Ercüment Erdem Av. Tuna Çolgar

Şarta Bağlı Sermaye Artırımı

Mart 2014

Giriş

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (”TTK” veya “Kanun”) ile benimsenen Şirketlerin sermaye ihtiyacının çabuk ve kolayca sağlanması düşüncesi, Kanun’da yeni sermaye çeşitlerinin meydana getirilmesi ve değişik sermaye artırımı usullerine ilişkin hükümlerin düzenlenmesine neden olmuştur. Yeni Kanun’un yürürlüğe girmesi ile mülga olan eski kanunda iki çeşit sermaye sistemi mevcut idi. Bunlar, eski TTK’ da kabul edilen esas sermaye sistemi ve Sermaye Piyasası Kanununda kabul edilen kayıtlı sermaye sistemi idi. Ancak yeni TTK ile yapılan düzenlemelerle, esas sermaye sistemi korunmuş, bunun yanında kayıtlı sermaye sistemi, sadece halka açık anonim şirketlerin faydalanabileceği bir sistem olmaktan çıkarılmış ve şirketlerin kendi iç kaynaklarından yapabilecekleri sermaye artırımında kullanabilecekleri araçlar çeşitlendirilmiştir.

Çalışmamızın konusunu oluşturan şarta bağlı sermaye artırımı sistemi ise Türk hukuku için yeni bir tür sermaye artırım sistemi olup, kaynağı İsviçre Borçlar Kanunu’nudur. Şartlı sermaye artırımı, pay senetleri ile değiştirilebilir tahvil ihracında ve çalışanlara dönük yapılabilecek sermaye artırımlarında, alıcının değiştirme ve alım haklarını kullanmasına bağlı olarak yapılabilecek bir sermaye artırımı sistemi olup; uygulamada sermayenin daha esnek ve efektif şekilde kullanılması konusunda kolaylıklar sağlayacaktır.

Şarta Bağlı Sermaye Artırımının Esasları

Yeni bir finansman sağlama aracı olarak öngörülen bu sermaye artırım sisteminin temelinde, şirketten bazı menkul kıymetler dolayısıyla alacaklı konumunda olanlar ile çalışanların sermayeye katılmalarının sağlanması amacı yatmaktadır.[1] Şartlı bağlı sermaye artırımı sistemi esasları, TTK’nın 463üncü maddesinden 472nci maddesine kadar olan maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 463üncü maddesi düzenlemenin uygulanma ilkesini tanımlamaktadır.

“MADDE 463 – (1) Genel kurul, yeni çıkarılan tahviller veya benzeri borçlanma araçları nedeniyle, şirketten veya topluluk şirketlerinden alacaklı olanlara veya çalışanlara, esas sözleşmede değiştirme veya alım haklarını kullanmak yoluyla yeni payları edinmek hakkı sağlamak suretiyle, sermayenin şarta bağlı artırılmasına karar verebilir.

(2) Sermaye, değiştirme veya alım hakkı kullanıldığı ve sermaye borcu takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda ve ölçüde kendiliğinden artar”.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere, şarta bağlı sermaye artırımında, artırımın dayanağı olacak temel esaslar genel kurul tarafından belirlenmektedir. Genel kurul bu kararıyla kesin olarak bir sermaye artırım kararı vermemekte, sadece sermaye artırımının usulünü göstererek ve sürecin ana hükümlerini belirleyerek, sermaye artırımına olanak tanımaktadır[2]. Şarta bağlı sermaye artırımında sermaye, değiştirme ve alım hakkı sahipleri, söz konusu haklarını kullandıkça artmış olur. Dolayısıyla sermaye artışı, genel kurulun ya da onun devrettiği yetkilerle yönetim kurulu tarafından değil, değiştirme veya alım hakkı sahiplerinin ya da işçilerin kararıyla ve bu haklarını kullanmasıyla zaman içerisinde gerçekleşecektir. Bu nedenle de sermaye miktarı değiştirme ve alım hakkının kullanıldığı zaman içerisinde değişkenlik gösterecektir.

Şarta bağlı sermaye artırımının gerçekleştirilebilmesi için öncelikle esas sözleşmede bu sermaye artırımına yönelik bir dayanak hükmün bulunması gerekir. Aksi halde esas sözleşmede sözkonusu özel içeriği haiz hüküm olmadan genel kurul kararı ile şarta bağlı sermaye artışı sağlanamaz. Bu hükmün içeriği TTK’nın 465inci maddesinde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Şartlı sermaye artırımına ilişkin düzenleme esas sözleşme değişikliği yoluyla sonradan yapılacağı gibi, şirketin kuruluşu sırasında esas sözleşmeye konulmak suretiyle de yapılabilir.

Değiştirme veya alım hakkı yoluyla şirkette pay sahibi sıfatını kazanabilecek olanlar TTK’nın 463üncü maddesinin 1nci fıkrasında (i) Tahviller veya borçlanma araçları nedeniyle şirketten veya Topluluk şirketlerinden alacaklı olan kişiler ve (ii) çalışanlar olarak sayılmıştır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, bu değiştirme veya alım hakkı her şirket alacaklısına değil, sadece yeni çıkarılacak tahvil veya benzeri borçlanma araçlarına sahip olan şirkete veya topluluk şirketi alacaklılarına tanınmıştır.

Sermaye, değiştirme veya alım hakkı kullanıldığı ve sermaye borcu takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda ve ölçüde kendiliğinden artar (m.463 f.2).

TTK’nın 463üncü maddesinin 2nci fıkrası hükmünden de açık bir şekilde anlaşılacağı üzere şarta bağlı sermaye artırımında sermaye koyma borcu değiştirme haklarının kullanımında takas, alım hakkının kullanılmasında ise nakit olarak ödenmesi yoluyla gerçekleşebilir. Yeni ayni sermaye getirilmesi mümkün olmayacaktır. Alacaklı veya çalışanlara tanınan değiştirme ve alım hakkının tek taraflı bir irade beyanı ile kullanıldığı ve bu kullanım ile birlikte doğan sermaye borcu takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda ve ölçüde, şirketin sermayesi kendiliğinden artmış olacaktır.[3]

Şarta Bağlı Sermaye Artırımının Kanuni Sınırları

TTK’nın 464’ncü maddesi ile şarta bağlı sermaye artırımı bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur.

MADDE 464 – (1) Şartlı olarak artırılan sermayenin toplam itibarî değeri sermayenin yarısını aşamaz.

(2) Yapılan ödeme, en az, nominal değere eşit olmalıdır.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere yapılacak ödemenin en azından iktisap edilen yeni payın itibari değerine eşit olması zorunludur. Ayrıca şartlı olarak artırılan sermayenin toplam itibari değeri, sermayenin yarısını aşamayacaktır. TTK sistemine göre, “sermaye” kelimesi başına “esas” veya “çıkarılmış” gibi bir sıfat gelmediğinden, bu terimin hem esas hem de çıkarılmış sermayeyi kapsadığı sonucu çıkarılmalıdır.[4]

Şarta Bağlı Sermaye Artırımının Esas Sözleşmedeki Dayanağı

Yukarıda da açıklandığı gibi, şarta bağlı sermaye artırımının dayanağı ancak bir esas sözleşme hükmü olabilir. Bu hükmün içeriği de TTK’nın 465inci maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Sözkonusu esas sözleşme hükmünün iki önemli özelliği mevcuttur (i) Bu hüküm artırıma ilişkin ayrıntılı bir açıklama metni gibi olmalıdır; (ii) Şarta bağlı sermaye artırımı tamamlanınca, esas sözleşme hükmü konusuz kalacağından, TTK’nın 472nci maddesi uyarınca, hüküm esas sözleşmeden çıkarılacaktır. Şarta bağlı sermaye artırımı için her defasında esas sözleşmeye, işleme dayanak oluşturacak yeni bir hüküm eklenmelidir.[5]

Pay Sahiplerinin Korunması

Alacaklı veya çalışanlara tanınan değiştirme veya alım haklarının kullanılabilmesinin bir diğer ön koşulu da, mevcut pay sahiplerinin rüçhan haklarının kaldırılması ve bu hususun TTK 465/1 maddesi (d) bendi uyarınca esas sözleşmeye açıkça yazılmasıdır. Bu durumun mevcut pay sahiplerinin şirket sermayesine katılım oranını etkileyeceği, diğer bir deyişle azaltacağı için, kanun koyucu pay sahiplerinin menfaatlerine halel gelmemesi için TTK’nın 466ncı maddesi ile ihraç edilen yeni değiştirme ve alım haklarını içeren borçlanma araçlarının öncelikli olarak payları oranında pay sahiplerine önerilmesi şartını düzenlemiştir. Bununla birlikte pay sahiplerine tanınmış olan “önerilmeye muhatap olma hakkı”, haklı sebeplerin varlığı halinde kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir.[6] Çalışanlara tanınan alım hakkında, pay sahiplerine önerilmeye muhatap olma hakkı tanınması gerekmemektedir. Ancak bu durumda da rüçhan hakları kısıtlanacak pay sahiplerinin hakları TTK 466/3 kapsamında koruma altında olacaktır.

Değiştirme ve Alım Hakkı Sahiplerinin Korunması

Kanun koyucu TTK’nın 467nci maddesindeki düzenlemeleri ile şarta bağlı sermaye artırımı sisteminde kendilerine değiştirme ve alım hakkı tanınan kişilerin korunmasına da özel bir önem vermektedir. TTK’nın 467nci maddesinin 1nci fıkrasına göre, esas sözleşmede ve izahnamede açıkça belirtilmedikçe, kendilerine nama yazılı payları iktisap etme hakkı tanınmış bulunan değiştirme veya alım hakkını haiz alacaklılar veya çalışanlar, bu tür payların devirlerinin sınırlandırılmış olduğu gerekçesiyle, söz konusu hakları kullanmaktan engellenemezler.

Hak sahiplerini koruyan bir diğer düzenleme de yine aynı maddenin 2nci fıkrasında yer almaktadır. Bu fıkraya göre de, alacaklı veya çalışanlara tanınan değiştirme ve alım haklarının, sonradan yapılacak sermaye artırımları, yeni değiştirme ve alım hakları tanınması veya başkaca bir yolla kayba uğratılmayacağı öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme ile beraber yine 2nci fıkrada, değiştirme fiyatının indirilmesi veya hak sahiplerine uygun bir denkleştirme sağlanması ya da aynı şekilde pay sahiplerinin hakları da kayba uğratılmış ise, bir önceki cümlede tanımlanmış olan korumanın aksine hareket edilebileceği düzenlenmektedir.

Sonuç

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, şirketlerin sermaye ihtiyacının ivedilikle ve kolayca karşılanması ve ticari hayatın işleyişinin daha dinamik hale getirilmesi amacı ile yeni sermaye türleri ve değişik sermaye artırımı usullerine ilişkin hükümler düzenlemektedir. Şarta bağlı sermaye artırımı uygulamada daha çok hisseleri borsada işlem gören halka açık anonim şirketler tarafından uygulanan bir sermaye artırım çeşididir. Bunun yanında halka açık olmayan veya küçük ve orta ölçekli şirketler bakımından da şarta bağlı sermaye artırımının uygulanması mümkün hale getirilmiştir. Özellikle işçilerin ya da şirketin yeniden yapılandırılması sırasında bazı alacaklıların, alacakları ile şirkette pay sahibi olma haklarını değiştirmeleri yoluyla şartlı sermaye artırımı uygulama alanı bulabilecektir. Türk hukuku yönünden yeni olan söz konusu kurum, TTK’nın benimsediği, şirketlerin yapılarının ticari hayatın dinamizmi ile uygun bir hızda değişkenlik gösterebilmesi düşüncesi ile örtüşür niteliktedir.