Kurumsal Yönetim İlkeleri Doğrultusunda Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri

Ağustos 2013

Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile şirketler hukuku alanında hayatımıza giren kurumsal yönetim ilkeleri ile şirketlerin yönetim kurulu, müdürler, denetçiler gibi değişik unsurları arasında hak ve sorumlulukların dağılımı belirlenerek şirket işlerinde karar mekanizması düzenlenir. Böylece kurumsal yönetim, şirketlerin karar alma yapısını gözetleyerek pay sahiplerinin menfaatlerinin korunmasında önemli bir rol oynar.

Kurumsal yönetim uygulamalarının hayata geçirilmesinde yönetim kurullarının oluşumu ve bu oluşumda bağımsız üyelerin bulunması büyük önem taşır.

Kurumsal Yönetim İlkeleri Doğrultusunda Yönetim Kurulu Üyeleri

30 Aralık 2011 tarihli ve 28158 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Sermaye Piyasası Kurulu’nun Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Seri: IV, No: 56) (“Tebliğ”) ile Sermaye Piyasası Mevzuatı kapsamındaki şirketlerde kurumsal yönetimi düzenlenmektedir.

Bilindiği üzere bu çerçevede, Sermaye Piyasası Mevzuatına tabi şirketler bakımından önem taşıyan ayrımlardan biri icracı ve icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleridir. İcracı yönetim kurulu üyeleri şirketin günlük karar alma ve işleyiş mekanizmalarında görev alırken icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri şirketin genel politika ve stratejisini belirlemek ve bunları gözetmekle yükümlüdür.

Bu doğrultuda icracı üyeler adeta şirketin bir çalışanı gibi hareket ederken icra görevi olmayan üyelerden objektifliği sağlamak amacıyla bağımsız olmaları aranır. Bu hesap verilebilirlik ve şeffaflığın sağlanması açısından önem taşır.

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri

Yönetim kurullarında bağımsız yönetim kurulu üyesi bulunması, bağımsız üyenin görevleri ve bunlara dair şekil şartlarına ilişkin genel olarak kabul edilen uygulamalar oluşmuş, yönetim kurulu üyesinin ‘bağımsız üye’ olarak nitelendirilebilmesi için bir takım kıstaslar Tebliğ’de belirtilmiştir.

Bağımsız üye olarak nitelendirilebilen yönetim kurulu üyelerinin; son beş yıl içinde şirket, şirketin ilişkili taraflarından biri veya şirket sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak %5 veya daha fazla paya sahip hissedarların ilişkili olduğu tüzel kişiler ile kendisi ve Tebliğ’de belirlenen aile üyeleri arasında doğrudan veya dolaylı nitelikte ticari ilişkinin kurulmamış olması; şirketin faaliyet ve organizasyonunun tamamını veya belli bir bölümünü yürüten şirketlerde çalışmamış ve yönetim kurulu üyesi olarak görev almamış olması; şirkete hizmet ve ürün sağlayan firmaların herhangi birisinde ortak, çalışan veya yönetim kurulu üyesi olmaması; şirkette hissedar ise sermayede sahip olduğu payın oranının 1%’den fazla olmaması ve bu payların imtiyazlı olmaması, Gelir Vergisi Kanunu’na göre Türkiye’de yerleşmiş sayılması gerekmektedir.

Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin üstlendikleri görevleri yerine getirmeleri için mesleki eğitim, bilgi, mesleki itibar ve tecrübeye sahip olmaları aranmaktadır. Şirket bünyesindeki menfaat sahiplerinin haklarının korunabilmesi ve tarafsız kalınabilmesi için özgür karar verebilen ve etik değerleri güçlü olan ve görevlerin gereklerini yerine getirmek amacıyla şirket işlerine zaman ayırabilecek kimselerin bağımsız üye olarak atanması gerekmektedir.

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerinin Atanması

Yukarıda belirtilen kıstaslara sahip bir yönetim kurulu üyesinin bağımsız üye olarak atanabilmesi için Aday Gösterme Komitesi (“Komite”) bulunmaktadır. Bu Komite bağımsız üye olmak için yönetim kurulu üyeleri ve pay sahiplerinden gelen adaylık tekliflerini dikkate alıp, değerlendirmesini yönetim kurulunun onayına sunar. Yönetim kurulu ise Komite’nin raporunu Sermaye Piyasası Kurulu’na (“SPK”) sunar ve SPK’nın adaylardan biri hakkında olumsuz görüş bildirmesi halinde, ilgili kişi şirket genel kuruluna bağımsız üye olarak sunulamaz.

Bağımsız üye olarak atanmış yönetim kurulu üyelerinin sonradan bağımsızlıklarını yitirmeleri de mümkündür. Bağımsız yönetim kurulu üyesinin istifa etmesi, görevini yerine getiremeyecek duruma gelmesi ya da bağımsızlığını ortadan kaldıran bir durumun ortaya çıkması halleri meydana gelebilir. Böyle durumların derhal yönetim kuruluna bildirilmesi gerekir. Bağımsızlığını kaybeden yönetim kurulu üyesinin de ilke olarak istifa etmesi gerekmektedir.

Boşalan üyelik/üyeliklere bağımsız üye seçilmesi için tekrar Komite devreye girer ve şirketin ilk genel kuruluna kadar bağımsız üye seçimi için değerlendirmede bulunur aday listesini belirler ve raporunu yönetim kuruluna bildirir. Komite’nin yönetim kuruluna sunduğu değerlendirme yukarıda belirtildiği şekilde SPK’nın değerlendirmesine sunulur.

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerinin Ekonomik Bağımsızlığı ve Sorumluluğu

Bağımsız yönetim kurulu üyesinin ‘bağımsızlığından’ bahsedebilmek için üyenin ekonomik bağımsızlığa da sahip olması gerekmektedir. Zira yönetim kurulundan elde edeceği gelire bağımlı olan bir üyenin bağımsız olarak davranan bir üyenin üstlendiği görevleri yerine getirirken bağımsız bir tavır sergilemesi de oldukça güç olacaktır. Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin şirket faaliyetlerine katkıda bulunmak yerine önlerine gelen konuları değerlendirmeksizin onaylamaları bağımsız üyeliğin varoluş amacına uymaz. Sonuç olarak, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin bağımsızlıklarının korunmasını sağlayacak düzeyde olması gerektiği söylenebilir.

Bununla birlikte, TTK, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme getirmiştir. Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunun TTK m. 553 uyarınca kanun ve esas sözleşme ile sınırlandırılabileceğini belirtmek mümkündür. Maddeye göre; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini “kusurlarıyla” ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Böylece, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde sorumlu tutulacağını söylemek mümkündür.

Sonuç

Sermaye Piyasası kapsamındaki şirketlere Tebliğ ile getirilen kurumsal yönetime ilişkin düzenlemeler, kurumsal yönetim ilkelerinin belirlenmesini ve hayata geçirilmesini sağlamaktadır. Söz konusu kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda icra görevi olmayan yönetim kurulu üyelerinde, şirketin genel politika ve stratejisini belirlerken objektiflik ve şeffaflığın sağlanması amacıyla bağımsızlık aranır. Böylece, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin atanması ve görevlerinin sürdürülmesinde bağımsızlık kıstası ilk olarak dikkate alınan faktördür.