Ercüment Erdem Av. Yağmur Zeytinkaya

Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Alan Teminat Sözleşmeleri

Mart 2020

Borç ilişkilerinin sürdürülebilirliğini sağlayan temel dayanaklardan biri olan teminat sözleşmeleri, Roma Hukuku'ndan bu yana süregelen belirli prensiplere tabidir. Günümüzde hala geçerliliğini koruyan prensiplerden biri de "lex commissoria" yani borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesi yasağıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun ("SerPK") 47. maddesi (Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Alan Teminat Sözleşmeleri) ise teminat sözleşmelerine önemli bir yenilik getirir ve belirli koşullar gerçekleştiği takdirde, üzerinde rehin bulunan sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin alacaklıya geçmesini mümkün kılar. Bu makale, SerPK m. 47 kapsamında teminat sözleşmelerine ilişkin düzenlemeyi konu alır.

SerPK'nın 47. Maddesinde Öngörülen Düzenlemeler ve Gerekçesi

Lex commissoria yasağı, teminat değerinin alacağın değerinden yüksek olduğu hallerde rehin vereni koruma amacını güder[1].  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ("TMK") da Roma Hukuku'ndan bu yana geçerliliğini koruyan bu kuralı, taşınır ve taşınmaz rehinleri bakımından hükme bağlar. SerPK'nın 47. maddesinde gelen değişiklik ise lex commissoria yasağından farklı bir uygulamayı mümkün hale getirir. Anılan maddenin gerekçesine bakıldığında, teminat sözleşmelerinin niteliğine ilişkin düzenlemelerin uluslararası özel hukuka ilişkin UNIDROIT (Özel Hukukun Yeknesaklaştırılması için Uluslararası Enstitü - International Institut for the Unification of Private Law) düzenlemeleri kapsamında teminat verenin ve teminat alanın haklarının korunduğu bir şekilde kaleme alındığı belirtilir[2]. Sınır ötesi finansal piyasa işlemleri için gerekli altyapının sağlanması, piyasalara duyulan güvenin korunabilmesi ve küresel finansal kriz sonrası azalan güvenin yeniden tesis edilebilmesi amacıyla, uluslararası bağımsız bir teşkilat olan UNIDROIT ve Avrupa Birliği tarafından küresel ve bölgesel düzeylerde yeni hukuki düzenlemeler oluşturulmuştur[3]. SerPK'nın 47. maddesi de anılan düzenlemeleri Türk hukukuna yansıtan önemli maddelerden biridir. UNIDROIT çalışmaları neticesinde 9 Ekim 2009 tarihinde kabul edilen Aracılığa Konu Menkul Kıymetlere İlişkin Maddi Kurallar Konvansiyonu ("Cenevre Konvansiyonu") da teminat sözleşmelerine ilişkin uluslararası geçerlilikte kurallar arasında yer alan bir kaynak olarak değerlendirilir.

SerPK Madde 47 Kapsamında Yapılacak Teminat Sözleşmesinin Özellikleri

Madde 47 uyarınca; "Merkezi Kayıt Kuruluşu ("MKK") nezdinde kayden izlenen sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmeleri yazılı şekilde yapılır. Bu teminat sözleşmelerine konu sermaye piyasası araçlarının mülkiyeti, sözleşmeye bağlı olarak teminat alana kanuni usullere göre devredilebileceği gibi teminat verende de kalabilir". Anılan düzenleme, yukarıda anılan Cenevre Konvansiyonu'da yer alan "mülkiyeti devretmeyen teminat sözleşmesi" ve "mülkiyeti devreden teminat sözleşmesi" ayrımı ile uyumluluk gösterir[4]. Sözleşmede açık hüküm bulunmaması hâlinde teminat konusu sermaye piyasası araçlarının mülkiyeti teminat alana geçmemiş sayılır. Bu düzenlemenin de rehin hukukundaki belirlilik ve açıklık ilkeleriyle paralel olduğunu söylemek mümkündür.

Madde 47'nin ikinci fıkrası uyarınca ise mülkiyetin teminat alana devredildiği teminat sözleşmelerinde; teminat alan, teminat sözleşmesinin kurulduğu anda teminat konusu sermaye piyasası araçlarının mülkiyet hakkına, kanuni usullere uyarak devri sonucu sahip olur. Teminat sözleşmesinin sona ermesi ile teminat alan, teminat konusu sermaye piyasası araçlarının veya eş değerinin mülkiyetini teminat verene iade eder.

Mülkiyetin teminat verende kaldığı teminat sözleşmeleri ise m. 47'nin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre; teminat konusu sermaye piyasası aracının ne kapsamda kullanılabileceği hususunda tarafların mutabakata varması gereklidir. Teminat sözleşmesinin sona ermesi ile teminat alan teminat konusu sermaye piyasası araçlarını veya bu araçları kullanmış ise eş değerini teminat verene iade etmekle yükümlüdür.

SerPK m. 47/4 uyarınca teminat alan tarafa tanınan haklar

  1. maddenin en dikkat çekici kısmı olan 4. fıkra yukarıda anılan lex commissoria yasağına istisna olarak yorumlanabilecek düzenlemeyi içermektedir ve belirli şartların gerçekleşmesine bağlı olarak, teminat alanın rehne konu sermaye piyasası araçlarını mülkiyetine geçirerek değerini borçtan mahsup etme hakkı söz konusudur.

Şöyle ki; bu fıkranın uygulanabilmesi için (i) borçlunun temerrüt hâlinde olması ya da (ii) kanun veya sözleşme hükümlerinde öngörülen sebeplerle teminattan alacağın karşılanması söz konusu olmalıdır. Bu koşullar gerçekleştiği takdirde herhangi bir ihtarda bulunma, süre verme, adli veya idari merciden izin ya da onay alma, teminatın açık artırma ya da başka bir yol ile nakde çevrilmesi gibi herhangi bir ön şartı yerine getirme yükümlülüğü olmaksızın ve teminata konu araçların mülkiyetinin kimde kaldığına bağlı olarak; teminat alana çeşitli haklar sunulur.

Mülkiyetin teminat alana devredildiği sözleşmelerde; teminat alan, teminat konusu sermaye piyasası araçlarını, taraflar arasındaki sözleşmede aksinin öngörülmemiş olması kaydıyla, piyasa değerlerinden aşağı olmamak üzere satarak satım bedelinden alacağını karşılama veya bu araçların değerini borçlunun yükümlülüklerinden mahsup etme hakkına sahiptir.

Mülkiyetin teminat verende kaldığı teminat sözleşmelerinde ise teminat alan, teminat konusu sermaye piyasası araçlarını, piyasa değerlerinden aşağı olmamak üzere satarak satım bedelinden alacağını karşılama veya bu araçları mülkiyetine geçirerek değerini borçlunun yükümlülüklerinden mahsup etme hakkına sahiptir. Böylelikle, yukarıda açıklandığı üzere lex commissoria yasağından farklı bir uygulama getirilmiş ve teminat alana, teminat konusu araçların mülkiyetini ele geçirme hakkı tanınmıştır. Ancak teminat alanın bu hakkı kullanabilmesi için taraflar arasındaki teminat sözleşmesinde, bu hakkın kullanılabileceğinin ve sermaye piyasası aracına ilişkin değerlemenin ne şekilde yapılacağının açıkça öngörülmüş olması gerekmektedir. Böylelikle rehinde belirlilik ve açıklık ilkelerine de uyum sağlanmaktadır.

Sonuç

Rehin hukukunun temel ilkelerinden olan lex commissoria yasağından farklı bir uygulama getiren SerPK m. 47, sermaye piyasasının komplike yapısı gereği bu araçların rehnine ilişkin özel düzenlemeler öngörür. Bu madde uyarınca akdedilecek teminat sözleşmelerinde mülkiyetin teminat alana devredilmesi ve devredilmemesine göre teminat alanın kullanabileceği haklar farklılık gösterir. 47. maddenin SerPK'da yer edinmesiyle birlikte Türk mevzuatı UNIDROIT gibi uluslararası kurallar bütünüyle de uyumlu hale getirilmiştir.

[1] Sirmen, Lale: Eşya Hukuku, Ankara, 2016, s. 654.

[2] SerPK m. 47'nin Gerekçesi, https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss337.pdf (Erişim tarihi 29.03.2020).

[3] Benli, Erman: Sermaye Piyasası Araçlarını Konu Alan Teminat sözleşmelerinde Yeni Düzenlemenin Gerekçeleri, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, Yıl 2017 Sayı 21, s. 218.

[4] Ergincan, Yakup / Yayla, Ümit: Sermaye Piyasalarında Teminat ve Ödünç İşlemlerinin Hukuki Niteliği ve Sonuçları”, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 11, S.2, 2012, s. 115-116.