Ercüment Erdem Av. Selen Öztürk

Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı

Ağustos 2014

Esas sözleşmede taahhüt edilmiş olan rakamın iç ya da dış kaynaklarla yükseltilmesi “esas sermaye artırımı” olarak nitelendirilir. Bu rakam şirket esas sözleşmesinde gösterilmiş olduğu için esas sermaye artırımı kural olarak bir esas sözleşme değişikliğidir. Ancak esas sermaye artırımın özellikleri şirketçe benimsenmiş olan sisteme göre farklılık gösterebilir. Burada halka kapalı anonim şirketlerde sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı ve özellikle de kayıtlı sermaye sistemi incelenecektir.

Genel Olarak

Sermaye artırımı, sermaye taahhüdü yoluyla artırım ve iç kaynaklardan sermaye artırımı olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Sermaye taahhüdü yoluyla artırımda sermaye artırımına katılmayı taahhüt eden kimseler tarafından şirkete, ayni veya nakdi yeni sermaye getirilerek sermaye artırılır. Dış kaynaklardan sermaye artırımı yapabilmek için TTK’da iki adet ön şart düzenlenmiştir. Buna göre ilk koşul pay bedellerinin tamamının ödenmiş olmasıdır. Ancak 456. maddenin 2. cümlesi uyarınca, “sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez.” Bu düzenleme doktrindeki tartışmalara açıklık getirilmek için yeni kanunla eklenmiştir. İkinci koşul ise bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunmamasıdır. Bu hüküm de TTK ile getirilmiştir ve amaç, mali durumu iyi olmayan pay sahiplerinin pay almasını engellemek için, sermaye artırımı yapılabilecek iç kaynak mevcut olmasına rağmen dış kaynaklardan yüksek miktarda sermaye artırılmasının önüne geçmek ve böylece de pay sahiplerini korumaktır. Dolayısıyla emredici niteliktedir ve herhangi bir istisnası bulunmamaktadır[1].

Sermaye Taahhüdü Yoluyla Artırımın Ortak Hükümleri

Sermaye artırımı kuruluşta olduğu gibi nakdi taahhüt ve ödeme, ayın taahhüdü veya şirketin borçlarını sermayeye dönüştürmek suretiyle yapılabilir.

Her pay sahibi yeni çıkarılan payları mevcut sermaye pay oranına göre alma hakkına sahiptir. Haklı sebeplerin bulunması halinde rüçhan hakkı esas sermayenin en az yüzde altmışını temsil eden pay sahiplerinin olumlu oyuyla sınırlandırılabilir. Nisaba ilişkin düzenleme hariç, rüçhan hakkının kullanımına ve sınırlandırılmasına ilişkin ilkeler kayıtlı sermaye sisteminde de yönetim kurulunun alacağı karar için aynen geçerli olacaktır.

Sermaye artırımı için ayrıca TTK m. 333 uyarınca çıkarılan Bakanlık tebliğine göre kuruluş ve esas sözleşme değişiklikleri için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ndan izin alması gereken bir şirket söz konusuysa Bakanlık’tan izin alınmalıdır.

TTK ile getirilen yeniliklerden biri de yönetim kurulu beyanıdır. Buna göre yönetim kurulu açık, eksiksiz, doğru ve dürüst hesap verme ilkesine göre bir beyan hazırlayıp imzalayacaktır. Beyanın içeriğinde özellikle nakdi veya ayni sermaye konuluyorsa bu prosedürün usulüne uygun bir şekilde yerine getirildiği, kanuni ve idari gerekliliklerin yerine getirildiği, rüçhan hakkı kaldırılmışsa bunun sebepleri, kullanılmayan rüçhan haklarının kimlere ne şekilde verildiğinin belgeli ve gerekçeli açıklamaları yer alır. Bu beyan yönetim kurulunun tüm üyeleri tarafından imzalanmalıdır. Beyandaki bir eksiklik şeffaflık ve hesap verme ilkesinin ihlali olacağından artırım kararının iptaline, hatta butlanına sebep olabilir[2].

Sermaye artırımına ilişkin genel kurul ya da yönetim kurulu kararı alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde tescil edilmelidir. Aksi takdirde karar ve alınmışsa izin geçersiz hale gelir. Ayrıca, tescil, sermaye artırımı bakımından kurucu etkiye sahiptir.

Esas Sermaye Sisteminde

Esas sermaye sisteminde sermaye artırımı genel kurul kararı ile gerçekleşir ve bu bir esas sözleşme değişikliğidir. Bu sebeple, eğer esas sözleşmede daha ağır bir karar nisabı öngörülmemişse, karar diğer esas sözleşme değişikliklerinde olduğu gibi şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. Sözleşme değişikliği yönetim kurulu tarafından onaylanmalıdır. Onaylama kararı, esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğu ile alınır[3].

Esas sermaye sisteminde artırılan sermaye miktarını temsil eden payların tamamı esas sözleşmenin değiştirilmiş halinde ya da iştirak taahhütnamesinde taahhüt edilir. İştirak taahhüdü kayıtsız ve şartsız olmalıdır.

Kayıtlı Sermaye Sisteminde

Genel Olarak

Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna esas sözleşmede belirtilmiş kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi tanınmıştır. Bu sistem şirketin sermaye yapısının daha esnek bir yapıda olmasına izin vererek gerektiğinde daha hızlı bir şekilde sermaye artırımı yapılmasını ve dolayısıyla finansman ihtiyacının karşılanmasını sağlar. Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi yüz bin Türk Lirasından aşağı olamaz. Bu en az sermaye tutarı Bakanlar Kurulunca artırılabilir.

Yönetim kurulu verilen yetki çerçevesinde sermayenin ne zaman ve ne kadar artırılacağına bağımsız olarak karar verir. Ancak yönetim kurulunun imtiyazlı veya itibari değerin üzerinde pay çıkarabilmesi ya da rüçhan hakkını sınırlayabilmesi için esas sözleşmede bu yönde açık hüküm bulunmalıdır. Yönetim kurulu sermaye artırımı kararında artırılan sermayenin tutarını, çıkarılacak yeni payların itibari değerini, sayısını, cinsini, primli ve imtiyazlı olup olmadıklarını, rüçhan hakkının kullanım süresi ve şeklini, rüçhan hakkının sınırlanıp sınırlanmadığını belirtir. Kayıtlı sermaye sisteminde paylar iştirak taahhütnamesi ile taahhüt edilir. Yönetim kurulunun, imtiyazlı veya itibarî değerinin üzerinde pay çıkarabilmesi ve pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını sınırlandırabilmesi için esas sözleşmeyle yetkilendirilmiş olması şarttır.

Belirtilmesi gereken diğer bir nokta da yönetim kurulu üyelerince ya da pay sahiplerince bu karara karşı iptal davası açılabileceğidir. Ancak kural olarak genel kurulun aldığı bir karar olan sermaye artırımı kararı, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunca alındığından yönetim kurulu kararının iptali için genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olan TTK 445’e yollama yapılmıştır. Bu dava sermaye artırımı kararından itibaren işleyecek 1 aylık hak düşürücü süreye bağlanmıştır ve TTK m.48-451 kıyas yolu ile bu davada uygulanacaktır[4].

Sınırlamalar

TTK’da kayıtlı sermaye tavanına ilişkin herhangi bir miktar sınırlaması bulunmaz. Dolayısıyla, esas sözleşmede belirtilen kayıtlı sermaye tavanı yönetim kurulu için doğal bir sınır oluşturacaktır. Ancak 19.10.2012 tarihli Halka Açık Olmayan Anonim Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemine İlişkin Tebliğ’in 5. maddesinin 5. fıkrasında bir sınır getirilmiştir. Buna göre “Kayıtlı sermaye tavanı başlangıç sermayesinin beş katından fazla olamaz. … Kayıtlı sermaye sisteminin kabul edilmesinden veya sisteme geçilmesinden sonra izleyen dönemlerde kayıtlı sermaye tavanı, esas sözleşmenin değiştirileceği genel kurul toplantısı sırasındaki çıkarılmış sermayenin en fazla beş katı olarak belirlenebilir.” Yani esas sermayenin beş katı kayıtlı sermaye tavanı için bir sınır olarak belirlenmiştir.

Kayıtlı sermaye sisteminde konabilecek sermaye türü ya da payların ödenme biçimi ile ilgili herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Ancak böyle bir sınırlamanın esas sözleşmede öngörülmesine bir engel yoktur.

Son olarak TTK uyarınca yönetim kurulunun sermayeyi artırma yetkisi süre bakımından 5 yıl ile sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla 5 yılın sonunda tekrar yetki verilmek istenirse esas sözleşmenin değiştirilmesi ve yetki süresi verilmesi gerekir. Yönetim kurulunun değişmesi verilmiş olan yetkiyi kaldırmaz; yetki süre sonuna kadar devam eder. Yetki süresinin başlangıcı İsviçre doktrininde genel kurulun yetki devri kararı verdiği tarih değil bu kararın tescil edildiği tarih olarak kabul edilmiştir. TTK’da da bu yönde herhangi bir hüküm bulunmadığından bu çözümün benimsenmesi uygun olacaktır[5].

Sonuç

Görüldüğü üzere, halka kapalı anonim ortaklıklarda sermaye artırımının esas sermaye sistemindeki gibi esas sözleşmeyi değiştirmek suretiyle genel kurul kararıyla ya da kayıtlı sermaye sisteminde olduğu gibi yönetim kurulu kararıyla gerçekleştirilmesi mümkündür. Ancak, kayıtlı sermaye sistemine geçiş için esas sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmalıdır. Ayrıca, kayıtlı sermaye tavanı esas sözleşmede belirtildiğinden, bu tavana kadar yapılan artırımlar esas sermaye sisteminden farklı olarak bir esas sözleşme değişikliği niteliği taşımaz. Anonim şirketler büyüklüklerine ve sermaye ihtiyaçlarına göre bu iki sistemden birini benimseyecektir.



[1] PULAŞLI Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara, 2013, s.599

[2] TEKİNALP Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2013, s.107

[3] TEKİNALP Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2013, s.106

[4] KENDİGELEN Abuzer, Türk Ticaret Kanunu Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, İstanbul, 2011, s.314

[5] KARAHAN Sami, Şirketler Hukuku, 2012, s.573