Ercüment Erdem Av. Sezi Demirçark

Pay Sahiplerinin Sorumsuzluğu Prensibinin İstisnası Olarak Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması

Aralık 2016

Giriş

Tüzel kişilik, sermaye şirketlerinde pay sahiplerinden bağımsız bir varlık olarak hukuki işlemlere taraf olabilme gayesi ve işbu işlemlerden ortaklarından bağımsız olarak tüzel kişiliğin kendisinin sorumlu olması prensibi, bir başka deyişle pay sahiplerinin sorumlu olmaması kuralı[1] ile kurulmuş bir iktisadi bütünlüktür. Pay sahiplerinin, sadece tüzel kişiliğe karşı sınırlı sorumlu olması[2] ve üçüncü kişilere karşı sorumlu olmaması prensibi tüzel kişiliği meydana getiren kişiler ile üçüncü kişiler arasında adeta bir “perde” oluşturmaktadır. Ancak, tüzel kişi ile pay sahipleri arasındaki bu ayrılık ilkesi, bazı durumlarda hakkaniyet düşüncesine ters düşebilir. Bu durumlarda, hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi açısından, üyelere ait bazı konuların tüzel kişiye izafe edilmesi ya da tüzel kişinin borçları için sadece kendi mal varlığı ile sınırlı olmaksızın üyelerinin de mal varlıklarına başvurulması gerekebilir. Bu düşünce Anglo Amerikan Hukukunda ortaya çıkmakla birlikte Kıta Avrupası hukuklarında da kabul görmüştür. Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu mal ayrılığı ve sorumsuzluk prensibinin istisnası olarak, tüzel kişilik yapısının hukuk düzenine aykırı kötüye kullanılması ya da şirket ile pay sahipleri arasındaki ayrılığa dayanmanın dürüstlük kuralına aykırı düştüğü durumlarda “tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi” kabul edilmiştir.

Tüzel Kişilik Perdesini Kaldırarak Sorumlu Kılma

Türk şirketler hukukunun ve icra iflas hukukunun temel kuralı borcun yükümlüsü olarak tüzel kişiliğin varlığında, ortaklara ya da bağlı şirketlere gidilemeyeceğidir. Bir tüzel kişiliğin borçlarından dolayı sadece tüzel kişiliğin sorumlu olması, diğer bir ifade ile tüzel kişi ortaklığın ortaklık malvarlığı ile sınırlandırılmış sorumluluğunun olması, ortaklık alacaklılarının özellikle korunması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu minvalde, mevcut kuralın istisnası olarak, şirketin tüzel kişiliğinin kötüye kullanıldığı haller dikkate alınarak tüzel kişi ile üyeleri arasındaki perde kaldırılmak suretiyle (gerçek ya da tüzel kişi) pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebilir.

 Tüzel kişilik perdesi, ortakları tüzel kişinin taraf olduğu hukuki işlemin kapsamına alma veya sorumlu kılma amacı ile aralanmakta, hukuki ilişkinin karşı tarafı, tüzel kişinin olduğu tarafta ortak ve üyelerini de görmektedir. Sorumluluk amacıyla perde aralandığında ise tüzel kişinin borçlarından dolayı ortakların da sorumluluğuna başvurulmaktadır.

Yukarıda açıklananların ışığında, tüzel kişilik perdesinin aralanmasının bir kural değil, istisna olduğunu belirtmek gereklidir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması, kişiler hukukunun en temel prensibi olan “ayrılık prensibinin” kötüye kullanıldığı durumlarda söz konusu olur.[3] Ortakların tüzel kişilik perdesinden iyi niyetlerini korumak amacıyla yararlanmaları durumunda “ayrılık prensibi” geçerlidir. Türk hukukunda tüzel kişilik kavramının ardına gizlenerek, kanuna karşı hile yapılması veya sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlal edilmesi hallerinde Medeni Kanun’un Md. 2 ve 3/II maddeleri uyarınca hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırılık söz konusu olacağından, tüzel kişilik perdesinin aralanması ile pay sahiplerinin (gerçek ya da tüzel kişi pay sahiplerinin) sorumluluğu gündeme gelecektir.

Tüzel Kişilik Perdesini Kaldırarak Sorumlu Kılmanın Söz Konusu Olabileceği Haller

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının örnekleri yapı olarak içtihatlarla gelişmiş olup, tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren durumları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Özkaynak Yetersizliği

Tüzel kişilik perdesini kaldırarak, ortaklık borçlarından dolayı pay sahiplerini sorumlu kılma sonucunu doğurabilecek hallerden biri ortaklığın yetersiz öz kaynağının bulunması durumudur. Yetersizliğin, ortaklığın amaç ve faaliyet hacmi gözetilerek, objektif olarak tespiti gereklidir.

Sermaye ortaklıklarında, pay sahiplerinin sınırlı sorumluluğu prensibinin arka planında, alacaklıların korunabilmeleri için belirli bir esas sermaye miktarının tespit edilip şirkete özgülenmiş olması bulunmaktadır. Bu doğrultuda pay sahipleri, taahhüt edilen sermaye miktarını şirkete sağlamakla sorumludurlar. Ancak bu hakkın dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılıp şirketin faaliyetleri ve bundan doğabilecek riskler gözetilerek yeterli olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Yeterli sermaye miktarı sadece kuruluşta değil, şirketin ticari faaliyeti esnasında vukuu bulması muhtemel riskleri karşılayabilecek miktarda olmalıdır. Pay sahiplerinin, öz kaynak yetersizliği durumunda alacaklılara karşı sorumlu tutulabilmesinin bir diğer koşulu ise dürüstlük kuralına aykırı hareket etmeleridir.[4] Bu doğrultuda, yetersiz öz kaynağa sahip bir ortaklığın, öz kaynak yetersizliğini telafi etmeksizin üçüncü kişiler ile hukuki işlemlere girişmesi, alacaklıları zarara uğratmaları durumlarında tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve ortakların sorumluluğuna gidilmesi söz konusu olabilecektir.

Hakim Ortaklı Şirketlerde Perdeyi Kaldırma

Sermaye ortaklıklarında pay sahiplerinden birinin veya birkaçının temsil ve idare yetkisine sahip olması durumu (esas sermayenin çoğunluğuna sahip olma durumu ya da oyların çoğunluğuna sahip olma durumu) şirkette hakim ortak olma durumudur. Hakimiyet, bir şirket üzerinde başka şirket ya da kişilerin, hakimiyetini sağlayan pay ya da oy çoğunluğuna sahip olması şeklinde de ortaya çıkabilir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle hakim ortağın sorumluluğuna gidilebilmesi ise, temel kural olan hakim ortağın ya da ortakların hakimiyeti kendi çıkarları uğruna şirket alacaklılarının zararına olacak şekilde kötüye kullanması şartına bağlıdır.

Pay Sahipleri ile Şirketlerin Malvarlıklarının Birbirine Karışması

Pay sahiplerinin sınırlı sorumluluğu ilkesinin temeli olan ortaklık ile pay sahiplerinin malvarlıkların kesin bir şekilde birbirinden ayrı tutulması durumunun aksi, malvarlıklarının birbirine karışmasıdır ki uygulamada en sık rastlanan tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren haldir. Ortakların kişiliği ile tüzel kişiliğin veya malvarlıklarının özdeşleşmesi söz konusu ise, bu durum perdenin aralanması için yeterli sebeptir, ayrıca MK md. 2 ve 3/II koşullarının varlığı aranmaz[5] Örnek olarak, birden fazla ortaklığa hakim durumda bulunan ana ortaklığın malvarlığına ait bir unsurun kayıtlara geçirilmeksizin diğer bir ortaklığın faaliyetlerinde kullanılması (yatay olarak malvarlıklarının birbirine karışması) durumudur. Buradaki sorumluluğun temeli üçüncü kişiler nezdinde pay sahiplerinin malvarlıklarının şirket malvarlığı olarak değerlendirilmesi ve yaratılan hukuki görünüşe dayanarak şirket ile hukuki ilişki kuran üçüncü kişileri tüzel kişilik perdesini kaldırmak suretiyle korumaktır.

Sonuç

Tüzel kişilik perdesinin aralanması ile Türk şirketler hukukunun en temel prensibi olan sınırlı sorumluluk ve ayrılık prensiplerinin istisnası olarak pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilerek üçüncü kişi alacaklıları koruma amacı güdülmektedir. Belirtilmelidir ki, sınırlı sorumluluk ilkesi karşısında, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak ortaklık alacaklılarına karşı ortakların sorumlu kılınması ayrık bir durum olduğundan, önce tüzel kişiye başvurulması esastır.

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının özellikle söz konusu olabileceği hallerden biri olan öz kaynak yetersizliği durumunda önemli olan ölçüt ortaklığın öz kaynağının yetersizliğinin dürüstlük kuralına aykırı olarak telafi edilmemesi ve üçüncü kişiler ile hukuki işlemlere girişmesi halidir.

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle hakim ortağın sorumluluğuna gidilebilmesi ise, ancak ortaklardan bir veya birkaçının ortaklık faaliyetlerini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebilme güçlerini kullanarak şirket alacaklılarını zarara uğratmaları halinde söz konusu olacaktır.

Ayrıca bir ortaklığa özgülenmiş malvarlığının varlığı ortaklığın alacaklarının korunması amacı taşımaktadır. Ancak, tüzel kişiliğin ve pay sahiplerinin malvarlıklarının özdeşleşmesi söz konusu ise, bu durum perdenin aralanması için yeterli koşuldur.

Esasen tüzel kişiler ortaklarından ayrı ve bağımsız bir kişiliğe ve malvarlığına sahiptirler. Ancak, uygulamada ortaya çıkabilen bazı durumlarda, ”ayrılık prensibi” haksız sonuçların doğmasına sebep olabileceğinden, tüzel kişinin borçlarından dolayı sadece kendi malvarlığı yerine, pay sahiplerinin malvarlıklarına başvurulması ya da pay sahiplerine ilişkin bazı hususların tüzel kişiye izafe edilmesi, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile çözümlenebilecek ve hukuk güvenliği sağlanmış olacaktır.

[1] Ulusoy Erol, I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Şirketler ve Bankacılık Hukukunda Kapsama Alma ve Sorumlu Kılma Amacıyla Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması, Mayıs 2008,s.351.

[2] Türk Ticaret Kanunu Madde 480 uyarınca, şirket esas sözleşmesinde aksi düzenlenmemiş ise pay sahiplerinin, anonim ortaklığa taahhüt edilen payların karşılılarını ifa borcu dışında borcunun olmadığı, bu minvalde ortaklık alacaklarına karşı da sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir.

[3] Ulusoy Erol, s.401.

[4]  Yanlı Veliye, Anonim Ortaklıklarda Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Pay Sahiplerinin Ortaklık Alacaklarına Karşı Sorumlu Kılınması, Mayıs 2000, s. 111.

[5] Ulusoy Erol, s.402.