Ercüment Erdem Av. Melisa Sevinç

Sınai Mülkiyet Kanunu Işığında Marka Hakkı

Ocak 2017

Giriş

Marka, 10 Ocak 2017’de yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda (“Kanun”) yer verilen en klasik tanımı ile bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan işaretlerdir. Bu çalışma kapsamında Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen marka hakkı, değişikliklere de yer verilerek incelenecektir.

Marka Olarak Tescil Edilebilecek İşaretler

Kanun’da işaretlerin kapsamı, 2015/2436 Sayılı Avrupa Birliği Marka Yönergesi (“AB Marka Yönergesi”) madde 3 ile uyumlu olarak “sicilde gösterilebilir olma” ölçütü ile sınırlandırılmıştır. Söz konusu ölçüt, mülga 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de (“KHK”) “sicilde çizimle gösterilebilir olma” şeklinde öngörülmekteydi. Bu kapsamda, KHK kapsamında öğretide koku ve seslerin marka olarak tescil edilebilirliğine ilişkin görüş ayrılıkları, AB mevzuatına uygun olarak koku ve benzeri diğer işaretlerin de marka olarak tescil edilebilmesinin önü açılmak suretiyle giderilmiştir.

Marka Türleri

Markalar sahipleri itibariyle bireysel, ortak ve garanti markası olmak üzere içe ayrılır.

Bireysel Marka

Bireysel marka, marka tanımında da yer verilen klasik marka türüdür. Bu bağlamda, bireysel marka bir gerçek veya tüzel kişiye ait olan markalar ile elbirliği veya paylı mülkiyete konu markalardan ibarettir.

Kanun ile marka hakkına getirilen en önemli değişikliklerden biri, önceki marka sahibinin noter onaylı rızasının sonraki tarihli marka başvurusu ile sunulması halinde, sonraki marka başvurusunun benzerlik sebebiyle reddedilemeyecek olmasıdır. Bu kapsamda Kanun’un 5/3. maddesi ile getirilen yenilik ile teşebbüslerin bireysel markaları beraber kullanma iradesi tanınmış ve korunmuştur.

Ortak Marka

Ortak marka, gruptaki işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt eden işaretlerdir. Kanun anlamında bir ayrım yapılmamış olsa da uygulamada ortak markalar iki grup altında toplanmaktadır.

Üyelik markaları, bir gruba üye teşebbüsler tarafından kullanılan ortak markalardır. Bu kapsamda doktrinde yaygın olarak “the American Automobile Association” ve “Marmarabirlik” markaları gösterilir.

Ortak markaların ikinci türü ise birbirinden bağımsız teşebbüsler tarafından kullanılan ve hizmet veya ürünün kaynağını gösteren ortak markalardır. Örneğin Amerika’da izci kızlar tarafından üretilen kurabiyeler “Girl Scout” markası ile işaretlenir.

Garanti Markası

Garanti markası, marka hakkı sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından teknik şartnameye uygun ürün ve hizmet sağlandığını garanti eden işaretlerdir. Bu bağlamda, garanti markasının ilişkili şirketlerce halkı yanıltacak şekilde kullanılmasının önüne geçmek amacıyla, garanti markasının, marka hakkı sahibine ekonomik açıdan bağlı işletmeler tarafından kullanılması yasaklanmıştır. Keza garanti markası hakkı sahibinin de garanti markasını kullanması yasaklanmış olup, hak sahibinin görev ve yetkisi, markanın, tescil edilen teknik şartnameye uygun olarak kullanılmasını sağlamaktır.

Başvuru Süreci

Her başvuruyla sadece bir markanın tescili talep edilebilir. Başvuruya konu mal veya hizmetler Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Nice Anlaşmasına göre sınıflandırılır.

Başvurunun yapılmasını müteakip, başvuru, şekli açıdan Kanun’a uygunluk değerlendirilmesine tabi tutulur ve mutlak red nedenleri bakımından incelenir. Söz konusu aşamaların olumlu şekilde tamamlanmasını müteakip bültende yayımlanır ve iki aylık süre boyunca üçüncü kişilerin itirazlarına konu olmak üzere askıda kalır. Söz konusu süre KHK’da üç ay olarak düzenlenmiş olup, Kanun ile kısaltılmıştır. Askı süresince üçüncü kişilerden itiraz gelmemesi veya itirazların reddedilmesi halinde marka tescil edilir.

Mutlak Red Nedenleri

Mutlak red nedenleri esas itibariyle, önceki tarihli bir marka veya marka başvurusundan bağımsız olarak, marka olarak tescil edilemeyecek işaretleri belirler. Mutlak red nedenleri, Kanun’un 5. maddesinde düzenlenir. Bu bağlamda; sicilde gösterilebilir olmayan veya ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler, dini işaretler ve madde 5’te öngörülen haller mutlak red nedeni olarak kabul edilir.

Nispi Red Nedenleri

Kanun’un 6. maddesinde öngörülen nispi red nedenlerinin varlığı halinde, marka başvurusu, hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

Korumanın Kapsamı

Marka hakkı on yıllık koruma süresine tabidir. Söz konusu sürenin bitiminden önceki altı ay içinde yenileme ücretinin ödenmesi kaydıyla yenileme talebinde bulunulabilir. Marka hakkı bakımından yenilemenin ve dolayısıyla koruma süresinin bir üst limiti bulunmamaktadır. Yenileme halinde on yıllık koruma süresi tekrar işler

Marka Hakkına Tecavüz

Kanun, marka hakkına tecavüz fiillerini dört grup altında toplar. Bu bağlamda;

  • Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı marka sahibine tanınan haklar kapsamında kullanmak,
  • Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,
  • Tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak ve
  • Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek marka hakkına tecavüz sayılır.

Marka Hakkına Tecavüz Halinde Cezai Hükümler

Kanun, Türkiye’de tescilli markalar bakımından marka hakkına tecavüz halinde tazminata ek şikayete bağlı çeşitli cezai hükümler öngörür. Tecavüz hallerinde öngörülen adli para ve hapis cezaları için lütfen Kanun’un 30. maddesine başvurunuz.

Kanun bu bağlamda bir de etkin pişmanlık hükmü öngörmüş olup, marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildiren ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlayan kişiler hakkında cezai hüküm uygulanmaz.

Menfi Tespit Davası

Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir.

Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılması ise bir dava şartı olarak öngörülmemiştir.

Tazminat

Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.

Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme yöntemlerinden biri ile hesaplanır:

  • Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir,
  • Marka hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya
  • Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

Sona Erme

Marka hakkı hükümsüzlük, iptal, vazgeçme ve yenilememe hallerinde sona erer.

Hükümsüzlük

Nispi veya mutlak red nedenlerinin varlığı halinde, menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları, marka sahibi olarak kayıtlı kişilere karşı, hükümsüzlük davası açabilir.

Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.

Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Hükümsüzlük kararı, koruma hiç doğmamış etkisi doğurur.

İptal

Markanın iptaline ilişkin idari bir prosedür belirlenmesine ilişkin AB Marka Yönergesi’ne uygun olarak Kanun’un 26. maddesi altında düzenlenen markanın iptaline ilişkin idari prosedür öngörülmektedir. Fakat söz konusu hüküm yedi yıl sonra yürürlüğe girecek olup bu tarihe kadar iptal kurumu mahkemelerce yürütülecektir.

Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması; markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi veya markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması hallerinde iptal kararı verilir.

Ek olarak garanti ve ortak markaların teknik şartnameye aykırı kullanımı hallerinde iptal kararı verilir.

İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde, Kurum bir aya kadar ek süre verir. İptal kararı, iptal talebinin sunulduğu tarih itibariyle geçerlidir.

Yenilememe ve Vazgeçme

Yukarıdaki açıklamalara ek olarak marka hakkı (i) koruma süresinin dolması ve markanın süresi içinde yenilenmemesi ile (ii) marka hakkı sahibinin bu hakkından vazgeçmesi hallerinde de sona erer.

Vazgeçme açısından üzerinde durulması gereken bir husus, sicile kaydedilmiş hak ve lisans sahiplerinin izni olmadıkça marka sahibinin bu hakkından vazgeçememesidir. Marka üzerinde, üçüncü kişiler tarafından hak sahipliği iddia edilmiş ve bu hususta alınan tedbir kararı sicile kaydedilmişse, vazgeçme bakımından bu kişilerin izni de gereklidir.

Değerlendirme

Kanun ile sınai mülkiyet haklarının tesciline ilişkin sürelerin kısaltılması ile Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumluluk amaçlanmıştır. Bu bağlamda marka hakkı bakımından askı süresi üç aydan iki aya indirilmiş, marka olarak tescil edilebilecek işaretlerin kapsamı genişletilmiş ve önceki marka hakkı sahibinin rızası ile benzer veya aynı markaların tescilinin önü açılmıştır. Markaya ilişkin öngörülen iptal kurumunun Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren yedi yıl boyunca mahkemelerce, bu sürenin tamamlanmasından sonra ise Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından sürdürüleceği öngörülür. Buna ek olarak marka hakkının yenilenmesi başvurusuna ilişkin süre de koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay şeklinde değiştirilmiş olup, yenilemeye ilişkin değişiklik 10 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.