Ercüment Erdem Av. Naciye Yılmaz

Şubeler Ve İrtibat Büroları

Ağustos 2013

Gelişen ticaret hayatı ile yeni pazarlara erişme ihtiyacı, ticari işletmelerin merkezlerinin yanı sıra, şube ve irtibat bürosu gibi yapılanmalara yönelmesine neden olmuştur. Bu yazı kapsamında, genel hatlarıyla şube ve irtibat büroları, aralarındaki farklar ve kuruluş esasları incelenecektir.

Şubeler

Tanımı ve Unsurları.

6102 sayılı Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) şube tanımı yapılmamıştır. Bununla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (“5174 sayılı Kanun”) 9/2 maddesinde “bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde, kendi başına ticari muamele yapan yerler”in şube olarak değerlendirileceği belirtilir. Dolayısıyla, şubenin unsurları şu şekilde ortaya çıkar: (i) merkeze tabi olma, (ii) bağımsız olma, (iii) ayrı yerde faaliyet gösterme, (iv) ayrı muhasebeye sahip olma.

Şubenin yapacağı işlemler açısından ise, söz konusu işlemlerin merkezin işlemleri ile aynı veya onlarla benzer olması gerektiği belirtilir. Bununla birlikte, şube kendi başına ticari işlem yapar[1].

Sonuçları

TTK, ticari işletmelerin şubeleri için çeşitli yükümlülükler öngörülür. Bunlardan ilki, TTK m. 40/3 uyarınca, ticaret siciline tescil ile 5174 sayılı Kanun’a göre odaya kayıt zorunluluğudur. Şu kadar ki, “merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur.” Aynı hükmün 4. fıkrasında ise, merkezi Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubelerinin, “kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi” tescil olunacağı düzenlenir. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan bir ticari mümessil atanması gerekli olup, ilgili ticari mümessil tam yetkili olmalıdır. Ayrıca, 5174 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, şubelerin bulundukları yerdeki odaya da kayıt ettirilmeleri gerekir.

İkinci husus unvana dairdir. TTK’nın 48. maddesine göre, “her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır.” Merkezi Türkiye’de bulunmayan ticari işletmelerin şubeleri açısından ise, “ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.”

Yukarıdakilere ek olarak, ticari işletmeye dâhil olması nedeniyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nu (“BK”) m. 202 ile TTK m. 11 uyarınca, ticari işletmenin devri halinde, şube devre dâhil olur. Ancak devir sözleşmesinde bunun aksinin öngörülmesi mümkündür.

Usul hukuku açısından ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 14/1 uyarıca, şubenin bulunduğu yerde merkeze karşı dava açma imkânı bulunduğu da belirtilmelidir. Bununla birlikte, söz konusu dava imkânı şubenin işlemleri ile sınırlıdır.

Açılışı.

İstanbul’da şube açmak isteyen ticari işletmeler belirli bir harcın yanında ticaret siciline çeşitli belgeleri sunarak başvuru yapmalıdır. Bu belgeler, merkezi yurtiçinde ve yurtdışında olan ticari işletmeler açısından farklılık arz eder. Ancak ticari işletmenin türü açısından (limited şirket, anonim şirket vs.) talep edilen belgelerde farklılık bulunmamaktadır[2].

İrtibat Büroları

Tanımı ve Unsurları.

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin (“Uygulama Yönetmeliği”) 6. maddesi uyarınca, Ekonomi Bakanlığı, yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni vermeye ve bu izinlerin süresini uzatmaya yetkilidir. Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesinde ise, irtibat bürolarının faaliyet alanları belirlenir. Dolayısıyla, irtibat büroları, ticari faaliyetler dışında, Türkiye’de, temsil ve ağırlama, Türkiye’deki tedarikçilerin kalite ve standart açısından kontrolü, denetimi ve tedarikçi temini, haberleşme ve bilgi aktarımı, planlama, araştırma yapma gibi görevleri yürüten, ana şirkete bağlı temsilcilikler olarak tanımlanabilir.

Türkiye’de yerleşik olmayan ticari işletmeler, Türkiye’de şube açabilecekleri gibi, irtibat bürosu da açabilirler. Ancak irtibat büroları, şubelerin aksine ticari faaliyette bulunamaz. Dolayısıyla, irtibat bürolarının masrafları yurt dışındaki ticari işletme tarafından karşılanır.

Açılışı

Türkiye’de irtibat bürosu açmak isteyen ticari işletmeler Ekonomi Bakanlığı’na gerekli belgeler ile birlikte başvuruda bulunur. Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesi uyarınca Ekonomi Bakanlığı en çok üçer yıllık süreler için izin verir. Bu nedenle, izin süresinin sona ermesinden önce, izni uzatmak için Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne başvuru yapılmalıdır.

Kuruluş başvurusu kapsamında, gerekli belgeler, Uygulama Yönetmeliği’nin 7. maddesinde düzenlenir. Buna göre, Türkiye’de irtibat bürosu kurmak için gerekli olan belgeler aşağıdaki gibidir:

  • Başvuru formu,
  • İrtibat bürosu tarafından yürütülecek işlerin kapsamını ve büronun ticari faaliyet yürütmeyeceğine ilişkin taahhüdü içeren beyanname ve beyannameyi imzalayan yabancı şirket yetkilisinin imza yetkisini gösterir belge
  • Yabancı şirkete ait ve ilgili Türk Konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre tasdik edilmiş faaliyet belgesi,
  • Yabancı şirket hakkında hazırlanmış faaliyet raporu veya bilanço ve gelir tablosu,
  • İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmekle görevli olarak atanan kişiye/kişilere verilecek yetki belgesi,
  • Ve irtibat bürosunun kuruluş işlemlerinin başka bir kimse aracılığı ile yürütülmesi durumunda, vekâletname.

Sonuç

Özellikle yurtdışında yerleşik ticari işletmeler, Türkiye’deki iş ilişkilerini yürütmek açısından çeşitli seçeneklere sahiptir. Bu seçeneklerden ikisi, yukarıda detaylandırıldığı üzere, şube açmak veya irtibat bürosu kurmaktır. Ancak ilgili seçenekler değerlendirilirken faaliyetin çerçevesinin belirlenmesi önem taşır. Zira belirtildiği üzere, irtibat büroları ticari faaliyette bulunamaz, fakat ana şirkete pazarla ilgili bilgi sağlama, ana şirketi ilgili pazarda temsil etme amacı taşır. Faaliyet çerçevesinin belirlenmesi akabinde ise, ilgili makamlar nezdinde başvuru ve izin prosedürlerinin izlenmesi gerekecektir.



[1]Poroy, Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, s. 49.
[2]Detaylı bilgi için, bkz. http://www.ito.org.tr