Şirketler Topluluğu Kapsamında Bildirim Ve Tescil Yükümlülükleri

Ekim 2013

Bilindiği gibi şirketler topluluğu kavramı, 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiyordu. Ticari hayatın gereklerinin hukuka da yansıtılması için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile şirketler topluluğu düzenlenerek hakim şirket karşısında zayıf durumda olan bağlı şirketin bağımsızlığını ve piyasada şeffaflığı gözetici hükümler getirildi.

Şirketler topluluğu TTK’nın 195 ila 210. maddeleri ile Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin (“TSY”) 105 ila 107. maddeleri arasında düzenlendi. Bu düzenlemeler ile Türk hukukunda hakimiyet ve şirketler topluluğu tanımlanırken bunların varlığına bağlı olarak kimi yükümlülük ve sorumluluklar da getirildi. TSY düzenlemesi, TTK ile aynı kapsam ve doğrultuda olmakla beraber bazı konular bakımından dikkate alınması gereken bazı hükümler bulundurur.

Hakimiyet

Şirketler topluluğu ile ilgili temel kavramlar TTK 195’te yer alır. 195 uyarınca hakimiyet bir şirketin sermayesine katılma yoluyla sağlanabileceği gibi sermayeye katılma söz konusu olmaksızın sadece sözleşmesel olarak da kurulabilir. Bir ticaret şirketinin diğer bir ticaret şirketinde doğrudan veya dolaylı

-Oy haklarının çoğunluğuna sahip olması,

-Şirket sözleşmesi uyarınca yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçilmesini sağlama hakkını haiz olması,

-Kendi oy hakları ile birlikte, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına ya da diğer pay sahipleri ile oy haklarının çoğunluğunu oluşturması veya,

-Bir ticaret şirketinin diğer bir ticaret şirketini bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutması hallerinde ilk şirket hakim, ikinci şirket ise bağlı şirket olur.

Hakimiyetin bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla kurulması durumu da dolaylı hâkimiyet olarak düzenlenir.

TTK 195 bu durumların yanında aksi ispatlanması mümkün olan bir karine de getirir. Buna göre, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığını gösterir. Şirketi yönetebilecek kararların ne olduğu konusunda bir düzenleme yoktur ve doktrin ve uygulamaya bırakılır.

Şirketler topluluğu

Şirketler topluluğu, bir ticaret şirketi ile buna doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan en az iki ticaret şirketinden meydana gelir. TTK 195 düzenlemesinde şirketler topluluğundan bahsedebilmek için bir hâkim şirket ve bir bağlı şirketin varlığının yeterli olup olmadığı konusunda açıklık bulunmuyordu. TSY ile bu konu açıkça düzenlenerek, bir şirketler topluluğunun bir ticaret şirketi ile buna doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan en az iki ticaret şirketinden meydana geleceği belirtildi.

Belirtilmedir ki TTK 195 ve TSY 107 uyarınca ticaret şirketi olmayan bir teşebbüse, doğrudan veya dolaylı olarak bağlı birden fazla ticaret şirketinin bulunması durumunda da şirketler topluluğu meydana gelir ve teşebbüs topluluğun hâkimi olur.

Bildirim ve Tescil Yükümlülüğü

TTK, bağlı şirketin hâkim şirket karşısında bağımsızlığının korunması için bazı yükümlülükler getirir. Bunlardan biri pay devirlerinde bildirim ve tescil yükümlülüklerinin düzenlendiği 198. maddedir.

TTK 198’e göre, bir sermaye şirketinin sermayesindeki pay oranlarının, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde beş, on, yirmi, yirmi beş, otuz üç, elli, altmış yedi ve yüzde yüz eşiklerini aşması veya bunların altına düşmesi sonucunu yaratan pay devirleri, payı iktisap edilen şirkete ve diğer yetkili makamlara bildirilir.

Gerekçede, şirketlerin bildirim ve tescil yükümlülüğüne yol açan katılma eşiklerinin belirlenmesinde, azlık hakları, karşılıklı katılma sınırları, hakimiyet karinesi vb. gibi olgular dikkate alındığı belirtilmektedir. Diğer yetkili makamlar, duruma göre, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Rekabet Kurumu ve Hazine gibi özel kurumlar ve hükümet kuruluşlarıdır.

TSY 107, fıkra 5 uyarınca, eşikleri aşan veya altına düşen ticaret şirketi veya teşebbüs, pay iktisabından itibaren on gün içinde payları devredilen şirkete yazılı olarak bildirimde bulunur. Bildirimleri alan sermaye şirketleri, kayıtlı bulundukları müdürlüğe bu bildirimleri, bildirimin alındığı tarihten itibaren on gün içinde tescil ve ilan ettirir.

Belirtilmelidir ki yukarıda belirlenen oranlarda pay devralınması veya elden çıkarılması halleri ayrıca yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında da açıklanmalı ve şirketin internet sitesinde ilan edilmelidir.

Benzer bildirim yükümlülüğü, teşebbüs veya ilgili sermaye şirketinin yöneticileri bakımından da getirilmiş ve yöneticilerin, kendileri, eşleri, velayetleri altındaki çocukları ve bu sayılan kimselerin en az yüzde yirmi oranında ortak olduğu şirketlerin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili bildirimde bulunmaları zorunlu kılınmıştır.

Eşiklerin aşılması veya altına düşülmesi halinde bildirim devre konu bütün paylar bakımından yapılır, sadece eşiği aşan paylara yönelik değildir.

Uygulamada, payları eşiğin altına düşen veya üstüne düşen şirket, payları devredilen şirkete bir bildirimde bulunur ve payları devredilen şirket de bunu bağlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne bir beyan ile bildirir. Payları devredilen şirketin beyanı ticaret sicilinde tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilir.

TSY 107’ye göre dolaylı iştiraklerin bildiriminin söz konusu olması durumunda, dolaylı yoldan eşikleri aşan veya eşiklerin altına düşen tüm teşebbüs veya ticaret şirketleri için bildirim, bunlardan herhangi biri tarafından tümü için yapılabilir. Yani örneğin hakim şirket ile bağlı şirket arasında hakimiyet başka bağlı şirketler aracılığı ile kuruluyor ise ve gerçekleşen pay devrinden ötürü dolaylı olarak birden fazla şirketin pay sahipliği durumunda değişiklik oluyorsa bildirim tek seferde tek bir şirket veya teşebbüs tarafından yapılabilmelidir.

Bildirim ve Tescil Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi

Tescil ve ilan yükümlülüğü için öngörülen sürede ilgili müdürlüğe başvuru yapılmadığı takdirde, devre konu paylardan doğan pay sahipliği hakları donar. Bu oy hakkının da kullanılamayacağı anlamına gelir. Oyların karar nisabını etkilemesi durumunda kararın geçersiz hale gelmesi söz konusu olur. Bu süre hak düşürücü değildir, tescil yükümlülüğünün yerine getirilmesi ile pay sahipliği hakları da kullanılır.

Sonuç

Bildirim yükümlülükleri, piyasada şeffaflığın sağlanmasını amaçlayarak ve kamuya açıklayıcı olması bakımından sorumluluk hükümlerinin uygulanması açısından önem kazanır. Ancak yükümlülüğe uyulmaması şirket kararlarının geçersizliğine dahi yol açabilecek olmasından dolayı önem taşır. Uygulamada tescil prosedürü bakımından sorunlar çıkmakta olduğu ve sicil müdürlüklerinin kimi zaman on günlük sürenin geçmesi gibi gerekçelerle dahi tescil başvurusunu reddedebildikleri görülmekte, bu süre boyunca pay sahipliği hakları kullanılamamaktadır. Bu gibi özellikle de geçiş döneminden ileri gelebilecek hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından yükümlülüğün yerine getirilmesi dikkatle gözetilmelidir.