Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Milletlerarası Tahkim Kanunu Uyarınca İptal Davası

Aralık 2015

Giriş

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca (“MTK”) hakem kararlarına karşı düzenlenen tek kanun yolu iptal davasıdır. Uyuşmazlıkların mahkemeler yerine tahkim eliyle çözümlenmesinin en önemli özelliklerinden biri tahkimde, temyiz kanun yolunun çoğu hukuk sistemlerinde düzenlememesidir. MTK da 15. maddesi ile bu doğrultuda sadece hakem kararlarına karşı iptal davası açılmasına olanak tanır. Bunun bir sonucu olarak hakem kararlarının esasının mahkemelerde incelenmesi engellenir. Yargıtay’ın da bu yönde kararları mevcuttur[1].

İptal Davası Açma Nedenleri

MTK m. 15(A)’da listelenen iptal nedenleri, sınırlayıcıdır. Madde kapsamına girmeyen bir nedenle iptal davası açılamaz. Örneğin, hakem kararının esas yönünden yanlış olduğu gerekçesiyle iptal davasının açılmaması gerekir[2]. İptal nedenleri genel anlamda mahkemenin re’sen dikkate alacağı ve taraflarca öne sürülen nedenler olarak iki başlıkta incelenebilir.

Re’sen İncelenen Nedenler

Mahkemelerin re’sen dikkate alacağı nedenler; tahkime elverişlilik ve kamu düzenine aykırılıktır.

Tahkime Elverişlilik

MTK m. 15 (A)(2)(a) uyarınca mahkemeler uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olup olmadığını iptal nedeni olarak inceler. MTK m. 1 tahkime elverişliliğe ilişkin bir diğer düzenlemeyi içerir[3]. Bu kapsamda Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Türkiye’de bulunmayan bir taşınmazla ilgili bir ayni hak söz konusu olduğunda, Türk kamu düzeni ile ilgili bir kaygı söz konusu olmayacağından taşınmazın bulunduğu ülke hukuku uyarınca tahkime elverişli bir uyuşmazlığın varlığının kabul edildiği durumlarda MTK’nın uygulanması mümkündür. Yargıtay’ın tahkim eliyle çözülmesine izin vermediği diğer uyuşmazlıklar ise tapu iptal ve tescil davalarıdır. Kiraya ilişkin uyuşmazlıklarda ise Yargıtay tahliye veya kira bedeli gibi uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığına karar vermiştir[4]. Yargıtay’ın aynı şekilde iş hukuku ile ilgili davaların da tahkime elverişli olmadığına ilişkin kararları vardır[5]. Bununla birlikte, İş Kanunun 20. maddesi iş sözleşmelerinin feshine ilişkin uyuşmazlıkların tarafların anlaşması koşuluyla tahkim eliyle çözülmesine olanak tanır. Marka ve patent ile ilgili uyuşmazlıkların da tahkime elverişli olduğu kabul edilir. Ek olarak idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıklar da tahkim eliyle çözülemez; istisnası ise kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardır[6].

Kamu Düzenine Aykırılık

Mahkemelerin re’sen inceleyebileceği MTK m. 15(A)(2)(b)’de düzenlenen bir diğer iptal nedeni ise kamu düzenine aykırılıktır. Kamu düzeninden ne anlaşılması gerektiği, yere ve zamana göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle hâkimlerin takdir yetkisini kullanırken özenli davranmaları gerekir.

Taraflarca Öne Sürülen Nedenler

MTK m. 15 (A)(1) kapsamında tarafların ileri sürebilecekleri iptal nedenleri; tahkim anlaşmasının, ehliyetsizlik, tabi kılınan hukuk böyle bir hukuk yoksa Türk hukukuna göre geçersiz olması, hakemlerin seçiminde usule uygun davranılmaması, kararın tahkim süresi içerisinde verilmemesi, hakemlerin yetkili olduklarına veya yetkisizliklerine ilişkin yanlış karar vermesi, hakemlerin tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar vermesi, istemin tamamı hakkında karar vermemesi veya yetkisini aşması, tahkim yargılamasının usule uygun olmaması, tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmemesi olarak düzenlenir. Ancak bu iptal nedenlerinin bazılarının iç içe geçtiği görülür. Bu nedenle yapılacak bir kanun değişikliğinde bu nedenlerin daha sade bir şekilde kaleme alınmaları önerilir.

Tahkim Anlaşmasının; Ehliyetsizlik, Tabi Kılınan Hukuka, Böyle Bir Hukuk Yoksa Türk Hukukuna Göre Geçersiz Olması

Tahkimin en önemli ve temel unsuru olan tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için tarafların ehliyetli olması gerekir. Burada önemli konulardan biri de ehliyete uygulanacak hukuktur. MTK’nın uygulama alanı bulduğu yabancı bir uyuşmazlıkta mahkeme Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu (“MÖHUK”) dikkate alacaktır. MÖHUK m. 9 uyarınca tarafların milli hukuku burada belirleyici hukuktur.

Aynı fıkra kapsamında düzenlenen bir diğer neden ise tarafların tahkim anlaşmasının geçerliliğine uygulanmasına karar verdikleri hukuk uyarınca, tahkim anlaşmasının geçersiz olmasıdır. Taraflar bu yönde bir irade göstermemiş ve geçerliliğe uygulanacak hukuku belirlememişler ise Türk hukukuna göre tahkim anlaşmasının geçerli olup olmadığı incelenir. Tahkim anlaşmasının geçersizliği şekil, irade bozuklukluları veya anlaşmasının yetkisiz bir kişi tarafından imzalanması açısından söz konusu olur. Tahkim anlaşmasının şekline ve irade bozuklularına ilişkin konular MTK m. 4 uyarınca karara bağlanır. Tahkim anlaşmasının yetkisiz bir temsilci tarafından yapılması sonucu doğacak geçersizlik icazet ile bertaraf edilebilir. Bunun yanı sıra bir vekil eliyle tahkim anlaşmasının yapılabilmesi, vekâletnamede özel yetki verilmesi şartına bağlanmıştır (TBK m. 504).

Hakemlerin Seçiminde Usule Uygun Davranmama

Hakem seçiminde uyulması gereken usul madde metninde tarafların tahkim anlaşmasında belirlediği veya MTK’da öngörülen usul olarak düzenlenir. MTK düzenlemesi de birçok kurumsal tahkim kurumunun kurallarında veya UNCITRAL Model Kanunda olduğu gibi taraflara hakem sayısını belirlerken serbesti tanır. Tarafların uymakla yükümlü oldukları kural hakem sayısını tek olarak belirlenmesidir. MTK uyarınca uyulması gereken usul ise davacının kendi hakemini seçtikten sonra davalıya bildirmesi, davalının 30 gün içerisinde kendi hakemini belirlemesidir. Davalının hakemini seçmemesi durumunda hakem asliye hukuk mahkemesi tarafından seçilir. İki hakemin seçilmesini takiben bu hakemler baş hakemi belirler, belirlenemeyen hallerde baş hakem asliye hukuk mahkemesi tarafından seçilir. İptal davası nedeni oluşturulabilmesi için anılan usule aykırı davranılması gerekir.

Kararın Tahkim Süresi İçinde Verilmemesi

MTK m. 10 uyarınca tahkim süresi 1 yıldır. Bu süre tek hakemli davalarda hakemin seçildiği, çok hakemli davalarda ise hakem heyetinin ilk toplantı tutanağını düzenlediği tarihten itibaren başlar. Taraflar sürenin başlangıcına ilişkin düzenlemenin aksini kararlaştırabilir. Bu iptal nedenin yerinde olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Ancak davayı kaybeden tarafa bazen haksız bir iptal nedeni yarattığı da görülür.

Hakemlerin Yetkili Olduklarına veya Yetkisizliklerine İlişkin Yanlış Karar Vermesi

MTK m. (7)(h) uyarınca hakemler kendi yetkileri hakkında karar verebilirler (competence-competence). Bu doğrultuda taraflarca ileri sürülen yetkisizlik itirazı ön mesele şeklinde incelenir. Bu inceleme sonucu varılan kararın yanlış/ hukuka aykırı olarak verilmesi bir iptal nedeni oluşturur.

Hakemlerin Tahkim Anlaşması Dışında Kalan Bir Konuda Karar Vermesi veya İstemin Tamamı Hakkında Karar Vermemesi veya Yetkisini Aşması

Hakemler ancak tahkim anlaşmasının kapsamına giren hususlar hakkında bir karar verebilir. Tahkim anlaşmasında bu yönde bir sınırlama varsa hakemler uymakla yükümlüdür. Hakemlerin yetkisiz olarak verdikleri kısım karardan ayrılabildiği ölçüde bu kısım iptal edilecek, yetkisi dâhilinde karar verilen kısım geçerli sayılacaktır.

Hakemler her iki tarafın talepleri hakkında karar vermekle yükümlüdür; bu nedenle talepler hakkında karar verilmemesi de bir iptal nedeni oluşturur. Hakemlerin bazı taleplere ilişkin karar vermemesi sonucu taraflar hakemlerden tamamlayıcı bir karar isteyebilir.

Tahkim anlaşmasında tarafların uygulanacak kuralları belirlediği durumlarda hakemler bu kurallara uymak ile yükümlüdür. Hakemlerin bu kurallara uymaması yetkilerini aştıkları anlamını taşır. Bu çerçevede hakemlerin yetkisi tahkim sözleşmesi ve taraflar arasında anlaşma ile sınırlandırılır.

Tahkim Yargılamasının Usule Uygun Olmaması

MTK m. 15(A)(1)(f) uyarınca hakem kararının usule aykırılık nedeniyle iptal edilebilmesi; yargılamanın tarafların anlaştıkları usule, bu yönde bir anlaşma yok ise MTK hükümlerine aykırı olarak yürütülmesine ve bunun kararın esasına etki etmesine bağlıdır. Taraflar, tahkim yeri hukukunun emredici hukuk kurallarına uygun olarak usule uygulanacak kuralları belirlemekte özgürdür. Bu yönde bir belirleme yapıldığı takdirde tahkim yargılamasının bu kurallara uygun olarak yürütülmesi gerekir. Hangi aykırılıkların kararın esasına etki edebileceği olayın özelliklerine göre belirlenmesi gereken bir husustur. Örneğin, delillerin sunulmasında yapılan aykırılıklar, tahkim yeri ve diline ilişkin aykırılıkların esası etkileyebileceği söylenebilir. Hakemlerin kararını yazarken çeşitli gerekçelere dayanmaması da bir iptal nedeni oluşturur. Gerçekte burada söz konusu olan adil yargılanma hakkına aykırılıktır.

Tarafların Eşitliği İlkesinin Gözetilmemesi

Taraflara tahkim yargılaması süresince usulü anlamda eşit davranılması gerekir. Burada da adil yargılanma hakkının başka bir görünümü söz konusudur. Taraflarca atanan hakemlerin görevi uygulamada hakemin tarafsız olmadığı yönünde iddialar doğurabilmektedir. Burada önemli noktalardan biri taraf hakemlerinin taraf avukatı gibi görev yapmaması, kendisini atayan tarafın uyuşmazlık kapsamındaki durumunu tarafsız bir şekilde ortaya koymasını gözetmesidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

MTK m. 15 uyarınca iptal davası yetkili asliye hukuk mahkemesinde açılır. MTK m. 3 ise görevli ve yetkili mahkemeyi düzenler. Bu madde uyarınca yetkili ve görevli mahkeme davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri veya işyerinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi, davalının Türkiye’de yerleşim yeri olağan oturma yeri veya iş yeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ticari davalara (TTK m. 4) asliye ticaret mahkemelerinde bakılır (TTK m. 5). İptal davasının da ticari dava niteliğini kazandığı hallerde asliye ticaret mahkemesinde açılması gerekir[7].

İlgilinin iptal davasını 30 gün içerisinde açması gerekir. Sürenin başlaması için hakem kararının, düzeltme, yorum veya tamamlama kararının taraflara bildirilmesi gerekir.

Sonuç

MTK kapsamında düzenlen iptal davası hakem kararlarına karşı başvurulabilen tek kanun yoludur ve hakem kararının icrasını durdurur. İcranın durmasının yerindeliği öğretide tartışmalıdır. Usulü hassaslıklar barındıran ve taraf iradesine geniş ölçüde yer veren tahkim yargılamasından elde edilmesi beklenen sonuç MTK kapsamında yer verilen ve yukarıda genel anlamda açıklanan nedenlerin varlığı halinde geçersiz sayılır ve etkilerini doğuramaz. Bu çerçevede tahkim yargılaması başlarken ve yürütülürken hem hakemlerin hem de tarafların usulü konulara hassasiyet göstermeleri verilecek hakem kararına icrai nitelik kazandırma yolunda önem taşır.



[1] Yargıtay 11 HD., 24.02.2006 t., 3953/1858.

[2] Yargıtay 15.HD., 15.11.2007 t. 2007/7216.

[3] Hukuk Muhakemeleri Kanun m. 408 de paralel bir düzenleme içerir.

[4] Yargıtay 4 HD., 11.11.1965 t., 7792/5764.

[5] Karşı yönde; Kuru, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası, İstanbul, 2001, Cilt 6, s. 5951; Yargıtay 9 HD., 14.9.1964 t. 4938/5429.

[6] Bkz. Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun, m. 3.

[7] Yargıtay 15. HD., 21.9.2010 t., 4040/4663.