Ercüment Erdem Av. Ecem Süsoy

Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı

Haziran 2016

Tasarının Amacı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na 06.04.2016 tarihinde sunulan Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı[i] (“Tasarı”) ile; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması amaçlanmaktadır. Tasarı’nın gerekçesinde (“Gerekçe”) de belirtildiği üzere, Türkiye’nin ekonomik gelişimine paralel olarak sınai mülkiyet hakları alanında önemli gelişmeler olmuş, başta patent, marka ve tasarım olmak üzere başvurularda çok önemli artışlar yaşanmıştır. Sınai mülkiyet alanında yaşanan gelişmeler doğrultusunda ve Avrupa Birliği düzenlemeleri ve uluslararası anlaşmalara uyum sağlanması amacıyla oluşturulan Tasarı’nın; ihtiyacı karşılaması, uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirmesi ve teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir.

Tasarı’nın; marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretlerin korunmasına ilişkin ayrı ve dağınık düzenlemeleri tek bir çatı altında topladığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, Gerekçe’de de belirtildiği üzere, geçtiğimiz iki yıllık süre içerisinde 551 sayılı KHK ile 556 sayılı KHK’nın bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce, “Gayri maddi mallar kapsamında bulunan fikri ve sınai mülkiyet haklarının Anayasa’nın ikinci kısmının ‘Kişinin Hakları ve Ödevleri’ başlıklı ikinci bölümünün 35’inci maddesinde yer alan mülkiyet haklarından olduğu, Anayasa’nın 91’inci maddesinin birinci fıkrasında ise ‘Sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ve dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler…’in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin belirtildiği” gerekçesiyle Anayasa m. 91/1’e aykırılıktan iptaline karar verilmiştir. Bu itibarla, temel haklardan olan mülkiyet hakları kapsamında yer alan sınai mülkiyet haklarının tamamının kanunla düzenlenmesi suretiyle Anayasa Mahkemesi iptallerinin önüne geçmek ve mevcut durumda Kanun Hükmünde Kararnameler ile yapılan düzenlemenin tamamının ‘kanunla’ düzenlenmesi amacıyla Tasarı hazırlanmıştır.

Tasarı’nın ne zaman kanunlaşacağı henüz belirsiz olsa da Tasarı’nın kanunlaşması ile birlikte, sınai mülkiyet alanında önemli gelişmeler ve değişiklikler doğacağını söylemek mümkündür. Tasarı ile getirilen temel düzenlemelerden bazıları aşağıda kısaca incelenmiştir.

Tasarının Getirdikleri

Marka

Tasarı’nın Birinci Kitabında markalara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Tasarı ile, tescilli markaların piyasada daha etkin kullanımının sağlanması, kullanılması düşünülmeyen mal ve hizmetler için marka tescil talebinde bulunulmasının önüne geçilmesi ve marka kullanımının özendirilmesi hedeflenmiştir.

Marka olabilecek işaretler, TRIPS’in 15’inci maddesi ile yeni AB Marka Direktifi ve AB Marka Tüzüğüne uygun olarak Tasarı’da yeniden düzenlenmiştir. Mevcut düzenlemede yer alan ‘çizimle görüntülenebilme’ koşulu yerine yeni marka türlerinin tesciline de imkan verebilecek şekilde “İşaretin, marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması” koşulu eklenmiştir. Böylece ekonomik ve özellikle teknolojik gelişmelere bağlı olarak birçok ülkede tescil edilebilen ses ve hareket markası gibi yeni marka türlerinin ülkemizde de tescilinin önü açılmıştır. Ayrıca, marka olabilecek işaretler sayılırken sınırlı sayı ilkesinin benimsenmediği görülmektedir.

Marka tescilinde mutlak ret nedenleri ile nisbi ret nedenleri yeniden düzenlenmiştir. Tasarı’nın marka tescilinde nisbi ret nedenlerini düzenleyen 6’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasında, niteliği gereği nisbi bir hak içeren Paris Sözleşmesi 1’inci mükerrer 6’ncı maddesi anlamındaki tanınmış markaların aynısı veya benzeri niteliğindeki marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği hükmü düzenlenmiş olup bu düzenleme ile 556 sayılı KHK’da ‘mutlak ret nedenleri’ arasında yer alan bu husus, AB ve yurtdışı uygulamalarla uyumlu olacak şekilde ‘nisbi ret nedenleri’ arasına eklenmiştir.

Tasarı uyarınca, Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılacaktır. Böylece, bir marka başvurusunun, tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itiraz süresinin üç aydan iki aya indirilmesiyle, tescil süresinin hızlandırılmasının amaçlandığını söylemek mümkündür.

Tasarı’nın 189’uncu maddesinde, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yayımı tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe girmek üzere markaların Türk Patent Enstitüsü (“TPE”) tarafından iptali düzenlenmiştir. Buna göre, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilecektir. Ayrıca, marka sahibinin gerekli önlemleri almaması sonucu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi, markanın kalitesi, niteliği veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması, garanti markası veya ortak marka teknik şartnamesine aykırı kullanımın olması halinde marka idari olarak iptal edilecektir.

Tasarı’nın 14’üncü maddesi uyarınca, Markaların Uluslararası Tescili Konusundaki Madrid Sözleşmesi ile İlgili Protokol kapsamında yapılan bir uluslararası başvuru TPE’ye doğrudan yapılan bir başvuruyla aynı sonuçları doğuracaktır.

Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı

Tasarı ile coğrafi işaretlerin yanı sıra geleneksel ürün adlarına da koruma sağlanması öngörülmüştür. Düzenleme yapılırken, 1151/2012 sayılı Tarım Ürünleri ve Gıda Maddeleri Hakkındaki Kalite Düzenlemelerine ilişkin AB Konsey Tüzüğü örnek alınmıştır. Geleneksel özellik taşıyan ürünlerden coğrafi işaret kapsamına girmeyenlerin ‘geleneksel ürün adı’ olarak tescil yoluyla korunmasına ilişkin düzenleme getirilmiştir.

İnceleme aşamasında reddedilen başvurular için 555 sayılı KHK kapsamında karara itiraz sistemi düzenlenmemiştir. Oysa Tasarı uyarınca, başvuru sahipleri, TPE tarafından reddedilen başvurulara ilişkin olarak, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde TPE’ye itiraz edebilir. Bununla birlikte, Bültende yayınlanmış başvurulara karşı altı aylık itiraz süresi üç aya indirilerek tescil süresinin kısaltılması amaçlanmıştır.

555 sayılı KHK uyarınca coğrafi işaretin tescili için yapılan başvurulardaki bilgiler, Resmi Gazete, yerel gazete ve yüksek tirajlı gazetelerde yayımlanmaktadır. Ancak yüksek tirajlı gazetelerdeki ilan işlemleri yüksek maliyet getirdiğinden ve ilan maliyetinin azaltılması amacıyla başvuruların sadece Bültende yayınlanması Tasarı’da öngörülmüştür.

555 Sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmelik’te coğrafi işareti tescil ettirenlerin yapacağı/yaptıracağı denetime ait raporların her on yılda bir TPE’ye sunulması gerektiği düzenlenmiştir; ancak Tasarı ile bu sürenin iki yıla indirilmesiyle denetimin etkin hale gelmesinin amaçlandığı görülmektedir.

Ek olarak, ülke ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip yeni bir daire başkanlığının kurulması amacıyla, halihazırda Markalar Dairesi Başkanlığı altında yürütülen işlemlerin Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanlığı altında yeniden yapılandırılması öngörülmüştür.

Patent ve Faydalı Model

Patent ve faydalı model verilme süreçlerinin basitleştirilmesi ve hızlandırılması için uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi, hak sahipleri ile firmalar arasında ciddi hukuki problemlere sebep olan ve suiistimale açık olan incelemesiz patent sisteminin kaldırılması, verilen patentlere tescil sonrası itiraz edilebilmesi, faydalı model başvurularına araştırma raporu düzenlenmesi, üniversitelerdeki mevcut buluş potansiyelinin ortaya çıkarılması ve ekonomiye kazandırılması amacıyla üniversite mensuplarının buluşlarının hak sahipliğinin yükseköğretim kurumlarına verilmesi yönünde düzenlemelere gidilmektedir. Bu suretle Tasarı’da patent ve faydalı model sisteminin daha nitelikli ve sağlıklı bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir.

Tasarım

Tasarı’nın ‘Tasarım’ başlıklı Üçüncü Kitabı ile getirilen düzenlemelerle; uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirilmesi ve Avrupa Birliği düzenlemeleri ile taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara, özellikle Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Tesciline İlişkin Lahey Anlaşmasının Cenevre Metnine tam uyumun sağlanması ve düzenlemede, işlemlerin kullanıcı ihtiyaçlarına uygun olarak basit, hızlı ve en az bürokrasi ile sonuçlandırılması için mevzuatın sistematik, açık ve anlaşılır hale getirilmesi amaçlanmıştır.

554 sayılı KHK düzenlemesine bakıldığında, başlığında ‘Endüstriyel Tasarım’ kavramına yer verilmiştir; ancak tasarım koruması için tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün endüstriyel yolla üretiminin gerekli olmaması nedeniyle Tasarı’nın Üçüncü Kitabı yalnızca ‘Tasarım’ başlığıyla düzenlenmiştir.

Tasarıdaki bir başka düzenleme uyarınca, tasarım tescil başvurularının incelenmesi ile ilgili usul ve esaslar yeniden belirlenmiştir. Tasarım ve ürün tanımına uygun olmayan, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı, dini, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescile izin vermediği işaretlerin uygunsuz kullanımını içeren, yeni olmadığı anlaşılan tescil taleplerinin TPE tarafından resen reddedilmesi düzenlenmiştir. Ayrıca, Tasarıda yapılan diğer bir önemli düzenleme uyarınca, yayımlanmış tasarım tescillerine TPE nezdinde yapılacak itirazlarla ilgili altı aylık kanuni itiraz süresi üç aya indirilerek, tescil süreci kısaltılmıştır.

Ayrıca, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca öğretim elemanı sayılan kişiler tarafından yapılmış tasarımların, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların, öğrenciler ve ücretsiz olarak belirli bir süreye bağlı olmaksızın hizmet gören stajyerlerin yapmış olduğu tasarımlarda da hak sahipliğinin, bunları çalıştıranlara ait olduğu düzenlenmiştir.

Sonuç

Sınai mülkiyet hakları alanında Türkiye’de yaşanan önemli gelişmeler doğrultusunda ve Avrupa Birliği düzenlemeleri ve uluslararası anlaşmalara uyum sağlaması amacıyla oluşturulan Tasarı’nın; ihtiyacı karşılaması, uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirmesi ve teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Tasarı’da sıralandığı üzere, 5000 sayılı Kanun ve 5147 sayılı Kanun’un çeşitli hükümleri, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK yürürlükten kalkacaktır.



[i] Tasarı metni için bkz. http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0699.pdf (Son erişim tarihi: 15.07.2016)