Ercüment Erdem Av. Melisa Sevinç Atılganer

Pay Devir Sözleşmelerinde Beyan ve Tekeffüllerden Sorumluluk

Aralık 2019

Giriş

Satım sözleşmelerinde, satılanın ayıplarından kaynaklanan sorumluluk ve bunların satım sözleşmesine etkisine ilişkin düzenlemelere 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) detaylı olarak yer verilir. Bununla birlikte, esas itibariyle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (“TTK”) konu payların satımına ilişkin sözleşmeler bakımından özel bir düzenleme bulunmaz.

Her ne kadar pay satım sözleşmelerinin konusunu pay teşkil etse de[1] çoğu kez alıcının pay devir sözleşmesi ile amacı, payın ait olduğu şirketin faaliyetlerinin devralınmasıdır. Bu kapsamda paya ilişkin niteliklere ek olarak şirketin, faaliyetlerini esaslı ölçüde etkileyecek nitelikleri de alıcı bakımından azami düzeyde önem arz eder.

Çalışma kapsamında pay devir sözleşmesine konu payların ait olduğu hedef şirkete ilişkin beyan ve tekeffüllere aykırılığın pay devir sözleşmesi bakımından sonuçları ile satıcının bunlardan kaynaklanan sorumluluğu incelenecektir.

Satım Sözleşmelerinde Beyan ve Tekeffüllerden Sorumluluk

TBK madde 219 uyarınca, “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur”.

Şu halde satım sözleşmesi tahtındaki tekeffül sorumluluğu kanuni ve sözleşmesel olarak ortaya çıkar. Kanuni tekeffül, satım konusu malda normal olarak bulunması gereken özelliklerin bulunmamasından veya değerini azaltan bir kısım ayıpların bulunmasından kaynaklanan sorumluluktur[2].

Sözleşmesel tekeffül ise satıcının, satıma konu malda bulunduğunu bildirdiği özellikler için sorumlu olmasıdır.

TBK madde 227 uyarınca satıcının ayıptan sorumlu olduğu hallerde alıcının seçimlik olarak;

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme,
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın onarılmasını isteme ve
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları bulunur.

Pay Devir Sözleşmelerinde Beyan ve Tekeffüllerden Sorumluluk

Pay devir sözleşmelerinde esas itibariyle satışa konu şey pay olduğundan satıcının temel tekeffül sorumluluğu esas itibariyle paya ilişkin ayıplar kapsamında doğar. Pay devir sözleşmesi tahtındaki beyan ve tekeffüllere aykırılığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Söz konusu sorumluluk yukarıda açıklanan genel hükümlere tabidir. Bu kapsamda satıcı öncelikle, satışa konu payların hedef şirket tarafından usulüne uygun şekilde ihraç edildiğini, şayet mevcutsa pay senetlerinin usulüne uygun şekilde düzenlendiğini ve doğrudan paya ilişkin benzeri diğer hususları taahhüt eder.

Bununla birlikte, yukarıda da açıklandığı gibi alıcının pay devir sözleşmesi ile amacı genel itibariyle payların ait olduğu şirketin faaliyetlerinin devralınması olduğundan şirket ve faaliyetlerine ilişkin nitelikler de alıcı bakımından önem arz eder. Bu nedenle pay devir sözleşmelerinde esas itibariyle satıcının tekeffül veya garanti ettiği hususları içeren geniş bir katalog yer almaktadır. Söz konusu tekeffül ve garantilerin nelerden ibaret olduğu taraf menfaatlerine, varılan mutabakata göre değişmektedir[3].

Bu kapsamda, pay devir sözleşmelerinde devredilen şirketin usulüne uygun olarak kurulduğu, faaliyetlerini yürütmek için gerekli izin ve ruhsatlara sahip olduğu, faaliyetlerini sürdürmek için gerekli malvarlığı unsurları üzerinde hukuka uygun kullanım hakkı bulunduğu, faaliyetlerini mevzuata uygun şekilde yürüttüğü ve benzeri niteliklerine ilişkin beyan ve tekeffüllere yer verilir.

Sözleşmede düzenlenen beyan ve tekeffüllerin, paya değil de şirkete ilişkin olması halinde, (pay devir sözleşmelerinin temel konusunu payın teşkil etmesi nedeniyle), TBK madde 219/1 hükmü anlamında satılana ilişkin olarak alıcıya bildirilen özel nitelik, “zikir ve vaat edilen husus”, olarak kabul edip edilemeyecekleri hususunda doktrinde görüş birliği bulunmamaktadır[4].

Bu kapsamda Tekinalp, hedef şirket paylarının çoğunluğunun devri halinde devredenin maddi ve hukuki ayıplar ile malvarlığındaki eksikliklerden sorumlu olduğuna işaret eder[5].

Tekinalp’e paralel olarak Buz da ortaklığın paylarının satımının kural olarak mal satımı değil hak satımı teşkil ettiği ve ancak ortaklığın paylarının tamamının veya tamamına yakınının devri halinde, ekonomik olarak bir işletmenin satımına benzer bir durum söz konusu olacağını savunur. Buz, bu halde işletmeye ilişkin ayıpların paya ilişkin ayıplar olarak nitelendirilebileceğini ve satıcının bunlardan sorumlu olacağını değerlendirir[6].

Buna karşın Ayoğlu, şirkete ilişkin beyan ve tekeffüllerin TBK madde 219/1 hükmü anlamında satılana ilişkin olarak alıcıya bildirilen özel nitelik olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirir[7].

Pay devir sözleşmesine payları konu olan şirket paylarının kıymetli evraka bağlanmış olup olmamasının pozitif düzenlemelerde bir ayrıma konu edilmemesi bu hususun, bu kapsamda yapılacak değerlendirmede önem arz etmediğini not etmek gerekir[8].

Şu halde söz konusu beyan ve tekeffüllerin sonuçlarına ilişkin düzenlemeler kaleme alınırken pay devir sözleşmelerine ilişkin doktrinel görüş ayrılığı göz önüne alınmalıdır. Bu bağlamda ilgili beyan ve tekeffüllere aykırılığın da sözleşmede detaylı şekilde düzenlenmesi tarafların gerçek iradesine ulaşılması bakımından önemlidir.

Sözleşmede düzenlenen beyan ve tekeffüllere ilişkin sonuçlar, alıcı tarafından hedef şirket ve satışa konu paylar üzerinde hukuki, ekonomik, vergisel ve çeşitli diğer kapsamlarda inceleme gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine bağlı olarak da farklılık gösterir.

Hedef şirkete ilişkin gerçekleştirilen incelemelerin sorumluluğa etkilerine ilişkin detaylı bilgi için “Şirket Birleşme ve Devralmalarında Ayıba Karşı Tekeffül ve Hukuki İnceleme” başlıklı makalemize başvurunuz[9].

Sonuç

Pay devir sözleşmelerinin esas konusunu pay oluşturur. Bununla birlikte, çoğunlukla pay devir sözleşmesinde alıcı tarafından payların ait olduğu şirketin faaliyetlerinin devralınması saiki ve amacı ile hareket eder. Bu kapsamda paya ilişkin niteliklere ek olarak hedef şirketin nitelikleri de alıcı açısından azami önem taşır.

Buna karşın TTK ve TBK’da pay devir sözleşmeleri bakımından satıcının hedef şirketin niteliklerinden kaynaklanan sorumluluğuna ilişkin özel bir düzenleme yer almamaktadır.

TBK’nın satım sözleşmesine ilişkin hükümlerinin ortaklık paylarının devrine ilişkin sözleşmeler bakımından yetersiz kalması nedeniyle genellikle taraflar sözleşmede ortaya çıkması muhtemel sorunları ayrıntılı olarak düzenleme yoluna gitmektedirler[10]. Bu kapsamda pay devir sözleşmelerinde hedef şirkete ilişkin beyan ve tekeffüller, satıcının bunlara ilişkin sorumluluğunun kapsamı ile bunların sonuçları tarafların iradesine uygun şekilde detaylı olarak kaleme alınmalıdır.

[1] Ayoğlu, T.: Sermaye Şirketleri Özelinde Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim. On İki Levha Yayıncılık, İstanbul (2018), s. 25.

[2] Ayan, Nurşen: “Taşınır Satımında Satıcının Kanundan Doğan Ayıba Karşı Tekeffül Borcu”, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/262681 (Erişim tarihi: 22.12.2019).

[3] Buz, Vedat: “Ortaklık Paylarının Devrinde Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerinin Uygulanabilirliği Sorunu”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, 35. cilt, S. 3, 2019, s. 70.

[4] Söz konusu taahhütlerin, TBK madde 219 kapsamında sonuç doğurmayacağına ilişkin görüş için bkz. Ayoğlu, s. 257. Aksi görüş için bkz. Esin, İsmail G.; Lokmanhekim, S. Tunç. “M&A Transactions Under Turkish Law”, s. 39-40 (aktaran Ayoğlu, s. 257).

[5] Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, Yeniden Yazılmış 14. Bası, s. 626-627.

[6] Buz, s. 84.

[7] Ayoğlu, s. 257.

[8] Ayoğlu, s.247.

[9] Orak Çelikboya, Leyla: “Şirket Birleşme ve Devralmalarında Ayıba Karşı Tekeffül ve Hukuki İnceleme”, Erdem&Erdem Hukuk Postası, Ocak 2012.

[10] Buz, s. 69.