Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Rekabet İhlali Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarına İlişkin Yönerge Teklifi

Nisan 2014

Giriş

Avrupa Birliği’nin (“AB”) ve üye devletlerin rekabet hukuku kurallarının ihlal edilmesi nedeniyle açılan tazminat davalarına ilişkin kurallar içeren Yönerge teklifi (“Yönerge Teklifi”)[1] 17 Nisan 2014 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edildi. Yönerge Teklifinin kısa süre içerisinde AB Bakanlar Konseyi tarafından onaylanması bekleniyor. Yönerge Teklifinin onaylanması halinde, üye devletlerin Yönerge hükümlerini iç hukuklarına uygulamaları için iki yıllık bir geçiş süresi öngörülüyor.

Yönerge Teklifinin Hedefi

Yönerge Teklifi, AB rekabet hukuku kurallarının ihlali nedeniyle zarar gören kimselerin tam tazminat talep etmelerine olanak sağlar. Rekabet hukukunun ihlali, Avrupa Topluluğu Anlaşması m. 101 ile 102’nin veya yerel rekabet hukuku kurallarının ihlal edilmesi olarak belirtilebilir.

Ayrıca bu Yönerge Teklifi ile üye devletlerde; delil elde edilmesi, rekabete aykırılık halinde doğan zararların hesaplanması, tazminat davalarının açılmasına ilişkin engellerin ortadan kaldırılması; etkili toplu tazmin mekanizmasının eksikliğinin giderilmesi amaçlanır ve yansıtma/passing-on savunması hakkında açık kurallar getirilir.

Tam Tazminat Hakkı

Üye devletlerin rekabete aykırılık nedeniyle açılan tazminat davalarında uyguladıkları yerel hukuk kurallarının çeşitliliği ve farklılığı tazminat davası tarafları açısından bir takım yasal belirsizliklere neden olabilir. Yönerge Teklifi, bu farklılıkları gidermek amacıyla, rekabet ihlalinden zarar görenlerin zararlarını tam tazmin etmelerine ilişkin bir etkili mekanizma getirir.

Yönerge Teklifinin 2 inci maddesi uyarınca, AB veya yerel rekabet hukuku kurallarının ihlali sonucunda zarar gören kimse, bu zararının tamamını tazmin etme hakkına sahiptir.

Tam tazminat, oluşan gerçek zarar, kar kaybı ve zararın oluştuğu tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar işleyen faizi içerir.

Delillerin İbrazı

Rekabet ihlali nedeniyle açılan tazminat davalarında, davacılar ihlal ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat ederken bir takım güçlüklerle karşılaşırlar. Söz konusu güçlüklerin giderilmesi amacıyla Yönerge Teklifinde bazı kolaylıklar öngörülür. Yönerge Teklifinin 5 inci maddesi uyarınca, eğer davacı davalının rekabet hukuku kurallarını ihlal etmesi nedeniyle zarara uğradığını gerçekçi deliller sunarak ve makul bir zemine dayandırarak gösterirse, yerel mahkemeler, davalı veya üçüncü kişilerin ellerindeki delilleri vermesine yönelik karar verebilir.

Bununla birlikte Yönerge Teklifi uyarınca, davalının talebi üzerine hâkim, davacının veya üçüncü kişinin de ellerindeki delilleri sunmasına ilişkin karar verebilir.

İbraz edilecek deliller, tarafların ve üçüncü kişilerin yasal menfaati uyarınca ve orantılılık ilkesi kapsamında her davanın özelliğine göre yerel mahkemeler tarafından belirlenir.

Delil ibrazına ilişkin sınırlamalar

Yönerge Teklifinin 6. maddesi uyarınca, (i) teşebbüslerin gizli kartelden haberdar olup, gizli kartelde rol aldıklarını rekabet otoritesine bildirdikleri kurumsal pişmanlık beyanları ve (ii) teşebbüslerin rekabet ihlaline iştirak ettiklerini rekabet otoritesine bildirdikleri başvuru olarak belirtilen iki çeşit belge için koruma sağlanır. Zira söz konusu belgelerin ibrazı, pişmanlık programının ve başvuru usullerinin etkinliğini risk altına sokar. Yönerge Teklifi uyarınca, tazminat davalarında, yerel mahkemelerin bu belgelerin ibrazına ilişkin hiçbir şekilde karar veremeyeceği belirtilir.

Yaptırımlar

Mahkemenin delil ibrazına ilişkin verdiği karara uyulmaması ve uyulmasının reddedilmesi, ilgili delillerin yok edilmesi, gizli bilgilerin korunması hakkında verilen mahkeme kararına uyulmaması veya uyulmasının reddedilmesi veya delil ibrazına ilişkin hakların kötüye kullanılması hallerinde yerel mahkemeler; taraflar, üçüncü kişiler ve onların yasal temsilcilerine yaptırım uygulayabilir. Böylece deliller açısından yargılamanın güvenliği sağlanır.

Zamanaşımı Süresi

Yönerge Teklifi ile, üye devletler arasında farklılık gösteren tazminat davalarına ilişkin zamanaşımı sürelerinde uyumluluk sağlanmaya çalışılır. Yönerge teklifinin 10. maddesi uyarınca, rekabet ihlalinden zarar gören kişiler rekabet ihlalini bilmiyor veya bilebilecek durumda değillerse zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz; zamanaşımı süresi ihlalin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar. Böylece, rekabet ihlalinden zarar gören kişilerin ihlali bilmeleri veya bilebilecek durumda olmalarından itibaren yeterli bir süre içinde (en az 5 yıl) tazminat davası açmaları mümkündür. Rekabet otoritesinin, rekabetin ihlali nedeniyle soruşturma yürütmesi veya yargılama aşamasında olması halinde zamanaşımı süresi askıya alınır. Bu askı süresi, ihlal kararının kesinleşmesinden veya yargılamanın sonlanmasından en erken 1 yıl sonra sona erer.

Eğer ihlale uğrayan kişiler, rekabet ihlali davranışını, söz konusu davranışın AB veya yerel rekabet hukukunu ihlal edecek nitelikte olduğunu, ihlalin belirli kartel üyeleri tarafından zarara neden olduğunu bilmiyor veya bilebilecek durumda değilse zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz.

Müşterek ve Müteselsil Sorumluluk

Yönerge Teklifi sorumluluk rejimi hakkında da değişiklikler getirir. Yönerge teklifinin 11. maddesi uyarınca, birden fazla teşebbüsün rekabeti birlikte ihlal etmesi halinde, bu teşebbüsler ihlalin doğurduğu zarardan dolayı müşterek ve müteselsil sorumludur.

Yönerge Teklifinde, pişmanlık programından yararlanıp rekabet otoritesi tarafından para cezasından muaf tutulan teşebbüsün sadece rekabet ihlali nedeniyle zarara uğrayan tarafların (doğrudan veya dolaylı müşterileri veya tedarikçileri haricinde), aynı ihlalde bulunan diğer teşebbüsler tarafından tam tazmin edilememesi halinde sorumlu tutulacakları belirtilir.

Zararın Hesaplanması

Yönerge Teklifi, rekabet hukukunun ihlal edilmesi nedeniyle zarara uğrayan kişilerin zararlarının hesaplanmasına ilişkin yardımcı düzenlemeler getirir. Yerel mahkemeler söz konusu zararın miktarını belirlemeye yetkilidir.

Bununla birlikte, rekabet ihlalinde bulunan teşebbüslere, rekabet ihlali nedeniyle doğan zararların kartellerden kaynaklanması varsayımını çürütme olanağı da sağlanır. Böylece, bundan sonra ihlali gerçekleştiren teşebbüsler bu varsayımı çürütüp, kartelin zarara neden olmadığını kanıtlayabilir.

Fiyat Artışının Yansıtılması ve Yansıtma/Passing-on Savunması

Rekabet ihlali sebebiyle hukuka aykırı olarak fiyat artışına maruz kalan doğrudan müşteriler (ilk alıcılar), bu fiyat artışına katlanmak yerine bu artışı kendi ürünlerinin alıcılarına yansıtabilirler. Böylece, doğrudan müşteriler zincirdeki bir sonraki halka olan doğrudan olmayan müşterilere (tüketici, perakendeci gibi) tamamen ve kısmen fiyat artışını yansıtırlar.

Böyle bir yansıtmanın söz konusu olması halinde, davalı (ihlalci teşebbüs), fiyat artışını kendi müşterilerine yansıtmaları nedeniyle davacının (doğrudan alıcı) gerçekte bir zarara uğramadığını iddia edebilir. Yönerge’nin 12. maddesi uyarınca, tazminat davasında, ihlalden doğan fiyat artışının tamamının veya belirli bir kısmının davacı tarafından yansıtılması iddiasıyla davalıya passing-on/yansıtma savunması olanağı sağlanır. Fiyat artışının yansıtıldığına ilişkin ispat külfeti her zaman ihlalci teşebbüstedir.

Bununla birlikte, yansıtmanın hesaplanmasında yerel mahkemeler yetkilidir.

Sonuç

Yönerge teklifi, kartelleşmeden zarar gören gerçek ve tüzel kişilerin dava yoluyla tazminat almasını kolaylaştırmaya yönelik olarak bir takım şartlar ve standartlar getirir. Ayrıca, üye devletlerin çeşitlilik gösteren uygulamalarına uyumluluk kazandırılması amaçlanır, yansıtma/passing-on savunması açık bir kurala bağlanır, delil elde edilmesi ve ibrazı, sorumluluk rejimine ilişkin olarak müşterek ve müteselsil sorumluluk hakkında düzenlemeler öngörülür. Bu Yönetmelik Taslağının yürürlüğe girmesinden sonra Türk rekabet hukuku üzerinde de etkili olacağı kuşkusuzdur.