Sosyal Sigorta Kapsamında İş Kazası

Temmuz 2010

İş kazası, işyerlerinde oluşan risklere karşı gerekli tedbirlerin alınmaması sebebiyle oluşan zarardır. Bu bakımdan Türk Hukuku’nda “iş kazası” kavramı, hem bireysel iş hukukunu, hem de sosyal sigorta mevzuatını ilgilendirmektedir. Zira İş Kanunuile birlikte Sosyal Sigortalar Kanunu’nda da düzenlenerek güvence altına alınmıştır.

Yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (“

Kanun”

) m. 13 iş kazasını tanımlamaktadır. Bu maddeye göre “iş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, d) Bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.”

  1. 1.Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada kazaya uğraması

Kanun m.11’de sigortalı sayılanların maddi veya maddi olmayan unsurlarla birlikte işlerini yaptıkları yerler “işyeri” olarak tanımlanmıştır. Aynı şekilde üretilen mal veya verilen hizmet açısından işyerlerine bağlı yerler, dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitim yerleri, avlu ve büro gibi diğer eklentiler ile araçlar da işyerinden sayılmıştır. Buna göre, işçinin belirtilen yerlerden herhangi birisinde bulunduğu anda zarara uğraması halinde iş kazası söz konusudur. İşçinin mutlaka çalışma süreleri içerisinde kazaya uğraması da şart olmayıp, işyerinde meydana gelen olay ile zarar arasında illiyet bağı olması yeterlidir.

  1. 2.İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle kazaya uğraması

Burada önemli olan husus kazanın işveren tarafından yürütülen iş sebebiyle meydan gelmesi olup, kazanın mutlaka işyerinde oluşması şart değildir. Örneğin, bir müşterinin evinde elektrik tamiratı yaparken kazaya uğraması hali iş kazasıdır.

  1. 3.Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda iş kazasına uğraması

İşveren bazen sigortalıyı iş için başka bir yere gönderebilir. Bu durumda sigortalı işverenin otoritesi altında olduğundan bu süre içerisinde uğranılan kaza iş kazasıdır. Sigortalı işveren tarafından verilen işi görür iken kazaya uğrarsa yukarıda yer alan b fıkrası, asıl işini yapmaksızın geçen boş zamanında kazaya uğraması halinde ise işbu c fıkrası söz konusu olacaktır. Yargıtay uygulamaları da bu doğrultudadır. Örneğin işveren sigortalıyı başka bir yere gönderdiğinde, işçinin yolda arkadaşlarıyla sohbet ederken bomba patlaması iş kazasından sayılmıştır.

  1. 4.Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda iş kazasına uğraması

Sigortalının kadın Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma şzartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik uyarınca belirlenen süreler içerisinde emzirmek için işyerinden ayrıldığında bir kazaya uğrarsa iş kazası sayılacaktır. Örneğin Yargıtay, emzirmek üzere işyerinden ayrılan kadın sigortalıya araba çarpmasını iş kazası olarak nitelendirmektedir.

  1. 5.Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında iş kazasına uğraması

Bu maddeden anlaşıldığı üzere işveren tarafından sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere götürülüp getirilmeleri esnasında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır. Söz konusu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle taşıtın işveren tarafından sağlanması, ayrıca da sigortalının işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında kazaya uğraması gerekmekte olup, taşıma aracının işverene ait olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir kişiye ait araçla da taşıma işlemi yapılmış olabilir. Burada önemli olan, aracın işveren tarafından sigortalıların işyerine geliş gidişleri için tahsis edilmiş olmasıdır. Daha önce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın 11. maddesinde geçen “toplu olarak götürülüp getirme” ibaresi 5510 sayılı yasadan çıkarılmış ve toplu olarak götürülüp getirilme zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu sebeple sosyal amaçlı olarak toplu taşıma veya bireysel taşıma tahsis edilmesi arasında fark gözetilmemektedir.

Sonuç

İş kazasına ilişkin olarak maddede belirtilen durumlar dışında işçinin zarara uğraması halinde söz konusu olay iş kazası sayılmayacaktır.

Sosyal güvenlik reformu ile iş kazalarının bildirilmesi ve soruşturulmasında işverenler yönünden önemli bir değişiklik yapılmıştır. Buna göre işçinin iş kazası geçirmesi halinde işverenleri tarafından kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu’na da üç iş günü içinde bildirmeleri gerekmektedir. İş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde süre, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Belirtilen sürelerde işverence bildirim yapılmaması durumunda, bildirim tarihine kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği kurumca işverenden tahsil edilir.