Ercüment Erdem Av. Tuna Çolgar

Limited Şirket Müdürlerinin Kanuni Sorumluluğu

Ocak 2020

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile limited şirketler bakımından esas sözleşmede aksine bir düzenleme yapılmadığı sürece tüm ortakların idare ve temsil konusunda görevlendirildiği özden organ ilkesi tamamen terkedilerek şirketin yönetim ile temsilinin esas sözleşme ile düzenleneceği açıkça hükme bağlanmıştır.[1] Bu doğrultuda, TTK m. 623/1 ve m. 616/1-(b) uyarınca şirketin yönetim ve temsil yetkisi esas sözleşme veya ortaklar genel kurulu kararıyla bir veya birden fazla ortağa tanınabileceği gibi üçüncü kişilere de bırakılabilir. Bununla birlikte, şirketin yönetimi ve temsili tamamen üçüncü kişilere bırakılamaz. En azından bir ortağın şirketi yönetim ve temsil hakkının bulunması gerekir. 

Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.

TTK ile müdürlerin birden fazla olması halinde, bir kurul oluşturacakları belirtilerek, anonim şirketlerdeki yönetim kuruluna özgü bir işleyiş anlayışının uygulanması öngörülür. TTK m. 624’e göre şirketin birden fazla müdürü bulunduğu takdirde bunlardan biri, müdürler kurulu başkanı olarak atanır. Başkan olan müdür, genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının yürütülmesinde yetkilidir, bununla beraber genel kurul başka bir yönde karar almadığı veya esas sözleşmede farklı bir düzenleme öngörülmediği hallerde tüm açıklamaları ve ilanları da başkan olan müdür yapar.

Müdürlerin birden fazla olması halinde kararlar çoğunlukla alınır. Eşitlik halinde ise başkanın oyu üstün sayılır.

Yeni düzenlemede tüzel kişilerin de müdür olarak seçilebileceği kabul edilir. Bu düzenleme çerçevesinde limited ortaklığa bir dernek, bir anonim yahut limited veya kolektif ortaklık müdür olarak seçilebilir. Bu durumda müdürlük sıfatı tüzel kişide olur. TTK m. 623/2 uyarınca “şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler”. Dolayısıyla müdür sıfatına tüzel kişi sahip olmakla birlikte, müdürlük görevi, tüzel kişi tarafından seçilen bir gerçek kişi temsilci tarafından yerine getirilir. Böylece, seçilen gerçek kişi ancak ve ancak tüzel kişinin talimatları çerçevesinde bir temsilci olarak hareket eder.[2]

Limited şirket müdürlerinin T.C vatandaşı olması veya yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması aranmaz. Bu doğrultuda tüzel kişiliğe sahip olan yabancı şirketlerin de limited şirket müdürü olarak atanması mümkündür.

Müdürlerin Sorumluluğu

Limited şirketlerde müdürlerin sorumluluk hükümleri anonim şirketlere yapılan atıfla düzenlenir. Bu nedenle, anonim şirketlerde sorumluluk rejimini düzenleyen bazı hükümlerin değerlendirilmesi gerekir. TTK m. 644/1-(a) yollaması ile limited şirket müdürlerinin sorumluluklarına, belgelerin ve beyanların kanuna aykırılığına ilişkin m. 549; sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi hakkında m. 550, değer biçilmesinde yolsuzluğa dair m. 551 ve kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen m. 553 uygulanır.

Bu doğrultuda, limited şirketlere de uygulanan 549 ilâ 551 inci maddelerine aykırı hareket edenler, 562 inci maddenin sekizinci ilâ onuncu fıkralarında öngörülen cezalarla cezalandırılırlar.

Tüzel kişinin müdür olarak atanması, sorumluluk bakımından önem taşır. Tüzel kişi de gerçek kişiler gibi sorumluluk durumunda tüm malvarlığı ile sorumludur. Sorumluluk halinde kural olarak alacaklıların müdür olarak atanmış tüzel kişinin ortaklarının malvarlığına başvurması mümkün değildir.

Tüzel kişilerin müdür olarak atanması durumunda, sorumluluk, tüzel kişi adına eylemde bulunan ve işlem yapan gerçek kişiye değil, doğrudan tüzel kişiye ait olur.

Limited şirket müdürlerinin sorumluğu aşağıda anlatılan hükümler ile düzenlenir.

Belgelerin ve Beyanların Kanuna Aykırı Olması (TTK m. 549)

TTK m. 549 uyarınca, şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme gibi işlemlerle ilgili belgelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile söz konusu belge ve beyanlara katılanlar sorumludur.

Madde hükmü ile belge ve beyanlara katılanların sorumluluğu açıkça kusurlarının varlığı şartına bağlanır. Bundan ötürü, belgeleri düzenleyen veya beyanda bulunanlar bakımından kusursuz sorumluluk esasının benimsendiği sonucuna varılır.

Sermaye Hakkında Yanlış Beyanlar ve Ödeme Yetersizliğinin Bilinmesi (TTK m. 550)

TTK m. 550 uyarınca, tamamen taahhüt edilmeyen şirket sermayesini taahhüt edilmiş gibi gösteren kişilerin, bu payları taahhüt etmiş kabul edilecekleri ve bu payların karşılıklarının yanı sıra ayrıca şirketin uğradığı zararı da faizi ile birlikte ödemekle yükümlü olacakları hükme bağlanır. Şirket yetkilileri için kusur sorumluluğu esası benimsenir. Dolayısıyla, şirket yetkilileri maddenin ihlalinde kusurlarının bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, kuruluş veya sermaye artırımı sırasında sermaye taahhüdünde bulunan bir kişinin ödeme yeterliliğinin olmadığını bilen ve buna rağmen taahhüde onay veren kişiler, sermaye taahhüdü dolayısıyla oluşan borcun ödenmemesinden doğan şirket zararından yine kusur esasına dayalı olarak sorumlu tutulmuşlardır.

Değer Biçilmesinde Yolsuzluk (TTK m. 551)

Kuruluş ve sermaye artırımında uygulanır. Sorumluluk gerekçeleri arasında değerlemede yüksek fiyat biçilmesi, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı göstermek ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapmak sayılır.  Maddede özel bir düzenleme öngörülmediğinden sorumluluğun kusur esasına dayalı olduğunu kabul edilir.

Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu (TTK m. 553)

TTK m. 553 uyarınca müdürler, kanundan ve esas sözleşmeden veya iş görme koşullarını saptayan diğer hükümlerden doğan yükümlülükleri kusuruyla ihlal ettiği takdirde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Burada 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu düzenlemesinde bulunan kusur karinesi kaldırılır. Böylece ispat yükü yer değiştirir, müdürün kusurunun ispatı sorumluluğu ileri süren kimseye yüklenir.

Yeni düzenlemede, kanundan veya esas sözleşmeden kaynaklanan bir görev veya yetkinin başkasına devri halinde, görev veya yetkiyi devralan kişinin fiil ve kararlarından, devreden kişi, devrin kanuna dayalı olarak, yani kanunun izin verdiği yerlerde ve ölçüde yapılması ve makul derecede özen gösterdiğini ispat etmek şartıyla sorumlu olmaz. İspat yükü iddia edene aittir.

Kamu Borçlarından Dolayı Sorumluluk

Limited şirketlerden tahsil edilemeyen kamu borçlarından dolayı şirket tüzel kişiliği ile birlikte, ortakların yanında kanuni temsilciler de şahsen sorumludur. Kanuni temsilcilerin bu sorumluluğu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası, Vergi Usul Kanunu (“VUK”) ile Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (“AATUHK”) uyarınca tahsil edilir.

VUK m. 10 kanuni temsilcilerin sorumluluğunu şu şekilde düzenler: “Tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödev kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilir. Kanuni temsilcilerin bu ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin malvarlıklarından alınır”.

Bu maddeye göre, limited şirkete ait vergi ve buna bağlı borçların müdürlerin malvarlığından alınabilmesi için vergi alacağının müdürlerin vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle vergi idaresi tarafından tahsil edilememesi gerekir. Müdür, vergi ile ilgili sorumluluktan ancak vergi ile ilgili ödevlerin zamanında yerine getirilmemesinin kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispat ederek kurtulabilir.

Kanuni temsilcilerin limited şirket vergi borcundan dolayı kişisel sorumluluğuna ilişkin diğer düzenleme olan AATHUK mükerrer 35. maddesi uyarınca tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından tahsil edilir. Mükerrer 35. madde kanuni temsilcilerin malvarlıklarına başvurma hususunda ödevlerini yerine getirip getirmeme konusunda bir şart aramaz.

Ancak kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olması hâlinde bu şahısların müteselsilen sorumlu tutulmalarını öngören sorumluluk düzenlemesi somut norm denetimi yolu ile Danıştay Dördüncü Dairesi tarafından iptal istemi ile Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü.

Anayasa Mahkemesi de bu düzenlemenin, vergi ve diğer mali ödev ve sorumluluklarını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getiren kanuni temsilcilerin, sonradan kendilerinin görevde olmadığı ve müdahale şanslarının bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen bir eylemden müteselsilen sorumlu tutulmaları sonucunu doğuracağını, bu durumun da adalet ve hakkaniyet ilkeleri karşısında, bireyin belirsiz ve güvencesiz bir biçimde kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle başkalarının eylem veya ihmali sonucu oluşacak sorumluluğa ortak olmasına neden olacağını ifade etmiş ve bu düzenlemeyi hukuk devleti ilkesine aykırı bularak iptal etmişti (Anayasa Mahkemesi’nin E. 2014/144 ve K. 2015/29 sayılı kararı).[3]

AATHUK mükerrer madde 35 2. fıkrası ile madde hükmünün “yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da” uygulanacağı belirtilir. Bu hüküm, yabancı tüzel kişi müdürün, tüzel kişiliğin malvarlığı ile sorumlu olacağı şeklinde anlaşılmalıdır.

Ayrıca, kanuni temsilcilerin veya şirket yetkililerinin kamu borçlarından sorumluluğu için herhangi bir tutar sınırı öngörülmemiştir.

Sonuç

Çalışmanın içeriğinden de anlaşılabileceği gibi, limited şirket müdürlerinin sorumluluğu konusunda, kanun koyucunun açık bir düzenleme getirmeyerek anonim ortaklıklara atıf yapması ve ayrıca gerek VUK gerekse AATHUK’ta da bu konuda düzenlemeler yapılması nedeniyle konu hakkındaki uygulama ve kararlar çeşitlilik göstermektedir.

[1] Kendigelen, Abuzer: Yeni Türk Ticaret Kanunu Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, XII Levha Yay., 2011 s. 472.

[2] Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 594.

[3] Naklen, İnelli Ender, www.vergidegundem.com, 17 Ağustos 2018.