Ercüment Erdem Av. Merve Bakırcı

Şirket Bölünmelerinde İşçi Hak ve Alacaklarının Devri

Ağustos 2019

Giriş

6012 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), bir şirketin belirli bölüm veya işlerini başka bir şirkete veya bölünme suretiyle kurulacak yeni bir şirkete devrettiği şirket bölünmelerine ilişkin hükümleri düzenler.

Bölünmeler bir tür yeniden yapılandırma yöntemi olup, şirketler farklı nedenlerle ve farklı şekillerde bölünme gerçekleştirebilirler. Örneğin bir şirket, risk yönetimi, pazarlama, finansal ve ekonomik nedenlerle bölünme yapmayı tercih edebileceği gibi, tam veya kısmı bölünmeyi de seçebilmektedir[1]. Tam bölünmede, şirketin tüm malvarlığı ve işleri bölünerek devralan şirkete devredilir ve devreden şirketin ortakları payları iktisap eder[2]. Devreden şirketin hukuki varlığı sona erer ve devralan şirket devredilen malvarlığı veya işlerle hukuki varlığa sahip olur. Kısmi bölünmede ise, şirketin bazı malvarlığı ve işleri bölünerek devralana geçirilir ve devreden şirketin ortakları payları iktisap eder[3]. Bu durumda, devreden şirket, devredilen malvarlıkları ve işler olmaksızın hukuki varlığını sürdürebilir.

Bunula birlikte, bölünme işlemlerinin doğası gereği, devralan şirketin ticari fonksiyonlarını gerçekleştirebilmesi için hem kısmi hem tam bölünme işlemleri, varlıkların, işlerin, sözleşmelerin ve işçilerin devredilmesini gerektirir. Bu hukuk postası makalesi kapsamında ise tam veya kısmi bölünmelerde işçilerin ve dolayısıyla işçi hak ve alacaklarının devrine yoğunlaşılacaktır.

Bölünmelerde İşçilerin Devri

Bölünme işlemleri devralma ve birleşmelerden nitelik olarak farklıdır. Önceden belirtildiği gibi, bölünme işlemlerinde, belirli varlıklar, sözleşmeler ve işçiler otomatik olarak devralan şirkete devredilir. Bu doğrultuda bölünme işlemlerinde devredilen işçilerin devreden şirkete karşı tüm hak, menfaat veya alacakları da devralan şirkete geçer. Bu nedenle, devreden şirketin, devredilecek işçilerini seçmeleri önem arz eder.

4857 Sayılı İş Kanunu Uyarınca İşçilerin Devri

Bölünme işlemlerinin özellikli yeniden yapılandırma nitelikleri nedeniyle ve bu işlemlerde işçileri koruma amacıyla, hem İş Kanunu hem de TTK’da işçi haklarının devrine ilişkin belirli hükümler bulunur.

İş Kanunu’nun 6(1). maddesi uyarınca “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.” Görüldüğü üzere, bu madde uyarınca devralan şirket, işçilerin devrini içeren tüm işlemlerde, devredilen işçinin hak ve yükümlülüklerini de devralmakla yükümlüdür. Böyle bir durumda, işçinin tüm hakları, devreden şirkette işe başladığı tarihe göre devam eder. İş Kanunu’ndaki söz konusu bu özel koruyucu hüküm doğaldır, zira bir şirkette 15 yıldır çalışan bir işçinin, devralan şirkette yeni işe başlamış bir işçi gibi nitelendirilmemesi gerekir. Böyle bir durumda işçi kıdem, kıdem tazminatı, tatil gibi şirketteki haklarını yitirebilecektir. Bu koruma o kadar önemlidir ki, madde 6(3) uyarınca devralan şirketin devredilen işçilere ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, devreden şirket de işçinin devirden önce doğmuş olan ücret, prim, tatil ve ilgili ödemelerinden 2 yıl boyunca devralan şirketle birlikte sorumludur.

Öte yandan, madde 6(4) uyarınca tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.” İlgili Madde, 2 yıl boyunca birlikte sorumluluk hükümlerinin uygulanmayacağı hukuki işlemleri sayar ve bu listelenen işlem türlerinin (birleşme, katılma, tür değişikliği) sonucunda devreden şirketin varlığının sona erdiği ve dolayısıyla devralan ile sorumluluğu paylaşabilecek bir hukuki varlık kalmadığı belirtilmelidir. Bu bağlamda, her ne kadar maddede listelenmemiş bir işlem türü olsa da, 2 yıl boyunca birlikte sorumluluk hükmünün tam bölünmelerde de uygulanmayacağı zira devredenin, devralan ile sorumluluk paylaşabilecek bir varlığı kalmadığı söylenebilecektir. Öte yandan, hükmün koruma amacı göz önüne alındığında, kısmi bölünmelerde 2 yıl boyunca birlikte sorumluluk hükümlerinin uygulanabileceği söylenebilecektir, zira m. 6 altında ilgili kuralın uygulanmayacağı işlem türlerinden biri olarak sayılmaz. Her halükarda, aşağıda açıklanacağı üzere, bir çalışan, devreden ile devralanın zaman sınırlaması olmaksızın birlikte sorumlu olacağını belirten TTK hükümlerinden de yararlanabilir.

TTK Uyarınca İşçilerin Devri

İş Kanunu’na ek olarak, yukarıda belirtildiği üzere, TTK’da bölünme işlemleri hallerinde işçi devirlerini düzenleyen özel hükümler bulunur. Dolayısıyla bu durum, pratikte hangi hükümlerin uygulanacağı konusunda belirsizlik yaratabilir. Bununla birlikte, ihtilaflı hükümler olması halinde, TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği söylenebilecektir. Şöyle ki, İş Kanunu hükümleri herhangi bir türdeki işlemdeki işçi devirlerini düzenlerken, TTK hükümleri özellikli olarak bölünme işlemlerine özgüdür ve bölünme işlemlerinde bu işlemden etkilenecek işçilerin korunması amacını taşır[4].

Bu kapsamda, madde 178(1) uyarınca, tam veya kısmi bölünmede “işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer.” Açıkça görüldüğü üzere, TTK işçilere iş sözleşmelerinin devrine itiraz imkanı tanıyan özel bir hüküm içerir. Böyle bir durumda, işçinin iş sözleşmesi ihbar süresinin sonunda sona erer.

Ek olarak, madde 178(3) uyarınca TTK eski işveren ile devralanın, işçinin bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile hizmet sözleşmesinin normal olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği tarihe kadar geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen sorumlu olduğunu düzenler. Görülmektedir ki, İş Kanunu’ndan farklı olarak TTK, birlikte sorumluluk kuralını 2 yıl ile sınırlamaz. Bu durum ise işçiye ek bir koruma sağlandığı şeklinde yorumlanabilir. Ancak yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle, bu hükmün tam bölünmelere uygulanamayacağı da söylenebilecektir.

Devredilecek Hak ve Yükümlülükler

Hem İş Kanunu hem de TTK, işçilerin hak ve yükümlülüklerine atıfta bulunmakla birlikte, bu hak ve yükümlülükleri tanımlamamıştır. Ücret, bonus, fazla mesai, tatil ve ilgili ödemelerin işçilerin devredilecek hakları olduğu söylenebilecektir. Ek olarak, ihbar ve kıdem tazminatı gibi işçinin sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklı oluşan ödemelerin de işçilerin devredilecek hakları niteliğinde olduğu söylenebilir. Ancak işçinin madde 178(1) uyarınca devre itiraz etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmayacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmaz. Yine de, işçilerin korunması olan hükmün amacı ve TTK’nın özellikle devre itiraz hakkı tanıdığı göz önüne alındığında, işçinin itiraz halinde herhangi bir hak kaybına uğramaması gerektiği söylenebilecektir[5].

Sonuç

İş Kanunu ve TTK bölünme işlemlerinde işçilerin hak ve alacaklarının devrine ilişkin hükümler içerir. Ancak, TTK’nın söz konusu bu bölünme işlemlerini düzenlemek için özel olarak tasarlanan ve devredilen işçilere daha fazla koruma sağlayan hükümleri göz önüne alındığında, İş Kanunu ile TTK hükümleri arasında bir itilaf olması halinde TTK hükümlerinin uygulanacağı söylenebilecektir. Bu kapsamda, ücret, bonus, fazla mesai, tatil ve ilgili ödemeler, ihbar ve kıdem tazminatları kısmi bölünmelerde devralana devredilir ve devreden de söz konusu bu alacaklardan sorumlu olur. Öte yandan tam bölünmelerde, devralan, işçilerin söz konusu alacaklarından tek başına sorumludur, zira devreden, işlem sonucunda hukuki varlığını yitirir.

[1] Helvacı, Mehmet: Anonim Ortaklıkların Bölünmesi, İstanbul, 2004, s. 9-14.

[2] TTK, m. 159(1)(a).

[3] TTK, m. 159(1)(b).

[4] Süzek, Sarper: İş Hukuku, İstanbul, 2013, s. 202.

[5] Süzek, p. 205; Y9HD, E: 2015/28060, K:2018/22719.