Sözlü Savunma Toplantıları İçin Yeni Bir Tebliğ

Mayıs 2010

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 46 ve 47. maddelerinde yer alan Rekabet Kurulu’ndaki(“Kurul”) sözlü savunma toplantılarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 2010/2 sayılıRekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma Toplantıları Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) çıkarıldı.

Sözlü savunma toplantılarının yanı sıra, uygun düştüğü ölçüde, Kurul tarafından gerçekleştirilecek diğer tüm sözlü görüş/bilgi alma toplantılarına da uygulanacağı öngörülen Tebliğ, 24 Nisan 2010 tarihli ve 27561 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğ, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşmanın 101 ve 102. maddelerine İlişkin İşlemlerde Sözlü Savunma Toplantı Memurlarının Davranış Usulleri Kılavuzu (“Kılavuz”) ile büyük benzerlik göstermektedir[1]. Tebliğ’in, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde, Avrupa Birliği Müktesebatı ile Türk Hukukunun uyumlaştırılması çalışmalarının önemli bir yansıması olduğu şüphesizdir.

Sözlü Savunma Toplantısının Amacı

Sözlü savunma toplantısı ile Tebliğ’in asıl amacı Kurul’un nihaî kararını oluşturmasına yardımcı olmaktır. Bu bağlamda, Tebliğ, tarafların dilekçelerinde öne sürmüş oldukları önemli iddiaları Kurul önünde tekrarlamalarını ve Kurul’un da bu noktalar ile ilgili kendilerine soru sormasını sağlamaktadır.

Sözlü Savunma Toplantısının Tarafları / Katılımcıları

Tebliğ, haklarında soruşturma veya nihaî inceleme yürütülen tarafların sözlü savunma haklarının olduğunu öngörmektedir. Sözlü savunma hakkını kullanmak isteyen taraf, bu talebini savunma veya cevap dilekçesinde dile getirir. Fakat Kurul, gerek olduğunu düşündüğü durumlarda, kendiliğinden de sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verebilir.

Bununla beraber, şikâyetçiyle üçüncü kişilerin de sözlü savunma toplantısına katılmalarını sağlamak için, Kurul, toplantı tarihini, yerini, saatini ve toplantıya katılım için başvuru süresini, şeffaflık ilkesinden hareketle, Rekabet Kurumu’nun (“Kurum”) resmî internet sayfasında yayımlar. Bu ilân itibariyle toplantıya katılmak isteyen şikâyetçi, yazılı talepte bulunur, üçüncü kişi ise, toplantı konusu ile ilgili menfaat ilişkisini ortaya koyan bilgi ve belgeleri içeren bir dilekçe ile Kurul’a başvurur.

Kurul ayrıca, kendiliğinden veya soruşturma heyetinin talebi üzerine, toplantı konusu ile ilgili bilgi alabileceği diğer gerçek veya tüzel kişileri de toplantıya davet edebilir. Tebliğ’de, Kılavuz’un aksine dernekler ayrı olarak sayılmamıştır. Ancak Medenî Kanun uyarınca dernekler de birer tüzel kişi olduğundan, bunun bir önemi yoktur[2].

Toplantıya ayrıca, salonun fizikî durumuna göre, dinleyiciler de alınır.

Sözlü Savunma Toplantısının Bildirilmesi

Kurum’un resmî internet sayfasında yayınlanan toplantı bilgilerinin önemi olmaksızın, Kurul, ayrıca taraflar ile katılımcılara, toplantı gününden en az otuz gün önce, sözlü savunma toplantısının davetiyesini gönderir.

Sözlü Savunma Toplantısı

Zamanı ve Süresi. Sözlü savunma toplantısı, birbirini izleyen en fazla beş oturum[3] olarak, soruşturma safhasının bitiminden en az otuz gün, en çok da altmış gün içinde yapılır.

Salonunun Donanımı. Daha önceden bildirilmiş olmak koşuluyla, Kurum, tercüman, işaret dili tercümanı ve tekerlekli sandalye gibi özel ekipman ve imkânlar sağlar. Salonda ayrıca, toplantıları kayda almak için bir kamera sistemi mevcuttur.

Taraf ile Katılımcıların Temsili. Taraflar, Kuruma sözlü savunma toplantısından yedi gün önce bildirmiş olmak ve yetki belgesi sunmuş olmak kaydıyla, toplantıya temsilcileri vasıtasıyla katılabilirler. Temsilcilerin avukat olması gerekli değildir.

İspat Vasıtaları. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş delil ve ispat vasıtalarından yararlanan taraflar ve katılımcılar, kullanacakları delil ve ispat vasıtalarını, gizli olanların üzerine “gizlidir” veya “ticarî sır içermektedir” ifadeleriyle beraber, toplantıdan en geç yedi gün önce Kurul’a bildirirler. Taraflar ile katılımcılar ayrıca Kurum’a tanık listesi sunarak tanık da dinletebilirler. Bununla beraber, taraflar ile katılımcıların uzmana başvurarak bilimsel görüş de alabilirler.

Alenilik İlkesi. Kılavuz’un aksine, Tebliğ’de sözlü savunma toplantılarının aleniliği kabul edilmiştir. Ancak, ticarî sırların korunmasını gerektiren bir durum olması halinde, Kurul tarafından re’sen veya en geç ispat vasıtalarının sunulmasına ilişkin sürenin sonuna kadar tarafların yazılı başvuruları ile toplantının kısmen veya tamamen gizli yapılmasına karar verilebilir. Burada öngörülmüş olan alenilik ilkesi, Anayasa’da yer alması sebebiyle, uygundur[4].

Toplantının Yönetimi ve Düzeni. Toplantı Başkan yönetiminde açılır, yoklama alınır, sonra da, iddialar ile dosya içeriğini kısaca özetlemesi için soruşturma heyetine söz verilir. Soruşturma heyetinin sunumundan sonra ise, sırasıyla şikâyetçilere, üçüncü kişilere, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve taraflara söz hakkı verilir. Tüm bu aşamalarda toplantı düzeninde Başkan sorumludur. Başkan, oturumların sükûnet içerisinde, sağlıklı, tarafsız ve eksiksiz olarak tamamlanabilmesi için gerekli tüm tedbirleri alır. Bu bağlamda, Başkanın toplantıdaki kişileri uyarma ve hatta salonun dışına çıkartmaya hakkı vardır.

Sonuç

Etkinlik, şeffaflık ve hukukî belirlilik ilkelerine dayanılarak çıkarılmış olan bu Tebliğ sözlü savunma toplantılarının hazırlanması ve yapılması aşamalarının usul ve esaslarını belirlemektedir. Kılavuz ile büyük benzerlikler içeren bu Tebliğ, taraflar ve katılımcılar ile toplantı heyetinin önceden sunulmuş olan dilekçelerdeki en önemli noktaları hep beraber tartışmalarını sağlayarak, Kurul tarafından sağlıklı ve doğru kararlar alınmasını sağlamaktadır.


1- Kılavuz’a ulaşmak için bkz. http://ec.europa.eu/competition/consultations/2010_best_practices/hearing_officers.pdf
2- Medenî Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Dernekler, en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları,

tüzel kişiliğe sahip
kişi topluluklarıdır.”


3- Bir gün içinde yapılan çeşitli toplantılar bir oturum sayılır.
4-Anayasa’nın 141. maddesinin birinci şöyledir: “Mahkemelerde duruşmalar

herkese açıktır
. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.”