Ercüment Erdem Av. Fatih Işık

Kısmi Hakem Kararlarının Tenfizi

Mart 2013

Giriş

Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için tenfiz sürecinden geçmesi gerekir. Türk hukukunda tenfiz, 27.11.2007 tarih ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) ve 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (“New York Sözleşmesi” veya “Sözleşme”) uyarınca yürütülür.

New York Sözleşmesi m. 5 ve MÖHUK m. 64, yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen durumları düzenler. Bu maddelere göre; tahkim anlaşmasının taraflarının sözleşme akdetmeye ehliyeti olmaması veya sözleşmenin herhangi bir şekilde geçersiz olması, aleyhine karar verilen tarafın usulüne uygun olarak tahkim bildirimini almaması veya davada hazır bulunamaması, kararın tahkim anlaşmasının kapsamını aşması, tahkim heyetinin oluşumunun veya tahkim prosedürünün tarafların anlaşmasına veya tahkimyeri hukukuna aykırı olması, kararın tahkim yeri hukuku çerçevesinde iptal edilmiş olması, uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olmaması veya kararın uygulanmasının kamu düzenine aykırı olması halleri bulunmadıkça yabancı hakem kararı Türkiye’de tenfiz edilebilir.

Bu çalışmada, taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında verilen kısmi kararların tenfiz edilebilirliği incelenecektir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, burada incelenecek husus, “hakem kararının kısmi tenfizi” değil, “kısmi hakem kararının tenfizi”dir. Hakem kararının kısmi tenfizinde hakemler bir bütün olarak uyuşmazlığa ilişkin kararını vermişlerdir ancak taraflar bu kararın sadece bir kısmının tenfizini talep etmektedirler[i]. Kısmi hakem kararlarında ise hakem kararı uyuşmazlığın tamamına ilişkin olmayıp, sadece bir kısmına ilişkindir.

Hakem Kararlarının Kesinleşmesi ve Bağlayıcılığı

Yabancı hakem kararının tenfizinin talep edilebilmesi için, kararın kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar arasında bağlayıcı olması gerekir. Bu zorunluluk, MÖHUK m. 60 ve New York Sözleşmesi m. 5/1(e)’den kaynaklanır. Bu maddeler uyarınca, bir hakem kararının tenfiz edilebilmesi için kararın, taraflar açısından, kararın verildiği usul çerçevesinde, “nihai ve bağlayıcı” olması gerekir. Örneğin, bir kurumsal tahkimde kurumca hazırlanan yargılama kurallarında, hakem kararının verilmesi ile birlikte bağlayıcı olacağı düzenleniyorsa; veya, hakem kararının bağlayıcı olması için başka herhangi bir otoritenin onayına ihtiyaç duyulmuyorsa, o kararın hakemlerce imzalanması ile birlikte bağlayıcı olduğu kabul edilebilir.

Bu durumda kesinleşmemiş veya taraflar arasında bağlayıcılık kazanmamış bir hakem kararının tenfizi mümkün değildir. Bu zorunluluk karşısında, taraflar arasında mevcut uyuşmazlığın tamamını kapsamayan kısmi hakem kararlarının kesinleşmiş ve tarafları bağlayıcı nitelikte kabul edilip edilmeyeceği ve böyle bir kararın tenfiz edilip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur.

Kısmi Hakem Kararları

Hakem kararlarının tenfizini düzenleyen New York Sözleşmesi veya MÖHUK, kısmi hakem kararlarının tenfizine ilişkin herhangi bir hüküm içermez. Bununla birlikte 21.06.2001 tarih ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) m. 14/A, hakemlerin kısmi karar verebileceğini ifade eder. Milletlerarası Tahkim Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 6. maddesinde hakem veya hakem kurulunca kısmî karar verilmesi halinde ücretin, kısmî karar konusu uyuşmazlığın değerine göre belirleneceğini, kısmî kararın, nihaî karar olarak verilmesi halinde ücret tablosunda yazılı ücretin tamamına hükmedileceği ifade edilmektedir. Bu durumda, kısmi kararın bir kavram olarak Türk hukukunda kabul edildiği görülmektedir. Bu nedenle, Türk hukukunda kısmi kararların tenfizinin de mümkün olacağı ifade edilebilir.

Kısmi kararların tenfiz edilebilirliği doktrinde iki noktadan hareketle savunulmaktadır[ii]. İlk olarak, New York Sözleşmesi veya MÖHUK’un, hakem kararını tanımlamadığı, kısmi karar hakkında herhangi bir düzenleme getirmediği ve bu metinlerde hakem kararlarının, sadece yargılamanın tamamını bitiren kararlar olarak düşünülmediği ifade edilir. Buradan hareketle, kısmi kararların da hakem kararı olarak nitelendirilmesi ve tenfiz edilebilir olması gerektiği savunulur.

İkinci bir savunma ise, uyuşmazlığın tamamına ilişkin değil ancak belli bir konuda verilen hakem kararlarının, o konu açısından nihai ve bağlayıcı olacaklarına dayanır. Ancak böyle bir kararın tenfiz edilebilmesi için verilen kısmi kararın, uyuşmazlığın diğer bölümlerinden tamamen bağımsız olması, icra edilebilmesi için diğer bölümler hakkında da karar verilmesinin gerekmemesi aranır.
Kısmi kararların ilişkili oldukları hususlar ve sorunlar bakımından nihai sayılacağı ve bu özelliği ile ara kararlardan ayrıldığı da doktrinde ifade edilir[iii]. Bu görüşe göre, kısmi karardan farklı olarak ara karar ancak nihai karar ile birlikte tenfiz edilebilir[iv]. Bu cümleden, kısmi kararların nihai karardan ayrı olarak da tenfiz edilebileceği sonucu çıkarılabilir.

Usul hukuku açısından incelendiğinde kısmi kararların, ilgili oldukları konu bakımından nihai olmakla birlikte kesin hüküm etkisi taşıdığı da ifade edilmektedir[v]. Kısmi karar ile karara bağlanan uyuşmazlık için yapılan yargılama sona ermektedir. O halde, kısmi karar da nihai olup lex arbitri’de nihai hükümler için geçerli hukuki çareler bu durumda da geçerlidir[vi].

Kısmi kararların tenfiz edilebilirliğini destekleyen görüşlerin yanında, MTK m. 15/1 (e)’ye de değinilmelidir. Bu madde hakem kararları için iptal sebeplerini sıralar ve istemin tamamı hakkında karar verilmediğiispat edilirse kararın iptal edilebileceğini öngörür. Bu maddeden hareketle, kısmi hakem kararı verilmesinin, hakem kararı açısından iptal sebebi olduğu, bu nedenle kısmi hakem kararlarının tenfiz edilemeyeceği de savunulabilir.

Sonuç

Görüldüğü üzere, mevzuatta kısmi hakem kararlarının tenfizine ilişkin açık hüküm yoktur. Ancak kısmi hakem kararları, bir kavram olarak, tenfizi düzenleyen hükümler dışındaki hükümlerde kabul edilmektedir. Bununla birlikte, hakem kararının tenfiz edilebilmesi için kararın kesinleşmiş veya bağlayıcı olması şartı gözden kaçırılmamalıdır. Bu durumda, verilen her kararın, somut olayın şartlarına göre, taraflar arasında “nihai” olup olmadığının incelenmesi gerekir.


[i] Hakem kararlarının kısmi tenfizine ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. BABUR, Ezgi; Hakem Kararlarının Kısmi Tenfizi, http://www.erdem-erdem.com/newsletter.php?katid=12110&id=15034&main_kat=15033&yil=2012. (Erişim tarihi: 22.03.2013)
[ii] ŞİT, Banu; Kurumsal Tahkim ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, Ankara 2005, s. 226
[iii] ÖZSUNAY, Ergun; Uluslararası Ticari Tahkimde Hakem Kararı, Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklarda Kurumsal Tahkimin Güncel Sorunları, İTO Yayınları 2004 -16, s. 154
[iv] ÖZSUNAY, s. 155
[v] YEŞİLOVA, Bilgehan; Milletlerarası Ticari Tahkimde Nihai Karardan Önce Mahkemelerin Yardım ve Denetimi, İzmir 2008, s. 470 vd
[vi] YEŞİLOVA, s. 473