Ercüment Erdem Av. Mert Karamustafaoğlu

Rekabet Hukukunda Yeni Ufuklar; Dizel Emisyon Skandalı

Kasım 2018
“Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.”
İbni Sina

Giriş

2015 yılında Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Müdürlüğü Volkswagen'in (“VW”) dizel motorlu araçlarına fabrika çıkışında yapılan egzoz emisyon testlerinin hatalı olduğunu açıkladı.[1] Yapılan bu açıklamanın ardından aralarında BMW, Daimler ve VW gruplarının da yer aldığı birçok Federal Alman otomotiv üreticisi hakkında egzoz emisyon değerlerini manipüle ettikleri iddiaları ortaya atıldı. Bu durum anılan otomotiv üreticilerinin ürettiği dünya çapındaki milyonlarca aracın konumunu tartışmalı hale getirdi. Sadece VW tarafından üretilen yaklaşık 11 milyon araçta fabrika çıkışında yapılan egzoz emisyon testlerinin hatalı olduğu iddia ediliyor.

Aslında otomotiv sektöründe daha önce de hava yastığı, vites kutusu problemleri veya fren sistemleri gibi arızalar nedeniyle çok sayıda aracın üreticiler tarafından geri çağrıldığı görüldü. Ancak “Dizel Emisyon Skandalı” olarak adlandırılan olay bunlardan çok daha farklı hususlar içeriyor. Öne sürülen iddialara göre dizel motorlu araçlara yerleştirilen bir yazılım sayesinde aracın karbon emisyonları bilinçli şekilde olduğundan düşük gösteriliyor. Yani üreticiler bir yazılım yoluyla bilinçli olarak araçların egzoz emisyon değerlerini düşük gösteriyorve tüketicileri bu şekilde aldatıyorlar.

Geçen süre içinde Dizel Emisyon Skandalı kamuoyu gündemini oldukça meşgul etti. Anılan otomobil üreticilerinin borsada işlem gören hisselerinde milyarlarca doları bulan düşüşler yaşandı. Bazı Federal Alman şehirlerine, dizel araçların girişlerinde çeşitli yasaklamalar söz konusu oldu. Ancak en önemli gelişme, ABD Çevre Koruma Müdürlüğü sayfasında yayınlanan tazminat davaları konusunda VW’nin uzlaşma duyusuydu.[2] Böylelikle VW, Dizel Emisyon Skandalı’ndaki iddiaları kabul ederek, zarar görenlerle uzlaşma yoluna başvurdu ve milyarlarca dolar tazminat ödemeyi göze aldı.

18 Eylül 2018 tarihinde, yani Dizel Emisyon Skandalı’nın patlak vermesinden yaklaşık 3 yıl sonra, Avrupa Birliği Komisyonu (“AB Komisyonu”), BMW, Daimler ve VW (Volkswagen, Audi, Porsche) grupları hakkında rekabet hukuku kurallarını ihlal ettikleri iddiasıyla soruşturma başlattığını duyurdu[3]. Anılan soruşturmada benzinli ve dizel araçlara ilişkin, otomotiv üreticilerinin emisyon azaltıcı teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda aralarındaki rekabeti ortadan kaldıran bir anlaşma içerisinde olup olmadıkları araştırılacak. Böylelikle benzinli ve dizel araçlardaki emisyon teknolojilerinin geliştirilmesi konusunda rakip konumda olan otomotiv üreticilerinin, aralarındaki teknolojik rekabeti ortadan kaldırmaları yoluyla bir rekabet ihlali içerisinde olup olmadıkları incelenecek.

AB Komisyonu’nun Dizel Emisyon Skandalı Soruşturması

Emisyon Skandalı konusunda AB Komisyonu ilk olarak 2017 yılının Ekim ayında harekete geçti. AB Komisyonu, 20 Ekim 2017’de Federal Alman otomotiv üreticilerinde rekabeti ihlal ettikleri şüphesiyle yerinde incelemeler yaptığını duyurdu[4]. AB Komisyonu’nun aradan geçen süre içinde Dizel Emisyon Skandalı konusundaki gelişmeleri yakından takip ettiği ve konuya ilgisinin kaybolmadığı görülüyor. Zira 18 Eylül 2018 tarihindeki basın duyurusunda AB Komisyonu, bu kez VW, BMW ve Daimler gibi otomotiv üreticilerinin Dizel Emisyon Skandalı ile ilgili olarak incelediğini açıkça belirtti.

AB Rekabet Komiseri Margrethe Vestager’in konuyla ilgili açıklaması da oldukça dikkat çekicidir. Vestager, anılan otomotiv üreticilerinin benzinli ve dizel araçlarda kullanılan emisyon azaltıcı teknolojilerin geliştirilmesi konusunda bir rekabet ihlali içinde oldukları iddiasını incelediklerini belirtti. Vestager bu iddiayı, teknolojik olarak mümkün olmasına rağmen, tüketicilerin çevreyi daha az kirleten araçları satın almasını engelleyen bir rekabet ihlali olarak nitelendirdi.[5] Dolayısıyla teknolojik gelişme engellenerek, üreticiler arasındaki rekabetin kısıtlandığı gibi alışılmışın dışında bir rekabet ihlali iddiasına yönelik, ilginç bir soruşturma doğmuş oldu.

AB Komisyonu genel olarak “Circle of Five” denilen BMW, Daimler, Volkswagen, Audi ve Porsche’nin çeşitli toplantılar yaparak temiz araç teknolojileri hakkında bilgi alışverişinde bulundukları iddiasını inceliyor. AB Komisyonu özellikle Avrupa Birliği’nde kullanılan iki emisyon sistemi konusunda yoğunlaşıyor. Bunlardan SCR (Selective Catalytic Reduction) sistemi dizel binek araçlardaki zararlı nitrojen oksit salınımını azaltmak için kullanılırken, OPF denilen (Otto Particulate Filters) sistem ise benzinli binek araçlardaki zararlı partiküllerin salınımını azaltıyor.

BMW, Daimler ve VW gruplarının teknik gelişmenin kısıtlanması konusunda bir anlaşma içerisinde olmaları durumunda, bir anlaşma veya uyumlu eylem yoluyla Lizbon Anlaşması’nın 101. maddesinin ihlal edilmesi söz konusu olacak. İlgili duyuruda bu aşamada, AB Komisyonu’nun anılan üreticilerin egzoz emisyonları testlerini yanıltmaya yönelik aldatıcı gereçler kullandığına veya bu yönde anılan otomotiv üreticileri arasında bir uzlaşma olduğuna yönelik kesin bir bulgu olmadığı da belirtiliyor. Ancak bu husus hiç kuşkusuz ki soruşturma aşamasında öncelikle araştırılacak hususların başında geliyor.

AB Komisyonu’nun söz konusu soruşturma kapsamında ele aldığı ana iddia emisyon kontrol sistemleri konusunda olsa da, anılan otomotiv üreticilerinin; otomotiv yedek parçaları konusundaki ortak teknik standartlar, araç testleri konusundaki prosedürler gibi teknik konularda da bilgi değişimi içerisinde oldukları iddia ediliyor. Ayrıca anılan teşebbüslerin ürettikleri araçlarla ilgili olarak açılır tavan sistemleri ve hız sabitleyicileri gibi teknik konularda da çeşitli görüşmeler yürüttükleri de biliniyor. Federal Alman otomotiv üreticilerinin, aralarındaki koordinasyonu çarpma testleri gibi araç güvenliği ile ilgili alanlara da genişlettiği, bu alandaki bilgi ve tecrübelerini ortak bir havuz şeklinde paylaştıkları da iddialar arasında yer alıyor.

Sonuç

2015 yılında başlayan Dizel Emisyon Skandalı, bugün itibariyle başta Federal Alman otomotiv üreticileri olmak üzere ilgili pazardaki oyuncuların geleceğe yönelik planlarını kökünden değiştirdi. Özellikle ABD ve Federal Almanya’daki gelişmeler çok dikkat çekici düzeyde. ABD’de milyonlarca tüketiciye ilişkin uzlaşma prosedürü devam ediyor[6]. Federal Almanya’da ise bu konu son zamanlarda çok daha aktüel. Örneğin Braunschweig savcılığı 1 milyar Avro’luk bir idari para cezası ile VW grubunu cezalandırdı[7]. VW ise bu cezaya itiraz etmeyeceğini ve sorumluluğunu kabul ettiğini açıkladı. Savcılık tarafından, 2007 ile 2015 yılları arasında dünya çapında yaklaşık 10,7 milyon aracın emisyon değerlerini manipüle eden yazılım taşıdığı belirtiliyor. Ayrıca VW Grubunun Dizel Emisyon Skandalı ile ilgili ödediği bedel 25,5 milyar Avro’ya ulaştı. Bu bedelin içinde tüketicilere ödenen tazminat bedellerinin yanında, ödenen idari para cezaları da yer alıyor.

Mayıs 2018’de ilk büyük şehir olarak Hamburg’da dizel araçların şehre girişi konusunda kısıtlamalar getirildi[8]. Hamburg şehrinin bazı yerlerinde dizel araçların girişi yasaklandı ve buna ilişkin uyarıcı tabelalar yerleştirildi[9]. Nisan 2019’da Köln ve Bonn şehirlerinde dizel yasağı yürürlüğe girecek[10]. Berlin, Frankfurt, Gelsenkirchen, Essen, Mainz ve Stutgart gibi şehirlerde de dizel araçlara ilişkin çeşitli yasakların uygulanmasına karar verildi[11]. Kısacası Dizel Emisyon Skandalı büyük bir hızla büyüyor ve derinleşiyor.

AB Komisyonu’nu Dizel Emisyon Skandalı hakkında açtığı soruşturmada zorlu bir süreç bekliyor. Zira otomotiv üreticileri arasındaki teknik konulara ilişkin görüşmeler ile bilgi değişimi niteliğindeki rekabet ihlalleri arasında ayrım yapmak zorunda kalacak. Her ne kadar rekabet hukuku kuralları teknik gelişmeyi amaçlayan teşebbüsler arası iş birliğine izin verse de bu rekabet ihlallerini kapsamıyor. AB Komisyonu’nun anılan soruşturma bazında özellikle teknik gelişmenin engellenmesi yoluyla rekabetin kısıtlanması gibi çok ilginç bir rekabet ihlali iddiasını incelemesi gerekecek. Bu durum da rekabet hukuku açısından yeni gelişmelerin habercisi olacak.

[1] Ayrıntılı bilgi için bkz., https://www.bbc.com/turkce/ekonomi/2015/09/150922_volkswagen_emisyon (Erişim tarihi: 28.11.2018).

[2] Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.epa.gov/enforcement/volkswagen-clean-air-act-civil-settlement#civil (Erişim Tarihi: 7.12.2018).

[3] http://europa.eu/rapid/press-release_IP-18-5822_en.htm (Erişim tarihi: 7.12.2018).

[4] http://europa.eu/rapid/press-release_STATEMENT-17-4084_en.htm (Erişim tarihi:7.12.2018).

[5] Ayrıntılı bilgi için bkz. http://europa.eu/rapid/press-release_IP-18-5822_en.htm (Erişim tarihi: 7.12.2018).

[6] https://www.epa.gov/enforcement/volkswagen-clean-air-act-civil-settlement#civil (Erişim tarihi: 7.12.2018).

[7] https://www.morgenpost.de/wirtschaft/article214571605/VW-muss-in-der-Dieselaffaere-eine-Milliarde-Bussgeld-zahlen.html (Erişim tarihi: 10.12.2018).

[8] https://www.zeit.de/mobilitaet/2018-05/diesel-fahrverbote-hamburg-stickstoffbelastung (Erişim tarihi: 10.12.2018).

[9] http://www.spiegel.de/auto/aktuell/diesel-fahrverbote-in-hamburg-ab-31-mai-a-1209050.html (Erişim Tarihi: 10.12.2018).

[10] https://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/diesel-affaere/diesel-fahrverbote-in-koeln-und-bonn-von-april-2019-an-15880711.html (Erişim tarihi: 10.12.2018).

[11] https://www.adac.de/rund-ums-fahrzeug/abgas-diesel-fahrverbote/fahrverbote/dieselfahrverbot-faq/ (Erişim tarihi: 10.12.2019).