Şirket Bölünmelerinde Malvarlığının Geçişi

Ocak 2016

Türk Ticaret Kanunu (“TTK veya Kanun”) 159’uncu ve devam maddelerinde bölünme hükümlerine yer vererek, şirketlere farklı yapılanma modellerini uygulama ve yeni hukuki oluşumları hayata geçirme imkanı tanımaktadır. Şirketler bölünme yöntemini kullanarak belirli bir malvarlığı unsurunu veya unsurlarını, kanun hükümleri çerçevesinde, mevcut bir veya birkaç ortaklığa ya da bu amacı gerçekleştirmek için yeni kurulmuş ortaklığa devredebilir. Bu sayede şirketler artık bünyelerinde bulundurmak istemedikleri malvarlığı unsurlarını, halen kontrol edebilecekleri bir şekilde aktiflerinden çıkarabilmektedirler.

TTK m. 159/1 bölünme işlemini, tam ve kısmi bölünme olmak üzere iki tür olarak tanımlamaktadır. Tam bölünmede, malvarlığının tümü bölünerek, mevcut veya kurulacak olan bir ya da birkaç şirkete geçer. Bölünen şirket ortadan kalkar ve şirket ortakları, devralan şirketin ortağı haline gelirler.

Kısmi bölünmede ise, bir ticaret ortaklığının malvarlığının bir veya birden fazla bölümü halen mevcut veya yeni kurulmuş diğer ortaklıklara devrolunur. Bölünen şirket ortakları, devralan şirketin ortağı haline gelir. Kısmi bölünen şirket ortadan kalkmaz, elinde kalan malvarlığı değerleriyle varlığını sürdürür.

TTK m. 160, geçerli olarak gerçekleştirilebilecek bölünmeleri düzenler. Bu madde uyarınca, sermaye şirketleri ve kooperatifler, yine sermaye şirketleri ve kooperatiflere bölünebilir. Geçerli olmayan bölünmelerin tür değiştirme yoluyla aşılması mümkündür.

TTK, bölünmede şirket payları ve haklarının korunması hususunda, birleşmeye ilişkin m. 140’a atıf yapar. Bu madde uyarınca, şirket paylarının devamlılığı ilkesi gözetilir. Bölünen şirket ortaklarının, bölünmeden sonra ortaya çıkan şirket yapısı içinde de, mevcut pay sahipliği haklarının karşılanması gerekir. Bu kapsamda, bölünen şirketlerin malvarlıksal değeri ve oy haklarının dağılımı gibi önemli hususlar dikkate alınır.

Bölünmenin uygulanması esnasında sermayenin azaltılması, TTK m. 162’de düzenlenir. Bölünen şirketin malvarlığı unsurlarından bir kısmının şirket bünyesinden çıkarılması nedeniyle sermayesinde bir azalma meydana gelebilmektedir. Sermayenin azaltılması, kısmi bölünmede devreden şirkette bölünen malvarlığının neden olacağı sermaye kaybının önüne geçilmesi ve sermayenin yeni duruma uygunluğunun sağlanması için gerekli olabilir. Hangi koşullarda sermayenin azaltılabileceği ve oranı hakkında, Kanun’da açık bir düzenleme yer almamaktadır. Sermayenin azaltılmasının gerekip gerekmediği, yönetim organı tarafından belirlenir. Yine TTK m. 162’de yer alan sermaye azaltımına ilişkin “Kanunun 473 ve 474’üncü maddeleri uygulanmaz.” düzenlemesi ile sermaye azaltılması işlemleri arasında yer alan yönetim kurulu raporu hazırlanması ve alacaklılara çağrı işlemleri yapılmadan sermaye azaltılmasına izin verilerek bölünme işlemi daha pratik bir hale getirilmiştir.

Bölünme işlemi neticesinde bölünen şirketin bünyesinden çıkarılan malvarlığı unsurunun devralan şirketin bünyesine geçişi nedeniyle, devralan şirketin malvarlığında bir artış meydana gelecektir. Bu sebeple gerçekleştirilecek sermaye artışı TTK m. 163 ile düzenlenmektedir. Bu madde uyarınca devralan şirket, sermayesini bölünen şirketin pay sahiplerinin haklarını koruyacak ölçüde artırır. Sermaye artırımı kararının, esas sözleşme değişikliklerine ilişkin usule göre alınması gerekir. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken en önemli husus TTK m. 163/2’de yer alan “Bölünmede ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz” düzenlemesidir. Böylece bölünme yoluyla yeniden yapılandırmaya gitmek isteyen şirket için bir kolaylık daha sağlanmaktadır.

Yukarıda da bahsedildiği gibi bölünme, bölünen ortaklığın kendisinden ayrılan bir malvarlığı bölümünün, mevcut veya bölünme için yeni kurulmuş bir ortaklık ile birleşmesi; önce bir bölünme ve daha sonra birleşme işlemidir[1]. Bölünme işleminde bölünme yoluyla şirket bünyesinden çıkarılacak malvarlığı unsurlarının her birinin büyüklüğünün ve değerinin Türk Lirası olarak saptanması ve devir olunacak şirketlere hangi malvarlığının aktarılacağının açıkça belirtilmesi ve listelenmesi gerekir. Bu işlem bölünme sözleşmesinin taraflarınca veya bölünme planını hazırlayan tarafından gerçekleştirilir[2].

Tam ve kısmi bölünmelerde bölünen ortaklığın malvarlığı parçalara bölündüğü için, bölünmede devrolunan ortaklığın malvarlığı bir bütün halinde değil, bölünmüş parçalar şeklinde devralan veya yeni kurulan ortaklığa intikal eder. Bu sebeple, bölünmede “kısmi külli halefiyet” ilkeleri söz konusu olur. Kısmi külli halefiyet, külli halefiyetin ilkelerine bağlıdır. Tek farkı külli halefiyetin parçalara özgülenmiş hali olmasıdır[3]. Ek olarak TTK md. 159’un madde gerekçesinde de kısmi bölünmede devredilen malvarlığının bölünme sonucunda kısmi külli halefiyet yolu ile devralan şirkete geçtiği belirtilir.

Bölünmenin pratik uygulanabilirliği bakımından en önemli konulardan biri de, bölünmenin geçerli olmasıyla birlikte hukuki geçişin gerçekten, kanundan kaynaklanan şekilde, tek işlemle (“uno actu” ve “ipso iure”) sonuçlanmasıdır. Böylece, doktrindeki yerleşik görüş uyarınca bölünmeye dahil olan ve bölünen şirkete bağlanmış bulunan tüm sözleşmeler, tek bir işlem ile yasa gereği kendiliğinden devralan şirkete veya şirketlere geçer.

İşlem sırası açısından bakıldığında yönetim organı, onaylanan bölünme kararının tescilini ister. Yine kısmi bölünmede, devreden şirketin sermayesinin azaltılması gerekiyorsa, sermaye azaltımına ilişkin esas sözleşme değişikliği de tescil ettirilir. Bölünme kararının tescilinin birçok sonucu vardır. İlk olarak, bölünme tescil ile geçerlilik kazanır. Ayrıca, tescil anında külli intikal gerçekleşir ve envanterde kayıtlı aktif ve pasifler devralan şirkete geçer. Son olarak, tam bölünmede tescil ile devrolunan şirket infisah eder.

Ek olarak, doktrinde sadece kişiye sıkı surette bağlı bulunan veya niteliği gereği devri mümkün olmayan ya da devir yasağına tabi olan sözleşmelerin bu geçişe dahil olup olmayacağı da tartışmalıdır[4].

Bunun yanında, bölünmenin temel prensibi olan, malvarlığının tek bir işlem ile yasa gereği kendiliğinden devralan şirkete geçmesi prensibi nedeniyle sözleşmelerin de, aksi yönde hüküm bulunmaması halinde, bölünme sebebiyle yeni kurulacak şirkete geçeceğinin kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Bölünme işlemi gerçekleştirilirken aktif ve pasif dengesinin de gözetilmesi gereklidir. Bölünme işlemine konu olan malvarlığı unsurunun aktif ile pasifinin dengeli bir şekilde belirlenmesi gerekir. Bölünme işlemi ile ayrılacak malvarlığı unsurunda hem aktif hem de pasif bulunmalıdır. Sadece pasif devri mümkün değildir. Aksi halde bölünen ortaklığın ortaklarının, devralan ortaklıkta iktisap edecekleri paylar için gerekli karşılık mevcut olmaz. Ancak aktif ve pasifin bir birine denk olması şartı aranmamaktadır[5].

Bölünmeye konu olmayan, bölünmenin dışında kalan malvarlığı özellikle tam bölünme açısından önem arz etmektedir. Bölünme Sözleşmesi veya bölünme planında bu bölünme dışında kalan malvarlıkları için düzenlemeler getirilebilir. Eğer böyle bir düzenleme mevcut değilse TTK m. 168’de yer alan hükümler uygulanır. Hükmün birinci fıkrası tam ve kısmi bölünme halinde uygulanacak kuralları düzenlemektedir. Buna göre, bölünme sözleşmesinde veya bölünme planında tahsisi yapılmayan malvarlığı konuları üzerinde; a) Tam bölünmede, devralan tüm şirketlerin, bölünme sözleşmesi veya planına göre kendilerine geçen net aktif malvarlığının oranına göre, devralan tüm şirketlere paylı mülkiyet hakkı düşeceği; b) Kısmi bölünmede söz konusu malvarlığı, devreden şirkette kalacağı öngörülmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, alacaklara ve maddi olmayan malvarlığı haklarına da birinci fıkra hükmü kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre de, tam bölünmeye katılan şirketler, bölünme sözleşmesi veya bölünme planına göre herhangi bir şirkete tahsis edilmeyen borçlardan müteselsilen sorumludurlar.

Sonuç olarak, ticaret ortaklıklarına yeniden yapılanma ve hatta mali durumlarını düzenleme imkanı tanıyan bölünme işlemi halihazırda ticari hayatta çokça uygulanan bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Bölünme işleminin ana unsuru olan malvarlığının geçişi ve buna bağlı olan sonuçlar uygulamada sıkça tartışma konusu olmaktadır. Halbuki, bölünme işleminin sağladığı imkanlardan en efektif şekilde istifade edilmesi, yeniden yapılanmak isteyen şirketler için oldukça pratik çözümlere ulaşılmasını sağlayacaktır.



[1] Tekinalp Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 731.

[2] Tekinalp Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 731.

[3] Tekinalp Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2013, s. 666.

[4] Pulaşlı Hasan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Şirketler Hukuku Şerhi, Ankara 2011, s. 203.

[5] Tekinalp Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 727.