Ercüment Erdem Av. Duygu Öner

Sigorta Ettirenin Sözleşme Öncesi Beyan Yükümlülüğü ve Yükümlülüğün İhlali Halinde Sigortacının Hakları

Haziran 2019

Giriş

Sigorta sözleşmesinin akdedilmesi aşamasında sigorta şirketi, sigorta teminatı kapsamına girecek mal, hayat veya sorumluluk konusu ile ilgili bilgiye sahip değildir. Bu sebeple sigortacı, sigorta ettiren tarafından kendisine verilen bilgiye güvenmek ve ona göre bir teminat sunmak durumundadır.  Sigortacının, sigorta sözleşmesine konu riski ve buna bağlı olarak sigorta ettirenden alınacak olan primi doğru şekilde tespit edebilmesi ancak sigorta ettiren tarafından, sigorta konusuna dair kendisine doğru ve eksiksiz bilgi verilmesi ile mümkün olur. Bu kapsamda sigortacı, sigorta ettirenden aldığı bilgileri değerlendirerek sigorta ettireni “sınıflandırarak” belirli bir sigorta ettirenler grubuna dâhil edecek, primi hesaplayacak ve o sözleşme ilişkisinde teminat dışında bırakılacak halleri ve sigorta ettirene yüklenecek sözleşmesel görevleri saptayacaktır[1]. Bunu dikkate alan kanun koyucu sigorta ettirene; sigortacıyı, sigorta sözleşmesi yapılmadan önce, o sözleşme ile üstlenilecek riziko hakkında bilgilendirme görevi yüklemiş ve sigorta ettirenin bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde sigortacıya birtakım haklar bahşetmiştir.

Beyan Yükümlüğünün Kapsamı

Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”)  1435. maddesi uyarınca, sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. Sigortacının sözleşme konusundaki kararını etkileyebilecek olan tüm hususların “önemli” olduğu kabul edilir[2].

İlgili maddenin 3. fıkrasıyla, sigortacı tarafından yöneltilen soruların sigortacı için önemli olduğu karinesi kabul edilir. Zira, sigortacı sorduğu sorular çerçevesinde riski üstlenip üstlenmeyeceğine veya hangi şartlar altında üstleneceğine karar verir. Ancak, beyanda bulunan kimsenin hangi konuların önemli olduğunu belirlemede ve takdir etmede tereddüde düşme olasılığı büyüktür. Bu yüzden sigortacılar, genellikle sigorta ettirene önemli gördükleri hususları içeren bir soru listesi verir. Bu nedenle de sigortacının sorduğu soruların kendisi için önemli olduğu yönünde karine konulmuştur[3].

TTK’nın 1436. maddesinde ise sigortacı tarafından yalnızca yazılı olarak sorulacak sorulara dair bir düzenleme öngörülür. İlgili madde uyarınca, sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez. Bununla birlikte, sigorta ettiren önemli bir hususu kötü niyetle saklamış ise, sigorta ettirenin beyan edilmeyen hususlarla ilgili sorumluluğu devam eder. Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.

Beyan Yükümlülüğünün İhlali Halinde Sigortacının Hakları

Sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigortacıya tanınan haklar ve sigortacı tarafından uygulanabilecek yaptırımlar, beyan yükümlülüğüne aykırılığın sigortacı tarafından hangi aşamada öğrenildiğine göre farklılık arz eder.

İhlalin Riziko Gerçekleşmeden Önce Öğrenilmesi

Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davranışı sigortacı tarafından riziko gerçekleşmeden evvel öğrenilmişse, sigortacı sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün ihlalini öğrenmesinden itibaren 15 gün içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. Sigortacıya tanınan bu hakların kullanılabilmesi için beyan yükümlülüğünün ihlalinde sigorta ettirenin veya diğer ilgililerin kusurlu olması aranmaz. Bir başka deyişle, beyan yükümlülüğü sigorta ettirenin kusuru olmaksızın ihlal edilmiş olsa dahi, sigorta ettiren sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. Bununla birlikte, sigorta ettirenin bildirmediği veya yanlış bildirdiği bir husus sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. Zira, beyan yükümlülüğünün altında yatan düşünce sigortacının riziko hakkında bir kanaate varabilmesi için bilgi sahibi olmasını sağlamaktır.  Önemli olan gerekli bilgilere ulaşılması olup, bilginin hangi şekilde elde edildiğinin önemi yoktur. Dolayısıyla sigorta ettiren bildirmemiş olsa bile, sigortacı kararına etki edebilecek bilgilere sahip olmuşsa, varılmak istenen amaç gerçekleşmiştir. Bu nedenle de sigortacının artık beyan yükümlülüğü ihlaline dayanması mümkün değildir[4].

Sigortacının cayma hakkını kullanması halinde, sigorta sözleşmesi geçmişe etkili olarak sona ereceğinden, sigorta ettiren tarafından ödenen primlerin de geri alınabilmesi gerekir. Bununla birlikte, sigorta sözleşmesi kurulurken sigorta ettiren beyan yükümlülüğünü kasten ihlal etmiş ise, sigortacı rizikoyu taşıdığı süreye ait primlere hak kazanır[5]. Kanun koyucu bazı hallerde ise, sigortacıya tanınan cayma hakkını devre dışı bırakmıştır. Sigortacı, cayma hakkının kullanılmasından açıkça veya zımnen vazgeçmişse; caymaya yol açan ihlale kendisi sebebiyet vermişse; sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı halde sözleşmeyi yapmışsa, cayma hakkını kullanamaz.

Sigortacı, beyan yükümlülüğünün ihlalini öğrenmesinden itibaren 15 gün içinde sözleşmeden caymak yerine prim farkının ödenmesini de talep edebilir[6]. Bununla birlikte sigorta ettiren, sigortacı tarafından talep edilen prim farkını ödemeyi kabul etmek istemeyebilir. Kanun koyucu, sigorta ettirenin prim farkını 10 gün içinde kabul etmemesi halinde, sözleşmeden cayılmış sayılacağını kabul eder[7].

İhlalin Riziko Gerçekleştikten Sonra Öğrenilmesi

Sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne aykırı davranışının riziko gerçekleştikten sonra öğrenilmesi halinde sigortacının hakları, sigorta ettirenin kusur derecesine göre belirlenir.

Beyan yükümlülüğü sigorta ettirenin ihmali ile ihlal edilmişse, söz konusu ihmal tazminatın veya bedelin miktarına veya rizikonun gerçeklemesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre indirim yapılır. Sigorta ettiren kast ile hareket etmişse ve ihlal ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa sigortacının tazminat veya ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa sigortacı ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder[8].

Sonuç

Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü, sigortacının sözleşme ile teminat altına alacağı rizikoyu tespit edebilmesi ve primi belirleyebilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu hususu dikkate alan kanun koyucu, sigorta türleri arasında ayrım yapmaksızın beyan yükümlülüğüne ilişkin olarak TTK’da ayrıntılı düzenlemelere yer vermiştir. Bu kapsamda sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.  Sigorta ettirenin söz konusu yükümlülüğü ihlal etmesi halinde, ihlalin hangi aşamada öğrenildiğine ve sigorta ettirenin kusurunun derecesine bağlı olarak sigortacı; sözleşmeden cayma, prim farkı isteme veya tazminatta indirim yapma veya tazminat ödeme borcundan kurtulma imkânına sahip olur.

[1] Ünan, Samim, “Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Sigorta Hukuku, Cilt 1 Genel Hükümler Madde 1401- 1452”, XII Levha Yayıncılık,  1. Baskı, İstanbul, Ekim 2016.

[2] TTK 1439. madde gerekçesi.

[3] TTK 1435. madde gerekçesi.

[4] TTK m. 1438 gerekçesi.

[5] TTK m. 1441.

[6] TTK m. 1439 (1).

[7] TTK m. 1439 (1).

[8] TTK m. 1439 (2).