anlam Altay, Anonim Ortaklıklar Hukuku’nda Sermayeye Katılmalı Ortak Girişimler,İstanbul 2009 S.38.

[3] Barlas S. 285.

[4] Altay S. 39.

[5] Altay S. 48.

[6] Doc. Dr. Kemal Dayındarlı, Joint Venture Sözleşmesi, 2. Bakı Ankara 1999 S. 54.

[7] Barlas S. 291.

[8] Altay S. 49.

[9] Dayındarlı, S. 54.

[10] Altay S. 49.